9 Haziran 2017 Cuma

Necip Karakaya-Hayati İnanç beyleri dinlerken...

Sahur programında sanatçı/sunucu Necip Karakaya ile Hayati İnanç beyi dinlerken; gerçek san'atın;
insan ruhuna neler kattığını, insan ruhunu nasıl da törpülemekle kalmayıp,cilaladığını görmek; nasıl da nezaketten, asaletten hızla uzaklaştığımızı, dahası, hakiki şiirleri, edebiyatı,köklerimizi ıskaladığımızı yine hüzünle,acıyla yaşadım...

Ne Necip beyin okuduğu eserleri anlayabiliyoruz, ne de bamb'aşka bir iklimin divan edebiyatını, naat-ı şeriflerinden saçılan gül kokusunu teneffüs edebiliyoruz.

Taş gibi diyeceğim ama '' taşların öylesi var ki..'' buyuran ayet aklıma geliyor susuyorum.

Necip Karakaya ile Hayati İnanç beylerin yalnızca sohbetlerini dinlemedim, yüzlerini de, (sima) inceledim. Özellikle Necip bey, işte san'atçı yüzü diyorsunuz. Mütevazı, mahcup ve güzel insan.

Biz bu ruh iklimini kaybettik...!

Bir kediye vurmaya kalkan çocuğa, vurma çocuğum diye engel oldu diye; bir veterinerin bacağını kıracak kadar dövebilen bir hadsizlik, yoksa ne ile izah edilebilir...

Merhametimiz ne oldu bizim ? Sevgimiz gibi o da tarumar oldu..!

İşte Katar !

Kardeşleri tarafından boğulmak istenen Katar!  Sırf beyaz sarayın sarı adamı öyle istedi diye...!

Elbette, kim, ne, nerede duruyorsa, sebepsiz değil !

Ümmetin zenginleri, zenginliklerini, zenginlerle bölüşürken; lükse ve israf içinde hayat sürerlerken, başımıza taş yağsa yeridir !

Ramazan iklimi, bize ''ceketimizin cebinde kaybettiğimizi'' buldurmuyorsa; kaybettiğimiz merhamet; oruç tutturduğumuz bedenimiz ve ruhumuzla birlikte bize geri dönmüyorsa; birbirimizi sevmeyi unutmuşluğumuzu hatırlatmıyorsa; ya nice oruç tutmaktır.

Ahir zaman mı, modern zaman mı ?  Süslü duran modern kelimesine yakın duranlar, bir süre sonra içinin küflenmiş olduğunu idrak etmekte gecikmeyeceklerdir...Ahir zaman bir bilinçtir ve Müslümanı ahir zaman şeytanlarına karşı uyanık tutar.

Böyle bir atmosferde Necip Karakaya-Hayati İnanç ikilisi,hasta ruhuma ilaç gibi geldi.

Bereketli cum'alar...