5 Kasım 2015 Perşembe

Sana...


Biliyorum,
Epeydir sana zaman ayıramaz oldum !
Sen de üzülüyorsun..!
Sana gelmemek, seni unutmak sanıyorsan,
Beni az tanımışsın demektir...
İçimi dökemez oldum,
Suskunluk çöktü yüreğime,
Kelimelerini yitirmiş, 
Kaybettiği bilyelerini arayan çocuk gibiyim şu sıralar.
Bu yüzdendir sana gelemeyişim.
Bu yüzdendir, harflerden kaçışım...
Biliyorum belki de bunlar mazeret değil diyeceksin.
Yazmak bir mevsim işi olmasa da, bir iklim rengi olduğu muhakkak.
Mesela yalnız olmalıyım, 
Mesela içimin hüznü kahvedeki telve kıvamında olmalı.
Olmalı ki, göz yaşları tadında, kelimecikler,cisil cisil düşsün sayfalara.
Özledim seni biliyor musun ?
Günlerdir kapına kadar geliyorum, bakıyorum bakıyorum
Ve gidiyorum,hayıflanarak...
Bugün birden çaldım kapını sevgili blogum.
Mis gibi yalnızlık ve gariplik kokusu vurdu yüzüme...
Anılar, fon müziklerini takıp da koluna,
Karşıladılar beni kapıda...
İçimin atıkları, kendimden kendime,kendimce, bir yudum teselli, bakkal defteri karalamaları,geç kalınmış hikâyelerin baş kahramanı, içinizdeki gökkuşağının renklerini soldurmayın diye diye selam çaktılar ruhuma...