24 Şubat 2015 Salı

Bir kaç resim, tek bir anlam...







Your breath is sweet 
Nefesin tatlı 

Your eyes are like two jewels in the sky 
Gözlerin gökyüzündeki iki mücevher gibi 

Your back is straight your hair is smooth 
Sırtın düz, saçın pürüzsüz 

On the pillow where you lie 
Yattığın yastıkta 

But I don't sense affection 
Ama şefkat sezmiyorum 

No gratitude or love 
Ne minnettarlık ne sevgi 

Your loyalty is not to me 
Sadakatin bana değil 

But to the stars above 
Yukardaki yıldızlara 

One more cup of coffee for the road 
Yol için bir fincan kahve daha... 


23 Şubat 2015 Pazartesi

Hayata Notlarım (5)

Bazı şeylerde ideal olanı istememek lazım...

Yüksek tutulan idealler, alçaltan hayal kırıklıklarına gebedir.

Çünkü hayat, inişleri, çıkışlarıyla, dar patika ve geniş otoyollarıyla üzerinde seyahat ettiğimiz bir güzergâhtır.

Çünkü hayat, cennet değil; cennete ya da cehenneme giden bir köprüdür.

Her şeyin iyisini, mükemmelini arayan,şu iki günlük dünyada huzur bulamaz.

Anlarla sınırlı mutluluk adına, huzuru ıskalayarak, hem şimdiki zamanı, hem de geleceğe dair umutlarını da heba eder.

İyi bir kocan olsun kızım.

İnançlı,dürüst,temiz,çalışkan...

Seni sevgide ve maddiyatta başkalarına muhtaç etmesin.

Dinden haberi olsun, alnı secde görsün.

İlle de romantik olması gerekmez. İlk günkü gibi taze aşk-meşk zaten masallarda...

Kavuşunca azalır, o ayrılıktaki cazibeler. Bu eşyanın tabiatidir. Ele geçenin kıymeti eskisi gibi olmaz.

Arada bırak evde kalsın, git annenlere 3-5 gün özleyin birbirinizi...Bazen de onu gönder, o özlesin evi,seni...Telefon bile açmayım gerekmedikçe...

Evlilikte yeni kalmak zor bir zenaattır... Herkesin başaramayacağı...

Ama,

Sakın saygınızı zedelemeyin, saygı-sevgi zedelenince;cazibe/çekim gücü yerle yeksan olur.

Diline hakim ol ! Asla aşağılayacak, hakaret edecek kelime ve bakışlara tutunma ! Aksine erkekler çocuk gibidir, onun gururunu okşamayı sakın ihmal etme.

Su en güzel örnektir. En sert kayalara bile su, zaman içinde ''şekil verir'' bunun üzerinde ne kadar düşünsen azdır.

Dili çirkin bir kadının, fiziği güzel olsa bile, erkeğin gözünde cazibesini yitirir. Ne cinsel çekim ne de muhabbetten eser kalmaz. Cinselliğin zedelendiği evlilikler, büyük bir yara almış demektir.
Cinsellik elbette her şey değildir ama çok şeydir.

Çok çemkiren kadınlar, erkeklerin gözünde dünya güzeli de olsalar,artık çirkindirler.

Kanaat eden, şükreden gerçek zengindir.Bunu yalnızca maddiyatla ilgili şeyler sanma!

Evlilikte eşler birbirlerinin rakibi değil,yardımcısı,canıdır.

Dedim ya,bazı şeylerde beklentiler çok yüksek olmamalı. İdealler, hayaller...

Sana ait olana, sevgi-saygı yatırımını yapman; başka maceralara heveslenmekten çok daha akılcıdır.

E sen de akıllı kızsın, anladın beni...


21 Şubat 2015 Cumartesi

garip bir hikâyesin sen


garip bir hikâyesin sen,
okusam ağlıyorum,
okumasam arıyorum...
bazen,
 satırlarıma şiir olup düşüyorsun,
sonra sanki bir kar tanesi,
canımda, 
eriyorsun...
derken bir cümlen ile
içimi eritiyorsun...
garip bir hikâyesin sen,
benim hikâyem,
severek okuduğum,
bazen imkânsız bulduğum,
bazense damarlarında aktığım,
darmadağın,
sanki bir adım,
nefesinde yandığım...
adını sayıkladığım,
sanki ıskaladığım,
işte bu diye afalladığım,
çocuksu saçmalığım,
garip bir hikâyesin sen...
okumaktan vazgeçilemeyen...
aşinası olunan ıhlamur kokusu gibi bir şey,
şiir şiir kirpiklerinden,
mısralar dökülen,
garip bir hikâyesin sen,
okusam ağlıyorum,
okumasam arıyorum...
garip bir hikâyesin sen...





20 Şubat 2015 Cuma

Kimler geldi,kimler geçti...

Yaşamım boyunca, etkilendiğim isimlerden biri de desem (nerenden belli denir) çok sevdiğim desem (seven sevdiğine benzemeli denir) ne diyeceğimi şaşırmış olarak, kütüphanemin baş eserlerinden İhya-i Ulumid'din müellefi İmam Gazali hazretleri kuddise sirruh gelmektedir.Allah, gölgelerinden ayırmasın.Amin. Bu cuma aslında Kudsi hadislerden ikincisini paylaşacaktım ama, niyet başka,taktir bambaşka...

O büyük alim ve veli insanın, öteye geçişini bilmeyenlere, o müthiş tabloyu naklederek, aziz ruhuna fatiha istirham ederim:

''İmam-ı Gazali 1111 (h.505) yılının Cemaziyelevvel ayının 14. Pazartesi günü, büyük kısmını zikir ve tâat ve Kur’an-ı Kerim okumakla geçirdiği gecenin sabah namazı vaktinde abdest tazeleyip namazını kıldı, sonra yanındakilerden kefen istedi. 

Kefeni öpüp yüzüne sürdü, başına koydu: “Ey benim Rabbim, Mâlikim! Emrin başım gözüm üzere olsun” dedi. 

Odasına girdi. İçeride, her zamankinden çok kaldı. 

Dışarı çıkmadı. Bunun üzerine oradakilerden üç kişi içeri girince,İmam-ı Gazali hazretlerinin kefenini giyip, yüzünü kıbleye dönüp, ruhunu teslim ettiğini gördüler. 


Başı ucuna şu beyitleri bırakmıştı: 

''Beni ölü gören ve ağlayan dostlarıma, 
Şöyle söyle, üzülen o din kardeşlerime: 

Sanmayınız ki, sakın ben ölmüşüm gerçekten,
 Vallahi siz de kaçın buna ölüm demekten.

Ben bir serçeyim ve bu beden benim kafesim. 
Ben uçtum o kafesten, rehin kaldı bedenim. 

Bana rahmet okuyun, rahmet olunasınız. 
Biz gittik, biliniz ki, sırada siz varsınız. 

Son sözüm olsun, “Aleyküm selam” dostlar. 
Allah selamet versin, diyecek başka ne var? ''



19 Şubat 2015 Perşembe

Hava soğuk galiba...

Evet aşka sağırım,körüm,dilsizim...

Her gün, kimselere fark ettirmediğim yalnızlığımda hüzün biriktiriyorum...

Artık zoraki gülümsemelere de  tevessül etmiyorum.

Vakit bulursam, ağır aksak şarkılara aboneliğim sürüyor.

Canım istiyor ama bu sıralar sigarayla da aram açık...

Bir yere kapansam, telefonsuz,televizyonsuz, üç-beş kitap ve kulaklıktan müzik...

Bir defter ve kalem.

Bol bol uyusam sonra...Zamanı hoyratça heba edeceğimi bile bile...

Belki de artık yaşama karşı bu sağırlık,körlük,dilsiz oluş...

Hiç bir şey bilmiyorum kendim hakkında...

Hava soğuk galiba...

Depresyonum mu nüksetti yi/ne ?


(Mavi Defter'imden)



18 Şubat 2015 Çarşamba

Birlikte yaşlanalım,önce birimiz değil !



''Birlikte yaşlanalım,önce birimiz değil !'' dedi adam, içinden, yanı başında uyuyan kadına...

Birbirimizi kelimelerle yıpratıp yaşlandırmak yerine,gençleştirelim, diye iç çekti aynadaki yansımasına...

İçimizdeki baharlardan cıvıl cıvıl tomurcuklar açsın, her mevsim.

Kubbemizi,kör kuyu eylemeyelim.

Kelimeler kurşun değil,yeni bir sevinç için kesilen kurdele olsun.

Kelimeler yaşlandırıp,yıpratmasın.

Yorgunluklarımız; sevişmelerimizden, sevgimizden olsun. Tartışmalardan,kavgalardan değil..!

Birlikte yaşlanalım,önce birimiz değil ! 

(Mavi Defterim'den)

Bilmeyenler için tekrarlayayım.''Mavi Defterim'' daha önce de bahsettiğim gibi, eski tarihlerde mavi kaplı defterimden burada saklamak üzere paylaştıklarımdır. Şimdiki zaman ile ilgisi yoktur. 



17 Şubat 2015 Salı

Bayraklar yarıya inmeli !


Şehirlerde selalar okunmalı, masumca baharlarından koparılan tomurcuklarımız için...


Ardından minarelerden mevlitlere sıra gelmeli, yaralarımıza merhem olsun diye...


Şehirler günlerce yas tutmalı, kuzucuklarımız için...


Bayraklar yarıya inmeli, matemimiz anlaşılsın diye...


Anneler-babalar, erkek çocuklarına kızları anlatmalı sonra...


Bu toprakların çilekeş kadınlarını...

Onların canlarının,kimliklerinin,namus ve onurlarının nasıl değerli, nasıl da dokunulmaz olduğunu...


En küçük yaşlardan itibaren;evde okulda,medyada,dizilerde;kadının, şehvetimizi tatmin eden bir araç olmadığı, ''insan'' denen canlının, saygıdeğer farklı bir cinsi olduğu hakikati ''erkek'' beyinlere işlenmeli...


Özgecan'ın katilinin de Münevver'in ki gibi, Fatma Nur gibi, olmaması için Meclis (tıpkı kendi emeklilik ve maaşlarını arttırmadaki hızları gibi) olağan üstü toplanıp, bu tür sapkınlara has idam cezasını oy birliğiyle  çıkarıp, ilk kez bu olayda, derhal uygulanmalı...


Uygulanmalı ki, en azından medyada fotoğrafını gören küçük erkekler, büyüdüklerinde kadının nasıl dokunulmaz bir değere sahip olduğu vurgusunu, tahayyüllerinde,genlerinde hep canlı tutsunlar.

Tutsunlar ki, kadına göz zevki olarak değil, gönül süruru olarak bakmanın erdemine erişsinler.

Şehirlerde selalar okunmalı, masumca baharlarından koparılan tomurcuklarımız için...


Ardından minarelerden mevlitlere sıra gelmeli, yaralarımıza merhem olsun diye...


Şehirler günlerce yas tutmalı kuzucuklarımız için...


Bayraklar yarıya inmeli, matemimiz anlaşılsın diye...


Anneler-babalar, erkek çocuklarına kızları anlatmalı sonra...


Bu toprakların çilekeş kadınlarını...





16 Şubat 2015 Pazartesi

Özgecanlar bizim yitirdiğimiz canlarımız !

Daha 20'sinde...

İdealleri için okuyordu...

Hayalleri vardı...

Ailesinin kuzusuydu...

Hayvani şehvete teslim olmadı,namusu,kişiliği, onuru uğruna savaştı ve hunharca katledildi...

Yetmedi elleri kesilip üzerine benzin dökülerek yakıldı..!

Katiline verilecek en ağır ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis...

Yani (şişlenmekten de korunmuş olarak) tek kişilik bir odada, sportif iyileştirme faaliyetlerinden ve çıkacak genel aftan (belki) mahrumiyet, o kadar...

Yiyecek, içecek ve yaşamaya devam edecek...

Bir cana kıydı ama yaşayacak..!

İslam hukuku (şeriat) ile, rasyonel, insan aklına dayanan beşeri hukuk arasındaki en önemli farkların ilki; İslam hukukunu ALLAH ve PEYGAMBERİ belirler... 

Beşeri dediğimiz seküler, insan hevası ürünü parlamentoların çıkardığı yasalarla ile ikinci temel farklılık; İslam Hukukunda cezalar caydırıcıdır ve önceden suça teşvik edecek tüm girizgahlar kapalıdır, devlet bu konuda engelleyici önlemler,tedbirler alır.

Örneğin Peygamber devletinde, içki içmek haram ve yasaktır ama, içki üretimi satışı da yasaktır. Bir yanda devlet eliyle üretim ve satış, diğer yanda komik Yeşilay dernekleri kandırmacasına yer yoktur.

Kur'an bu yüzden ''Kısasta sizin için hayat vardır...''  buyurur. İslam nizamında hırsızlık yapacak kişi, bu sebeple, hırsılık yapmadan önce on kere düşünmek zorundadır. Zira cezai şartlara göre hırsızlık yapılmışsa, eli kesilecektir. 

Öldüren cani için de ölüm cezası...(Öldürme çeşitleri ve cezaları bahs-i diğer.)

Özgecan'ı öldürmeye yeltenen mahluk, İslam nizamında bu eylemi acaba yapabilir miydi ?

Kendisi de kellesi kesilerek öldürülecek olan biri, kılıcı boğazında hayal etse, bir başka cana kıyamazdı. Can tatlıdır. 

Şu günlerde idam geri gelmeli tartışmaları başladı. 

Evet, ''politika,siyaset'' dışındaki bu tür toplumsal cinayetlerle sınırlı kalmak koşulu ile idam geri gelmelidir.

Korkunç bir toplum olduk, en küçük bir şeyden insan canına kıyacak kadar, benliğimizi kaybettik.

Özgecan'lar her gün bir erkek tarafından şiddete maruz kalıyor ve canlarına kıyılıyor.

Artık TV haberlerini izleyemez hale geldik, ya trafik terörü, ya kadına şiddet, kadın katli...

Çağdaş yasaların, canileri caydırmaya yetmediği ortada. İdam cezası olsaydı, belki Özgecan yalnızca darp edilerek o minibüsten bırakılacaktı...

Müslüman, iman eden kişidir ve Allah ve Peygamberinin kanunlarını yeryüzündeki tüm beşeri kanunlardan üstün bilmek ve istemek zorundadır.İman budur.

Boşuna atasözü olmamış : ''Şeriatin kestiği parmak acımaz.'' Acımaz çünkü Allah mutlak adil olandır.

Özgecan için ağlıyorum. Özgecanlar için ağlıyorum. 




14 Şubat 2015 Cumartesi

Sizlerden gelenler

* ''...Sizi ve blog-unuzu tanımak  hep farklı diyarların vahasında gezdiren bilgilendiren yazılarınız ben ve benim gibi yazamayanlar için döktüğünüz cümleler emeğiniz  kıymetlidir.
Mevla böyle güzel  bir yeteneği size sunmuş sizde bize sunuyorsunuz.''

* ''Eski şiirlerinizi tekrar okuyunca kendinize gerçekten çok haksızlık yaptığınıza bir kez daha inandım...
Öyle derin anlam taşıyan şiirler var ki, şairim diyenlerin bile yazamayacağı türden...
Kararınızı bir kez daha düşünün desem...'' 

* ''Şiirleriniz, kıtalarca uzun şiirlerin, samimi,yalın özü ve okunası...''

* ''Yazmayı seven biri olarak yazmaktan kopamayacağınızı ve o güzel yazılarınızdan bizi mahrum etmeyeceğinizi düşünenlerin oldukça fazla olduğunu düşünüyorum.Onlar adına bir ses.''

* ''Selamün Aleykum Murat bey,

Blog yazılarınız hakkında  kendimce bir kaç kelime etmek isterim.

Öncelikle  Şair,Yazar kime denir ? Herkesin şiirden anladığı farklıdır. Bir insanın yazdığı (şiir-makale)  kişiyi etkileyip etkilememesine göre değişir  iyi şair,yazar olup olmadığına kimse karar veremez haddimiz değildir .

Şahsına münhasır kalemi olan her konuda fikir beyan edebilen .....kalbinden  gönlüne gönlünden kalemine  doğal yalın  sevinçlerini ve  hüzünlerini aktaran kendini  ifade eden  sabit ezber klişe  kelimelerle bezenmeyen  hayatın içinde  her bireyin  yaşayıp satırlara aktaramadığı ifade edemediği kendini bulduğu nadir (çalıntısız)  satırları okumanın güveni ile  blogunu '' Murat Mesut '' okumak ayrıcalık diyorum.

Bakkal defteri  bakiyesi devam etmeli her konuda '' şiir,makale,anı ne hissediyorsa yazmaya'' bırakın okuyucu karar versin vasat olup olmadığına.

Dini konularda faideli bıktırmayan kısa ve öz anlatımınız  favorim :)  Tek tek belirtmeye ihtıyac var mı ? 

Ezan  ve Ramazan serisi başarılı aktarımınız,  anlatımınız ile  fevkalede güzel yazılar.
Yeni uğraşlar bulmanın ötesinde '' Kendimden kendime bir yudum teselli '' çizgisine aynen devam etmeli.''

* ''Belli ki şiirde kendinizi yeterli görmüyorsunuz,ama kime ve neye göre? Ve yine belli ki, makaleye sık olmasa da devam edeceksiniz.Umarım sevenlerinizi üzmez,yayınlara devam istirhamımızı gözardı etmezsiniz.Saygılarımla.''

* Diğer sayfalarınızı hesaplarınızı kapattınız,sıra bloga mı geldi,hem bize hem de kendinize yapılacak en büyük kötülük olur bu ''

* ''Bu kadar mütevazi olmanıza gerek yok Murat bey,siz iyi bir kalemsiniz.Çünkü olduğunuz gibisiniz ve hatta kendinizi bile kritize edecek kadar...''

Bloguma veda gibi algılanan, bir önceki yazımdan sonra gelenler.

Blogumu çok sevdiğimi biliyorsunuz, sizleri de. Bir şeyler karalamayı seviyorum,bu bir ihtiyaç benim için.Şiir konusunda da hiç karalamam demedim, ama bu kadar sık olacağını sanmıyorum.Kendi çapımı biliyorum.

İlginize sonsuz teşekkürler.

Mutlu hafta sonları Dostlarım.
  

11 Şubat 2015 Çarşamba

yorgunsun İstanbul



Yorgunsun İstanbul,
Ben gibi,biz gibi..
Geçenlerde sabah ezanı vakti, 
Üsküdar'ındaydım...
Her yer bomboş,
Bir kaç taksi,bir kaç insan...
Nefes alıyordun,
Nefes alıyorsun geceleri.
Günün kâbus gibi yorgunluğundan,
Bir kaç saat arınmış olarak,
Sanki dertleşecek birini arar gibi...
Kızkulesi mi,Galata mı..?
 Yoksa destansı Topkapı sarayı mı ?
Martıların bile yorgun,
Deniz onlar için eskisi gibi değil,
Hayat hiç birimiz için aynı değil !
 Zorlanıyorsun artık,
Bunca insanın kahrını çekmeye...
Milyonlarca dert dinlemeye.
Başında uğultulu bir ağrı.
Mazi ise artık çok gerilerde.
Yorgunsun İstanbul,
Ben gibi,biz gibi...



10 Şubat 2015 Salı

Maraz


Bir de dengemizi bozan insanlar vardır !

Tüm fabrika ayarlarımız darmaduman olur.

Yeniden toparlamak zamanın maharetine kalmıştır artık..!

Merhametin, marazı;üstüne para vererek satın alınan zamanlardır, bu, hebaya verdiklerimiz..!

Bu yüzden ne kadar az insan, o kadar çok huzur diyenlerin lokomotifinde bir katar da olmamak işten bile değildir.

Aslında annesinin ''aptal'' ilaveli safı olan bendeniz şunu diyorum: Bazı insanlar ne çekiyorlarsa, iyi niyet,merhamet ve yardımseverliklerinden çekiyorlar, vesselam.



8 Şubat 2015 Pazar

Sevsinler..!


Adam yeni bir güne isteksizce uyandı.

Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu,nedense içi bu manzaraya da sevinmedi.

İş olsun diye kahvaltısını hazırladı.

Gurbette yalnız kahvaltılar daha da lezzetsiz oluyordu.

Kahvaltısı bitince eline akşamdan okuduğu romanı aldı ve kaldığı yerden okumaya başladı :

''Sen ki; aynı zamanda o yaralara merhem olan... 
Sevdasına bir ömür değil bin ömür adadığım... ''

Küfür etmedi,zaten kastı yazar da değildi, etse bile...

''Siz kadınlar'' dedi, ''kör düğüm bilmecesi gibi bir şeysiniz.Elde edinceye kadar  ne gerekirse yaparsınız.''

''Sevdasına bin ömür...''

Sevsinler..!

Hepiniz aynısınız be..!

(Mavi Defterden)



6 Şubat 2015 Cuma

Kudsi Hadis 1

Her okuduğumda beni derinden etkileyen Kudsi Hadislerden ilkini paylaşmak istiyorum.Meşhur olarak benim bildiğim (İmam-ı Gazali ks) 40 Kudsi Hadis var.100 kadar olduğu da kaynaklarda geçmektedir.

Manası Allah'a (cc),lafzı Sevgili Peygamberimiz (sav) ait olan ve Peygamberimiz'e; Allah tarafından,vahiy,ilham ya da rüya ile bildirilen ilahi mesajlara Kudsi Hadis (ayet değil) diyoruz. Üzerinde ne kadar tefekkür etsek azdır. Bereketli cum'alar.

1.KUDSİ HADİS

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

"Ey Ademoğlu!

Öleceğini kesinlikle bilen bir kimsenin, nasıl sevindiğine şaşarım!

Yine, hesaba çekileceğine kesin olarak inanan bir kimsenin nasıl mal topladığına, kabre gireceğini kesin olarak bilen bir kimsenin nasıl güldüğüne şaşarım!

Ahirete inancı olanın dünyada nasıl huzur bulduğuna, dünyanın geçiciliğini bilen birinin ona nasıl güvenip bel bağladığına şaşarım!

Yine dili ile alim kalbi ile cahil olana, su ile bedenini yıkayıp temizleyen fakat kalbi temiz olmayana insanların kusurları ile meşgul olduğu halde kendi kusurlarına hiç bakmayana şaşarım!

Yüce Allah'ın kendisini gördüğünü bildiği halde O'na isyan edene şaşarım!

Tek başına öleceğini, kabre gireceğini, hesap vereceğini bilen birinin beni bırakıp da nasıl insanlarla yakın dostluk kurduğuna şaşarım!

Hiç şüphesiz benden başka ilah yoktur ve Muhammed (sav) benim kulum ve Resulumdur.''



4 Şubat 2015 Çarşamba

umudu yeşerttim


Senin asla erişemeyeceğin gecelerin karanlığında,
Gözlerimden kalbime düşüyorsun her defasında...
Varlığını tatmış olmak yeşertiyor ruhumu,şu gri dünyamda.
Hiç düşünmedim sensizliği,hep benimlesin yaralarımla.

Aynaları, saatleri ve takvimi çoktan gönderdim lunaparka !
Yokluğunda sensiz, seni inşa ettim,gönül sarayımda...

Ben umudu yeşerttim,sen yankılanan duvarlarımda,
Ben umudu yeşerttim de ölemedim mahrum zamanlarda...


2 Şubat 2015 Pazartesi

Hayal kırıklığı...


İnsan, en çok da sevip,değer verdiklerinden, samimi sevgisinin karşılığını alamadığı zaman, mesrur olarak,teessürün girdabında zamanlarını heder ederek,kendisine azap edebilir.

Mutlaka her insanın hayatında böyle vefayla çok severek değer verdiği ama sevgisine sevgi/saygı bulamadığı  ''dostları'' olmuştur.

Bu bir çocukluk arkadaşı olabilir,bu kardeş,eş,akraba ya da  sevgili olabilir. Gün gelir sevip değer verdiğiniz kişi de,sizin sevginize denk bir sevginin olmadığını,onun sizi, sizin onu sevdiğiniz kadar sevmediğini ''çok zaman sonra'' fark etmenin hayal kırıklığı,cam kırıkları gibi batar o sevgi dolu kalbinize...

Can dostum dediğiniz, hayal kırıklığınız oluverir. Hele benim gibiyseniz; fıtratınızda geçici öfkelenmeler dışında,kindarlık yoksa ve her şeye rağmen ve her bitişe rağmen, içinizde o sevgiyi aslında bitiremediyseniz, keder devam ediyor ve edecek demektir.

Dil küstüm diyor da, ya gönül..?

Bu zamanda çok fazla alçak gönüllü,mütevazi olmamak lazım galiba. Hele şakacı, esprili zinhar...Sürekli bir ciddiyet ile ''ağır abi''yi oynamanız ve her şeye bir kulp takarak, zor beğenen bir tiple,insanlara ve olaylara tepeden bakan çehreniz olmalı ki, siz de ciddiye alınıp değer göresiniz.

Alçak gönüllü olanlara ''alçak'' muamelesi yapmak, galiba vak'a-i adiye'den olalı epey oldu!

Dost seni de kaybettim,vefasızlığın başı sağ olsun ! 




1 Şubat 2015 Pazar

Ezan (4)


İslam'ın şeairinden,şiarı,nişanı,simgelerinden ezan üzerine olan serimizin sonuna geldik.


"Hayye ale's-salâh" (Haydi namaza)

Çok söze ne hacet !


Davet edip çağıran KİM..?


Ve sevdiklerine ya da,merhamet edeceklerine nasip ediyor DİVANINI...!


Bu inceliği düşünsek erirdik ve 50 vakte denk 5 vakit için, sabırsızlanır,ezandan çok önce abdestimizi alır, ruhen bekleyişe geçerdik.


''Haydi..!'' deyişte bir huzurlu heyecan yok mu ? Tez ol, davran, ne bekliyorsun..?


Ve Kimi bekletiyorsun ?



"Hayye ale'l-felâh" (Haydi kurtuluşa)


Kaçınmayıp geldiğinde,bu ilahi davete uyduğunda seni bekleyen ''Felah''tır...Kurtuluş...


İlahi gazaptan,cehennem hapishanesinden,nefs ve şeytanın tasallutundan kurtuluş...!


Kurtulanların ülkesi ise Cennet...


Altlarından ırmaklar akan Cennetler.


Ve ebedi Hakkın Rızası...


''Sizi cennette baki kılacak amele (namaza) gelin.'' (K.Sitte, c.9, sh:340)

Öyleyse ''Allah'dan korkuyorum, cehenneminden korkuyorum''sözünde sadık ve samimi isen bunu namaz ehli olarak, ezana saygılı bir yaşamla ispat et..!


"As-salatu hayrun mine'n nevm" (Namaz uykudan hayırlıdır,sadece sabah ezanında)


Namaz uyanıştır,''Sizler hakikatin şahitlerisiniz'' sırrınca,hakikate uyanıştır.Gafillerin çok olduğu bu fanilikler diyarı dünyada,hakkıyla namaza riayet edenler,kendilerini seçilmişlerden saysalar yeridir.Namaz nasiptir.Namaz saygıdır.Ezanla başlar,ezanla o kapıdan içeri alınırsın.Uçan halı mesabesinde uçurur seni seccaden ulvilikler alemine. Bu yüzden ve bu cahilin bilmediği sayısız sırlar ile namaz uykudan hayırlıdır.Namaz Hakk ile mükâlemedir. Tabiri caizse Allah'a iltica makamında, kulun sözünü söylediği,muhatap alınarak cevaplandırıldığı makamıdır.Nasıl hayırlı olmasın.İlahi huzura çıkan bir ruhu uyku tutabilir mi?

''İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar.'' Bir başka açıdan,nefslerini öldürmeyi (terbiye etmeyi) başardıkları zaman,ezan çiçekleri gibi hakikate,aşka uyanır,açarlar.

"Allâh-ü Ekber" (Allah en büyüktür)


Büyüklüğünü, kudretini bize verdiği akılla asla anlayamayacağımız kadar Büyüktür. O kendisini nasıl sena eder ve büyüklerse öyle büyük ve sonsuz...


"Lâ ilâhe İllAllah" (Allah'tan başka ilâh yoktur)


Dudaklarımızı kımıldatmaya bile  ihtiyaç duymaksızın (sekâratta anlaşılır bunun önemi) söylenen en şerefli kelimedir.Tabiat kanunlarının da,sosyal hayatın kanunlarını da taktir eden yegâne tek ve ortak kabul etmez otorite Allah (cc)...


Lâ ilâhe İllallah Muhammedür rasullullah diyen ve anlamına iman eden kişi, inkar etmediği müddetçe ne kadar günah işlerse işlesin, (Allah dilerse cezasını çeker ya da affa uğrayıp) sonunda cennete gidecektir.Cennetin anahtarıdır.


Zikirlerin en faziletlisidir.Sürekli söyleyen belalardan korunur, manevi sıkıntı çekmez.


Kaynaklarımızda ''Kur’ân okunurken bile olsa, durup ezanı dinlemek, icâbet etmek daha faziletli olur'' kaydı yer almaktadır.Buna göre mümkünse cami sohbetlerinin ezan başlamadan tamamlanması güzel olur.


Güzel dinimizin şearinden olduğu için ezan orijinalinin dışında okunamaz. Aynen Allah selamı olan ''Selamün Aleyküm''ün yerini başka bir selamlaşmanın tutmayacağı gibi.Önce selamün aleyküm,sonra Merhaba,Nasılsın faslı...


Ezan okumak (müezzinlik) dinimizde çok övülmüştür,dinleyip icabet etmek gibi...


Hz.Mevlana(ks) ile bitirelim : Ezana hürmeti çok bir kişinin öldüğünde, tabutunun mezara taşınırken okunan ezanla bir adım dahi götürülemediğini, ezan bitince kabre götürmenin ancak mümkün olduğunu ve o kişinin kabre varıp sorgu melekleri sorguya çekileceği zaman,ilahi hitap gelip: Ey Melekler bu kuluma ıstırap vermeyin, o ezan okununca her işini bırakıp hürmetle dinler ve hemen namaza dururdu. 


Allah'ım bizi de ezana hürmetli ve namazı hakkıyla ikâme eden, cennet ehli nasipliler arasına kat.Amin.