31 Mart 2017 Cuma

kelepir 29





Sevmek var,sevmek var..!



Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

 “Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehidlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıbta ederler.”

Orada bulunanlar sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!”

 “Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, birbirlerini Allah için sevenlerdir. Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler. Ve şu ayeti okudu:

“Haberiniz olsun Allah’ın dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzülecekler” (Yunus  suresi :62)  Ebu Davud, (3527)

Üç aylar ve cumamız bereketli olsun inşallah...


29 Mart 2017 Çarşamba

İşte yine,yeni,yeniden mübarek üç aylara eriştik.

''Recep, şaban ve ramazan ayları ibadet ve maneviyat olarak diğer aylara göre daha üstün bir şeref ve fazilete sahiptir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)  şöyle buyurmaktadır: “Recep Allah’ın büyük ayıdır. Hiçbir ay hürmet ve fazilette bu aya ulaşamaz. Bu ayda kafirlerle savaş haramdır. Şunu bilin ki recep Allah’ın ayı, şaban benim ayım, ve ramazan ümmetimin ayıdır. Kim recep ayının bir gününü oruç tutarsa, Allah’ın rızasını kazanmış olur. Allah’ın gazabı ondan uzaklaşır ve cehennem kapılarından birisi onun yüzüne kapanır.”

 “Recep benim ümmetim için mağfiret dileme ayıdır. Bu ayda istiğfar edin (tevbe edin ve bağışlanma dileyin.) Zira Hak Teala, çok bağışlayan ve rahimdir. Recep ayına “Asab” (dökülen) denir; zira bu ayda benim ümmetimin üzerine çok rahmet dökülür. O halde şu zikri çok söyleyin:

“Esteğfirullahe ve es’eluhu’t-tevbe.”

“Allah’tan mağfiret ve tevbe diliyorum.”

Salim isimli zat:
“Ben recep ayının sonuna bir kaç gün kala İmam Sadık’ın (a.s) yanına gitmiştim. Beni görür-görmez şöyle buyurdu:
“Ey Salim! Bu ayda hiç oruç tuttun mu?”
“Hayır vallahi ey Resulullah’ın oğlu!” dedim.

O büyük imam (ra) şöyle buyurdu: “O kadar sevap kaybetmişsin ki miktarını ancak Allah (c.c) bilir. Bu, Allah’ın üstün kıldığı ve hürmetini yücelttiği bir aydır. Bu ayda oruç tutanları kendi ikram ve değerlendirmesine mazhar kılmayı kendisine farz kılmıştır.

Salim : “Ey Resulullah’ın oğlu, eğer bu ayın kalan günlerini oruç tutarsam, bu ayda oruç tutanların sevabının bir kısmını elde etmiş olabilir miyim? diye sorduğumda şöyle buyurdu:

“Ey Salim! Kim bu ayın sonundan bir gün oruç tutarsa, ölüm anındaki can çekişme ve rahatsızlıklardan, ölüm sonrasının dehşetinden ve kabir azabından kurtulur. Kim bu ayın sonundan iki gün oruç tutarsa, Sırat’tan kolaylıkla geçer ve kim bu ayın sonundan üç gün oruç tutarsa, kıyamet gününün büyük korkusu, dehşet ve zorluklarından kurtulur ve kendisine cehennem ateşinden kurtuluş beratı verilir.” [Müsemma]


28 Mart 2017 Salı

adımızın anılmasının hayaliyle...


seni, hasretinle bekleyen,
bu dünyadan,
bir çırpıda gelip geçtin.
bir ağaç altında,
az bir miktar gölgelendin.
aşıklar ordusunun neferlerine
bir lahza tebessüm ettin,
nurlar saçıldı,
o pak dişlerinin arasından kainata.
sen, bu dünyadan,
bir çırpıda gelip geçtin.
şimdi o nurdan kırıntı içenler,
içerek isminin mecnunu olanlar,
ve o mecnunlarına,
gıpta ile bakanlar ile
onların dahi varlığından,
habersizlerin artığı dünya,
zulüm ve gaflet uykusu.
geçtiğin yollar gül kokusu...
ardında kalanlar,
gül suyuna dalmış bir vakar ile,
sanki sana, 
efsunlanmış bir sarhoşlukla,
kokuna hep aşinaymışcasına,
vurulmuş...
kan kırmızı bir sekir haliyle,
biraz mecnun, 
biraz meczup,
çokça da mahcup,
sayısı bilinmez mağlup!
sen, bu dünyadan,
bir çırpıda gelip geçtin.
sana layık bir bende olamamışlıkla,
o hep aynı mesrur ve mahcup yüzlerle,
kademine yüz suyu dökerek,
güller bitirerek,
diken iken gül'e sancı çekerek,
gül'e b'ulanarak,
hasretine bir muştu gibi, ah çekerek !
asrına düşememiş olmanın,
dizlerinin dibinden ırak,
nazarından hummalı bir firakla, 
sona ve sonraya kalanların,
onulmaz feryad-ı figanıyla,
sen, bu dünyadan,
bir çırpıda gelip geçtin.
''kardeşlerim'' dediklerinden olma çabası,
şükründen aciz bir nasibin coşkusu
ve belki de kifayetsiz çırpınışlarıyla,
rüyaların bekçisi,
ümitvar göz kapamaların, 
sana açılan kapıların, 
sana yansın diye, 
yansın diye,
közü uman dirayetin efkarında,
sancıların dipsiz derununda,
bir kerecik,
şu kainata nazar eden,
gözlere ait, 
mübarek kelamında,
adımızın anılmasının hayali,
ve utangaç hasretiyle,
kıtmir sadakatine ulaşamayan,
içimizdeki benzer şeyle,
bir kez nefesinin dokunup,
neşv-ü nema demiyle,
dirilmesini ümit ederek,
ömrümüzün belki de sabaha ermesi,
meçhul gecesinde,
yine o aynı harareti katlayan,
nurunda ölmeye kanat çırpan,
gözyaşı deminde,
duymayı istediğimiz,
görmeyi dilediğimiz,
olması için dua edip,
olamadığımız şeyi, 
sen bilirsin...
sen, bu dünyadan,
bir çırpıda gelip geçtin.
vakit çok geç, 
gemi demir almak üzere,
atlar şaha kalktı,
toynaklar yere değince,
dört nala kıvılcımlar saçarak..!
maveraya hicrete koşarak,
biçare bir acziyeti,
miğferinde taşıyan gonca gibi,
geçmek bilmeyen donukluğu,
pıhtı misali bedenlerimizle,
böylesine ağırlaşmışken,
ruhumuza imdat senden beklenir,
rabbani bir inayet ile...
sen, bu dünyadan,
bir çırpıda gelip geçtin.
heba olmasını istemezsin,
ümmetinden bir ferdin dahi...
himmetinin dilencileri olarak,
kademine döktüğümüz gözyaşlarından, 
bir gonca gül  bitecek, 
umuyor ve istiyoruz.
ve belki de kifayetsiz çırpınışlarıyla,
rüyaların bekçisi ümitvar göz kapamaların, 
sana açılan kapıların, 
sana yansın diye, 
közü uman dirayetin efkarında,
sancıların dipsiz derununda,
bir kerecik şu kainata nazar eden gözlere ait, 
mübarek kelamında,
adımızın anılmasının hayali,
ve utangaç hasretiyle,
essalatü vesselamü aleyke...








kelepir 28





27 Mart 2017 Pazartesi

kelepir 27





Erkek,kadın gibi değildir !

Öncelikle şunu belirtmeliyim : İntikam duygusu,kin evvelde sahibini zehirleyip huzursuz eden negatiflerdendir.

Boşanmalarda kadın, sosyal bir birey olarak; komşularıyla münasebetlerine devam eder, ev işleri, mutfak zaten her zaman yapageldiği günlük hayatıdır. Ve genellikle de mahkeme çocukları kadına verir. Kadın için yaşamında eksik olan yalnızca kocasıdır.

Erkek tüm bunların hemen hepsinden mahrumdur.

Çok erkek ev işi, mutfak şöyle dursun iki yumurta kırmasını beceremez.

Boşanınca eski sosyal çevresine de gitmez,gidemez. Çünkü yanında eşi olmayan bir erkek, böyle ortamlara nezaketen davet edilse bile, sığıntı hissi ile girmez.

Erkekler, yaşları ne olursa olsun; küçük çocukturlar.
Kendimden örnek vereyim; zaman zaman annem koltukta otururken, gidip ona sümsüklenir, başımı dizlerine yaslarım, hadi beni sev der gibi. O da bunu anlar ve başımı okşar sever beni. Evli de olsam bu şımarıklığı zaman zaman yaparım anneciğime. Dediğim gibi, biz erkekler,yaşımız 50 de olsa,60 da olsa, annelerimizin küçük yaramaz oğullarıyızdır.

Kibir,kin,merhametsizlik, şeytan huylarındandır. Bu konuda nefsimizi sürekli kontrol altında tutmalıyız. İnsan olana, Müslümana bu ve benzeri huylar yakışmaz.

Erkek kadın gibi olmaz. Eşlerinin yokluğunda harap olurlar. Yalnızlıkla her insan iyi geçinemez! Buna ilave olarak başka ihtiyaçları zikretmeme sanırım gerek yok ''erkek kadın gibi değildir''e...

Siz, boşandığınız kocanızdan başka nasıl intikam alacaksınız, adam zaten mahrumiyet hapishanesinin duvarları arasında çilesini çekiyor. Bence dua edelim de, tez biriyle,hayırlısıyla evlensin yeniden.




26 Mart 2017 Pazar

kelepir 26





şiirler...


..bazı şiirler,
kalbimizden yolcu edip,
uğurladıklarımızın, 
mezarlarıdır artık...











sevilir...



..buralarda hüzün, 
yer çekimi gibidir,
ne yana dönsem yüzümü,
çeker..!



25 Mart 2017 Cumartesi

Sen...



Sen bende var olan güzellikleri görüp onlara odaklanıp,onları büyüttükçe, büyürsün yüreğimde...

İnsan böyle bir şey, sevgisi de, sevginin abartılmasıyla coşup,sevenine daha çok sarılan, daha çok tutunan, tutkulu bir bağla bağlanan varlık...

Sen her zaman, bende var olan güzellikleri gör; hiç yorulmadan öp en güzel hasletlerimi. Zaten çok fazla da değiller,yorulmazsın öperken...

Sen her zaman, define avcısı gibi, bende kalan güzelliklerin keşfine çık. Ülkem senindir, sana teslim olmaya hazır. Ah bilsen kaç asırdır..!

Sen canım de,candan olsun; canım senindir.

Sevgi'm böyle bir şey işte...






voltalarda...


..ve ben saçları kızıla çalan bir melodinin efsunlu kollarında,
yine içimin avuntularında voltalarda…




Durum ciddi !



Bu aralar okuduğum yazarlar, yeniden geceleri vatan nöbetlerinin tutulmasını salık veriyorlar !

Bulgaristan bile, arkasına aldığı Almanya ve AB ile bizi üzenlerin safında yer alabildi!

ABD'den sonra, Moskof'da  PKK'nın uzantısını eğitmeye,birlikte kareler vermeye başladı..!

Avusturya'dan sonra, Almanya'da bazı silahlara ambargo koydu ve bu genişleyecek gibi..!

Tüm Avrupa, Kandil ile birlikte HAYIR kampanyası yapmaya başladı !

Sanırsın AB'yi oylayacağız; çıkalım mı, kalalım mı diye ve aslında bu da oylanmaya gerek duyulmadan çıkmalıyız, gümrük birliğinden zarardayız !

TRT1 de her cuma Payitaht Abdülhamid Han dizisini takip ediyorum. Küfür,fitne hep aynı metotlarla çalışıyor. Vatan satan hain-hanisler de; vatanı,dini, milleti savunanlar da, isimleri,cisimleri değişse de; özellik ve karakter olarak aynılar!  Fark, sadece zamana atılan rakamlarda...

Yaklaşık 200 yıldır, batıya endeksli politikalara ve sömürüye müsait ülkemiz, ilk kez ''söz dinlemez'' olduğu için ağır bir şekilde cezalandırılmak isteniyor!  Dahası, planlar yapılmış, Kürt devleti için yurdumuzdan parça alma azminin önünde Recep Tayyip Erdoğan ve onun gibi, durumun vahametini kavrayan vatanperverler büyük engel !

Şimdi zaman, partizanlık yapıp, birbirimize düşme zamanı değil !

Durum ciddi ve vahim !

Hem çok sıkı kenetlenmeli, hem son derece müteyakkız hem de dilimiz dualı olmalıyız.

Açıkçası,bahsettiğim yazarların kaygılarına ben de katılıyorum, gece uyansam ille, TV açıyorum.

Sabaha, fitnesiz gözlerimizi açınca, ayrıca şükrediyoruz.

Allah'ım !

Sen kötülere, bizi bölmek isteyenlere fırsat verme; yolunda olanları koru ve saptırma. Amin.




23 Mart 2017 Perşembe

Bu yazıyı çok beğendim..!



Bir Arap, konuğunu karşılarken “ehlen ve sehlen” der. Bunun en basit anlamı “siz ve aileniz güvenlik, huzur ve saadet içinde konuğumuz olun; burada sizin rahatınız için her şey yapılacaktır” demektir. Bu iki kelime, Arap konukseverliğinin muhteşem bir ifadesidir.

Türkler bir yerden ayrılırken “Allahaısmarladık” derler. Bu ibareyi kullanan kimse, geride bıraktıklarını en güvendiği merciye emanet ediyor demektir. Hem onları sevdiğini hem de her gücün fevkinde Allah’a itimat ettiğini ifade etmektedir “Allahaısmarladık” sözü…

Allahaısmarladık diyen, Allah’ı hayatına karıştırıyor, hem de O’nun hükümranlığının mutlak olduğunu kabul ediyor; ayrıca Allah’ın hayatının her aşamasında, her detayında müdahil olmasından hoşnut demektir.

Araplar da, özellikle gurbetçi akrabaları ve dostlarıyla yaptıkları telefon konuşmalarını bitirirken kelime-i tevhit okurlar. Konuşma hitama erdikten ve artık ahize yerine konacakken telefonun bir ucundaki “La ilahe illallah”, diğer ucundaki de “Muhammed resulullah” der. Bu, “biz de bu kelime-i tevhit gibi bir araya gelelim, sonsuza kadar birlikte olalım” temennisinin zarif bir ifadesidir. Dua hükmünde bir davranıştır. “Habibinin adını kendi adından ayırmadığın gibi, bizi de birbirimizden ayırma Allahım” demektir.

“Take care” (kendine iyi bak) diyen sadece geride bıraktığı kişiyi önemsediğini ve onun üstüne titrediğini belirtmiş olur; ama Allahaısmarladık diyen, bu ilgi ve özenin yanısıra sevdiklerini en yüce bir makamın koruyucu ve gözetici şefkat kanatları altına emanet etmiş bulunmaktadır.

Allahaısmarladık yerine ikame olunan “bye”, “hadi bye”, “çav” ya da telefonda “kapattım”, “öptüm” gibi ifadelerin derûnî ve aşkın çağrışımları yoktur. Allahaısmarladık yerine başka şey diyen bir insan “kader ayırsa bile mahşerde buluşuruz” şarkısını yazamazdı mesela… Allahaısmarladık demeyen, inşaAllah demeyen bir nesil intihara daha kolay teslim olabilir, yaşama coşkusunu daha çabuk yitirebilir, Allah’ı ve ahiret gününü daha az hatırlar.

Fatih Okumuş




kelepir 25







''Yaralar yarıştırılamaz''


Ah be canım..! 

Yaralar yarıştırılamaz da, kıyaslanamaz da. 

Benimkiler ben de, seninkiler sende şık durur. 

Değiştirmek mümkün olsa, inan çok sırıtırdı; hiç senin elbiseni ben giyebilir miyim..?

Yara,yarayı tanır. 

Bu noktadan başlar, serüvenimiz..!








22 Mart 2017 Çarşamba

kelepir 24





borç..!



Bazı borçlar vardır,parayla pulla ödenmesi imkansızdır..! İçinde taze baharlar saklıdır.
Filiz vermiş umutlar gibi...Gönül kitabının sayfalarından birinde kurutulmuşcasına...
Ah ödeyemeyeceğim borçlarım her geçen gün çoğalıyor.!
Sesim,şiirlerim boynuma vebal.
Ve ben bir gönülçelen gibi,geçip gidiyorum gönüllerden;ardıma bakmıyormuş gibi yaparak, yalın ayak ve bitap...


21 Mart 2017 Salı

Aşk ya da kader sorusu...

Bu konuda daha önce uzun bir yazı kaleme aldığım için ''Kader (evlilik de kader mi ?)'' başlıklı yazımı okumanızı salık vereceğim.

O yazımda da geçen  : ''Ashab-ı Kiram’dan bir zatın Peygamberimize (s.a.v.):

''Falan kadınla evlenmek istiyorum, dua buyurun.'' demesi üzerine:

''- Eğer sana, İsrafil, Mikail, Cebrail, ve Hamele-i Arş, (as) dua etse, aralarında Ben de bulunsam, yine sen ancak, senin için yazılan (taktir edilen) kadından başkasıyla evlenemezsin.'' (Ramuz:357/9)

İlave olarak şu ekleyeyim : Bir arkadaşıma, bir arkadaşı anlatmış. Abi demiş, ben yıllar sonra karımın boyunun benden çok çok kısa durduğunun farkına vardım. İlk tanıştığımızda bunu görsem,görebilsem, büyük ihtimalle evlenmezdim..!

Demek yazılan tahakkuk edeceği zaman ki, evlilik de hayatımızdaki imtihan sorularından çetin bir sorudur, adamın gözü kör oluyor. Hani sevene,aşığa, dünyanın en çirkini de olsa, en güzel gelir misali. Zaten suretlerin tılsımı,aşk gibi geçicidir...Ruhsal bütünlük,birleşip,kaynaşmadır önemli olan.

Hep söylüyorum, aşk, cazibe kanunun bir elçisidir ve kişileri bir araya getirmeye memurdur; görevi kısadır; yerine sevgi,savgı,sadakat ve anlaşmayı siz ikâme/inşa edeceksiniz. Bunu başarabildiğiniz zaman, aşk amacına ulaşmış demektir.

Geçenlerde bir dostumun hararetle ısrar ettiği gibi,''eşler arasında daimi aşk'' diye bir şey yok. Derin sevgi bağları, saygı, sadakat var. Bu da anlaşabilmekle doğru orantılı, dediğimde o dost, bunu kabullenememiş,eşler arasında süreklidir aşk, demişti.Zaten münazaraya zaman da yoktu. Belki o derin sevgi-saygı-sadakati aşk diye tanımlıyordur. Zamanım olsa bu yazı biraz daha uzun olurdu,ama benim okurlarım arif insanlardır, uzun tarife gerek de yok.

Daimi aşk, ilahi kaynaklıdır,bunun altını kalın kalemle çizelim; dedim ve sustum.





kavuşmak şart değil...


..özlüyor insan,
iyi ki özlenesi şeyler değmiş yüreklerimize,
yoksa nasıl katlanırdık şu misafirhaneye...











20 Mart 2017 Pazartesi

kelepir 23

Arada bilmeyen dostlar için tekrarlamış olayım. İş bu ''kelepir'' serisi, eskiden kalma,''bakkal defteri karalamaları.'' Sayıları çoktu da, çoğunu yıllar sonra eleyip sildim. Kalanları da, bir dostum sormuştu, tam olarak nedir kelepir diye...Bit pazarında satılan eşyalara denirdi eskiden kelepir...Değerinin çok altında satışa sunulan mal demek bir anlamıyla...Bir diğer anlamı, değeri fazla olmayan...Bendeniz bu anlamı ile başlık attım;değeri fazla olmayan ama bana ait.. Ölüm her an ve herkes için, bilgisayarımda kalanları buraya taşıyayım dedim. Belki bazıları daha önceden yayınlanmış da olabilir ama tek tek her biri için geriye dönük tarama yapma imkanım yok.

Güzel bir hafta temennisiyle...





18 Mart 2017 Cumartesi

anlaşılmak istemiyorum artık !


anlaşılmak istemiyorum artık !
anlamsızlığa karışıyor,
anlaşılma duygum bile...
yılların yorgunluğu,
sarmışken ruhumu,
anlaşılmak istemiyorum artık !
kayıp kelimelerimi de,
aramak istemiyorum bu gece.
kaçıncı kez dönüyor şarkı,
ruhumun pencerelerinin kıyısında :
''beni sev,sev de anlama...''
bazı şarkıların güftesi mi daha güzel,
bestesi mi karar veremezsin ya,
öyle işte, ne anlaşılayım,
ne de hasretini çektiğim kelimelerin,
peşine düşeyim..!
anlaşılmak isteği,
sevilmek,özlenmek isteği,
çocukken elimden uzak göklere kaçırdığım,
balon gibi...
ne anlayın, ne arayın,
bırakın,kendi ruhumun odasında,
perdeleri yarı yarıya kapalı, 
penceremden süzülen,
gri renkli ışıkların arasından,
ara sıra bakayım,
bir yabancı gibi,
son günlerime...

kelepir 22