18 Ocak 2013 Cuma

Mehmet Ali Birand ve unuttuğumuz ölüm gerçeği.

Mehmet Ali Birand'ın güleç ve pozitif yüzü ile gidişi çoğumuzu çok üzdü.Sempatik ve olduğu gibi net birisiydi.Allah Müslümanlara rahmet eylesin. 

Dün gece Prof.Nihat Hatipoğlu ile birlikte sohbetlerini de verdiler.Orada Birand, o güleç yüzüyle kendisinin nezdinden tüm dinlerin aynı olduğunu söyleyebildi..Ama artık aynı olmadığını, hak, üstün ve geçerli dinin yalnızca İslam olduğunu çok iyi biliyor..

Yine cumaya da mı gitmezsin diye sorulduğunda gitmediğini ve ''din dışı'' yaşadığını o güleç yüzüyle ifade edebildi..Bu cümlesine daha da çok takıldım.Kulaklarımda yankılandı durdu..Din dışı yaşamak..Şimdi kesin olarak ''din içi'' bir hayat yaşıyor.Ruhunu götüren melekler, beden elbisesi toprağa verilene dek onu berzahta tutuyorlar ve o toprağa konulana dek, sıkıntılı bekliyor.Geride kalanların azcık dini bilgisi olsa, onu bugün hem de mübarek cuma günü, cum'a namazından sonra gömerlerdi. 

Cuma günü ya da gecesi ölen ''Müslümana'' kabir azabının olmayacağı müjdesi vardır.Ama Müslüman'a..!Artık günümüzde kim kimdir, nedir, bilmediğimiz ve kalpleri yalnız Allah bildiği için ben ünlü birisi öldüğü zaman, direkt ismen değil, ''Allah (cc) Müslümanlara rahmet eylesin'' derim. O anda ölen de Müslümansa onun için de geçerlidir zaten.Haketmeyene de zaten bilmeden yasin de okusan, rahmet yerine gazap sağanağı olacaktır.

Ve aslında her ölende üzüldüğümüz şey, ölümdür.Ölümün kendisidir..Kendi ölümümüzdür..Ölümlü olmaklığımızdır..Bir anda ağzımızın tadı kaçar.Konu değişsin ister nefslerimiz.Ve ''ne yapalım hepimiz öleceğiz'' tesellisi ile neşemizin kaçmasına engel oluruz..

Ölüm üzerine yazdığım şiirler de, bazı dostlarımı üzüp etkilese de, hayatın yaşam kadar doğal bir gerçeği aslında..Biz de genelde mezarlılar şehirlerin dışında değil içindedir..Bayramlarımız sevinç ve hüzün yine içiçedir..Hayatla ölüm gibi..

Bilmiyorum bana çok normal geliyor ölümü irdelemek ve düşünselden yazıya dökmek..Ve bunun abartılmadığı ve dengeli yaşandığı sürece faydalarına inanır, depresyon belirtisi olarak da görmem..

''ABD’nin Missouri Üniversitesi’nden Kenneth Vail  konuyla ilgili yaptığı açıklamada zihnin bilinçli olarak ölümle ilgili düşünceleri yok saydığını savunan “Terror Management Theory” (Terör Yönetme Teorisi) adlı araştırmanın psikologlar tarafından desteklendiğini söyledi. Uzmanların bu teoriyi destekleme amacı ise ölüm düşüncesinin insanları depresyona sürüklediğine inanmaları.

ÖLÜM DÜŞÜNCESİ MOTİVE EDİYOR.

Vail son yıllarda yapılan çalışmalarda bu teoriye zıt olan bir başka teorinin ortaya çıktığını belirtti. Ölüm düşüncesinin insanlarda olumlu davranış biçimleri yarattığını savunan teoriye göre bir gün ölümü tadacağını düşünen insanların motivasyonları çok yüksek oluyor ve hayata daha çok tutunuyorlar.

Teorilerini örneklerle açıklayan Vail şöyle konuştu: “Mezarlıkta yürüyen insanları gözlemledik ve onların aralarında konuştukları şeylere kulak misafiri olduk. Bir çok insan yürüyüş sırasında insanlara yardım etmenin önemli bir şey olduğundan bahsetti.”

Vail ölüm düşüncesinin insanları daha sağlıklı yaşamaya motive ettiğini ve empati özelliklerini geliştirdiğini de sözlerine ekledi.'' (ntvmsnbc)

Sevgili Peygamberimiz (sav) :  "Lezzetleri yok eden ölümü çok hatırlayınız," (Tirmizî) 

''En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret için azık toplamakta acele edendir. Ölümü çok hatırlayan dünya ve ahiret saadetine kavuşur.'' (Taberani) buyurmaktadır.

Kaynağını bulamadığım diğer hadis-i şerifte : ''Ölümü günde yirmi kere düşünen şehid olarak ölür.'' buyrulmuştur..Şimdi depresyona mı girmektir bu. Dediğim gibi dengeli ve ölçülü olduğu sürece sayısız faydaları var.Öyle olmasa ölümü çok hatırlamamız istenmezdi, hem de Peygamber (sav) dilinden. 

Bu noktada içinde yaşadığımız çağın, modernitenin hastalıklı bakış açısı ve bizlere dikte edilen yaşam felsefesinin rolünü gözardı edemeyiz.Bize mezarlık ziyaretlerini bile bayramdan bayrama yaptıran da, ölümden söz etmeyi kerih gösteren de budur.

Ölümü, düşünmekle, ölümü istemek farklı şeyler..Ben ölümü hakkımda hayırlıysa istiyorum.Ama bu da zaten hadisle izin verilen bir durum.Uzun yazı yazmayı okuyanı sıkar düşüncesiyle tercih etmiyorum ve bu yazının uzadığının farkındayım. Bir Kur'an ayeti ile son noktayı koyalım:

"Ey mü'minler! Mallarınız, çoluğunuz, çocuğunuz, sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Zira bunu yaparsa muhakkak o hüsrana uğrayandır. Birinize Ölüm çatıp da "Ey Rabbim! Benim ölümümü biraz geciktirsen de sadaka verip salihlerden olsam demeden önce, bizim size vermiş olduğumuz rızıklan infak edin. Allah belirli zamanı gelince hiçbir nefsi geri bırakmaz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."(Münâfıkûn, 9-11)