Friday, September 18, 2026

Yazık bir güruh!

Onlar içimizdeki dış kafalardır! 
Moda, sanat, futbol, markalar, tarzlar, geziler, yemekler, içecekler,.. Kısacası sefaya, sufli zevklere, hedonizme dair ne varsa hepsinde varlar, bilirler, ilgilenirler. 
Onlar içimizde bizden sandığımız batı hayranlarıdır. 
Seküler, laik ve ilericidirler. 
Bu saydıklarımızı önemser, savunur ve bunun için yaşarlar. 
Bir batılı kadar bile ezilmişlerin mesela Filistinlilerin yanında olmayı, değerli bulmazlar. 
Boykot, onlar için Gezi kalkışması ya da sol bir eylemden öte anlam taşımaz. 
Masumların kanlarını kahve diye, kola diye içerken, zerre vicdanları yoktur. 
Haber dinlemezler. Dinleyenleri de kendileriyle aynı hedonist dünya görüşüne sahip o bildik kanallardır. 
Davaları kursakları, kıbleleri hevaları, dinleri izmleridir. 
 "Velev ki ibneyim, nolmuş!?"
"Benim bedenim, benim kararım!" diyenlerle, kürtajı savunan cenin/bebek katilleriyle aynı safta slogan atmaktan geri kalmazlar! 
Çoğu açık etmese de iman etmezler. İmansızlıklarını gizleme gereği duymayanlarıysa "Huzur İslâm'da"  mottosuna karşı Huzur İsyanda diyebilecek kadar nasipsizdirler. 
Son yeni örnek; Ed Sheeran'ın turnesinden Filistin'e destek mesajları nedeniyle çıkarılan ABD'li rapçı Macklemore'deki vicdan ve merhamete dudak bükerler. 
Gözleri kulakları batıdadır ama batıdan çıkan vicdanın sesini görüp duyacak kalpleri yoktur. 


Thursday, September 17, 2026

Ümitsiz aşk

Gelmeyeceğini bile bile umut yanığı bir bekleyişin ne demek olduğunu bilir misin sen? 

Bu beklemenin bir ütopyanın kıyısına varamayacağının hicranını asla bilemezsin sen... 

Asla'dan neşet eden sonsuz ümitsizliğin bir kalpteki onulmaz sancısının, yaşarken ölmek olduğunu tahmin bile edemezsin sen... 

Ve kalbe düşmüş aşktan öte bir hayata dokunamayacağını bilerek, ölüme yürümeyi hiç anlayamazsın sen... 

*