1 Mart 2017 Çarşamba

Ah Şubat..!


Takvim 28′de idi, koparınca ömrümden, 29 gelecek sanıyordum..!
Oysa karşıma çıkan Mart..!
Şaşırdım..!
Sana daha diyeceklerim bitmemişti..!
Böyle mi olacak, insanın Şubat’ı da..!?
Koparken bir hazan yaprağı gibi dalından..!?

Ah Şubat..!
Daha çok ağlarım ardın sıra…
Sana rastlayana kadar, ben en çok Nisan sultanı ve Eylül hanımı severdim.
Hatta ikisi birden şu hovarda kalbime sığardı.
Yok, sevmem gerçekte aynı anda iki kadınla flört etmeyi,istesem de beceremem zaten...
Ama siz ikiniz bamb’aşka idiniz...
Ne Nisan sultan senden vazgeçebildim, ne de Eylül hanım senden...
Birinizle doğuyordum,yeniden...
Diriliyordum,en deli-kanımla, çağlayanlar gibi...
Mis gibi toprak kokusunda,yağmurlarda yıkanıyordu ruhum...Tomurcuk tomurcuk karışıyordum seherin kuş seslerine...Ölüden diri nasıl yaratılır,görüyordum...
Birinizle de, bu dünyanın öyle çok da matah bir yer olmadığını,onun hancı, bizim yolcu olmaklığımızın veda ayracını yaşıyordum. Dallara düşünce kır saçlar,bükülünce beli yaprakların,buruşunca yüzü yeşillerin...Sarının tonları sarınca ahenkli bir hüzzam makamında vedaları...
Nasıl vazgeçebilirdim, biriniz için birinizden...Nisan’ım,Eylül’üm...
Gittin ya Kraliçe Şubat...Hem de ne bir veda,ne bir haber vermeden, aniden,apansız...İyi ki dedim sana bağlamamışım ömrümü,iyi ki adamamışım hayallerimi,gönlümü...