Kim ister ki uyansın böyle bir şarkıdan...
▼
6 Mayıs 2026 Çarşamba
5 Mayıs 2026 Salı
4 Mayıs 2026 Pazartesi
3 Mayıs 2026 Pazar
Ben de Üsküdar'a gidemiyorum üstadım
"Onlarca yıldır gitmiyorum Gümüşlük'e...
İğde ağacı yerinde değilse, yerine gelenleri görmeye katlanamam..."
Haşmet Babaoğlu
Onlarca haftadır gitmiyor, gidemiyorum Üsküdar'a...
Karacahmet'i hizalayıp, Zeynep Kâmil'den, Ümraniye'ye uğrayıp, Kuzguncuk tarafından ruhuma, Üsküdar'a doğru esen bir rüzgâr...
Sanki doğup büyüdüğüm sokaklara, caddelere, meydanlara sarılırken ölecekmişim gibi bir hasret...
Hayır!
Gidememe sebebim ölüm korkusu değil.
Başka bir şey...
Yalnızca kalbimin bilip yaşadığı, dile, lisana gelmez bir şey...
Özlemek, çok özlemeye dönüşünce, o bilinen kural mı devreye giriyor ne!
Bir şey haddini aşınca zıddına dönermiş ya...
Çok özlemek, zıddına özlememek olarak dönmüyor elbette...
O hasretin eksikliği, yarım bırakmışlığı yeni bir doğum oluyor, hüzne...
Tarifsiz...
Nasipten nasibin varsa
Diken ağacında doğar,
Her gül goncası...
Diken kıskançtır,
Çeker kılıçlarını,
Dokunmanı istemez Gül'üne...
Mahir isen der, kokusunu, Dokunmadan da alırsın...
Nasipten nasibin varsa,
Bunu cana nimet bilirsin...
Sabredersen dünya dikenliğine,
Gün gelir gülün havzında açarsın
Gözlerini mis kokular içinde...
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Ağladım
Aklıma düştü gözlerin
Boynumu büktüm ağladım
Elveda dediğin yerin
Yanına çöktüm ağladım
Anılar gezdi kanımda
Seni aradım yanımda
Tesbih gibi her anımda
Hasreti çektim ağladım
Her seven boyun eğermiş
Ayrılık ne yaman şeymiş
Gözden yaş dökmek neymiş
Gözümü döktüm ağladım
İçim garip gönlüm darda
Gözlerim karşı duvarda
Ben her akşam aynalarda
Yüzüne baktım ağladım
Oturduk sanki göz göze
Hayalinle ben diz dize
İki çay söyledim bize
Bi tütün yaktım ağladım...
Serdar Tuncer
Duyanlar duymayanlara!..
Facebook hesabımın silme butonuna tıklamışımdır.
Tabii ki önceden veda etmemişimdir.
Arkadaşlarımın üzüntüsünü görmek ve hatta bu sebepten kararımdan vazgeçmek istememişimdir.
Yine güzel insanlar tanıdım,
hepsine selamlarımı,
sevgilerimi gönderiyorum.
Sevda sürgünü
Ben ki;
Seni şiirlerimde,
en güzel mısralarımda,
renk renk, nakış nakış kalbime işledim.
Sen ki; grilerinle yorgun yüreğini
ve kalbimi alıp da gittin...
Dünyamı aydınlatan
güneştin gündüz,
gecelerimi süsleyen
yıldızlar ve ay...
Yaşamanın anlamı
seni sevmekti...
Ne yazık ki sevmen için
bunlar yetmedi...
Duygu Sena
1 Mayıs 2026 Cuma
Gönül bağlamak
Gönül bağlamak...
O kadar derin, inceler incesi bir mevzu ki...
Üzerine kitap yazılır...
Hey!
Bu birine aşık olmak değil!
Daha baştan mevzuyu anlamadık!
Aşık bir karşı cinse tutulur.
Bir üst basamak, mürşidine...(Fena fiş şeyh)
Bir üstü (fena fil rasul) Hz. Peygambere (sav)...
Daha bir üstü Allah azze ve celleye... (Fenafillah)...
Gönlü bağlamak onlardan farklı!
Burada ruh yok, nefs var! Hatta şeytan!..
"Dünyaya gönül bağlama" derken Şahı Abdülkadir-i Geylani hazretleri (ks) Gunyesinde..Futuhul Gayb'ında...
İhyasında ayrı bir bab açıp "Dünyanın zemmini" nefis bir tertiple gözlerimizin önünde canlandırırken İmamı Gazzali hazretleri (ks)...
Dünyaya gönül bağlamanın zararlarından, insanı asıl istikametten, yolculuğun pusulasını şaşırtmasından, ahireti unutturup, umursamaz kılmasından söz ederler...
Dünyaya ve sefasına bağlı gönül, ölümü çirkin görür ve hatırlatan her şeyden kaçar!..
Hatta pekçok ateist/deist sırf ölüm ve sonrası korkusundan ne yazık ve acıdır ki kâfir olmuşlardır!
Dünya kumuna, arzularına başını gömmekle ölümün onları göremeyeceği yalanı ile bir müddet oyalanırlar...
Oysa ölüm hiç bir canlıyı unutmaz! Vakti gelince bu gönlünü bağladığı dünyadan çeker alır!..
Dünyaya gönlün ne kadar çok bağlıysa, ölüm anı o kadar zor yaşanacaktır.
Musibetin başı dünya sevgisidir ki insanı bencil, hasis ve çoğu kez merhametsiz, vicdansız yapar.
Dikkat edin, çok zengin olanların çoğu böyledir! Dini konulardan, ölümü hatırlatan şeylerden köşe bucak kaçar, adeta yok sayarlar ki, ağızlarının tadı, keyifleri kaçmasın!
O yüzden hep demişimdir; çok zengin olmak istemem, o zaman insan ölmek istemez ve ölüm çok zorlu olur diye...