5 Eylül 2012 Çarşamba

''Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır.''


Bob Dylan : ''Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır.''diye çok çok güzel, derin düşünen insanların yalnızca tüylerini değil, yüreklerini de harekete geçiren nefis bir cümleye imza atmış..

Farkındalık dediğimiz şey bu..


Güzeller güzeli Son Elçi'nin selam ve sâlâtların en güzelleri O'na olsun :''Allah'ım bana eşyanın hakikatini göster'' niyazları gibi..

Neden böyle dua etmişti..? Eşyanın ve tabi ki kâinatın hakiki yüzünü/buudunu derinliğini görme isteği..Başlı başına ciltlerle kitaplık hacimde bir konu..

Yine ''İnsanlar uykudar, ölünce uyanacaklar'' buyuran da O (sav)


Hz.Mevlana'mızın : ''Bizim işimiz şu kısa dünya hayatında canlı cenazeleri (yani içimizden nasiplilerini MM) irşad etmekten diriltmekten başka bir şey değil.'' mealindeki sözleri gibi..


Bizim yaşadığımız sürece ıskaladığımız  o büyük şey ne acaba..?


Bazılarının gördüğü ama bizim göremediğimiz..?

Bazılarının tattığı ama bize nasip olmayan..?

Allah'a ibadeti yalnızca bilinen ''şartlar''dan ibaret sayanlar; ''en büyük ibadetin tefekkür'' olduğu hadisini de es geçenlerdir..


Şu adına ''ahir/son zaman'' denilen ve ruhumuzun etrafını elektro-manyetik ağların boğduğu, radyasyonla kelepçelendiğimiz, ''bunalım ve hüsran'' çağında farkındalık içinde uyanık kalmak sanıldığı kadar kolay bir yiğitlik değildir..!


Ne yağmuru hissedebiliyoruz, ne de ''adam'' gibi ıslanabiliyoruz aşkın yağmurlarında..


Yağmurlar kükürt ve ozona kokuyor; değmedikçe  -henüz yapısı tam  olarak bozulmamış- toprağa, misler gibi de kokmuyor artık..! Ve yağmurlara nankörlük, idrak kısırlığı bulaştı..!


''Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır.''


Bu örneği çoğaltmak mümkün..


''Bazı insanlar besteyi yaşar, diğerleri sadece şarkı dinler..''MM (bu da benden olsun zamana)


Şiir de böyle, san'at da..İslâm'ı yani Allah'ı biliş yolunda nefes almak da..


Bir gülü herkes koklar..Bunu burunlarıyla yaparlar..Oysa gülün yanında olmadığı halde, düşünüş ile o gülün kokusunu ruhları ile çeken, yaşayanlar da vardır..Zaten onlar ''gül alır gül satarlar, gülü gülle tartarlar.''


Çok hızlı yaşıyoruz çağı ve zamanı..


Bir çocuğun elindeki oyuncak gibi zaman..Ve hızla eskiyor ve oyuncak gibi atıyoruz günü ardımıza hoyratça..Oysa yenisi için de hiç bir plânımız yok, kalite ve farkındalık adına..


Hz.Mevlâna canlı cenaze demişti..Ölüyüz, öldü diyorlar ve ölüler ülkesine gönderiyorlar..


Kardelenler ne güzel değil mi, karda açarlarken..



Şu bu değil..

İki takım kitap olacak, Kur'an'dan sonra başının üstünde:


İmam Gazali Hazretlerinin İhyası ve Hz.Mevlanamızın Mesnev-i Şerifi..


Bu üçgen ile bak bakalım farkındalık ile eşyanın teshiri otobanında nasıl yol alınıyor ve ne manzarlara şahit oluyorsun..!