2 Haziran 2017 Cuma

Mustafa Ceceli


İstismara en açık konuların başında din gelir.

Onunla bir insana hatta toplumlara, ülkeye, ülkelere yön, şekil verirsiniz.

Görüyorsunuz, din uğruna (!) masum insanlar içinde kendilerini patlatan;toplu ölümlere sebep olan katillerden tutun, kendi insanına uçaklardan bomba-kurşun atanlar hep din adına yaptıkları iddiasındalar..!

Ve din, ferdin kendi sınırlı aklı ve algısına bırakılıp, yorumlanamayacak kadar derin ve yüce bir gerçek...

Bir kere ''benim anlayışıma göre'' demeye başladınız mı, ucu açık sapkın bir uçurum sizi bekliyor demektir.

Bu sebeple, İslam, vahye teslim olmuş akıl dini olmasının yanında, esasen ''nakil'' dinidir.

Peygambere, (sav) Cebrail'den (as), Cebrail'e (as) de bizzat Allah Tealadan...

Peygamberden de, en yakın alim-müçtehid arkadaşları üzerinden, yaşanılan hadiselerle birlikte bizlere...

Hep nakil görüyoruz, nakil zinciri...Bu zincirde bir kopma yok. Senetli, emin ve geniş...

''Benden sonra raşid halifelerimin sünnetine (yoluna) uyunuz'' emr-i peygamberisi ortada.

Dinin birinci kaynağı Kur'anda bulamadıklarımız, Peygamber (sav) hayatında, sözlerinde, fiillerinde,onayında; yani sünnetinde...Peygamberimizin her halleri (sav) kitabı tefsir şekli olarak gözler önünde ilmek ilmek işlenerek kayda geçmiş.

Yine bulamazsak, ''raşid halifelerim'' buyurduğu 4 büyük halifenin uygulamalarından çıkan hukukta, fıkıh...

Bundan sonra, bu düstura, kaideye, nakle hassasiyetle uyarak, günümüze kadar varlığını sürdürmüş 4 hak ehl-i sünnet mezhebi...Hanefi,Şafi,Maliki,Hanbeli...Asla birbirlerine rakip ya da husumetli de değiller; aksine yardımcı ve duacı...Ümmete büyük rahmet ve kolaylık...

Tarikatler de böyle. Bu nakil zincirinden doğan ırmaklar gibi; kâmil mürşid elinde hak olanlar ve batıl sapıklar. Nur ile zulmet...Gece ile gündüz gibi. Her şey zıddı ile kaim. Gerçeği ve sahtesi yanyana; tercih sana kalmış.

Gerek tarikat şeyhliğinde, gerekse fıkıhta/mezheplerde imam olma bahsinde hep nakil ve icazet zinciri şart. Bir kâmil hoca, yetiştirdiği talebesi ''olunca'' ona icazet verecek ve ''hadi artık görev başına ve görev bölgene, Allah mübarek etsin'' diyecek.

Ahmet Hulusi diye biri, kendi kendine ''oldum'' demiş, kimseye bağlı kalmayın,aracıya gerek yok derken, Amerika'ya uçmuş ve burç tarikatını kurmuş,mürit sahibi olmuş..!

Yukarıda bahsettiğim nakle bağlı kalmadan, din eğitimi almaksızın, Kur'an tefsiri gibi büyük bir işe cür'etle, ehliyetsiz ve nakil esasından uzak vebal yükleme cür'etinin temsilcisi bir zat.

Mustafa Ceceli boşandı, sevgilisi ile şeyhine uçtuğu iddia ediliyor! (Dini sohbetler yapan (!) biri olarak, medyada verdiği pozlar da ayrıca eleştiri konusu oldu.)

Bir başka çok ünlü jönün ailesi de şeyhin (!) uyarısı ile Amerika'dan emlak alıyorlarmış. Rusya-Avrupa savaşı çıkacakmış, bu coğrafyada taş üstünde taş kalmayacakmış, tüm mal varlıklarını satıp göçmeliymişler! ''Vatan sevgisi imandandır'' hadisi ve şehadet mertebesi kozmik dünyada geçer akça değil anlaşılan !

Daha başka isimler ve iddialar...Boksör M.Ali'de bir süre Elijah M. denen adamın sapkın görüşlerine takılıp kalmış, Malcom X' in ardından uyanıp bu kişinin cemiyetinden ayrılabilmişti.
Ünlüleri bekleyen tehlikelerden birisi de, dine sahih bir şekilde dönme problemi oluyor.

Müslümanlar olarak, temel sorunumuz, fıkıh yani ilmihal bilgilerinden mahrumuz. İlmihal-akaid kitabı oku dediğiniz zaman bile, o bildik entel tepeden bakışla cevabı alıyorsunuz.

Oysa ilmihal-akaid, fıkıh gibi temel konularda bilgi sahibi olan bir Müslüman aldanmaz!

Fıkıh ilmi, bir binanın temeli gibidir. Temel sağlam atılırsa, sahte şeyhlere, sahte peygamberlere kanma riski ortadan kalkar, çünkü elimizde terazi, ölçü vardır.

Efendimiz (sav) ''Dininizi kimden alacağınıza dikkat edin!'' (Hakim) buyurarak bizleri uyarmaktadır.

Yine bid'at ehlinden kaçınmamız gerektiği konusunda onlarca ikaz mevcuttur.

Ne zaman bir ünlünün dine yaklaştığını; ya da Müslüman olduğunu görsem, bu sebeplerden göğsümü gere gere sevinemem...