28 Şubat 2017 Salı

Bir karalamama daha ses verdim.


bir Ahmet Telli şiiri gibi :

‘’Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki..’’

tarumar oldu şehrim, 
sokaklarında savaş artığı harabeler 
ve yıkıntılar arasında,
kendisine şarapnel parçalarını,
oyuncak edinmiş çocuklar gibiyim…
hayat gitti benden ve yıkıldı kentim…
kuşlar,yaşam sevinci kuşlar,
gittiler sonra 
ve  kuşların ardına düşen uçurtmalar…




27 Şubat 2017 Pazartesi

Bir mantı hikayesi

Cumartesi, akşam yemeğine davetlilerimiz vardı. Annem sağolsun, yağ mantısı yapacağım dedi. İyi de, onu yapmaya ne sağlığın ne de yaşın uygun değil be annem…

Canı istemiştir diye itiraz etmedim. O hamurunu oklava ile açtı, kestik içine kıyma, sonra katlamaca,başka yemekleri genel olarak yapabilirim ama, bu ilk denemem. Neyse başarılı buldu beni, o gaz verdi ben ful gaz yuvarladım .)

Bununla bitmiyor ki efenim; sonra tamam oğlum  Allah razı olsun sen git dedi.

Kıyamadım bir parti o kızarttı, pembe renk olacak, bu pişti işareti, tamam dedim, hadi onları kızartmaya da giriştim. arkadaş pişir pişir bitmiyor…:/

Üzerine sarımsaklı yoğurt ve sos, yeme de yanında yat :)

Bununla da bitmiyor ki, servis sonrası, ocağa sıçrayan yağlar, her yer silinecek (ki gazete ile örttüm ocağın boş kısımlarını az iş çıksın diye).

Bulaşıklar yok edilecek, yer paspaslanacak…Bütün bunlar ne için, 10-12 tane yağ mantısı yiyeceğiz diye. Onca emek, bir düzine hamur işini lüpleteceğiz diye... Ah insan nefsi için nelere katlanıyor değil mi..?  Nefs demişken minik bir parantez açayım; şu cinsellik mesela; o şehvetin lezzeti olmasa, kimse yan bile bakmaz...Öpme dışında yani...O da şehvet olmadığından safi şefkat unsuru...
Oysa insanın mahrem yerleri en çirkin yerler, gel gör ki, şehvet gözlüğü onları nasılda değerli ve önemli kılıyor. Şehvet olmasa insan nesli devam etmezdi, sonrasında gelen bebek-çocuk sevgisi nasıl da o yavruya kol kanat gerip bakım zahmetinin yorgunluklarını unutturuyor. Bu yalnız insana mahsus da değil üstelik.

Nerede kalmıştık ocağı falan da temizleme, kap kaçak makineye girmeyen tepsileri temizleme derken, mantıya hitap ettim kimse yokken :))

''Ne sen kırk yıl aklıma gelirsin, ne de seni yerim!'' Zaten yağda olan şeylerle aram yoktur, tamam çok lezzetliydi ama…

Kıssadan hisse : Beyler kadınlara iyi empati yapmalı, hele oturduğu yerden bir suyu bile ayağına isteyenler; bir de eşleri çalışan kadınsa, hem dışarıda çalış, hem de evde…Merhametli olmalı ve yardım etmeliler vesselam.

Ha bununla da bitmiyor .) Yağ kokusu sindiği için, elbiseler değişecek…

Yetmez efenim, saçlarınıza da sinmiştir diye banyo şart….

Ne mantıymış be; anlatırken bir daha yoruldum.😅

Güzel, hayırlı, bereketli,keyifli bir hafta olsun inşallah...





26 Şubat 2017 Pazar

kendi kalabalığım...


..kendi kalabalığımda kavrulup dururken, 
ilgimi çekmez oldu başka tenhalar..!




24 Şubat 2017 Cuma

Niceleri geldiler, neler istediler...!

video

Ömer Hayyam'ın, ezberimde olan bir rubaisine ses verdim...Evet ezberimde lakin, henüz şunca ömrüme,bir farkındalık olamayan o sevdiğim rubai...!







21 Şubat 2017 Salı

Seni yine çok özlemişim...


Bazen içime korku düşüyor ya bir kez daha göremezsem, kokunu içime çekemezsem derin derin diye...
Ne zaman sana gelsem, her anını farkında olarak yaşama telaşına düşerim.

Öyle güzel bakışların var ki, bazen utanır bakamam maviliklerine. Hoş bakınca da gözlerim buğulanır,yine doya doya göremem...

Martı sesleri,ezanlarına;ezanlar,vapur seslerine karışınca,aklım karışır, zaman durur. Ruhumun ayakları kayar,zamansızlık,mekânsızlık ben olurum. Mevlevice bir semah ile dönerim semalarında...

Yok ki, senin gibisi yeryüzünde...

Anlaşılan seni yine çok özlemişim, bak gözlerim yine buğulandı, artık yazamayacağım seni İstanbul; zaten kim yazabilmiş ki...



20 Şubat 2017 Pazartesi

İki mektup bir makale

''Dilini çok muhteşem kullandığı, üslubunun bir başkalığını ve bir kadını kendisine hayran bırakma özelliğinin giderek tutkuya dönüşebileceği gerçeğini başka bir kadından daha duymuş muydu acaba?''

Çok kereler duydum ama, duymak ile bunu yaşatabilecek kadir kıymet bilir birine henüz rastlamadım, sanırım o tren çoktan kalktı...Artık beklemiyorum da...

*

''Karadeniz gibiydi adam. Sabahın seherinde döverken kayaları, öğle güneşinde sallarken dalgakıranları, ikindi namazına yakın duruldu, beklemedi yatsıyı ;akşam vakti öldü.
Bir lahza da dört ayrı mevsimdi adam...''

Bu cümleleri sesinden duysam,güzel bir şiir yazmış şair derdim.

*

Gelelim bizim kamu emeklisi okurumuzun şahsında okunası bir makale linki vermeye. Süleyman Özışık yine enfes bir makale kaleme almış. Uzun olduğu için az bir kısmını iktibas edeyim, kalanını verdiğim linkten okumak isteyenler okuyabilirler. Daha öncesi ''Bu adamlar sevilmez mi.?'' başlıklı yazıma bir video ilave ettim. Tekrar bakmanızı tavsiye ederim.

''Cahil, eğitimsiz AKP'liler!

Bir adama inandığı ve bir adamın ardından gittiği için koca bir kesime demediğinizi bırakmadınız.

"Kömürcü, makarnacı" diyerek iftiralar attınız.. Yetmedi, "Göbeğini kaşıyan adamlar" diyerek hakaretler ettiniz.

Edecek başka hakaret bulmayınca bu kez, "Ayol bizim oyumuzla bunların oyu bir mi? Bunlar cahil, bunlar eğitimsiz!" diyerek onları aşağılamaya başladınız.

İşte bunu yapmayacaktınız. Çünkü bunu yaparak kendi idam fermanınızı imzalamış oldunuz!

Siz cahil dedikçe onlar ilköğretim hayatına yeni başlayan minik talebeler gibi yeniden okumaya, yeniden araştırmaya ve yeniden öğrenmeye başladı.

Tarih kitaplarına baktılar, atalarını sadece satır aralarında buldular. Bunu bırakıp yüzlerini tarihe döndüklerinde, atalarının yazdığı destana şahit oldular. Yedi cihana hükmeden, çağ kapatıp çağ açan sultanlarının şanlı zaferlerine rastladılar.

"Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz oğul" sözünün gerçekliğini gördüler.

Osmanoğullarına ihanet eden kara suretli hainleri tanıdılar.

Siz cahil dedikçe okudular...

Okudular ve Abdulhamit'in yalnızlığa terkedilişine tanıklık ettiler. Sürgün edilirken okuduğu bedduaya rastladılar:

"Allahım; helal etmiyorum! Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili'nin (SalAllahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmiyorum!" yakarışına ortak oldular.

Siz cahil dedikçe okudular...''

devamı burada :

http://www.internethaber.com/cahil-egitimsiz-akpliler-1754986y.htm

kelepir 7




18 Şubat 2017 Cumartesi

''hiç kimsenin'' olmak...

İnsan her şeyini feda edecek kadar sevmeler basamağından düştükten sonra başlıyor, ''hiç kimsenin'' olmaya…! Aynı korkuların girdabına düşme çilesiyle görülen rüyalar, artık hebaya kurban verilmiş  kâbusa evrilmiştir ! Ve sonra ve sonra,bir liman oluyorsun, gemiler uğruyor,gidiyor,gemiler uğruyor gidiyor…Arkaları sıra acı bir tebessümle el sallarken,hep aynı yalnızlığında denizi ve gökyüzünü seyrederken,vursun dalgalar kıyılarına,vursun..!







Bu adamlar sevilmez mi..?


Allah'ım !
Sana şükürler olsun.

Başkomutan ve Genelkurmay Başkanımız yan yana, Hakimler Hakimi Allah'ın huzurunda saf tutup,elpence boyun bükmüş iki güzel insan.

Nereden nereye,şükürler olsun.

Başı örtülü annelerin, ninelerin yemin törenlerinde parya gibi garnizonlardan kovulduğu günlerden, ordusunun başında namaz kılan devlet idarecilerine...

Bizi yine eskisi gibi İslam aleminin bayraktarı, sancağı eyle Allah'ım!

Bir yazımda demiştim; Erdoğan'ı sevenlere ve sevmeyenlere bakmak, ışık tutucu olacaktır diye.Ona düşman olanlar niçin düşman; bunu anlamak, çok şeyi anlamaktır. 20 yıl öncesini yaşamamış olan gençlik bugünkü Türkiye'yi de doğru analiz edemez.

Lider her zaman gelmez. Gelenlerin de kıymetini herkes idrak edemez!  Onu sevmek zorunda değilsin, ama insafını, vicdanını da mı sevmiyorsun..?  Nankör olma bari, yapılan onca hizmeti ve Büyük Türkiye için çırpınışı biraz olsun gör ve taktir et.

Seni seviyoruz uzun adam, dualı adam,imanlı adam...

Allah, seni ve kadronu doğrudan ayırmasın ve korusun. Amin.



video




17 Şubat 2017 Cuma

Yaşadığımız mucizelerden iki örnek



İsviçreli bilim adamı Müslümanlığını ilan etti!
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti.

63 yaşındaki bilim adamı termal (ısı ve ışın belirleyen) kamerasıyla abdestli müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.

Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
“Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,iki kulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda bağışlanmış olarak oturur.''
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına da gelir.

Robert Kenzi bu araştırmasını Avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır.
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş (ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)

Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi.
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine Nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti.
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :''Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi.

Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi.
Abdestin düzenini bilmeksizin öylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi.

Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi.
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti.
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı.
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti.

Robert Kenzi bu araştırmasından sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına “İmanı ölçen cihaz"adını verdi.
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi.

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
''Benim Ümmetim kıyamet gününde el ve ayaklarının (abdest uzuvları) nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin”

Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler.
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz azdır.

YAŞADIĞIMIZ İKİNCİ MUCİZE:

Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş.  SubhanAllah...

Resulullaha Salavat (Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)

Muhteşem bir bilgi: 

İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi bir arada bulunmaktadır.

Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı her şeyi kaydeder;
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana...

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca istiğfarda bulunmamızı emretmiştir.

Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde;
Hipofiz bezine değer.
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır.
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır.
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur.
SubhanAllah...
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
“Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım”
Allahu Teâla'da:
''İzzetim ve Celâlime yemin olsunki 
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur.
Çokça İstiğfarda bulununuz.
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren kardeşlerime sadaka-i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel)eyle
Amin.''
[iktibas]




15 Şubat 2017 Çarşamba

şiirlerin düeti...

Şiire benzer bir iç dökümüm vardı, gerçek bir şair elinde şiire benzemiş ve bana gönderilmiş.
Önce, bendenize ait olanı, sonra o güzel şiiri paylaşayım.
Teşekkür ediyorum güzel insan.

sen..!
ne çoksun,
farklısın...
her saat başı başka bir kadın gibisin,
o eriten mimiklerinle...
bazen sarışın bir afet,
bazen esmer bir fitne,
gökkuşağını kıskandıracak kadar çekici.
sabah başkasın,
akşam geldiğimde bamb'aşka bir dişi..
sevgin, şefkatinle;
şefkatin çılgın arzulu bakışlarla içiçe...
bazen masum çocuk bakışların,
bazen çıldırtan dokunuşlarınla,
aklımı başımdan alır,
beni sarhoş edersin...
yanımdayken bile, hep özlenensin,
ben sende ayılmak istemiyorum,
ne bu sarhoşluğumdan,
ne de bu rüyadan...



Sen...
Belki hiç yoksun..
Sen  bende . .!
Hep  çoksun,
Hep farklısın...
Her saat başı aklımı başımdan alan
O eriten mimiklerinle...
Yudum yudum içilen aşk iksiri gibisin
İçmeden sarhoş olunan
Her yudumda yürekte fırtınalar koparan
Benliğimi  altüst edensin
Bakışların ayılmak istemediğim
Yegane sarhoşluğum..
Bazen söz söz yürege d'okunan
bazen şiir şiir ruhuma d'olan
Gökkuşağının renklerini kıskandıran
Sabahlarımı mavilere boyayan
Her sabah b'aşka  başkasın,
Çocuk yüreğimde uçurtmalar uçuran..
akşam geldiğinde bamb'aşka bir aşka çağıran
Sevginde şefkat ırmakları çağlayan
Hem masum, hem yaramaz
Arzulu bakışlarla içiçe..
Bazen çıldırtan naif dokunuşlarınla,
Bazen çocuklar gibi neşeyle
Aklımı başımdan alan
Beni dünya dünya gezdiren
yanımdayken bile, hep özlenensin,
Bu yürekte tek  b'eklenensin...

R.Aksoy










kelepir 4




14 Şubat 2017 Salı

Birikmiş gündeme dair

BU NASIL KİNDİR !

Kadın öfke dolu..!

Kadının kanındaki kan, intikam hırsı ile deveran ediyor..!

Ölse de helvasını yesek diye naralar atıyor!

Böyle şeyi tarihte, ilk başta Peygamberlerin (as) hayatında gördük. Sevenleri,iman edenleri,inananları, canlarını, mallarını feda edecek kadar çok sevdiler. Sevmeyenleri de, nefretin gayyasında,ölümünü istemek,öldürmek için ellerinden gelen hiç bir desiseden geri kalmadılar!

Bu durumu evliyada da görürüz.

Keza politik arenada Erdoğan'da da bunu görmekteyiz.

Adam sürekli ülkeye hizmet ediyor. Savaştayız,başka ülkede savaşıyoruz, içeride ayrı...ama maşallah yatırımlar hız kesmiyor, savaşa rağmen enflasyon çift hanelerde anormal yükselmiyor. Daha dün, doğalgaz depolama tesisi açtı.700 milyon dolarlık yatırım. (Olur da birileri gazı keserse, çare bulana kadar halkım üşümesin diye,devamı yapılacak...)

Söz gelimi, şayet, 15 temmuzu başka bir ülke yaşasaydı ve o ülke lideri kaçmak yerine ya da bir yerde gizlenerek ülkeyi idare edip sonra ortaya çıkmak yerine, tepesinde onu vurmak için dolaşan F16 lara rağmen anında halkın içine karışıp, meydanlarda meydan okusaydı; günlerce dünya medyasının manşetlerinde cesur yürek kahraman olurdu! Ya da bizden Ecevit aynı şeyi yapmış olsaydı, aynıyla kahraman ilan edilirdi...!

Adam rahat durmuyor, şimdi de İngilizler ile milli savaş uçağı projesine imza attı. Uzun menzilli füzeler, nükleer enerji, denizin altından tüneller,üstünden köprüler, camiler,eserler...

Elbette iş yapan,konuşan hatalar da yapacak; ama inanın onun kindar düşmanları yüzünden, hatalarını anmaya hiç bir zaman sıra gelmeyecek!

Bir onu sevmeyenlere, bir de sevenlere bakıyorum. Bu bakış ve kıyas üzerine başka söze gerek duymuyorum.

Ve son bir cümle : Bu adamı 7 düvel 7 cepheden engellemeye çalışmasaydı, bugün ülkem 2 misli refaha ulaşırdı. Kabul edin artık bunu...

MOSKOF !

Elbette koordinatlar ellerinde olmasına rağmen askerlerimizi bile bile şehit etti moskof..!

İki şekilde bakabiliriz :

ABD ile yeniden işbirliği,yakınlaşma sinyaline karşı, hem bir mesaj idi, hem de düşürülen uçağın intikamını alma vakti!

İkinci bakış : Rusya içinde de bir klik, yani iki ülke arasının bozulmasına çalışanlarca bu plan devreye sokuldu. Putin'in böyle bir şeye onay vereceği düşünülmüyor.

Kimse timsah özürlerini yutmadı ama, karşılık olarak yeniden kapışmak devlet aklına zıt idi.

Allah rahmet eylesin canlarımıza, ailelerine sabırlar versin.


CHP ZİHNİYETİ !

Şu CHP milletvekili Sera Kadıgil ne demiş :

“Kapıda oynayan çocuklardan rahatsız olunca kızgın yağ dökem mi üsttlerine! Ya da uykumdan uyandıran ezan için camiyi basıp imamı mı keseyim? O ezanlar ki şehadetleri dinin temeli ama BENİM yurdumun üstünde ebedi inlemesin artık n’olur ya! Resmen ağzıma ağzıma okunuyor her sabah!!” 

Bana Cumhuriyetin ilk dönemlerini hatırlattı. CHP budur !

Ahır yapılan camiler, Bulgaristan'a kilo hesabı satılan tarihi yazma eserler, jandarma korkusundan mağaralarda Kur'an öğretimi yapılırken, mağara ağzında koyun otlatan çoban; jandarma geldiği zaman kavalı farklı çalarak alarm veren çobanlar; şapka kanunu çıkmadan 2 yıl önce şapka hakkında dini eser verdiği için idam edilen İskilipli Atıf efendiler,dinde reform çığlıkları, ''Kâbe Arabın olsun, Bize Çankaya yeter'' böğürmeleri; tam 18 yıl zoraki kafirane bir baskı ile ezanımız asli şeklinin dışında Türkçe okutturulması....gibi daha yazsak yazsak bitmeyecek CHP dönemlerinin zulümlerini hatırlattı...Niçin bu millet CHP'ye iktidar vermiyor işte o kadının twetlerinden bir başkası :

 “Bir yandan iki ayrı ezan okunurken diğer yanda bağıra bağıra vaaz var! Böyle gürültülü kirliliği din adı altında böyle şov görülmüş şey değil! Hiçbir şeyden tiksinmedim, şehitler ölmez vatan bölünmezden tiksindiğim kadar.”

Şu anda Filistin'imizde İsrail sabah ezanlarını ''gürültü kirliliği'' bahanesi ile yasaklama peşinde kanun çıkarıyor, borular çalan Yahudi, ezandan rahatsız...! Müslümanların evlerine lağım suları fışkırtıyorlar!

Peki bu kadının lideri K.Kılıçdaroğlu, tek cümle edip kadını kınayarak, partiden attı mı..? Ya kadınlar,kadın örgütleri,nerede aydın (!) kadınlar..?

Bu millet, bu zihniyetten çok çektiği için her defasında sağ iktidarları başa getiriyor.

Bu zihniyet demişken; Yılmaz Özdil ve Müjdat Gezen varsın Osmanlı torunu asil kadın Nilhan Osmanoğlu için, sadece kendilerini çirkinleştiren hakaretler yapsınlar. Bu gibilerin, bu milletin gönlünde zerrece yeri yoktur..!

Gerekli yorum videoda var zaten...

 














13 Şubat 2017 Pazartesi

güzel bir şey…


güzel bir şey olsun bugün
güzel bir şey,
güzel bir ruhun dudaklarından,
ruhuma akan,
buse sıcaklığında,
güzel bir şey…
iki cümlecik…
içime bahar kokusu gibi düşecek
yaşam sevincimi yenileyecek,
gözlerimi dolduracak,
güzel bir şey olsun.
güzel eylesin beni,
güzel bir şey…




Gün gelir...



Yarim gezdin yola bakarım.
Uzun uzun gözlerim doldu yine .
Akamam geldi hüzün oy.

Yarim gezdin yola bakarım.
Uzun uzun gözlerim doldu yine .
Akamam geldi hüzün oy.

Al gözümden yaşları gün gelir kurutursun.
Yaz bunu bir kenara gidersen unutursun.
Al gözümden yaşları gün gelir kurutursun.
Yaz bunu bir kenara gidersen unutursun.

Limanın gemileri demir aldı gidecek.
Benim gözyaşlarımı kim gördü kim bilecek oy.
Limanın gemileri demir aldı gidecek.
Benim gözyaşlarımı kim gördü kim bilecek oy.

Söz,beste : Erkan Ketenci

10 Şubat 2017 Cuma

kelepir 1




Kırılgan bir çocuğum ben 
Yüreğim cam kırığı 
Bütün duygulardan önce 
Öğrendim ayrılığı 
Saldırgan diyorlar bana 
Oysa kırılganım ben 
Gözyaşlarım mücevher 
Saklıyorum herkesten 
Ürküyorlar gözümdeki ateşten 
Ürküyorlar dilimdeki zehirden 
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen 
gözükara cesaretimden 
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum, 
Bir yanı çılgın dağ doruğu. 
Oysa böyle yapmasam ben 
Nasıl korurum içimdeki çocuğu? 
Bir yanım çılgın nar ağacı 
Bir yanım buz sarayı.

 Murathan Mungan



Bereketli cum'alar olsun...