22 Şubat 2012 Çarşamba

Kadınlar Ne İster..?



Kadınlar nasıl çileden çıkarılır, ya da ''Kadınlar ne ister?'' ‘’What Women Want?’’ bir Mel Gibson filmi..

Bunun cevabını en ünlü düşünürler bile bulamamaktan yakınmışken, ben ne yazabilirim ki..? Gelen soruya cevap mahiyetinde, (Kadınlar nasıl çileden çıkarılır, şeklindeydi soru ) acizane kendimce bir şeyler yazmaya çalışacağım...

Kadınlar aşık olunmak,övülmek,değer verilmek, affedilmek, anlaşılmak, anlayış görmek,korunmak, sevgi ve şefkatle sarılıp sarmalanmak (kedi gibi), özel günlerin asla unutulmamasını isterler...

Kısacası erkeğin düşünüp ya da veremeyeceği her şeyi isterler, demişti bir yazar..Kadınlar nasıl çileden çıkarılırlar :

Doğum günleri, evlilik yıl dönümleri,sevgililer günü hatta ilk tanıştığınızda üzerinde hangi kıyafet (hangi renk) olduğuna kadar unutursanız..

Buna bağlı, falan gün falan yere yemeğe gideceğinizi ya da eve gelirken istenen siparişi unuttuğunuzda...

Eve geldiğinizde değiştirilmiş, boyanmış ya da kestirilmiş saçlarını kapıdan girer girmez fark edip; beğeninizi ifade etmediğinizde. (Yani bu kadar kör bir adam da gitsin gözünü göz bankasına bağışlasın.)☺

Yeni parfümünü fark edip, onu parfüm kokusuyla birlikte bir elektrik süpürgesi vakumu gibi içinize/kendinize çekip öperken; ''gerçi en güzel koku senin teninin kokusudur ama, bu da harika bir parfümmüş'' demediğinizde. (Eşindeki kokuyu fark etmeyen bir burun, zaten burun değil, kanaldır.)☺ 

Hastalandığında, ''canım abartma bir şeyin yok, nane limon kaynat geçer!'' diyerek TV’den gözlerini ayırmayan bir erkek..(Bunu diyeceğine eşine nane-limonu kaynatsa ya da varsa ilaç verse ve şefkatle sararken, doktora götürmeyi gündeme getirse...)

Ön sevişmesiz, duygusuz, ruhsuz eşiyle seviştikten, (adi bir tanımlamayla işi bittikten) sonra; duygusal dokunuş ve sarılışlar/öpüşlerle ilişkiyi tamamlamayıp poposunu dönüp horlayan ve ''yine çok mükemmeldin hayatım'' demeyen bir erkek/kadın...(Böyle bir durum karşısında kadın acı acı yalnızlığını hisseder.)

Evde, mutfakta..kısaca hayatın her alanında karısına yardım etmeyen, masaya bir bardak bile koymaktan aciz erkek de kadını tamamlamış olmaz.

Mutfak demişken, zaman zaman karısına farklılıklar sunmak adına, mesela karısı uyurken, önce kalkıp sabah kahvaltısını hazırlayıp, öpücüklerle eşini kahvaltıya kaldırmayan erkeklerden...(Ki ne kadar zevklidir.)

Kendisine çiçek getirmek için ille sevgililer gününü bekleyen erkek de kadını çileden çıkarır.

Çocukların başta okul olmak üzere, her problemini karısına yıkan erkekler.

Karısının konuşmadan bakışlarından da öte, duygu ve düşüncesini okuyup;ona göre davranmasını bilmeyen erkekler..

Evliliğin/birlikteliğin monotonlaştığını fark edip; çeşitlendirmesini, zenginleştirmesini, farklı eylemlerle beceremeyen erkekler.

Evde tamirat adına bir çivi çakmasını, damlayan musluğu tamirden aciz ve umursamaz erkek de kadını çileden çıkarır.

Bir şey anlattığında, ilgisiz ya da kabaca ''tamam uzatma, anladım!'' diyen bir erkek...

''Seni seviyorum'' demeyi unutan ve eşi söylediğinde de yalnızca ‘’ben de’’ diyen erkek de kadını acaip çileden çıkarır!

Eşinin aile ve akrabalarını eleştiren ya da kötüleyen erkek...

Eşini tatile, değişik yerlere götürmeyen, alış-veriş yaparken sabırlıca saatlerce dolaşmasına tahammül etmenin dışında katılımcı olmayan erkekler de kadını çileden çıkarır.

Kendisine bakım uygulamayan, bakımın sadece kadına has bir mecburiyet olduğunu sanan erkek...(Oysa erkekte de kişisel bakım, kadın kadar önemlidir. Bu da öncelikle ağız,diş,dil bakımından
başlar. Çok kişi diş fırçalarken dilin üst kısmının da fırçalanacağını temizleneceğini bilmez.Terinin kokmamasını sık sık yıkanması gerektiğini, bakımın özellikle cinsel amaçlı olarak el ve parmaklardan başladığını; tırnakların -kadına temasta ilk nokta olarak- çok önemli olduğunu bilmez. İç çamaşırlarının sık sık değişmesi gerektiğini, parfüm kullanmanın şart olduğunu bilmez ya da umursamaz. Hele dişleri katran -nefes kokusu da dahil- erkek/kadınlar bunun birliktelikte nasıl bir uçuruma sebep olduğunu da bilemezler.)

Ön sevişmenin başlangıcının güzel romantik söz ve davranışlar olduğunu bilmeyen erkekler de kadını çıldırtır...

Erkeklerin bilmediği ve anlamadığı en önemli şey; kadın bir kere nefret ya da cinsel soğukluk kuyusuna itilince; bir daha asla oradan çıkmaz. Bu evliliğin artık görünürde var gibi gözüktüğünün ama aslında bittiğinin resmidir. Kadın nefreti erkek gibi değildir ve maalesef kalıcıdır. Erkekte geçici olan bu durumu anlamayan erkekler de kadını manen eşine/sevgilisine karşı öldürürler.

Evlilikte hep yeni kalmanın formülünü önemsemeyen ve bu konuda kendisini ve evini yenilemeyen, eserler okuyup geliştirmeyen erkek (her iki taraf da) kadını çileden çıkarır.

Dağınık savruk ve arkası sürekli toplanan bir erkek de kadını çileden çıkarır.

Bir çırpıda aklıma gelenler bunlar. Şüphesiz satır başları yaptığım prensipleri açmak bir yazının sınırlarını aşar ve kadın nasıl çileden çıkar konusu etrafında, ilave edilecek pek çok şeyin olduğu muhakkak.

Bugün boşanmaların temelinde, yukarıda saydığım maddelerin de etkisi inkar edilemez.

Bir düşünür ''Ordular idare ederim, bir kadını idare edemem!'' demişti. İşte bence en büyük san’atların başında gelir, bir kadının gönlünde hep ve yine, yeniden yeni kalmak kalabilmek. 

Dibin Notu: Normal kadından ve onun tabi beklentilerinden söz ediyoruz; kadınlık ve adamlık onurundan uzak arıza tiplerden değil!

*Bu yazımı ilk kez  Temmuz 2011'de Blogcu'da yayınlamıştım.