14 Ekim 2014 Salı

Döndüm kıbleye demek yetmiyor

Namaz kılarken söylenir : Döndüm kıbleye / Kâbe'ye ''diye.

İmanımızın da kıblesi Kâbe'dir.

Biz kıble diyorsak, keşişleme, poyraz değil bu  Kâbe demektir.

Bunu tespit ettikten sonra, kıble diyerek devam edebiliriz.

Her insanın bir kıblesi (yönü) vardır ve bu yöne gitmek için pusulası, yani fikrine temel olan din, izm ya da ideoloji.

Bazılarında hem din hem insan aklından neşet eden izmler karması. Zaten bu insanların (Müslümanım diyenleri kasdediyorum) kafası da- kendileri bilmeseler de- karışıktır.

Biraz dinden, biraz izm'den. Oysa Din (hak din İslam'dan bahsediyorum) izm/ideoloji kabul etmez.

O yalındır, Bir olan Allah'ın şeriksiz (ortak kabul etmez) nizamıdır.

Bir izme iman etmiş (inanmış) kişi, ( söz gelimi Komünizm, Kemalizm ya da Darwinizm ) bununla birlikte Müslüman olduğunu iddia etse; İslam bu iddiayı - ortada saflık derecesinde gerçek bir cehalet yoksa- hele de okumuş, az da olsa mürekkep yalamış biri ise söz konusu olan; reddetmektedir.

''Dini yalnız Allah'a has kıl'' (Zümer: 2; Beyyine : 5; Mü'min: 14) ilahi uyarısı doğrultusunda izmlerden, ideolojilerden arınması şart bir Kıble'yi (hayat yönünü,görüşünü) gerekli kılmaktadır.

Hacda şeytanı taşlayıp, yurda dönünce şeytanın oyuncağı kuklaları, lider bilmek, oy zamanı İslam şeriatına, örtüye, namaza,camiye düşman olanları tercih etmek;kıblede ayarsızlık, sapma ve koca bir aldanıştır.

Düşününüz; Allah insanı yoktan varlığa getirdi, sonra Yüce varlığını elçileriyle duyurup, bu dünyaya geliş amacımızı ve bizden istediklerini beyan etti. Din (yaşam tarzı, gidilecek yol ) olarak ancak İslam nizamından razı olacağını ve başka hiç bir izm ve ideolojiden asla razı olmayacağını Kitabında defaeten  ilan etti. Artık dileyen böyle iman etsin ve yaşam tarzı kursun, dileyen sapıklıkta kalsın, ihtarıyla, hayat sınavımıza start verdi.

Müslümanın kıblesi bellidir ve o arınmış, sentez kabul etmez Yüce İslam Nizamıdır. Artık bu sistemin içinde Müslüman olarak, dünya hayatında kimlerin/izmlerin peşinden gittiğine dikkat edecektir. Oy verdiği, önder bildiği, hayranlık duyduğu şeyler;İslam'a uymuyorsa,büyük aldanış içindedir. Kur'an ''bekleyin, biz de beklemedeyiz, yakında bileceksiniz'' der.

Yukarıda ''Her insanın bir kıblesi (yönü) vardır ve bu yöne gitmek için pusulası, yani fikrine temel olan din, izm ya da ideoloji.'' dedim.
İnsan hayatını bu temele göre şekillendirir, aile yapısını, eşini, çocuklarını da buna göre seçer ve şekillendirir. Olaylara bu gözlükle bakar. Bu açıdan dini yaşamakla, dini temele uygun düşünce biçimine sahip olmak aslında aynı gibi gözükse de, birbirinden farklı şeylerdir. Çevresinde dindar sayılan kimselerin pekala bu sahih dini temelden uzak bir sapma içinde oldukları gözlemlenebilmektedir. Bu dini gerçek çehresi ve kuşatıcılığı, evrenselliği ile bilmemekten kaynaklanan dar bir anlayış tarzıdır. Din ( Allah) her şeye karışır ve O'ndan bağımsız ne fizik kanunları, ne de sosyal hayatın prensipleri düşünülemez. Müslüman da buna (laik olmaksızın) tam iman eden insandır. 

Yazımı noktalamadan bir dip not olarak yine kaydetmeliyim ki, bugün gezegenimizde gördüğümüz gerek devlet bazında, gerekse terör gurupları arasında Kur'an ve Sünnetteki İslam yoktur. Aksine yörüngesinden çıkmış, saptırılmış/sapık bir takım görüş/cemaat ve devletçikler vardır. Bunlara bakarak, bunlardan etkilenerek siz siz olun, Yüce İslam Nizamına karşı olmayın. Zaman ahir zaman, asıl/aslı gün yüzüne çıkana dek, bu sahteler bizleri kandırmayı ve meşgul etmeyi sürdüreceklerdir.

Kıblemizde ne bir izm, ne de bir ideolojiye yer yoktur.Örnek ve Önderimiz bir tanedir ve o da güzeller güzeli Sevgili Peygamberimiz, Efendimiz (sav) dir.Hem dünya hem ahiret liderimizdir ve O (sav) ne diyorsa o...

Rasyonalist düşünce biçimlerini kurumsallaştıran akıl, asla Allah ile boy ölçüşemez.  



Bu yazıyı kaleme aldığım günlerde tarihçi-yazar M.Armağan'ın bir izm bağlamında, Müslümanların düştüğü açmaza ve dünyacı / seküler marazlara düçar olduklarını net bir dille beyan ettiği manşet.