7 Eylül 2025 Pazar

Müsebbib'ül Esbâb

Müsebbib'ül Esbâb

Bu eflâtun sessizlik, güller mahzûn diyedir;
Bülbülün bağrındaki âh, bî-mezmûn diyedir.

Gül sustuysa bülbül nice feryâd eylesin hâlâ?
Bu ne yıkık bahâr ki, aşk-ı derûn diyedir.

Ben ki nazar ile anlar idim dilde gizli hâli;
Şimdi göz bile söylemez, perde-i hûn diyedir.

Ne şem' yanar mecliste, ne pervâne döner artık;
Her kül, sükût-ı âteş-i pinhân diyedir.

Bî-harf ü savt söylenir gönülde nice hikâyet;
Duyan bilir ki bu lisân, ehl-i vicdân diyedir.

Kırıldı âyine meğer, sûret değil hakîkatten;
Her inkisâr-ı sîne, asl-ı nigârın diyedir.

Gece bağrında sakladıkça çoğalır encüm-i nûr;
Her zulmetin nihâyeti fecr-i bahârın diyedir.

Ne hikmettir en yakını en uzağa düşürür;
Bu derd-i firkat, kadr-i visâlin diyedir.

Söz dudakta taş kesilir, nefes geri döner bâzan;
Bu acz-i nutk u sükût, sırr-ı vakârın diyedir.

Nehir yüzünü deryâya, bulut yükünü dağlara;
Her meyl-i fıtrî âhir cezb-i karârın diyedir.

Serv eğilmişse sanma rüzgârın kahrı erişmiş;
Her kadd-i ham biraz dahi lutf-ı Kirdgârın diyedir.

Sanırsın hükmü esbâb eyler âlemde zuhûr eden;
Meğer her perde-i kevn, emr-i Yezdân diyedir.

Bânû, eşyâ susar amma sükûtu nutktan akdemdir;
Her zerre lisân-ı hâl ile: "Müsebbibü'l-Esbâb..." diyedir.

Kanarya Banu Dağ


Mektubun geldi…
zarfı açmadım önce,
çünkü bazı kelimeler
kâğıttan çok sitem kokar.

Gece on ikiyi bilirim,
saatin gözbebeğinde büyüyen o siyah halka…
sen orada kayboluyorsun.
Benimse takvimim,
her yaprağına senin adını yazıp
yırtamadığım bir defterden ibaret.

Geometriyi severim;
çünkü üçgenler dua eder,
daireler secdeye varır,
pergellerse hep bir kalbe bağlıdır.
Seninle aramızdaki mesafe,
iki nokta arasındaki en kısa yol değil;
bir suskunluğun sonsuza açılan açısıdır.

Babaannen derdi ya:
“Bu buzdolabını kim icat ettiyse, cennetliktir.”
Oysa ben seni,
içinde hiç bozulmayan bir elma gibi saklıyorum.
Ve sigara dediğin,
küllerinden yeni bir harita çizer
ama ben bilirim:
her kül, aynı zamanda yıldız tozudur.

Hendese susuyor,
çünkü senin dumanın
cetvelleri yamultuyor.
Sigaranın külleriyle yazdığın mektuplar,
borçlu çıkarıyor adamı.

Yine de yaz,
yaz ki ben sana kızmayı öğreneyim.
Kızsam da yaz,
çünkü gözlerin
karakol duvarlarına sürülmüş en güzel kaçış planı.

Ve unutma:
imkânsızlığın dudak payı…
içilmez.

Kanarya Banu Dağ