8 Ağustos 2026 Cumartesi

İlk geleni yayınladım!

Sevgili Murat, 
Hayat Arkasında İz Bırakmadan Geçip Giderken,
Gönlünün Aynasındaki Samimi Görüntünü Kaybetme...
Ruhun Kafesinden Salıverilmiş Bir Kuş Gibi Özgür,
Sabaha Uyanışların Hep Aydınlık Olsun...
Umut Yüklü Sevinç Damlacıkları,
Gönül İklimine Baharı Yaşatsın,
Hayallerini,
Umutlarını Yeşertsin...
Kendi Sıcaklığının İçinde Değil,
Sıcak Bir Kucakta Sarıp Sarmalanman,
Kaçırdığın Duyguları Yakalaman,
Elini Uzattığında Sıcacık,
Sevgi Dolu Bir Yüreğe Dokunabilmen,
Gökkuşağının Yedi Rengini Yaşayabilmen,
Gönlünün Kaybolmuş Kilidini Bulabilmen,
Yarınlara Açılan Kapıda,
Tatlı Bir Telaşın Eşiğinde,
Huzur İçinde Dinlenebilmen,
Kurgulanmış Bir Hayat İçinde Değil,
Yaşamak İstediğin Hayatı Yaşayabilmen,
Yeni Yaşında,
Yeni Bir Güne,
Yeni Bir Yaşama Merhaba Diyebilmen Dileklerimle... 


Sahi yarın sabaha karşı yine doğacağım değil mi? 
Kendi kendime doğum günü ile ilgili ilk gelen maili burada yayınlarım demiştim. Allah razı olsun, teşekkür ediyorum. 
Yeni bir yaşam artıken berzahta inşallah... 
Burada hem eskidik hem eskittik... 
Hem yorulduk, hem de yorduk... 
Hem ümit ettik hem de ümitleri yaktık!.. 

Özel günlerle barışamadan göçüp gideceğim şu dünyadan. 

*

Ya o değil de ağır ateşte yapmama rağmen patates yemeğim neden az daha dip tutup bazı yerleri bronzlaşmış:) Esas mesele bu😎 
Zannımca yanlış tencere sebep buna. 

*
"Gören de yaş 70 iş bitmiş sanacak. Biraz hayata dön yahu!"

*

Bir de kargo ile hedaye gönderen sevgili arkadaşım var!.. Bunun devamı yarın nasipse... 


Dün çok önemli tarihi bir gündü!

İnsan enteresan bir varlıktır. 
Sürekli ve yakınında olanları,  zamanla görmez olur. 
Erişimi kolay ya da mütevazı olanı fazla önemsemez. 
Kıymet hükmünü daha ziyade uzakta, yabancı olandan yana olumlu kullanmaya meyyaldir. 

Yakın olmak çoğu zaman risklidir. Bu, bazen padişahın veziri vb için; bazen de cevherden gaflete düşme hatası için elverişlidir! 
Balığın deryadan habersiz oluşu gibi. 

Yakın hakkıyla görülse, kavimleri peygamberlere (as) zulm etmezlerdi. 

Yakınlarımız bizi görmezler, değil komşu, kardeşleri Hz. Yusuf as görseler, görebilselerdi, değil kuyuya atmak, çukur yollara set olur onu tozdan bile korurlar, saygıda kusur etmezlerdi
Yusuf as yalnız Züleyha'nın huzurunda mı parmak kestirecek kadar güzeldi, hayır... 
Peki kardeşleri niçin o güzelliği göremediler, kalplerini perdeleyen şey neydi? 

Ebu Cehil, alemlerin efendisine Peygamberimize (sav) :"Senden daha (haşa) çirkin yüzlü görmedim!" deme nasipsizliğinden habersiz daha sonra gelen
Hz Ebubekir (ra) : "Ya Resulallah, ne kadar güzelsiniz, güneş gibi parlıyorsunuz" dedirten şey neydi? 

Tarih şahittir ki, önemli şahsiyetler, genel olarak yaşadıkları devirde idrak edilip, anlaşılamamış, (hatta hadre uğramışlar) kıymetleri öldükten çok sonra anılır olmuştur. 

Not: İlginç bu yazı kaç gündür taslakta duruyordu. Bugün 7 Ağustos 2026 ve dünyada büyük ses getiren büyük bir olay oldu! 
Türkiye, Arabistan ve Pakistan Mekke antlaşmasını imzaladılar. Yani Erdoğan, İslam natosunun temelini attı. Birileri rüşvet, uyuşturucu, fuhuş çarkında boğulurken, birileri de yaklaşmakta olan siyonist-yunan ittifakına/savaş senaristlerine ters köşe yaptı. Yunanistan'ı bize saldırtmak için hazırlıyorlarken, onlara ummadıkları bir sürpriz yaptık. 
İnşallah bu 3 devlete zaman içinde katılanlar olacak ve bir daha kimse Müslümanlara zulm edemeyecektir. Tabii bunun için bu antlaşmaya imza atanların, imzalarının arkasında sonuna kadar durabilme dirayetini göstermeleri gerekiyor! 




7 Ağustos 2026 Cuma

SEN GÜLÜNCE


İki kaşın iki tepe, 
Safa-Merve arasından koşuyor zamantı nehri
Gözlerinin ravzasında açıyor şakayıklar 
Koklamak bana kalıyor 
Sen gülünce...

Doluyor boş testiler
Çukurova'da bayram sabahı Allahu Ekber!
Kör kuyulardan fışkırıyor zemzem
Şeker niyetine pamuklar topluyorum yanaklarından, 
Sen gülünce...

Bir toygar yakalıyor avını en büyüğünden
Bölüşüyor kardeşleriyle kavgasız!
Bir şahin bağışlıyor gözlerini dünyaya, 
Bir kervan yaklaşıyor Acemden hediyeler dolu
Develeri dişi 
Develeri gürbüz
Develeri sütlü
Sen gülünce...

Mecnun koşuyor Leyla iline
Nâmurad olanlara, bermurâd kararı çıkıyor yüce divandan.
Mahyalar geriliyor kandilleri ışıl ışıl 
Tellallar dört nala sürüyor atları muştulu.
Seven sevdiğine yâr oluyor, 
Sen gülünce...

Göç takvimini unutuyor leylekler
Göğsümün ğöğü karargâh oluyor 
Ve güneş sarı tülbentli huri. 
Gölgeleri boyuyor deliler
Herkes mutlu, şen, ölümsüz gibi şehrimde, 
Sen gülünce...

Kekik kokuları taşıyor rüzgar, 
Köyüm oluyorsun.
Harman yerine kuruluyor açık hava sineması 
Fakir oğlan-zengin kız yok
İnanıyor herkes sevdaya
Mutlu son; 
Sen güvey ben gelin oluyoruz ve hasımlar dost...
Sen gülünce...

Bire on veriyor başaklar bereketli
Sağa sola savruluyor ekinler
Hedikler, keşkekler kaynatılıyor kazanlarda
Yemeden doyuyorum 
Dağıtıyorum rıza-i lillâh...
Sen gülünce...

Sen gülünce 
Gülünce sen,
Yıldızlar fener alayı nöbet tutuyor
Güneşe ninni söylüyor ay.
Ay ondördünde pürnur pürheves
Med-cezir oynuyor deniz
Dalgalar kartopu çarpıyor yüzüme 
Yengeç dansını öğreniyorum, 
Sen gülünce...

Sen gülünce minnet öğreniyor diken güle
Gül, vaslına gün sayıyor baharın
Birden ahal tekesi oluyor yılkı atım
Harran'dan Yemen'e koşuyor, 
Sen gülünce...

Nur hüzmesi bir şey bu
Adem'den kaç cüz!
Tûr'a ve Hira'ya inenle aynı 
Ayet ayet 
Sûre sûre 
En büyük mucizeyi görüyorum,
Sen gülünce...

Kanarya Banu Dağ


Kuytucuk

      Görseldeki söz bana ait değil. 

Kendine sor :
Bu yaşadığın hal/hayat, gerçekten  sandığın gibi kendinden mi, senin tercihin mi? Yoksa kader mi? Geçici bir durum mu? 

Kendine dair bir ümidin mi yok? 
Hayata dair niçin içinde güzel, olumlu ümitli şeyler beslemiyorsun? 
Senden çok daha zor imtihanlar içinde yaşayanları görüp, bilip dururken hem de... 
Yakışıyor mu bu miskin savruluş sana! 
Neyse ki şikayet etmiyorsun, razısın. 

Ama
İstesen hayatına birini alır, bu yalnızlığa, asosyalliğe son verebilirsin. Neyin cezası bu kendine!? 
İnsanlara faydalı bir organizasyonun içinde pekala yer alabilirsin. 
Kurslara katılabilirsin... 
Yeter ki iste, ki istemelisin. 
Böyle çürüyorsun ve bunu umursamıyorsun! 

Allah'ın ihsanı ile donattığı bir canı ümitsizlik kuyusuna atmış, suyun yükselmesini bekliyorsun, yapma! 



6 Ağustos 2026 Perşembe

Kraker

"Sevdiğiniz kadında aradığınız 5 kriter nedir diye sorsam?"

1. Aptal insan pek yoktur da çabuk kavrasın, leb demeden leblebiyi anlasın. Bir şeyi izah etmek yorgunluğu olmasın. (Dilce değil gözce gönülce de konuşabilmeliyiz.) 

2. Temiz ve dürüst olsun. Yalanını yakaladığım an konu bitmiştir benim için. Diyelim sürse de öylesine olur! Gönlümdeki sultanlığı son bulur! 
Pis pasaklı ve müsrif olmamalı, her konuda ama...Keçi inadı da olmamalı. 

3. Maneviyata çok önem vermeli, hürmetli olmalı ve yaşamak için çabalı ve yardımcı olmalı...Bu dünyanın geçici olduğunu unutmamalı, unutturmamalı. 

4. Onunla her konuda konuşabileceğim kapasitede olup, hayatın her karesini paylaşıp, analiz yapabilmeliyiz. Sohbet şey kadar önemli... Şey işte! 

5. Güzel, işveli ve eğlenceli olursa da nurun ala nur...İnsanda stres olmaz;) 


Geçen gün anneciğimin yaşça daha genç arkadaşına rastladım. Canım ya elindeki poşetleri yere koydu, kan ter içinde... Hal hatırı hızlıca geçip;  "1 yıl geçti, artık sana hatun bakıyoruz! "demesin mi. 
Bu yazı hazır yayınlanmış olsaydı, ona bu "Kriterleri"okusam.
Muhtemelen:"Merak etme ben sana çubuk kraker gibi ince birini bulurum"😅 derdi  . 

Ay yine çok sempatikim. 
Anneme derdim, beni mıncırarak "Ay hiç sorma" der, tatlı tatlı gülüşürdük.... 



5 Ağustos 2026 Çarşamba

Benim hüznümde herkes yüzemez!

"Yaşandı bittiler …
Devr-i alem de…
Yaşamak yorgunluğu bu sende ki
Bir de sevinçler uçup gidince…
Öylesine işte vakit dolduruyorsun 
Bir yudum tesellilerle…. "

*

"Çabuk öğrendim'e bayıldım. Tamamını dinlemek isterdim. "

“ İçime sustuğum yalnızlıklarım var
Kim demiş konuşmuyor dilim lal”

*

"Biliyorum, 
İçinde Biriktirdiğin Çok Şey Var... 
Kendine Sakladığın, 
Tek Başına Sırtladığın, 
Altında Ezilmemek İçin Debelenip Durduğun... 
Bilmediklerin Sana Düşman, 
Bildiklerinle Kavgalısın... 
Yüzünde Çizgiler, 
İçinde Biriktirdiğin Acılar, 
Avuç İçinde Gizlediğin Kederler Var... 
Bende Biliyorum, 
İnsanlara Güvenmek İsteyip de Güvenememenin, 
Birilerine İhtiyacın Varken, 
Bir Omza Yaslanıp Ağlamayı İsterken, 
Gözyaşlarını İçine Akıtmanın Ne Kadar Zor Olduğunu... 
İçindeki Yorgunluk Kendine Kestiğin Ceza Olmamalı...Şiirlerinde Üşüyen Adam! Görmüyor musun Ruhunun Aynasındaki Rutubeti?"

*

"Ne boş manasız uğraşlarla geçiriyoruz ömrümüzü 
Bize kalan iyilikler 
Ne aşk 
Ne meşk 
Ne seviyormuş gibi görülen samimiyetsizlikler
Ne değer verişler
Ne alış -verişler
Ne geride bıraktıklarımız
Ne de yanımızda sandıklarımız…
Ne boş manasız uğraşlarla geçiriyoruz ömrümüzü 
 Bize kalan iyilikler 
Ne aşk 
Ne meşk 
Ne seviyormuş gibi görülen samimiyetsizlikler
Ne değer verişler
Ne alış -verişler
Ne geride bıraktıklarımız
Ne de yanımızda sandıklarımız…
Sen gözlerine bakarken yalanlarla göz kaçırışları izlersin 
Onlar samimiyetsizlik denizinde boğulurken utanmayı marifetmiş gibi haykırmayı seçerler..
Yalan ve yalancı Dünya…
Boş Dünya…"

4 Ağustos 2026 Salı

3 Ağustos 2026 Pazartesi

Çabuk öğrendim

Çabuk öğrendim,
Özlemekle nasıl koyun koyuna 
yaşandığını,
Ayrılıkları her gece 
hasretlere sarıp da uykulara kaçmayı...

Çabuk öğrendim,
Bir resme bakıp da 
dokunamamanın ızdırabını,
Sessizliğin içinde seni aramayı,
Vurgun yemiş günlerin 
peşine takılmayı...

Çabuk öğrendim, 
Senli kelimelere sarılmayı,
Her şarkıda yeniden ahlamayı...
Çalmayacak kapılara bakmayı,
Gri bir ömürde 
seni sensiz  yaşamayı...



2 Ağustos 2026 Pazar

Ayfer Vardar dinliyordum

Aylar sene olur,. 
Seneler ömür olur da 
Geriye dönüp bakarsan, 
Derin bir keder olur... 





Kendime sordum

- Bundan sonraki hayatında ne yapacaksın? 
- Özleyeceğim... 






1 Ağustos 2026 Cumartesi

An'da ruhumda neler vardı

Kahvaltıda, TV açıktı, sunucu film seçenekleri sundu, Sen ihtimali, ismi izlemem için yeterliydi. (Şiir yazmak için de ayrıca kışkırtıcı.) Filmi not ettim, sonra bisikletle biraz açıldım. Bir iki malzeme ve kuruyemişçiye uğradım. 
Evdeki işimi halledip duş aldım. 
Filmi açtım ama kuruyemiş ile seyredilecek türden olmadığını biliyordum.  
Film ve konusunu anlatmayı sevmem bilirsiniz, merak eden bakar. 
Sen ihtimali (The Idea of You) 
Romantik, komedi, drama... 
Komedisini ben niçin göremedim de izlerken derin derin iç çektim ki. 
Neyse kendime dedim ki;
Şarkıya gelmezsin, şiire gelmezsin. 
Film dedik, o da uymadı. 
Saza niye gelmedin türküsü sana gelsin öyleyse... 

Filmin, mesajları, verdiği dersleri de yazacak halim yok. Daha akşam için pilav yapacağım. 
An'da ruhumun hali böyleydi sayın seyirciler. 






Diyecektim ki...

"14 yıl burada; öncesinde Blogcu vardı, sonra Google Plus...
Tumblr, 1000 kitap, Facebook ile yazı serüvenim bugünlere geldi. 
Bir bu bloğumdan vazgeçmedim." 

"Günlüğüm, anılarım, dostlarım, arkadaşlarım, sancılarım, ağlanmalarım ve tebessümerimle içimin kırıntılarının bir kısmı burada toplanmış oldu..." 

"Sizler, siz kıymetlilerim, 
Modası çoktan geçmiş, klasikler arasında yer almış bloğumu, takip bildirimi olmadığı halde, sadıkane okumaktan hiç vazgeçmediniz. 
Gerektiğinde bana yazdınız, dertleştik, sorular sordunuz... 
Meşrebimiz ve kabiliyetimiz kadar, edebiyat yolculuğunda bir de kitap çıkartma sebebim oldunuz." 

"Burada olmak, edebiyat adına vasat bir yazar, şiir adına müteşair bir kalem olarak, cidden ruhuma terapi oldu." 
"Sanki bir işim varmış gibi, sizlere karşı sorumlu davrandım. İşimi ciddiye aldım. Sizleri her zaman çok önemsedim. Özelden cevaplamasam da maillerinizi özen ve önemle okuyup, dikkate aldım. Gerektikçe de burada sizden gelenler etiketi altında sakladım." 

"Sizler de üç gün bir şey paylaşmasam hemen merak eden mailler yazdınız. Gözlerden uzak, çok güzel bir gönül bağımızla, iyi bir aile/can olduk." 

"Tanınmayı, bilinmeyi, ünlü olmayı hiç bir zaman arzu etmedim. Yoksa radyoculuktan, dergiciliğe, gazetede makaleye... önümde fırsatlar vardı. 
İyi ki de böyle kaldım. 
Yunus'un:"Şöyle garip bencileyin"dizesi misali..."

"Aslında yazarlar, şairler ölünce emekli olurlar ama ben hakkıyla yazar ve şair olmadığım için, ölmemi beklemeyelim de bilmeyelim de... 
Ben de sizi bilmeyeyim." diyecektim ki... 
Yukarıdaki paragraflardan sonra gelen iki paragraf ve değiştirdiğim yazı başlığı FİNAL olacaktı ve veda helalleşme faslı, tabii onları sildim. 

Küçük beyaz yalan filminde geçen bir cümle: "Bütün yazarlar bunalım takılırlar!" diyordu. Tavuk mu yumurtadan...meselesi. 
Belki de bunalımlı dünya insanlarının içinden bazıları, işbu bunalımlarını yazarak hafifletmek isterken koyulaştırıyorlardır...

Bencil diyeninden, telefonu yere çalasım geldi diyenine..nasihat ve tavsiyeler ile vazgeçirdiniz. 

Ruhumun hüzün kırıntıları(şiir diyorsunuz) dışında, bloğumdan çok şeyler öğrendiğinin altını kalınca çizen samimiyeti de dikkate aldığım için madem günlük gibi ucundan azıcık içimi dökmeme sizler katlanmaya razısınız, Allah, sağlık verdikçe son günüme kadar burada olmaya çalışacağım inşallah. 
Hepinize gönül dolusu sevgiler, teşekkürler...