16 Eylül 2016 Cuma

Bir Tarık Akan yazısı..!


Damat Ferit olarak çocukluğumuzda kalan Tarık Akan, daha sonra Yılmaz Güney'in kucağından, Aziz Nesin ateistinin vakfına giden YOL'culuğunda an geldi: dhpk-c tarafindan şehit edilen, savcı
Selim Kiraz'ın katilleri için "Ben onlar için,terörist lafını kullanmam!" An geldi örtülülerin çoğalmasını fotoğraf eşliğinde ''aydınlıktan karanlığa'' diye Müslümanları aşağılayıcı,inançlara saygısızca ifade etmekten de çekinmedi.

97 yaşında öleceğine inanmıştı,günde 4 paket sigara içen Akan 66 yaşında öldü.

''Işıklar içinde yatsın!''
Yaşar Nuri için o da öyle öyle demişti, yarın onu gömerken de aynısını derler !

Nur içinde yatsın bile diyemiyorlar. Çünkü En-Nûr 'un Allah'ın bir ismi olduğunu ve nurun İslam'a ait olduğunun farkındalar.

Osmanlı düşmanlığıyla da bilinen Akan'ın son dönemde işi gücü  İslami değerlere ve AK Partiye hakaret etmek olmuştu. Politik sahada kalsa ve Ak Partiyi eleştirse,onun görüşü der geçerdik ama o bununla kalmadı;HDP gibi terör örgütü uzantısı bir partiyi de açıkça destekleyerek güya birlik adına :'' Hdp ye yapılan saldırıları kınıyorum birlik içinde yaşamak çok da zor olmamalı.'' diyebildi.

Türk sineması emek Ödülleri konuşmasından bir kesit; ne kadar san'atsal siz karar verin :
“Bugüne kadar Kadir arkadaşımla ben, dincilere ve faşistlere karşı, ülkenin adam gibi idare edilmesi için mücadelemizi verdik. Ama artık ikimiz de yaşlandık. Gelin hep beraber dinci, şeriatçı basına ve televizyonlara hayır diyelim ve onlar için, onlarla, onlar adına kesinlikle çalışmayalım.”

“Şeriatçı medya için hiç bir projede görev almayalım.”

Nasıl yani? Meselâ “şeriatçı medya”nın çekeceği bir “Çanakkale Savaşı draması”nda da mı? Ya da bir “Kurtuluş Savaşı destanında da mı? Ya da işsizliğin, alkolizmin, fuhuşun ya da uyuşturucunun un ufak ettiği bir aileyi anlatan yararlı mesajlarla dolu bir dizide de mi? Ya da -İsmail Güneş''in “Sözün Bittiği Yer”inde olduğu gibi- din eksenli bir konuya sahip bulunmayan sosyal içerikli bir sinema filminde de mi?

Yılmaz Erdoğan'ın : Film Arası Dergisi'ne verdiği röportajdaki,‘günde beş kez ezan okunur ama filmlerde ezana yer verilmez’ sözü çok zoruna gitmiş ve Erdoğan'ın bu tutumunu da garip bir şekilde eleştirmişti.

VARDİYA Bizde Platformu’nun 83’üncü sessiz çığlık eyleminde  ezan okununca susulup beklenmesine de tepki göstermişti.

Akan bilindiği gibi ateist ünlüler kategorisinde yer almaktadır.

O öldü diye sevinç naraları ile cehennem cehennem diyenler gibi bakamam hadiseye. Keşke iman ehli olsaydı derim,inanıp ötede cennete gidenlerden olsaydı derim.Ölüm büyük iş, bu sebeple Alemlerin Efendisi (sav) KİTAP EHLİ  bir yahudi cenazesi mübarek huzurlarından geçerken ayağa kalkmışlardı.

– “Ey Allah’ın Rasulü! Bu bir Yahudi kadınının cenazesidir” dedik.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.):
– “Şüphesiz ölüm korkunç bir şeydir. Cenazeyi gördüğünüzde hemen ayağa kalkınız” buyurmuştur. (Müslim, Cenaiz, 78,Hadis no:1593)

Efendimizin ayağa kalktığı şey esasında ölümün bizatihi kendisiydi.

Bu hadisi şeriflerin zahirine bakarak buradan hüküm çıkarmaya kalkan bidatçiler peygamberimizin yahudinin cenazesine bile saygı gösterdiğini iddia ederek Müslümanların kafasını karıştırmaktalar.

Bu durum, parçayı görüp de bütünü parça ile anlatmaya kalkan adamın durumu gibidir. Konu, ancak diğer hadisi şerifleri gördüğümüzde açıklığa kavuşmaktadır.

Buharî’nin rivayetinde, cenazeyi görmek ayağa kalkmak için bir sebep olarak gösterilirken Ebû Dâvûd, Nesaî, Müslim ve İbn Mace’nin rivaye­tinde “ölümün korkunçluğu ve ibret alınacak bir hadise oluşu” ayağa kalk­manın sebebi olarak gösterilmiştir.

Ahmed b. Hanbel’in Abdullah b. As’dan rivayet ettiği bir hadis-i şerif de şu mealdedir:
– “Evet kâfir cenazesine de ayağa kalkınız. Çünkü siz (as­lında) o kâfir cenazesine kalkmıyorsunuz. Ancak ruhları kabzeden yüce Al­lah’a ta’zim ederek ayağa kalkıyorsunuz.”

 Dinimiz bize ''Ölülerinizi hayırla yad ediniz.'' buyuruyor. ''Ölüleri'' değil!

Işığı (!) Nûr'a tercih edenleri değil !

Bizim ölülerimiz,İslam'a ve İslami değerlere hakareti içinden bile geçirmeyen,saygılı,muhabbetle bağlı Müslümanlardır.

Sizin ölüleriniz, ağızlarını her açtıklarında, ''Allah'ın nurunu söndürmek''için necaset saçanlardır!

Bizim ölülerimiz İslam şeriatinin Allah'ın Kur'anı  ve Peygamberinin (sav) sünneti ile sabit,icma ve kıyas ile açıklanmış ''Bugün sizin dininizi tamamladım ve yaşam/inanç olarak ancak İslam nizamından razı oldum''ayetine tereddütsüz iman ederler.

Sizin ölülerinizse her fırsatta şeriatin Allah'ın yasaları olduğunu bile bile : ''Kahrolsun şeriat!'' derler.

Bizim ölülerimiz tek örnek önder ve lider olarak Hz.Peygamberi (sav) rehber edinirler; sizin ölüleriniz ya Kemalisttir,ya komünist ya da ateisttir..!

Uhud'da Hz.Ömer'in Ebu Süfyan'a seslenişi gibi : “Eşit değiliz, çünkü sizin ölüleriniz cehennemde, bizimkiler ise cennette”

Kur'ana iman edenler bilirler ki, bizzat orada Allah Teala, Tebbet suresinde, Ebu Lehep kafirine lanet etmektedir. Bu ayetin nüzul sebebi hususi ise de, hükmü umumidir kıyamete kadar. Yani Ebu Cehil,Ebu Lehep kafalı yeryüzünde ne kadar İslam düşmanı ateist kafir ölüsü varsa hepsi için de geçerlidir.

Ömrü boyunca, Allah'ın dini ve dindarlarla uğraşıp,rencide,hakaret,küfür ettikten sonra ölmüş insanlar için Allah'dan rahmet dilemek,en azıdan Allah'a haşa hakerettir..!

Zira bu kişilerin beyanları ortadadır,tevbe ettikleri ve İslam'a döndükleri de ortada olmadıkça,onlar ne bizim ölülerimizdir, ne de rahmet temennisine hakkımız vardır.

Bugün İslam'a savaş açıp hakaret edenlerin Tebbet suresindeki Ebu Lehep'ten ne farkı var ?
Ebu Lehebin'de işi gücü İslam ve Müslümanlarla uğraşmak,savaşmak değil miydi..? Aynı eylemi yapanlardan birisinin adı Leheb,diğeri Akan ya da Nesin...

 Öyleyse ölünün arkasından hayırla konuşmak safsatasını alın da öyle çelenk koyun ölünüze..!