30 Nisan 2015 Perşembe

Cebimde maske taşımam..!


Hayatım,olduğum gibi olmanın,olduğumdan farklı davranmamanın sıkıntısını çekmişliğimle doludur..!

Onaylamadığım, tasvip etmediğim fikir,eylem adına ne varsa, düşüncelerimi gizlemedim, konuştum; konuş(a)madığım zamanlarda da en azından rengimi belli ettim.

Ama,

Asla,

İki yüzlü olmadım !

Sevmediğim zaman seviyormuş gibi görünmedim; sevdiğim zaman da zaten her halimden belli olmuştur...

Maske bulundurmadım cebimde !

*

Bir zamanlar bir patronum vardı, iyi biriydi. 
Birgün kendisine göre mevki ve kariyer olarak daha yukarıdaki biriyle selamlaşmasını, hürmetlerini sunuşunu ve o kişi gittikten sonra da, ardından dişlerini bileyerek söylediklerini görünce çok şaşırmıştım...Onca övgü, hürmet ve eğilmelerden sonra...

Yine bir arkadaşım bana iki tip dosttan dem vurmuştu. Hakiki dost ve  kullanmak için edinilen arkadaşlar (!) 

Ben de kendisine, bu durumda benim de ikincisi gruptan olmama garantim asla yok, demiştim..!

*

Ne birini menfaatim için dost seçerim, ne de birilerine menfaatim için yaklaşırım. Ne haksızlık karşısında susarım, ne de sevmediğim halde seviyormuş gibi rol yaparım.

Sanırım bu yüzden son yıllarımda, yeni dostluklar kurmayı tercih etmiyorum...

Ve her geçen gün bu dünyada iğreti durduğuma daha çok inanıyorum.

Bendeniz, Maske Taşımayanlar Derneği Üyesi Bir Adet İğreti ! (Sözlükte aslı eğreti, halk arasında iğreti denir dese de...)






29 Nisan 2015 Çarşamba

favorim gri



İçimde tarif edilmez bir hüzün,
Bilmiyorum nedendir, çok şeye küsüm!
Uzaklardan bir ses dedi: Sen kimsin ?
Yakında yolculuk, çok yakında bilmez misin ?

Sevginin,şefkatin esiri bir kalbim var,
Keşkelerim, pişmanlık dağlarından akar,
Hayat ile anlaşamadığım çok aşikâr.
Dışımdaki bahara inat,içimde sararmış bir sonbahar...

Gün geçtikçe o coşku da kalmıyor insanda,
Hayıflanıyorsun yaşanamamış hayata,
Oysa ne kadar da hazırdı naif gönlüm, büyük bir aşka...
Onun da mevsimi geçti,kalakalıyorsun zamanla...

Bestesini arayan güfte gibiydim,
Notalar darmadağın, bundandır satırlar arası yitiğim,
Bilemem hangi şehirde kaldı, kayıp kimliğim ?
Dört köşe duvarlar içinde can çekişmekte şiirlerim...

Bir düş gördüm, aşka dair, sanki !  
Med-cezir bir hayatta favorim gri...
Şimdi gün batımı rengi yalnız zamanlardaki,
Gelmese de güzel geliyor ufuklara bakarak beklemesi...

https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=vi1C2cEmo40




28 Nisan 2015 Salı

Sesler !


Duyuyor musun ?

Nasılda yankılanıyor sessizlik, avazlardan aşağılara doğru !

İçinde binlerce mesajlarıyla..!

Su sesi, kuş sesi, Kur'an sesi,ezan sesi, yaprak sesi,bastırılmış isteklerin işitilmeyen o hazin sesi ve kadın sesi...

Sesler..!

Ve sessizliğin sesi...

Ve sensizliğin sesi...

Ve susanların, susturulmuşların...

Bastığın toprağın sesi, o toprağa düşen karların sesi. Yoğunlaşan bulutların sesi, gökte güneşin, ayın yıldızların sesi.

Yan komşuların bilinmez kederlerinin sesi, ülkelerinden göçe zorlanan müstaz'afların sessizliğinin gömülü olduğu bakan gözlerdeki çaresizliğin sesi...

Mezarlıkların sesi !

Ya vicdanın sesi, Hakkın ve haklının sesi... o ne durumda ?

İşitebiliyor musun ?

Para sesi mi bastırdı yoksa tüm sesleri..?

Korkakça sattı kendisini sömürgecilere ve ölümlü menfaate !

Kefende cep de yok, ne çabuk unuttun !

Sesler var kainatta sonsuzluğa namzet içimizin diyarlarında...

Sesler var, sesi kısılanlara inat haykıran !

Duyuyor musun..?






27 Nisan 2015 Pazartesi

Gülay - Yaralandım


Ya bendeniz göremedim, ya da gerçekten You Tube'de Gülay'ın bu çok beğendiğim şarkılarından ''Yaralandım'' videosu yoktu, iş başa düştü dedim ve bu çok önemli mes'eleye de el atmış oldum. Vatana millete hayırlı olsun efenim.


26 Nisan 2015 Pazar

Okunası ve üzerinde çok düşünülesi..!


EŞİTSİZLİĞİN BEDELİ/JOSEPH STİGLİTZ (özetledim)

Merhaba... Ben Kapitalizm! Küçük kızlarınızı Barbie Bebeklerle büyüttüm, bugün sizden estetik operasyon için para istiyorlar diye neden şaşırıyorsunuz!

Çıkarlarım uğruna kocaman bir moda endüstrisi yarattım! İstediğimi de elde ettim, 17 yaşındaki kızların çoğu dış görünüşlerinden rahatsız.

Ben Kapitalizmim! Bir kadının bir moda dergisini 15 dakika karıştırması kendi vücudunu beğenmemesine yetiyor!

Ben Kapitalizmim ve bakış açınızı öyle bir değiştirdim ki, hırsız bir CEO'nun hayat hikayesi sizin için "azim ve başarı hikayesi'' olabiliyor.

Ben Kapitalizmim ve ortalama bir insanın günde 5.5 saat TV izlediği, kitap okumadığı, tiyatro ve sinemaya çok az gittiği bir toplumda  alaşağı edilmek gibi bir kaygım yok!

Elbette bütün kapitalistler birer "aziz" gibi konuşacaklar, tıpkı Bill Gates gibi, 150 milyon dolarlık 66.000 m2 bir evde yaşayan bir aziz!

Her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz bir koşu bandının üstünde fazla yağlarınızı eritmek için ter döküyorsunuz!

Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden dünyada 600 milyon obez ve 1.4 milyar aç insan var!

Ben Kapitalizmim ve Uzak Doğu'da 6-12 yaş arası kızlar $200 gibi komik bir paralarla seks kölesi olarak satılıyorlar.

Ben Kapitalizmim ve kadınlara sesleniyorum! Lütfen birer obje haline geldiğinizi aklınıza getirmeden Victoria's Secret'a koşun. Victoria's Secret ülkelerine Türkiye de eklendi, avuç içi kadar çamaşıra $80 verince çok mutlu olacağınızı garanti ediyorum!

Ben Kapitalizmim ve 15 yaşındaki bir çocuğun iPad alabilmek için böbreğini sattığını duyunca zevkten dört köşe oldum!

Ben Kapitalizmim ve Madonna'nın sadece Londra'da 8 evi var, ortalama 600 evsize barınak olabilecek büyüklükte.

Afrika kıtası dünyanın altın rezervlerinin % 90'ını elinde bulundurmasına rağmen, dünyada sadece 4 tane Afrikalı milyarder var.

Ben Kapitalizmim ve Afrika kıtasından her sene $8.5 milyar değerinde pırlanta çıkıyor, kıtanın açlık sorununu çözmeye yetecek miktar...

Ben Kapitalizmim ve siz pırlantalara bayılırsınız, Hindistan'da 1 milyon kişi günde 1.2 dolar kazanarak o pırlantaları üretiyorlar.

Dünyayı sarışın kadınların güzel olduğuna inandırdım, bu yüzden Asya kıtasında 300 milyon kadın düzenli olarak beyazlatıcı sabun  kullanıyor.

Ben Kapitalizmim ve sizin hayatlarına özendiğiniz Hollywood yıldızlarının % 64'ü kokain bağımlısı.

Ben Kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz aynı tişörtü haftada iki kez giymeye utanıyorsunuz.

Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, artık farkına varın, taptığınız tek tanrı benim!

ABD'de 7 milyon evsiz insanın olduğundan kimsenin haberi yok çünkü TV'de gördüğünüz Amerikalıların hepsi havuzlu villalarda yaşıyorlar.

Ben Kapitalizmim ve yine başardım! Bütün kadınları dolapları tıka basa dolu olduğu halde giyecek hiçbir şeyleri olmadığına inandırdım.

Amy Winehouse gibi bağımlılara acırken, hepinizin birer bağımlı olduğunu unutmanız ne kadar komik !

Zavallı tüketim bağımlıları...



25 Nisan 2015 Cumartesi

ömrüme...



Geldin mi ?
Hoş geldin,
Nerelerdeydin ?
Nasılsın ?
Ben gibiysen,
Sus..!
Sen gibiysem,
Beni sustur !
Geldin mi ?
Gitmiş miydin ki ?
Ne hoşsun sen,
Ömrüme...



24 Nisan 2015 Cuma

Kudsi Hadis 4


4. KUDSİ HADİS
Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

"Ey âdemoğlu!

Her kim dünyalık bir şey için üzüntü duyup kederlenirse, bu sadece Allah'tan uzaklaşmasını;
dünyada ise sadece sıkıntısını ve âhirette de perişanlığını artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Yüce Allah , dünya için kederlenenin kalbini arkası kesilmeyen tasalarla ve hiç boş
vakit bulamayacak meşgalelerle doldurur. Allah o kalbe öyle bir fakirlik hissi verir
ki, hiçbir zaman zenginliğe ulaşamaz, ona vereceği emeller ise onu sürekli meşgul eder.

Ey âdemoğlu! 

Ömrün her geçen gün biraz daha kısalır ama bunu idrak etmezsin.
Sana her gün rızkını gönderirim ama şükretmezsin. Aza kanaat etmez, çokla da doymazsın.

Ey âdemoğlu! Katımda sana rızkın ulaşmadığı gün yoktur; ancak meleklerin
huzuruma senin tarafından işlenmiş çirkin fiilleri ulaştırmadıkları gün de yoktur.

Sen hem benim verdiğim rızkı yiyor hem de bana isyan ediyorsun.

Bana dua ediyorsun, sana icabet ediyorum. Benden sana hep iyilikler inip dururken,
senden bana kötülüklerin çıkıp duruyor. Ben senin için iyi bir dost ve koruyucu iken,
sen benim için ne kötü bir kulsun! Sana verdiğim nimeti benden gizlemeye kalkışıyorsun.

Ben, peşpeşe yaptığın kötülüklerini örter ve senden utanırken, sen benden
utanmıyorsun. Beni unutuyorsun ama benden başkasını hatırında tutuyorsun.
İnsanlardan korkuyor fakat benden korkmuyorsun. Onların ezasından çekiniyor ama
benim gazabımdan çekinmiyorsun." 



23 Nisan 2015 Perşembe

Hayat namaz,namaz hayattır.

Hayat namaz,namaz hayattır. Bunun bariz misali aşağıda. Çok etkilendiğim için bu mübarek kandil gününde paylaşmak istedim. Okumanızı, düşünerek okumanızı tavsiye ile, kandilinizi tebrik ederim.

Hindistan'da yetişen büyük velîlerden Kutbüddin Bahtiyar Kaki (ks) Hazretlerinin namaz üzerine yazmış olduğu beyitler:


Eğer namaz kılmıyorsa...    

Bu zat buyuruyor ki: Biz, aciz birer kuluz.
Rabbimizin emrine itaate memuruz.

Zira yaratıldı ki bu insanlar ve cinler,
Yalnız Hak teâlâya ibadet eylesinler.

Nitekim bir büyük zat buyurmuş ki: (Bir kişi,
Namaz kılmıyor ise, dünyada ne ki işi?)

Yani hiç üzülmüyor, etmiyorsa hiç tasa,
Ölmesi hayırlıdır onun yaşamaktansa.

Sahabeden biri de, Resule geldi bir gün.
Dedi ki: (Ben mahvoldum, bana dua buyurun.)

(Ne oldu?) buyurunca, dedi ki: (Kervanımı,
Vurup aldı haydutlar, para ve mallarımı.)

Onun bu sözlerine karşılık, Resulullah,
Ona buyurdular ki: (Şükür elhamdülillah.

Korktum diyeceksin ki, Ben, bir namaz vaktine,
Yetişemedim bu gün, iftitah tekbirine.

Böylece bu tekbirin ecrinden mahrum oldum.
Bu yüzden çok üzülüp, diyorsun ki mahvoldum.)

Bu kıssayı anlatıp, buyurdu ki: Din budur.
Mümin, namaz kılarak bulur rahat ve huzur.

Âlimler buyurur ki: (Namaz vakti geçerken,
Üzülmeyen kimsenin, imanı gider hemen.

Eğer üzülüyorsa, imanı var demektir.
Maksat, Onun emrine ehemmiyet vermektir.)

Bir mümin, kul olarak, nasıl namaz kılmaz ki?
Nefes almak gibidir bu dinde namaz sanki.

Yine bir sohbetinde buyurdu: (Ey müslüman,
Beş vakit namazını geçirme sakın, aman!

Çünkü bu, Rabbimizin, biz kullara emridir.
Mümin olan, bu emri tam yerine getirir.

Nitekim buyurdu ki o Resul-i kibriya:
(Kim, özürsüz bir namaz bırakırsa kazaya,

O kişi, seksen hukbe ateşte yanacaktır.
Bir hukbe, seksen yıllık bir zaman olacaktır.)

Her vakit geçtikçe de kaza edecek kadar,
Bu bir namaz terkinin günahı kat kat artar.

Birkaç namaz olursa, çetin olur bir hayli.
Yarın mahşer gününde, çok zordur onun hali.

Her ne olursa olsun, bir an geciktirmeden,
Kaza namazlarını bitirmelidir hemen.

Namaz kılmayan kimse, Hakkın azametini,
Düşünüp, anlamalı işin vahametini.

Bu hadis-i şerifin şiddeti karşısında,
İnsanın erimesi lazım gelir aslında.

Hadiste buyuruldu: (Günah işleyen kimse,
Pişman olup, Rabbinden affını diler ise,

Allahü teâlâyı çok merhametli bulur.
Onun bu pişmanlığı, affına sebep olur.) 



21 Nisan 2015 Salı

Ulu Hakan II. Abdülhamid Han'ın duası


Sultan II. Abdülhamid Hân'ın, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in,"Ulu Hakan II. Abdülhamid Han" adlı eserinde geçen meşhur duasını paylaşarak blogumu şereflendirmek istedim.

Şu duanın asaletine bakarsanız, Osmanlı'nın çöküş dönemi padişahlarında bile, ne muazzam bir iman,incelik ve ruh güzelliği olduğunu görürsünüz.

İstanbul, Fatih ilçesinin, Çemberlitaş semtinde, Divanyolu caddesinde ziyaretine gitmek boynumuzun borcu olarak, mübarek Hz.Hünkârın ruhuna lütfen fatiha okuyalım.

DUALARI :

''Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum!

Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili'nin (Salallahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem!

Allah'ım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allah'ım!

Ya Adil!

Bana "Kızıl Sultan" adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun!

Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın?..

Fakat Ya Rahman!..

Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz!

Bize acı!

Resûlünün, Sevgilinin, Kâinatın Efendisinin nurunu kaydeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et!

Yâ Kâdir!

Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir. Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allah'ım!


Ya Ma'bud !..

Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum!

Ama tek vakit namazım olduğunu iddiaya da nefsimde kuvvet bulamıyorum!..

Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk gösteremeyen bu kulunu affet Allah'ım!

Eğer, yılları tesbih dizisince süren hükümdarlığımda Seni bir kere anabildim, Resûlüne bir an bağlanabildimse, duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et!

Ya Sübhan!

Şu titrek elleri, Kıyamet gününde sana "Ümmetim, ümmetim!" diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi "Milletim, milletim!"diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvelâ "Ba'sü ba'de'l-mevtsiz" bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasib eyle!..

Benim artık bu dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı.

Bari felâketi olsun bana daha fazla gösterme Allah'ım!

Ayakta duramaz, haldeyim!

Vadem ne gün dolacak Allah'ım?..''



20 Nisan 2015 Pazartesi

Taraklı 2015


Nihayet bahar kokulu rüzgarlara açmaya başladık pencerelerimizi ve ruhlarımızı...

Ne muazzam koku, sarhoş edici...Bahar kokusu ile zıddı olan kar kokusuna bayılıyorum.

Bir de hep içimde ukdedir, bir gül mevsimi Isparta'ya hususi gül bahçelerinde mest olmak için gitmeliyim...

Gül demişken,Mesnevi'de geçer : ''Allah ile olmak isteyen evliyanın huzurunda bulunsun."  
"Gül mevsimi geçince gül kokusunu nereden alacaksın? 
- Gülsuyundan..."
"Gül; Hz.Peygamberimiz (sav), Gülsuyu da, evliyaul­lahtır.''

Belki de ruhumuzun güle hasreti bundandır, biz fark edemesek bile...İçimizde şakıyan bir bülbül var, kafesinde ve gülistana hasret besteler dizmekte...

Isparta, Konya,Urfa...şöyle gül yollarına düşmek lazım...Gezmek için uygun zamanlar, sıcaklar bastırmadan...Yoksa nasipte varsa kalırsın sonbahara. Hazana...Kim erer, kim kalır...İstemek başarmanın yarısıdır derler, iste ki olsun...

Dualarına inan, ısrarcı bir samimiyetle.

Geçen gün Taraklı ilçesine gittik. Tertemiz sokaklarda, tertemiz insanlar arasında Osmanlı şehir dokusunun temsilcileri tarihi evler arasında ılıman bir iklim...

Ve zaman ne çabuk devretti,koskoca sandığımız bir yıl geçti, mübarek bir iklime girdik bugün...Receb-i şerif ayına bismillah...

"Allah'ım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır" (hadis meali)

Aklımda bir konu yoktu, bu yazıya bahar kokuları sebep olmuş olabilir, ya da hiç bir şey...

Öylesine..!




18 Nisan 2015 Cumartesi

Şair ruhlu..!


''İçimde birikmiş şiirlerim vardı, ne zaman seni düşünsem baharlara açan goncalar misali dudaklarımdan saçılırlardı...

Apansız geri gelen kara-kışa yenildiler !''

Artık inanıyorum, şair değilsem bile, şair ruhluyum..!

Nereden mi bu kanıya vardım: Çünkü şairlerin hayatlarında, damarlarında kan yerine hüzün deveran eder.

Bu, şair olmanın kaderi,gereği belki de diyetidir.

Bu sebeple iyi bir şair olman da gerekmez, şairliği, şiirleri sevmen yeterli, hüzün solumak için...

Ayrılık alır, ayrılık satarsın. Her bakışın son bakıştır, her sözün veda ile mühürlü...

An'lar sana, az sonra gelecek o haşmetli hüznü muştular.

Tebessümlerinde, hatta kahkahalarının tonları arasında saklıdır hüzün...

Hece hece kelimeler arasında,bazen kuyulara,bazen de deryalara geçiş yaparsın...

Kâşif gibi, sürekli arayış...

Kelimeleri bu yüzden çok sever ve birçok insandan vefalı bulursun.

Kelimeler silahın, kelimeler bazen de başına onulmaz işler açan belandır...Ceza mıdır demeliydim..?

Sadeliği,samimi bir basitlik içinde kelimelerin gücü ve yardımı ile dizersin sanal kağıtlara, en azından ben öyleyim, basit ve sade...

Sanki misal alemindeki izdüşümü gibi, hayallerinin peşindeki bir Don Kişot gibi, kendi dünyanda, birilerinin ne düşündüğünü umursamak istemeden, çala-kalem kelimelerinle varsındır.

Az sonra ölecek olsan da, son cümleyi yazma derdindesindir.

Eksik,fazla,hatalı,doğru kime ne !

Ben yazmayı seviyorum.

17 Nisan 2015 Cuma

Burçlar

Aşağıda, bir zamanlar, çeşitli kitaplardan derlediğim burçların özelliklerine dair olan tablo; yalnızca genel burç karakteristiğini yansıtmaktan öte bir şey olmayıp, genel kabul görmüş çerçevedir ve mutlaka istisnaları vardır.

Burçlar konusunda, yıldızların insanlar üzerinde etkisi olduğuna inanmak, Allah'a imanı yok edecek derece sakat bir anlayıştır.Yine gazetelerde burçlar üzerine,bugün sizi şu bekliyor, şundan uzak durun gibi astrolojik (!) kehanetlere, değil inanmak,okumak bile; ''fala inanma,falsız da kalma'' türünden İslam imanına,inancına vurulmuş sinsi bir felakettir.İnsanı karakteri ile yaratan Allah'tır. (cc)

''Sabah evden mü'min olarak çıkıp, akşama- Allah bizleri korusun-kafir olarak dönüleceği'' ne ilişkin bizleri ikaz eden hadislerin sahasında mutlaka bu gazete fallarına ilgi de var ve bu kahve falından, ''hadi biraz dedikodu yapalım'' yani ''ölü kardeşimizin etini yiyelim'' (Hucurat :12) demeye kadar uzanan geniş bir yelpaze maalesef...

Kur'anda geçen Buruç suresi, ''Yemin olsun burçlarla dolu gökyüzüne'' mealinde başladığı için bu ismi almış olup, astronomi ilmine, tefekküre, Allah'ın sonsuz kudretine dikkatimizi çeker, asrtolojiye değil !

Bir insan ''Benim iyiliğimi, kötülüğümü, hastalığımı, uğurumu, uğursuzluğumu burcum etkiliyor.''diye inanırsa, direk o yapıyor diye inanırsa kâfir olur.

Aynı burçtan olduğu halde birbirine karakter olarak hiç benzemeyen insanlar görüp itiraz ettiğimizde de, bu defa hemen ''efendim yükseleni farklıdır'' bahanesi nedense beni güldürmüştür!

Bu bir ilim olsa bile günümüzde buna ehil birilerinin kaldığını sanmıyorum. Aşağıdaki tablo için tekrar edersek, genel olarak denenmiş,tecrübe edilmiş,istisnaları da olabilen karakter analizlerinin bir çıkarımından başka bir şey değil.

Siz, siz olun burçlara bağlı yaşamak takıntısından bir an önce sıyrılın derim.
Burç uyumunu bilmem, ruh uyumu,ezelden ruhların kaynaşmasını,birbirini sevmesini bilirim, vesselam.




15 Nisan 2015 Çarşamba

Aptallar Erken Ölür !


Mario Puzo'nun; ''Aptallar Erken Ölür'' isimli romanı bana başka bir şey çağrıştırdı: 

Çiçek ruhlu insanlar sevgi kelimeleri ile sulanmadıklarında ölürler...

Oysa aptallar ölümü, terk-i dünya sandıklarından; ruhen bedenlerinin kendilerine çoktan  mezar olduğunu da fark edemezler !

Mario ile aynı pencereden bakmadığımız belli; ''aptallar erken öldürür!'' 

14 Nisan 2015 Salı

Yine bir ''mavi defter'' kalıntısı !


Ne zaman uçup gitti senin ülkenden benim çocuk ruhum, ne sen farkındasın ne ben düşünmek istedim.

Yalnızca ve ısrarla kendimi inandırdığım ve adına aşk dediğim duygularımın koruna, elimden geldiğince aşk döktüm, aşk üfledim...

Birgün nefesimizin kesilebileceğine ne sen ihtimal verdin, ne ben aklıma getirebilirdim. Yalnızca sevdim ve sevdiğimin yarısı kadar bile sevilebilme ihtimalini her günün fotoğrafına bir çerçeve yapmayı adet edindim.

Belki kendimi kandırıyordum, ama bunun dışında ikinci bir ihtimalin neticesi ayrılıklar uçurumu olurdu, düşünmesi bile tahammülü mümkün olmayan acılar kasırgasıydı yani...!

Uzun zamandır senin gözbebeklerine bakmıyorum, belki de farkındasın, belki de umursamıyorsun bunu! Ve uzun zamandır aynalara da bakmıyorum, en son baktığımda gördüğüm adamın siluetini yorgun ve yaşlanmış buldum..!

Bir aşk, nasıl bir anda ateşin karşısında eriyen buzdağı misali telef edilebilir, o üşüten kelimelerinle..?

Bak aşk korumuz üşüyor artık ve sen görüyor musun, emin değilim ?

Günlerce bunları düşünmekten, ne tansiyonumun dengesi kaldı, ne de baş ağrılarım sona erdi...Artık sarhoş biri gibi, hiç bir şey düşünmek istemiyorum. Zaman denizinin dalgalarına tam bir teslimiyetle bıraktım teknemi, gözüm sende, gönlüm Rahman'da, tecelli edecek kaderimin rotasında yüzüyorum...

( Mavi Defterim'den ) 
Not : Şimdiki zaman ile ilgisi bulunmamaktadır.İki de bir bunu not düşmekten de ben usandım !



11 Nisan 2015 Cumartesi

Kahreden kanıksanmışlık..!

Yıllardır içlerindeydi, bazılarına yakın akraba, hatta yeğen idi,bilinen idi,sevilen idi, hatta en güvenilen ''el emin'' idi...

Kanıksanmış, alışılmış, üstün meziyetleri çoğu kez onlar için olağan ve belki de zaten olması gereken gibi algılanmıştı...Ne de olsa yıllardır içlerinde yaşayan biri idi..!

Bu kör sebeple, bir çoğu O'na (sav) iman etmedi...

Ve ebedi körlüğü seçtiler!

* * *

İktidarlarda da benzer şeyler olur. Adam gelir, koskoca bir milleti bataktan çıkarır, refah artar; eski zor zamanlar unutulmaya ve sürekli tepede olanı, o bildik nankörlük aşındırmaya başlar...

Gün gelir, iktidar değişir, işler o unutulmuş eski günlere dönüşünce, gidenin kadr-ü kıymeti yeniden keşfedilir..!

Ne çare, o eski atmosfer de bir daha yakalanamaz !

* * *

Adam şairdir, Şairler Sultanı ödülü bile alır, ama dinci diye ömrü mahkemelerde geçer!

Adam sanatçıdır,başka dilde şarkıya atıfta bulunduğu için, ülkesine hasret gurbet ellerde ölür..!

Adamların san'atına ve her şeyden önce insan oluşlarına bakılmaz, o iflah olmaz ''ideolojik uyum''a göre muamele reva görülür...!

Ve çoğu zaman, bizim olanı, bizden olmayanlar övdükleri zaman, aklımız başımıza gelir gibi olur!

* * *

İyi bir eş, iyi bir babadır. Vakti ve nakdi ile her şeyini ailesine harcar. Evcimendir, sevecendir. Temiz, tertipli ve yardımseverdir. Zeki ve romantiktir. İnce ruhlu ve adildir...Artıları eksilerinden fazladır.

Yıllardır bu özellikleriyle ailesinin içinde olduğundan;

Kanıksanmış, alışılmış, üstün meziyetleri çoğu kez onlar için olağan ve belki de zaten olması gereken gibi algılanmıştır...
Komşudaki,haberledeki o dehşet örneklerden dolayı şükre değer bir şey akla gelmez!

Bu körelmiş alışkanlık, bu kahreden kanıksanmışlık sebebiyle, adam kıymetinin bilinmediği, değer verilmediği, hatta zaman zaman hakaret gördüğü düşüncesi ile, vurdu tekmeyi ayağının altındaki iskemleye...!

Ölümü bile fark edilmemişti..!


10 Nisan 2015 Cuma

Gerçeği Sendin Aşk'ın Efendim...


Gerçeği Sendin Aşk'ın Efendim.
Bunca yıl sahteleriyle boğuşup kavrulduk !
Heba olmuş zamanlardan ömrümüz aktı geçti !
Tarumar oldu gökkubbemiz !
Yerle yeksan, sevgiyle yoğrulmuş emeklerimiz..!

Oysa aşk sendin...
Sadık olan da, vefa da sendin Efendim.
Gerçeği sendin Aşk'ın...
Yolumuz ummanına düşene kadar, 
Düştük aşk sandığımız mecazlara..!
Gönlümüze hüsran avuntularla !

Yakup da sendin, Yusuf da sen.
Mevlana'da Şems güneşini yakan da sen...
Mü'minlerine Rauf olarak düşkün ve merhametinle, 
Gerçeği sendin Aşk'ın Efendim...

Ey vefası çok, varlığında Rahmanın kokusu olan !
Gönüllerimiz hastaymış, fark edemedik solmaz gülistanını.
Gözlerimiz yastaymış, için için hasretine ağlarken...
Asrın buhranında, ruhumuza derman senin Aşk'ınmış,
Senden gayrı bir kul için aşka yelken açmak, yalnızca aldanışmış.

''Sevgili'' dedi de sevdi Yaratan seni,
Öyle gönderdi bu fanilikler alemine içimize...
Ömür verdik,ömrümüzü yiyenlere aşk namına!
Oysa gerçeği sendin Aşk'ın...
Aşk sendin Efendim !

Rüzgârlar latif tenine dokunmadan,
Güneş, Seni selamlamadan doğmuyor dünyamıza.
Yıldızlar cıvıldaşmak için göğümüzde,
Nazar eylemeni bekliyorlar aşkla...

Gerçeği sensin aşkın ey on sekiz bin alemin övüncü.

Aşkından bir kırıntı diler kemter kullar.
Ahir zamanın karanlıklarına düştük,
Şaşmışlığımız, günahkârlığımız bundandır.
Gül kokusu avucundan aşkı içenler gibi olamasak da,
Bir adının da AŞK olduğunu biliyoruz artık Efendim...







5 Nisan 2015 Pazar

Güle güle Kayahan...

Kayahan'da dünyasını değişti...

Akciğer kanserinden...

Ecel anına kadar, sigara belasının çilesini çekti.

Son mini konseriyle helallaştı ve gitti...

Çok üzüldüm...

Birer birer azalıyoruz, şu gafletin derin efsunuyla hızla tükettiğimiz günler içinde...

Ben de ayrı bir hatırası olan şarkısı, ''İlk değil...''

Çok ağlamışlığım vardır bu şarkısını dinlerken...

Kayahan'ın genç eşini de ayrı bir taktirle anmak lazım. Yıllarca süren hastalığında eşini bir bahane ile terketmedi.

Bir söyleşide kendisine  sorulan soruya verdiği cevap sebebiyle olsa gerek, bazı yobaz medyada Kayahan'ın vefatı hak ettiği yeri bulmadı!

Allah merhametiyle muamele etsin inşallah.Güle güle anılarımızı albümlerde biriktiren,adam gibi adam...

 İşte o söyleşiden bir kesit :

''- Yaşamda en çok neye önem verirsiniz?

Adam olmaya. Benim yaşamımda ilk önce adam olmak önemlidir. İnsanlar eğer adamsalar, benim için kıymetlidirler. Kişilerin nerede oldukları ve mevkileri benim için önemli değildir. Aynı şey benim için de geçerlidir. Ben nerede olursam olayım, adam olmadıktan sonra hiçbir şey ifade etmem.

- Adamlık öğrenilir mi?

Bana göre adamlığı en güzel din kitapları anlatır. Benim kitabım da Kur’an-ı Kerim. Ben adamlığı oradan öğreniyorum. Doğru bir insan ve doğru bir kul olmak meselesi benim için vazgeçilmezdir.

- Din, ne kadar ve nasıl sirayet etmeli yaşama? Sınırı, dengesi nedir bunun?

Dengesi, sünneti Peygamber Efendimizin yaşadığı gibi yaşamaktır. Bence ‘had’, ‘sınır’ oradadır. Sabahtan akşama kadar vakti ibadetle geçirmek aşırıya kaçmaktır. Ama Peygamber Efendimiz gibi yaşarsak, doğru yaşarız. Her şeyin aşırısı zarardır. Kalp yapmak, insan sevindirmek ve eve lazım olan halıyı da camiye vermemek meselesi önemlidir. Karnın tokken açı düşünebiliyorsan, sıcaktayken soğukta olan için üzülüyorsan adam olmaya başlıyorsun demektir.''







3 Nisan 2015 Cuma

Kader (evlilik de kader mi ?)

Kader konusunda pek çok farklı eser okumuş biri olarak, özetle söyleyeceğim şudur :

Kader bir büyük dairedir bunun dışına çıkamazsın, içinde sana verilmiş hür iraden ile serbestçe yapıp ettiklerinden, ya da yapman gerektiği halde yapmadıklarından sorumlusun.

Kader; ruh gibi, insanlara hakkında az bir ilim verilmiş, sırlar ve ilahi cilveler manzumesi...

Allah'ın olmuş ve olacak her şeyi iyice ve tam/eksiksiz bilmesi ve mahlukatı için taktir etmesi kaderdir.

 ''Haberiniz olsun ki, Biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır.'' (Kamer: 49 ) Tefsirine Elmalılı tefsirinden bakılabilir.

Aklını,bilgini,tecrübeli insanlara danışmanı yaptıktan sonra, yani kul olarak üzerine düşen dünyevi her türlü tedbiri aldıktan sonra, gönlünü Allah'a açar; iyi şeyler taktir etmesini dilersin. Hayırlı işlere besmele ve güzel bir niyetle başlar, gerekenleri yaptıktan sonra, sonucun iyiliğini Allah'dan istersin.

Bunun dışında kader bahsinin içinden çıkmak mümkün gözükmemektedir. Zira o yuvarlak kader dairesinin içinde senin küçük cüz'i irade dairelerinde bile, bazen kaderin görünmeyen gizli müdahalesinin olmadığını kim söyleyebilir ? Söz gelimi bir sadaka verdin, birine bir iyilik yaptın, sana taktir edilmiş bela sınavı, bu davranışın sebebi ile geri alınıyor.Ya da aksine, birine lanet okudun, sonraki zamanlarda istenmeyen şeyler başına geliyor ve sen bu neden başıma geldi diye dövünüyorsun...

Derine girmeyelim, bu da levh-i mahfuz'da değişebilen kadere işarettir. Bir kader var, asla değişmez, ecel gibi...Bir kader de var kulun davranışlarına, hatta niyetine göre değişkendir, sadaka-bela ikilemi gibi...

Görüldüğü gibi kader hakkında en iyisi sözü uzatmamak.Kadere temiz bir iman ile, bize düşenleri yaparak, Allah'a sığınmak.

Kaderin bir yönü, bize çizilen sınav yol haritası, yani taktir-i ilahidir. Bir yönü, de Allah'ın  (cc) ezeli ilmiyle bize bir yaptırımı olmaksızın, olacak her şeyi ve hayat çizgimizi bilmesidir.

Evlilik ile ilgili aşağıdaki hadis-i şerif çok manidardır. Bu hadis-i şerifi bizim anlamamız değil, İslam bilginlerinin nasıl yorumladığı önem arz eder.

Ashab-ı Kiram’dan bir zatın Peygamberimize (s.a.v.):

''Falan kadınla evlenmek istiyorum, dua buyurun.'' demesi üzerine:

''- Eğer sana, İsrafil, Mikail, Cebrail, ve Hamele-i Arş, (as) dua etse, aralarında Ben de bulunsam, yine sen ancak, senin için yazılan (taktir edilen) kadından başkasıyla evlenemezsin.'' (Ramuz:357/9)  

Bu noktada ''senin için yazılan'' kısmının altını çizelim. Bu yazılma ezelde mi yazılmış taktir edilmiştir, yoksa kulun fiiliyatı ezelden bilinip, kula bağlı bir ilim olarak mı yazılmıştır sorusundan kurtulmak kolay olmasa gerek...

Gördünüz mü, yine sır perdeleri girdi araya...

Bu hadisi bilmenin bir faydası var, hoşunuza gitmeyen şeylerde; taktir, nasip buymuş diyerek ruhi ferahlık, teselli ile hayat sınavından kopmamış oluruz. Bununla birlikte, nasılsa kader tecelli edecek diye de, balıklama evliliğe dalmaz, akıllıca, tecrübe sahibi dost kimselere de danışmak yerinde olur.

Sonuç olarak tekrarlayalım ki; biz kul olarak, bize verilen başta akıl gibi  nimetleri, iyi niyet ve dua tedbirleriyle takviye ederek, üstümüze düşeni, elimizden gelen en iyi şekilde yapar, sonucu Mevlamız'a havale ederiz.

Tohumu, sağlıklı toprağa ekip sulamak bizden, yeşertip büyütmek O'ndan.

Olumsuz bir netice olunca da, güzel bir sabırla, bu benim kaderim, sınavımmış demek ve yerine/duruma göre bir kaderden, bir başka kadere göç ediş...

Başka yazmasam ve yazıyı bu şekilde noktalasam iyi olacak, çünkü yazdıkça aslında başka kapılar açılıyor...En doğrusunu Allah bilir...




1 Nisan 2015 Çarşamba

5 SEVGİ DİLİ

Aşağıya faydalı olabileceğini düşündüğüm bir makaleyi aldım.
Bendeniz için 2. 1. ve 5. sevgi dilleri sıralama ilk 3'de yer alıyor, yani birinci önceliğim nitelikli beraberlik, sonra onay sözleri (malum aslan burcu :) ve dokunsal bir duygusal olmam sebebiyle fiziksel temasın da hayatımda büyük yeri vardır. Mesela bir çocuğu, ya da annemi uzaktan sevmek bana yetmez, mıncırmalıyım, mucuklamalıyım. İlişkimde kelimelerin nasıl sarf edildiğinin müthiş önemi vardır.Hayatı paylaşmak ancak nitelikli kaliteli bir ilişki varsa beni mutlu eder.Ve yine malum aslan burcu, pohpohlanmayı sever (ama yüzüme övülmek beni utandırır.) onay sözleri. Bunda da ölçü ve adalet ararım. Bu,yanlışlarımın onaylanması anlamına gelmez,yeter ki, objektif olunabilsin.Aslana sert kaya deseler de, unutulmamalıdır ki, sular en sert kayalara şekil verirler,de kayalar bunun farkına bile varamazlar.
Buyurun siz de aşağıdaki iktibasta kendinizi ve onu arayın, kolay gelsin :




5 SEVGİ DİLİ (Garry Chapman)

Gerek arkadaşımız, gerek anne, baba, eşi ve gerekse de iletişime geçmiş olduğu karşı cins arkadaşlarımızla beraber aynı fiziksel ve sosyal ortamı paylaştığımızda bile genellikle anlaşılmamaktan şikayet ederiz.

Genelde ‘biz birbirimizi sevdik ve aldık, flört dönemimiz oldu ama ben bunun böyle olduğunu bilmiyordum’, ‘vay hain demek bana bunu da yapacaktı’, ‘nasıl olur ben bu adama kanabilirim’, ‘ama ne yapabilirim ki bana hep iyi olduğundan bahsetmişti nişanlı olduğumuz yıllarda bunlara kızmazdı şimdi nasıl olur anlamıyorum’ vs sözleriyle sık sık karşılaşırız. Bunların kendimize göre bir açıklaması vardır tabi, ama acaba ‘doğru dili’ konuştuğumuzdan emin miyiz?

İşte Garry Chapman, yılların tecrübesiyle mutluluk yolunu arayanlara ‘5 Sevgi Dili’ni sunuyor...

5 SEVGİ DİLİ.

Sevgi deposunun dolu tutulması gerekmektedir. İnsanlardaki sevgi oluşumu işte bu deponun varlığına bağlıdır. Aşık olan kişi sevdiği kişini mükemmel olduğu illüzyonuna sahiptir. Aşık olma deneyimi 3 nedenden dolayı gerçek sevgi olmadığı sonucuna vardı Dr. Peck.

a) Aşık olma iradi bir fiil veya bilinçli bir seçim değildir.
b) Aşık olmak gerçek sevgi değildir,çünkü çaba göstermeden yaşanır.
c) Aşık olan kişi diğer kişinin gelişimine yardımcı olmakla gerçekten ilgili değildir...

5 sevgi dilini aşağıya sıraladıktan sonra konu açıklamalarına geçeceğiz. Önce bu dillerin nasıl olduğu konusunda sizler tahminde bulunun.

(1) ONAY SÖZLERİ
(2) NİTELİKLİ BERABERLİK
(3) HİZMET DAVRANIŞLARI
(4) ARMAĞAN ALMA
(5) FİZİKSEL TEMAS

Yukarıdaki sıralanan maddeler 5 sevgi dilinin varlığından bahsediyor ve şimdide bunların ne demek olduklarını öğrenelim.

(1) ONAY SÖZLERİ

Antik İbrani bilgesi, Solomon Dil; yaşamın ve ölümün gücüne sahiptir. Kaygılı bir yürek insanı bunaltır,ama sevecen bir söz onu neşelendirir. Sözlü iltifatlar veyi takdir sözleri sevgiyi güçlü şekilde iletir.
Bu kıyafetle çok şık görünüyorsun...

Ooo ! Bu elbiseyle çok hoş görünüyorsun...

Bu dünyada patatesi en iyi pişiren kişi sen olmalısın...

Sevginin hedefi,istediğiniz bir şeyi elde etmek değil,sevdiğiniz insanın saadeti için bir şey yapmaktır. Bununla birlikte şu bir gerçektir ki onaylayıcı sözler aldığımızda karşılıkta bulunmak için güdülenmemiz çok daha muhtemeldir.

Onay sözlerinde;

a) Cesaret verici sözler: Duyguları sezinlemeyi ve dünyayı eşinizin gözüyle görmenizi sağlar.
b) Sevecen sözler: Seni seviyorum kelimesi buna bir örnek bu tür durumlarda da eşiniz genellikle sesinizin tonuna yüklenmiş olan mesajı yorumlayacaktır. Kullandığınız kelimeleri değil,konuşurken tavrınız ve ses tonunuz çok önemlidir.
c) Alçakgönüllü sözler: Ricalarda bulunmak,takdir edilmek,pardon hanımefendi 2 dakikanızı alabilir miyim? Ricalar iletişime yön verir ve kişinin kendisinin önemli olduğunu hissini verir.

(2) NİTELİKLİ BERABERLİK

Nitelikli beraberlikte bütün dikkatimizi kiminle berabersek ona vermemiz gerekmektedir. Kanepeye birlikte oturup,beraberce TV. İzlemek değil,televizyonu kapatıp,tüm dikkatlerimizi toplayıp, birbirimize bakmamızdır. İkinizin beraberce konuşması,beraberce yürüyüşe çıkmanız,beraberce dışarılarda yemeğe çıkmanız vs. birbirini seven 2 gençle,bir karı-kocanın aynı ortamda otururken bile davranışları farklıdır, çıkan gençler gözbebeklerinin içine bakar,dışarıdaki ortam 2.plan beraberdirler,karı-kocadan biri mutlaka dışarıyı izliyordur bunlar ne yapıyor garsona bakar,başka müşterilere bakar. Nitelikli beraberlik yoktur onlarda.

Nitelikli beraberlikte;

a) Birliktelik: Bedensel yakınlık demek değil,odaklanmışlıkla ilgili bir şey hem dikkatimizi hem de ruhen yakınlık ve birliktelik demektir.
b) Nitelikli sohbet : 2 bireyin deneyimlerini, düşüncelerini, duygularını ve arzularını dostça ve rahatsız edilmeyecekleri bir ortamda paylaştıkları anlayışına dayanan diyalogdur.

Nitelikli Sohbet Ve Nitelikli Beraberlikte Dikkat Edilecek Hususlar:

1) Eşiniz konuşurken göz temasını sürdürün.(Eşinize tüm dikkatinizi verdiğini anlatır.)
2) Eşinizi dinlerken başka bir şeyle meşgul olmayın .(Başka bir şey yapmayın.)
3) Duyguları dinlemesini öğrenin. (Haklı olduğunuz belli olacaktır.)
4) Vücut dilini gözlemleyin. (Sıkılmış yumruklar,titreyen eller,gözyaşları.)
5) Sözünü kesmeyin. ( Araştırmalar bir insan en fazla karşısındakinin sözünü kesmeden yalnızca 17 saniye dinler normal olarak ama susması gerektiğini bildiği zamanlar bu uzar ve susma süresi susana bağlı olur.)

c) Konuşmayı öğrenmek: Eşinizle konuşmayı öğrenmeniz gerekmektedir. Mümkün olduğu kadar da eşinizle sohbete girmekten kaçınmayın.

İki kişilik tipi vardır:

1. Ölü denizdir : İsrail de Galileo denizi,Jordan nehri yolu ile güneye ölü denizine akar,alır fakat vermez. Bu kişilikte alır kesinlikle vermez. Bilgisi vardır paylaşmak istemez suskundur.

2.Çağlayan çayıdır. Gözden veya kulaktan her ne girerse ağızdan dışarı çıkar ve ikisi arasında nadiren 60 sn. vardır her gördüğünü ve işittiğini anlatır.

d) Nitelikli faaliyetler : Birinizin veya her ikinizin ilgi duyduğu her şeyi içerir.Vurgu ne yaptığınız üzerinde değil,neden yaptığınız üzerindedir. Amaç birlikte bir şey yapmak ve bu yaşantıyı bana değer veriyor imajını vermektir.

(3) ARMAĞAN ALMA

Armağanlar sevginin görsel sembolleridir. Kriz zamanlarında fiziksel varlığınız eşinize verebileceğiniz en güzel armağandır. Armağanın pahalı olması gerekmez. Nede her hafta verilmesi gerekir. Bu yüzden armağan insanın ilişkilerinde,kendisinin diğer kişinin karşısında kıymetli olduğu izlenimimi verdiği için etkili olacaktır. Bu armağanlar eşinizi ve arkadaşınızı daha iyi tanıdıktan sonra çeşitliliği artacaktır. Bazen bakarsınız bir tatlı söz, bazen bakarsınız bir öpücük,bazen de akşam yemeği bazen de mahallenin çiçekçisinden alınmış kırmızı bir gül armağan için yeterli olacaktır. Ayrıca armağan; verdiğiniz kişide sizi de hatırlaması ve unutmaması ihtimalini verdiği için,ilişkiniz ve sevginiz de hatırlanacak olması yönünden çok önemlidir.

(4) HİZMET DAVRANIŞLARI

Hizmet davranışları ile eşinizin,yapmanızdan hoşlandığı şeyleri yapmayı kastediyorum. Ona hizmet ederek,onu memnun etmeye onun için bir şeyler yaparak ona sevginizi ifade edersiniz, yemek pişirmek,masayı hazırlamak,bulaşıkları yıkamak,evi süpürmek,çöpleri dökmek,bebeğin bezini değiştirmek,odayı boyamak,ütü ütülemek vs. bu gibi durumlarda kişi kendisinin sevildiğini kendisine ve ortamına hizmet edildiği zaman anlar.
Ricalar sevgiye yön verir ama talepler sevginin akışını durdurduğu için isteklerinizde rica etmeyi ihmal etmeyiniz.

(5) FİZİKSEL TEMAS

Çocuk gelişim alanlarında çok sayıda araştırma şu sonucu vermiştir. Kucaklanan ve öpülen çocuklar uzun zaman süreçlerinde fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklara nazaran daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştiriyorlar. Fiziksel temas evlilikte sevgiyi iletmek için güçlü bir araçtır. Öpme,sarılma,cinsel ilişki,fiziksel temasta ileti güçlüdür. Dilin ucu,parmakların ucu, burun ucu dokunmaya çok duyarlı olan yerlerdir. Ama omuzların arkası en az duyarlı olan yerlerdir. Fiziksel temas 2 ye ayrılır,

a) Örtülü temas: Vücudunuzu çaktırmadan sürtmek,elini omzuna koymanız.
b) Aşikar temas: Bilerek temastır. Masaj elle tutma masaj vs.

El tokalaşmaları da bir nevi teminattır. Vücut dokunulmak için vardır. Kriz zamanlarında neden iç güdüsel olarak,birbirimiz kucaklarız. Çünkü fiziksel temas sevgiyi güçlü olarak ilettiği için.

NOT:Yukarıda saymış olduğumuz 5 sevgi dilini iyice anlamış bulunuyorsunuz ama burada unutulmaması gereken en önemli nokta,her insanın farklı sevgi dili olacağıdır. Eşiniz için 1. sevgi dili nitelikli beraberlikken arkadaşınız için de 1.sevgi dili onay sözleri olabilir. Erkek için 1. sevgi dili hizmet davranışları iken kadın için armağan alma 1. sevgi dili olacaktır.

KARŞINIZDAKİNİN BİRİNCİL SEVGİ DİLİNİ
VE KENDİ SEVGİ DİLİNİZİ
NASIL KEŞFEDECEKSİNİZ ?

Eşinizin en çok hangi yönünü eleştiriyorsanız,hangi davranışlarından rahatsız oluyorsanız yaptığı ve yapmadığı davranışlar sizin sevgi dilinizi öğrenme açısından yardımcı olacaktır.

Evlendiğinizde geriye dönüp baktığınızda, şu soruyu sormanız gerekmektedir. Bugüne kadar eşimden ben en çok ne istedim?

Sizin eşinize yaptıklarınız ve yapmaktan hoşlandığınız davranışlar çünkü yaptığınız muhtemelen size yapılmasından hoşlandığınız demektir.

Sizi inciten eşinizin davranışları nelerdir?

Eşinizden en çok neyi ister ve rica edersiniz?

2 türlü insanın 1. sevgi dilini tespit etmekte zorlanırız.
A) sevgi deposu, uzun süredir dolu olan kişiler,
B) sevgi deposu, sevildiğini hissetmeyecek kadar boş olan kişiler.

KİGEM