30 Temmuz 2012 Pazartesi

Nerden Bileceksin..


Şu koskoca alemden yalnızlık aldığımı,
Nihayet öldüğümü nerden bileceksin... 

29 Temmuz 2012 Pazar

kalbimin mahcubiyeti


Şiirler ancak Senin için yazılırsa şiirdir..
Sözler ancak Sana olan hasretin ateşinden çıkan ırmaksa makbuldür..
Leyla vefasız, vefa ancak Sende..
Ah kalbimin mahcubiyeti; 
Senin Mecnunun olamadık..!



bir rüyadan uyandım..!



Bir rüyadan uyandım..!
Nasıl aldanmış ve adanmışsam,
Uyandım işte..
Hayallere gem vurma vakti,
Bu kadar saflık da yetişir hani..!
Bir rüyadan yuvarlandım..!
Sonra kahırlandım,
Gücendim, 
Hasretlere, pişmanlıklara karıştım..
Bir rüyaymış, nasıl da anlamadım
Uyandım işte,
Keşke hep uyusaydım..!



28 Temmuz 2012 Cumartesi

gönül kuyusu



Gönlümün kuyusuna bir Leyla düşse,
Ben onu çıkarmamak için Yusuf misali kuyuya insem...



24 Temmuz 2012 Salı

unutamazsın...



unutmazsın,kahkahalarımı,
ruhuna dokunuşlarımı,
sana olan sevdamı,
dans edişini bedenimde...
nefesimin rengi kalır teninde,
iz olur, muştu olur, koku olur..
ağlarsın çıldırmış gecelerin koynunda,
yakan pişmanlıklarla...
dudakların dudaklarımı,
için sevgimi,
ülken sevişlerimi arar,
unutamazsın işte beni,
çözemezsin kalbindeki düğümü...









23 Temmuz 2012 Pazartesi

ben seni hayalden öte sevemedim ki yar



Ben seni dünya gözüyle göremedim ki yar..
Saçların nasıl kokar, bilemedim ki yar..
Ellerini avuçlarımda hissetmedim ki..
Gözlerinin derinliklerinde kaybolmadım ki..
Sensiz zamanların prangasını taşıdım yüreğimde..
Bir kez dokunmaklığın, 
Bir kez sarılmaklığın sancısını tattım..
Ben seni dünya gözüyle göremedim ki yar..
Dudaklarının lezzeti nasıldır, yaşamadım ki..
Seninle el ele çocuklar gibi, sahillerde koşmadım ki..
Bana nasıl bakardın, göremedim ki..
Ben seni, ben seni..ben seni hayalden öte sevemedim ki yar...







20 Temmuz 2012 Cuma

Şehr-i Ramazan da ne okuyorum..?



Çok değerli arkadaşımın hediyesi, seri üç kitabın ilkine başladım..''Aşkın Gözyaşları/ Tebrizli Şems'' Sinan Yağmur..

Öncelikle arkadaşım sana sonsuz teşekkürler ediyorum..Hediye almak beni her zaman çok mahcup etmiştir..Hediye vermeye bayılırım, onu da seçmek bana çok zor gelen bir şeydir, alacağım kişi ya beğenmezse kaygısından..

79.sayfasına geldim..Evet kütüphanemizde bulunması ve okunması gereken kitaplardan..
Girişte Nazan Bekiroğlu'nun ''Cümle Kapısı''ndan iktibasa yer verilmesi nefis bir girizgâh olmuş..İşte bir paragrafını üşenmeden yazıyorum:

''Ateş, /Aşk), ağaç, su sadece birer kelimedir sizin için...Bir hikâye kurup, içine yerleştirmeye çabalarsınız hemen bu kelimeleri...Onların hakikatlerini hiç merak etmezsiniz...İç seslerini harflerin...Kanat çırpmalarını, kâinatın ahenkli zikrine katılışını her birinin...Ve sizi nasıl değiştirdiklerini göremezsiniz yaşarken...Siz sadece hikâyelerle ilgilenirsiniz...Hayatınızın bir hikâyesi olmadığı için kelimeleri zorla, o kurduğunuz derme çatma hikâyelerin içine sokmaya zorlarsınız...Emrivaki bir yazım şeklidir bu! Kelimelerin gönlünü almayı bilmezsiniz! Onlara verilen canı hissetmeden, siz, kim olduğunuzu nasıl hissedeceksiniz..Aşkı bilmeden bir kelimeye dokunabilir mi insan?Onu yazıya nasıl sokabilir...Bahçeyi hazırlamadan ağaç fidanını toprağa nasıl dikeceksiniz...Yazının mümbit bahçesi için toprak gereklidir...''

Zaten bir şeyler karalamayı kendime yakıştıramıyordum..Bu paragrafla iyiden iyiye bir düşünce aldı beni..Blog dünyasında tek bir kişi tanıdım, tek bir kişi için sevdasını uzunca yazan, kelimelere döken ve bıktırmadan okunan..Hep hayret ve gıpta ettim..Nasıl her defasında  farklı yazabiliyor ve her gün yazabiliyor diye..

Biz yine kitaba dönersek, inceler incesi nükteler, gamızalar,(nüanslar)la dolu bir eser..Hz.Şems diliyle kaleme alma cesareti ile, farklı boyutlara götürme gayretinde bir yolculuk..
Böylesi bir kitap da, açlıkla daha iyi anlaşılabilir diye sanırım ilahi taksimde bu mübarek ayda payıma sunuldu..

Bu vesile ile, tüm dostlarımın, mübarek kutlu ayın sırlarından/rüyalarından ve hediyelerinden/bahşişlerinden nasiptâr olmalarını, olmamızı Aşkla yaratan Allah'dan niyaz ederim..


18 Temmuz 2012 Çarşamba

ağlamak İstersin.



Ağlamak istersin,
Satırlarca, sayfalarca,
Noktasız, virgülsüz
Bir kahpe ünleme gebe..!
Ağlamak istersin
Yalnızlığına hançer sokarcasına
Ağlamak istersin,
Katıla katıla,sesler arasında karışarak...
Ve ağlamak istersin,
Bir el gelip usulca silsin diye...



16 Temmuz 2012 Pazartesi

her zaman bir mazeretim vardı aşka...



her zaman 
bir mazeretim 
vardı aşka...
bu defa da öyle oldu..!
sen bir yana
ben bir yana savrulduk... 

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Sebepsiz değil..!


Şairler ağlar..
Şairler can yakar..
Ben şair değilim sevgili..
Ben şiire kurban ettim nefsimi..
Şimdi gönlümde yas.
Giderken,
Meraklı bakışlar,
Hitabımın kime olduğunu düşünedursun.
Belki mecaz bir aşka,
Doğum sancım,
Belki de kayıp kentin masum çocuk yüreğine...
Şairler ağlarmış...
Ben şair olamadan ağlıyorsam,
Sebepsiz değil... 

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Şair ruhlar...





Şairlerin ruhları kuyumcu terazi kadar hassas, kelebek kanadı kadar naiftir...
Çoğu kez insanlar onları nasıl kırıp incittiklerini farkına bile varmazlar..!
Zira aynı dünyada, ayrı dünyaları teneffüs ederler... 




5 Temmuz 2012 Perşembe

Zaman ve biz.



En büyük lezzetler bile ''ân''da..
O ''an'' geçince geriye bir süre canlı taze hayaller kalır; sonrası..
Sonrası yok..Kum saati ile akıp gider, adına mazi dediğimiz yere..
Bu söylediklerim özellikle günâhlar için çok daha geçerli...
Sonrası pişmanlıklar ve belki gözyaşı...
Güzel anılar da ise tekrar yaşama hasreti içinde hüzünleniyorsunuz..
Sonuç olarak hani Kur'an'da (mealen) geçtiği gibi, mahşerde insanlar tartışacaklarmış ya: ''Dünya da bir gün kaldık, hayır bir saat idi'' diye..
Hangi yaşta olursak olalım nasıl ki, ölüm hep ''zamansız ve erken'' olacaksa.!
Neyi yaşarsak yaşayalım, iyi-kötü, onlar da geçmeye; hayal/hatıra olmaya mahkûm..
Zamanın sırrı da, kader gibi, ruh gibi çözülemeyecekler arasında...
Bize düşense ''ânı'' doğru,iyi ve güzel yaşamak... 



2 Temmuz 2012 Pazartesi

üşürüm...


Yapraklarım düşer,
Hayallerimin üzerine..
Ve ben,
Üşürüm...