30 Temmuz 2016 Cumartesi

sen delirtirsin ancak beni, sen..!



sen delirtirsin ancak beni sen !
o bal şarabı dudakların,
nefeslenmek için can attığım,
nefesine adandığım,
zamanlar boyu aradığım...

sen delirtirsin ancak beni sen!
işvelerin mahcup bir utangaçlık ile,
karışırım ahenginin büyüsüne,
şiir olur düşersin geceme,
hayalimde her daim kadınım,
her nefeste yandığım,
bir ömür aradığım...

baharlar tomurcuklanmış gülüşlerinde,
can vermek ister binlerce pervane ateşinde
ah sen kadın..!
hazan zamanıma düşen ılık bir baharsın.
ne diye bir görünür bir kaçarsın..?
hadi aç sende özgürce,kanatlarını,
uçalım mis kokulu gülistana...

ah işvesi çok bal dudaklım
bakışlarında zemheri soğuğunda yandığım 
sen delirtirsin beni ancak sen..!
sen ağlatıyorsun beni sen...
ah işte vakit kaçtı kaçacak..!
kelimelerim yine sana kanamayacak..!


[mavi defterim]

27 Temmuz 2016 Çarşamba

kuşlar uçuyor...


içimde kuşlar uçuyor
uzak ülkelere göçe..
kanat çırpıyor,
bilinmez sevinçlere,
keşfedilmemiş kentlere,
meçhul bir hikâyeye,
duru akan nehirlere,
rengarenk kelebeklere,
solmayan renklere,
üzmeyen yüreklere,
içimde kuşlar uçuyor
huzur veren bir yüz'e
kanatlarımı çırpıyorum
belki de olmaz bir hayale...






20 Temmuz 2016 Çarşamba

bedbin adamın güncesi...


aylardır yürüyüşü de bıraktım,
galiba eskisi gibi sağlıklı olmayı pek umursamıyorum !
mecburî alış-verişler dışında,
kafamı pencereden bile çıkarmıyorum...
eski şarkıları da dinlemez oldum,
çok ağlarım diye..!
bir beklenti,yaşama dair,
bir sevinç,
biraz umut,
yok, yok işte...
tek sermayesi şu serkeş işe yaramaz gönlümün,
annem...
elimden geldiğince yaşlı anneciğimleyim,
onun duaları tek tesellim...
böyle işte,ölü ve ölgün günlerin,
bedbin adamı olmak düştü payıma...

13 Temmuz 2016 Çarşamba

çok tenhayım...


çok tenhayım
gel, ruhumu şenlendir..
ovalarımı dolaş,
yükseklerimde kanat çırp,
derinlerime deniz kızı gibi dal...

çok tenhayım,

gel şehrim senindir.
kapım ardına kadar açık,
perdelerim ve ışıklar sımsıkı kapalı...
mumlara yaslan da gel...

çok tenhayım, çok...

ıpıssız,
uçsuz bucaksız,
çöller kadar kurak,
sağanaklara aç bir zambak...

çok tenhayım,

gel!
ülkem sevinsin..
gez baştan başa,
baştan çıkmaya hazırım...

çok tenhayım,

çok fenayım,
sensizim,
sevdan ile beladayım...






11 Temmuz 2016 Pazartesi

Üsküdar'a bir kaç damla gözyaşı bıraktım sonra...



Umutlarımı kuşanıp da İstanbul'a uçmuştum.
İstanbul'un renklerini almış,İstanbul ben olmuştum...
Martılar özgür müydü gerçekten, sormaktan vazgeçtim.
Sevilmiş miydim hakkımca, bunu da düşünmüyorum artık!
Adımladım anılarımı,ağır aksak adımlarla,
Üstlerinden geçmek,toprağa gömmek istedim.
Üsküdar'a bir kaç damla gözyaşı bıraktım sonra...

Eksiktim,daha da azaldım,yanmıştım, yine kandım..!
Hani İstanbul'un büyüsüne ne oldu,anlayamadım..!
İstanbul'un suçu yok,biz ona yoldaş olamadık..!
Süzülüş konusuna göre gözyaşlarının da tadı farklıymış...
Belki de görmediğimiz renkleri bile kuşanmışlardır..!
Üsküdar'a bir kaç damla gözyaşı bıraktım sonra...

Çok özlüyorum ama sana gelmiyor ayaklarım İstanbul,
Üzgünüm, sana güzel anılar bırakamadım, yüzüm yok !
Ne söylerim Kızkulesine,nasıl bakarım iskeleden denizine..!
Çocuktuk,güzeldi Atlama Taşı'nda bisiklete binmek,
Sokullu'da bir kıza tutulmak...
Şair Zati'de acemi olmak..!
Zeynep Kâmil yokuşunda çaresiz yorulmak.
Dönüş için Harem'e varınca,
Üsküdar'a bir kaç damla gözyaşı bıraktım sonra...



6 Temmuz 2016 Çarşamba

yarımda...



sensiz çok şey yarımda...
anılarım yarım-da
masadaki çay yarım-da
köşede duran tozlu biblo yarım-da..
aynadaki hayalim yarım-da..
duvarlarda yosun tutmuş gülüşler,
söylenmedik eksik kalan sözler
göz pınarında pusuda bekleyen damla
yanımda ve hep yarım-da..
bayramlar bayrama benzemezliği ile,
boynu bükük evin tek çiçeği,
tost makinesi,
filmlerle dolu çekmece
yarımda..
yatağımın yarısı,
hıçkırığımın katkısı,
alın yazımın yazgısı,
ruhumun tavan arası
yarım-da..
sensiz çok şey yarımda..
yanımda ve hep yarım-da...

5 Temmuz 2016 Salı

anlamayan...


..bir öykümüz olmalıydı bizim.
var gibi gözüken yalnızca şiir...
bizim bir öykümüz,
belkide hiç bir zaman olamayacaktı...
anlamayan yalnızca kalbimdi...

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Bir Ramazan daha...2016


Ömrümden bir Ramazan-ı şerif daha geçti.

Bir çırpıda,

Bir nefes gibi,

Şifa gibi değil,

Şifanın ta kendisiydi...

Bilmiyorum..!

Kırıp incittim mi..?

Üzdüm mü..?

Gücendi mi..?

İşte gidiyor..!

Senin gözünün önünde, daha bir hafta,on gün kala insanların bayram alış-verişleri yapmaları, tatil rezevasyonları...kavgalarımız,seni unutup,birbirimize hoyrat davranışlarımız ve getirdiğin, o, künhüne/sırrına varamadığımız güzel hediyelerinin kadrini bilememekliğimiz için; her türlü hata,kusur ve aymazlıklarımız için binlerce kez özür diliyoruz.

Oysa seneye kavuşabilecek miyiz ?

Bilmiyoruz..!

Gitmek var,dönüp de bulamamak var..!

Hakkını helal et,kerem eyle,hatalarımızı görmemiş gibi ''gül'e güle,Gül'e (sav) selam söyle... 

3 Temmuz 2016 Pazar

günaydın sabahım...


Gece ve uyku fazla uzun gelmeli en son seni öptüğüm yerden başlamalı..

Sabaha,yani sana gözlerimi sabırsız bir çocuk sevinci ile açmalıyım.

Sen uyurken seni uzun uzun izlemeli, yüzünde yeni günün planlarını,hayallerini,muzurluk ve muzipliklerini çizmeliyim.

Saat 10'nu bulduğunda da artık sabrım taşmalı ve öpücük öpücük yüzünün kapısını çalmalı dudaklarım...

Günaydın sabahım,

Günaydın hayalim...