11 Temmuz 2015 Cumartesi

Kıble

''Biz senin yüzünün semaya doğru çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Şimdi seni her halde hoşnud olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. (Namazda) yüzünü artık Mescid-i harâm tarafına (Kâbe semtine) çevir. (Ey mü'minler) siz de nerede bulunursanız (namazda) yüzlerinizi o yana döndürün.'' (Bakara suresi:144)

Namazda, her uzvunu, gücün yettiği kadar, kıbleye karşı bulundur! (Hadîs-i şerif-Mektûbât-ı Rabbânî)

Sizden biriniz abdest bozarken kıbleyi karşısına veya arkasına almasın. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

Namazın şartlarından biri de kıble cihetine dönmektir. Kıble, Mekke şehrinde bulunan Kâbe'dir. Namazda Kâbe'ye karşı secde edilir. Kâbe için secde edilmez. Allahü teâlâ için secde edilir. (Muhammed İznikî)

Kıble, Kâbe'nin binası değildir, arsasıdır. Yani yerden Arş'a kadar, o ilahi nokta,alan,merkez kıbledir. Bunun için kuyu ve deniz dibinde, yüksek dağların tepesinde, (uçakta) bu cihete doğru kılınabilir. Hacı olmak için de, Kâbe'nin yapısına değil, o arsaya gidilir. Başka yerlere giden hacı olmaz. (İbn-i Âbidîn)

“Kıble” lûgatlarda kelime olarak, yön ve yönelme demektir. İslâmî fıkıh lisanında ise kıble, Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe yönünü ifade eder.

Görülmesi halinde kıble, doğrudan Kâbe’dir. İslâm âlimleri bu hususta sözbirliği içindedirler.

Kâbe'nin görülmemesi durumunda  İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye (rh.) göre esas olan Kâbe'nin bulunduğu yöndür. Namaz kılan Müslümanın Kâbe yönüne durması yeterlidir. Çünkü özellikle uzak mesafelerde Kâbe'yi tam karşıya alabilmek mümkün değildir.

Zaten ayet-i kerime de ''Mescidi haram tarafına'' buyurarak Müslümanlara büyük kolaylık ikram etmiştir.

Kıbleye yönelmek namazın farzlarındandır. Herhangi bir yöne doğru kılınan namaz geçerli değildir. Kıbleye yönelerek namaza duran kişi daha sonra yönünü değiştirirse namazı bozulur. Yalnız yüzün kıbleden çevrilmesi ise mekruh olmakla birlikte namazı bozmaz. Kıblenin kesin biçimde bilinmemesi durumunda namaz kılacak kişinin kıbleyi tesbit etmek için araştırma yapması gerekir. Gerekli araştırmadan sonra kıble olarak belirlediği yönde namazını kılar. Bu durumda yön yanlış bile olsa namaz geçerlidir.

Ancak namaz sırasında yönünün yanlış olduğunu öğrenirse kıbleye yönelmesi gerekir. Araştırma yapılmadan kılınan namazda yanlış yöne durulduğu anlaşılırsa namaz yeniden kılınır.

Araba, vapur, tren, uçak gibi ulaşım araçlarında namaza başlanırken kıbleye dönülür, aracın hareketi sebebiyle kıbleden sapılması namazı bozmaz.''

*

Yukarıya aldığım bilgilerin üzerine bendeniz de bir iki şey ilave etmek isterim.

“Kıble” lûgatlarda kelime olarak, yön ve yönelme demektir.Bilgisi geçti.Bunu unutmayalım  ve şimdi bir  hadis mealine geçelim.

Sevgilimiz (sav) buyurur ki : "İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; kaygıları kursakları, şerefleri malları, kıbleleri kadınları olacak. Dinleri de altın ve gümüşleri olacaktır."

''... kıbleleri kadınları.''

Kıble neydi, yön,yöneliş,istikamet. Demek ki modern zamanlardaki Müslümanın kendisinde kıble/yön sorgulaması yapması kaçınmaması ve ihmal etmemesi gereken en önemli meselesi olarak karşımızda durmaktadır.

Yalnızca inandım,iman ettim, Müslümanın demek yetmiyor.İnsanlık tarihi hak-batıl savaşı/mücadelesi olarak özetlenebilir. Bir yanda Allah'ın adaleti yanlıları,diğer yanda heva ehli.

Kıblesi Kâbe olanlar, Hira dağının çocuklarıdır. Bu bir bakış,hayat nizamı,yaşam tarzının temelidir.
Kıblesi Kâbe demek, Yüce İslam şeriatinden ve düzeninden yana oluştur. Yani Allah'ın Peygamberinin (en güzel selam O'na olsun) davet ettiği düzene,şeksiz,şüphesiz,garazsız,ivazsız,itirazsız,iman tahtında teslim olduktan sonra; bu iman ettiği hakikatlerin Allah'ın arzında hakim olmasını -en azından-istemek ve bunun için çalışmak,hayatı düzenlemektir.

Kıblesi doğru istikamette olanlar, haşr sabahına mutlu bir sevinçle uyanacak olanlardır.

Kıblesi Kâbe olanlar, Allah'ın hoşnutluğuna erecek olanlardır. Kitabı getirenin (sav) kurduğu Medine din devletinden yana olanlar halis Müslümanlardır.

Bundan yana olmamak için günümüz sapkın şucu-bucu örgütlerinin gök ehlini bile rahatsız eden Allahu Ekber nidaları eşliğinde işledikleri cinayetlerin bahanesinin ardına saklanmadan, halis dinden ve Allah'ın insanlar için taktir buyurduğu İslam nizamından yana olarak hayata bakmak, kıble sapması olmadan, iyi-güzel-doğru yaşamanın fikri alt yapısı demektir. Bunu ıskaladığınızda, ortada büyük bir aldanış ve hüsran vardır.

Biliyorum bu kez yazı biraz uzun oldu ama...Son olarak şunu söylemiş olayım :

İtikadi olarak, bu dinin getirdiği her şeye şeksiz şüphesiz iman edip, sıkıntısız teslim olarak, laik/seküler dünya görüşüne bulaşıp kirlenmemiş bir iman size lütfedilmişse, ne kadar günahkar olursanız olun, dindarlaşamasanız bile,yolun sonu ümit doludur vesselam.

Allah'ım kıblemizden bizi bir santim bile saptırma,anlamayanlara da anlamak nasip eyle. Amin.