Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2026 Cumartesi

Ben hırsız değilim!

"Kitabınızda dil akıcı ve bazı yerlerde gerçekten iyi cümleler var, özellikle alıntıya uygun parçalar çıkmış. Ama genel bütün olarak baktığımda bende "kitap" hissinden çok sosyal medyaya uygun metin derlemesi hissi bıraktı. Bu yüzden tam olarak beni yakalayan bir okuma olmadı.

Genel olarak emeğe saygı duyarım . Lütfen yanlış anlamayın kötüdür demiyorum bende derin izler bırakmadı yalnızca."

*
Herkes her kitabı beğenecek ya da her kitap herkeste aynı etkiyi bırakacak diye bir kural yok. 
Ben Dosto'nun Suç ve Ceza'sını, Oğuz Atay'ın Tutunamayanları'nı, Kafka'nın Dönüşümü'nü elime alıp alıp bırakıyordum. Bir yıl sonra Suç ve ceza'yı sesli tiyatro olarak okumuş oldum. 
Bazen bir kitabın havasına girecek havamız da olmayabiliyor, bu nokta da önemli. Tutunamayanlar ve Dönüşüm'e sesli kitap olarak dahi tahammül edemedim. Bu girişten sonra;

Sondan başlayalım: 
"Genel olarak emeğe saygı duyarım."
Ama bu defa istisnai olarak saygı duymayıp, üstüne bir de "derleme" diye iftira atacağım mı demiş oluyor okur!? Çok üzüldüm, ilk kez böyle bir ithama muhatap oldum. 

Yapay zeka pek kullanmam ama derlemeyi ona sordum, beklediğim cevabı verdi:

*Derleme* = farklı yerlerden toplanıp bir araya getirilmiş metin, bilgi, veri.

3 ana anlamı var:

1. *Edebiyat/Yayıncılık*: Bir yazarın dağınık yazılarını, şiirlerini, makalelerini tek kitapta toplamak.  
   Örnek: _Orhan Veli'nin bütün şiirlerinin derlemesi_  
   Burada derleyen kişi orijinal yazarı değil, sadece toplayıp düzenleyendir.

2. *Bilgisayar*: Kodun makine diline çevrilmesi. "Compile" kelimesinin karşılığı.  
   Örnek: _Programı derlemek_

3. *Genel anlam*: Farklı kaynaklardan parça toplayıp bir eser oluşturmak.  
   Örnek: _Bu kitap derleme, yani alıntılardan oluşuyor._

Senin görseldeki konuşmada 1. anlam kastedilmiş: "Bu kitap gibi durmuyor, sosyal medya metinlerinin derlemesi gibi duruyor" → yani orijinal bir bütün eser değil, toplanmış parçalar hissi vermiş.

*

Yani orijinal olarak yazarın duygularının kaleme aktarılması değil, sosyal medyada rastladığımız gibi, 3-5 şiiri ekranda yanyana koyup, kelime, sözcük değişimi, dizeleri karma değiştirerek, ekleyip, çıkararak şiir yazdım deyip altına ismini ekleme utanmazlığı, emek ve duygu hırsızlığı! 

Ben sosyal medyada iken takip eden dostlarım çok iyi bilir. Bunu yapanlarla gerek yorumlarda gerek özel mesajlarda çok tartışmışlığım ve onları arkadaşlıktan çıkartmıştığım olmuştur... 

Hatta bir keresinde hiç unutmam, çok ünlü bir şairin şiirlerinin altına kendi ismini yazan birisini ikaz ettiğimizde "onları ben yazıp gönderdim ona" diyebilmişti. Sözün bittiği yer! 

Okurumuzun iş bu derleme iftirası cümle içinde geçmeseydi bu kadar üzülmez, üzerinde de durmazdım. Tabii iddia sahibi iddiasını ispatla da mükelleftir! 
Sadece şöyle bir tavsiyede herkese bulunmuşumdur ömrümce:
Mesela bir tanıdığımız yeni sıfır araba alıyor çevresindeki insanlardan birisi çıkıp ona: "neden bu markayı aldın şu markayı alsaydın!"diyor.
Ya adam artık almış sana düşen iyi günlerde güle güle kullan demekten başka bir şey değil.  
Aracı almadan evvel sana gelip şu markayı alacağım fikrin nedir diye sorarsa o zaman ne biliyorsan söylersin ama aldıktan sonra gönül kırmak hadsizlik ve nezaketsizlik değilse kıskançlıktır... 

Kitabıma derleme diyen kişiye, kitabımın öykündüğü Kafka'nın Milana'ya Mektuplar'ını ya da Dönüşüm'ü nasıl bulduğunu sorsam, muhtemelen olumsuz yorum yapmayacaktır. Çünkü o Kafka, ünlü olmuş bir yabancı! 

Mütevazı bir insan olarak, Rüveyda'ya Mektuplar'ın, Milana'ya mektuplardan çok daha iyi bir kitap olduğunu söyleyebilirim...(Milana'yı zorla okumuş, sıkılmıştım. İçinde alıntılık aforizmalar ki, zaten 2 düzine var yok, onlar da ezberimizde ve çok güzeller... 

Ya Dönüşüm... Okan Bayülgen onu sesli kitap okumuştu. Eh komediye yatkın adama denk bir kitap seçimi... 

Bir önemli nokta da şu; kitabımın çıktığı yayınevi sahibi İsmail Bey son derece entelektüel bir ağabeyimizdir. Kitabı redakte eden hanımefendi de bir dönem Ankara'da Kültür
Bakanlığında çalışmıştır. 
Kitabı ilk götürdüğümde ikisi de beni ikna edip siz bundan daha fazlasını yazabilirsiniz demişlerdi pek gönülsüz eve dönüp her mektubun üzerinden yeniden geçmiştim. Şayet kitabımda derleme/ intihal ya da hırsızlık kokusu alsalar, onlardan asla kaçmaz ve bana söylemekten çekinmezlerdi. 

Bu yazıma gelecek mail ve yorumları bu yazımın altına ekler miyim bilmiyorum! Ama bildiğim bir şey varsa işbu derleme iftirasına okurumun sert tepki göstereceği...
Zira Rüveyda'ya Mektuplar'ı zamanında okurlarımla birlikte yazmıştık. Bu sebeple meselenin uzayıp,kalplerin daha fazla kırılmaması adına mecbur kaldığım bir şey olmadıkça aşağıya eklemeyi düşünmüyorum. 

*

- Tahmin ettiğim gibi sert, teselli eden ve espirili bir çok mail geldi, gelmeye devam ediyor. Hatta içlerinde konumuza uygun video ve görseller bile var. Tabii ki istesem bu zalim maili görmezden gelebilirdim ama kendimden o kadar eminim ki zerre çekincem, kompleksim yok. Bu yüzden mesela kendimi şairden saymam, müteşairlik kâfi kalemimle barışık olmam için. 
Yazarlığımı ciddiye alsaydım, bugün bir gazete ya da dergide yazabilirdim. En son şehir gazetesinden teklif gelmişti, hangi çılgın bana zincir vuracakmış deyip teşekkür etmiştim. 

Gelen maillerden bir iktibas, bir görsel ve tebessüme sebep video ile konuyu kapatalım:

"..dikkatinizi çekmek için farklı bir yöntem olmalı ki, o kişinin kitabınızın tamamını okuduğunu da sanmıyorum üstadım."





8 Nisan 2026 Çarşamba

Dokunmasın kimse

Çok oldu, kitap siparişi vermeyeli. Bugün sevgili arkadaşımın 124 sayfalık kitabı elimde. 
Henüz onun bundan haberi yok.

Sanata düşkün bir aslan burcu kadını... 
Şiir dışında, yağlı boya, akrilik, karakalem resimler de yapıyormuş. İki şiiri de bestelenmiş. 
Atife Tenruh
Mütevazı, güzel bir insan. 
Okuru, anlayanı çok olsun... 

Kitap elime geçince, önce arka kapağa bakarım. Sonra huyumdur, rastgele nasibime açar sağlı sollu okurum. Şairemizin bir şiiri ile noktalayalım:

*

ÜŞÜMEZDİM

Bu gece, bir güz kondu kalbime,
Oysa baharı karşılyordu düşlerim.
İçimde bir sızı, ne yana dönsem tarifsiz.
Yoksa bir serap mıydı ruhumdaki resmin?
Hangi yangın ısıtır buza dönmüş mutluluğumu?
Bir kuş öldü dalında.
Işıldamadı ateşböcekleri.
Ay selamsız geçti gecemi.
Esmedi rüzgâr, duymadım bir yaprak sesi.
Bir tuhafım bu gece.
Söyle ey sevgili,
Yoksa öylesine miyim kalbinde?
Bilmez misin, kalpler hisseder hissettireni... 
Üşümezdim yoksa.
Üşümezdim...

Atife Tenruh 





22 Mart 2025 Cumartesi

Biz kaybettik, Aşk da kazanmadı!

"Çocuklar, topraklar, zeytinlikler nasıl?
Ya kardeşlerim?
Memur oldu mu hepsi?
"Her biri öğretmen olacak"
derdi babam
"Aç kalırım ama onları kitapsız koymam"
demişti bir gün"

*

"Sizden kılıç - Bizden kan
Sizden çelik ve ateş - Bizden et ve can
Sizden yeni bir tank - Bizden taş
Sizden gaz bombası - Bizden yağmur
Bizim üstümüzde de sizinki gibi gök ve hava
Hissenizi alın kanımızdan, çekip gidin!"

*

"Çatışma ortamında, çocuklar adam doğar"

*

"Yıllarca içimizde taşıdık hüznü, sabah olmadı bir türlü..."

*

Ertelenmiş bir günde, oynaşırken prangalarımızla
Kaybettik durmadan, aşk da kazanmadı hiçbir şey...

*

"Gece bir kurttur anam!
Gurbetçiyi nereye kaçsa sıkıştıran
ufku karaltılara açan
kana susayan aç mı aç bir kurttur!
Ve söğütlük rüzgârla sarmaşdolaş hâlâ
Günahımız nedir anam?
Bir kez hayattayken ölüyoruz
bir kez de ölürken!
İki kez ölmemizin nedir sebebi?"

*

"Çıkıp gidin toprağımızdan
denizimizden, karamızdan
buğdayımızdan, tuzumuzdan,
taşımızdan defolun her şeyimizden."

*

"Madem ki yabancısıyım artık anılarımın ve evimin
neden elveda diyeyim?"

*

"Saçların hâlâ daha mı uzun ömrümüzden? Yaşamak için göğü sana uzatan bulut ağacından daha mı uzun hâlâ?"

*

"Biz kaybettik, aşk da kazanmadı hiçbir şey Çünkü sen aşksın ey aşk, nazlı bir çocuksun! Kırıyorsun göğün biricik kapısını, söylemediğimiz tüm sözleri Çekip gidiyorsun Nice gülleri göremedik bugün. Zincirlenmiş yüreğin sıkıntılarını yıkıp geçemedi nice caddeler."

*

"Yarayla büyüdüm ben
Asla söylemedim anneme..."

*

"Az sonra buluşacağız güzelim..
Bir yıl sonra
Bilemedin iki yıl
Bir nesil sonra..."

*

"- Evlenecek miyiz?
 - Evet
- Ne zaman? 
- Askerlerin miğferlerinde menekşeler göverdiğinde!"

Biz kaybettik, Aşk da kazanmadı / Mahmud Derviş



17 Mart 2025 Pazartesi

Ask sen demekmiş 3 / Sırlar ve gerçekler


Geçen yazımda kitabım geldi demiştim. Ön söz dışında henüz okuyamadığım için bahsetmemiştim. İsmini, nereden geldiğini merak edenler olmuş...

Serinin ilk 2 kitabından burada söz etmiştim. Hatta kitabı okurken not düşmüştüm: "Bu kitabı okurken, insan aşık olmak istiyor!" diye...

Serinin son kitabındaki sırları ve gerçekleri okumak için sabırsızlanıyorum. Sevgili arkadaşım Arzu Denizyaran'a hiç değilse bu defa ödemeli göndermesini rica etmiştim, yine armağan etmiş. Okuru çok olsun dilek, teşekkür ve sevgilerimle...


28 Şubat 2025 Cuma

Bir gerçeği onarmak


Yok bir kitap incelemesi değil okuyacaklarınız. Kitabı övecek halim de yok. Popriçev gibi hayatla başedemeyen insanların çoğaldığı günümüzde yalnızca iki cümlesine iki kelam...

"Tek çıkar yol gerçekdışına sığınmaktır, eğer gerçekleri onarmak elinden gelemiyorsa..."
[Gogol]

Güçlü bir cümle...
İnsan gerçek dışına niçin çıkar, çıkmalıdır..?
Gerçekleri onaramadığı, hakkını veremediği, rolüne lâyık olamadığı, bir meselenin altından kalkamadığı için mi?
O hakikatin içinde yüzemediğin, kulaç atamadığın zaman ya boğulursun, işler sarpasarar ya da gerçeğin dışına çıkarsın, yani bir nevi kaçarsın...

Bazı gerçekler de vardır ki, yaşama geliş sebebimizdir. Bahsi diğer...

Ya bir kabulleniş,
Ya bir yenilgi...
Ya da mecburiyet...

*

"Kalbim bir şeyleri bekliyormuş gibi atıyor..."  
Bu da kitaptan...
Bir şeyleri bekleyen kalp, hayatiyetini kaybetmemiştir.
Bir şeyler beklemeyi bırakınca gerçek dışında (çevrimdışı) bir hayatın hücresinden bakarmış gibi yaparsın hayata...
Sözün bittiği yer...






10 Şubat 2023 Cuma

Bir kitap, bir video ve bir mucize daha!


Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama kabul edelim ki cidden bilgili biridir Ahmet hoca ve sohbetlerinde mutlaka bilmediğiniz yeni şeyler duyarsınız. 

Aşağiya linkini verdiğim sohbetine dün akşam tevafuken denk geldim. Bu sabah tekrar sakin sakin dinledim. 
7. Dakikada İmamı Gazali hazretlerinin bir eserinden iktibas yapınca, kaynaklarından biri olabilir diye kitabı da sipariş vereceğim. 

Öldükten sonra neler olacak..? Yeryüzündeki her insanın  merakı... Bu merakı biraz olsun gidermiş hoca.
4 milyonu aşan bir izlenme. Tavsiye ederim.


2 aylık bebek 30.saatte enkazdan sağ çıkarılmıştı.
Mucize gibi sevinçler yaşanmaya devam ediyor. 
100.saatte anne-oğul sağ çıkarıldı. 


25 Ekim 2022 Salı

Aşk Sen Demekmiş

İlk kitabından burada söz ettiğimde tarihler 5 Şubat 2021'i gösteriyordu. 

Ardından yine 5 Mart 2021'de Aşk Sen Demekmiş geldi. 

En sondaki boş sayfaya şöyle bir not düşmüşüm: "Bu kitabı okurken, insan aşık olmak istiyor!" 

O tarihlerde sosyal medyada kısa bir inceleme yayınlamıştım. 


Derken Arzu Denizyaran arkadaşım kendi 3; serinin 2.kitabını çıkardı ve dün elimdeydi. Son sayfanın.sonunda "Devamı gelecek" notundan romanın 3.sü de yazılacak demektir. 

İltifatlarla süslediğiniz imzalı ikramınıza, kıymet verişinize çok teşekkür ediyorum Sevgili  kalemdaşım.
75.sayfaya bir nefeste geldim bile. 
Okurunuz, anlayanınız çok olsun.



30 Ağustos 2022 Salı

5 maslahat!

Bir insan hakikatte (Allah indinde ve Kur’ana göre Müslüman olmak yükümlülüğünde) seküler dünya  gidişatında ise değildir! Ama bir insan, kimliği, karizması, ünvanı ne olursa olsun; öncelikle benim dinime, kutsal bildiklerime ve sonra yeryüzünde (batıl da olsa) her inanış sahibine saygılı olmak zorundadır! 
Bu saygının asgari göstergesi de kutsala hakaret ve kişileri aidiyetleri sebebi ile rencide etmemektir! 

Bu normda, kriterde, anlaşmış olmakla da meselemiz bitmiyor!
Öncesinde yine İslâm’ın 5 muhteşem maslahat olarak, Müslümanlardan istediği; 
1- Can emniyeti, 
2- Akıl emniyeti, 
3- Din emniyeti, 
4- Nesil emniyeti 
5- Mal emniyeti olmazsa olmaz genel kriter, çerçeve ve zorunluluktur. (Yukarıda verdiğim ilmihal kitabında daha kapsamlı bilgilere erişebilmek mümkün.)

İslâm devlet idaresi bu beş maslahatı hem Müslüman ahali için hem de idaresi altında, farklı din ve milliyetler için sağlamak mecburiyetindedir. 

Devletin asli görevi bu beş esas üzerine bina edilmiştir.
Tarihte bunu ik önce örnekleriyle Sevgili Peygamberimiz (sav) ilk İslâm devlet başkanı olarak ve sonra ardı sıra mübarek halifeleri uygulamışlardır. Yakın tarihte de elbette Osmanlı…

Yukarıda bahsettiğim beş maslahatı detaylı açarsam yazı sıkabilir. Birer cümle ile ifade edersek, canımız -haberlerde dehşetle gördüğümüz gibi- tehlikede, sudan sebeplerle cinayetler! Aklımız başta beyin yıkayan, soru sordurmayan resmi ideolojiye bağlı eğitim olmak üzere, izmler, ideoljiler, felsefeler, dijital kıyımın- cep telefonları ile- esareti altında! Saklanmış hakikatler ve yalanlar..! Yanı sıra alkol ve benzeri bağımlılıklar, kumar vb. Akıl bu durumda olunca dini yaşamak, Allah’ın bizlerden istediği bir nizam da olmayınca, ferde indirgenmiş, dar sahada ahir zaman  garipliği. Oysa İslâm sosyal bir dindir ve her şeyi kuşatır. Nesil emniyeti bahsinde -görüyoruz kadın ekran karşısında- kocasına çocuk senden değildi zaten diyebiliyor! Bunun yanı sıra itikad ve nikahın devamı gibi can alıcı meseleler de nesil emniyetine dahil. Mal emniyetine de iki cümle; faiz ve kumar her yerde! Ve hırsızlık aldı başını gidiyor! Yani malımız da canımız, aklımız, dinimiz, neslimiz gibi emniyet altında değil!

Bugün bu beş maslahat ne yazık ki taarruz altında tarumar edilmiştir! Hiç biri güvende değildir ve ne yazık ki korunmaktan uzaktır.! 

En önemli soru da şu: ''Benim Müslüman olarak imanım, Allah'ın benden kabul buyuracağı (geçerli) sahih bir iman mıdır?"

19 Ekim 2021 Salı

Kitabım güzel dostlar kazandırıyor!


Kitabımı hediye gönderdiğim sevgili arkadaşım, "hediyeleşmek sünnettir"deyu ısrarla adres isteyince, böyle abartarak bendenizi mahcup etmiş oldu.

Ne diyeyim Allah, bu fakiri dost gönüllerin gördüğünden iyi eylesin. 

Rüveyda'ya Mektuplar'dan maddi bir beklentim, ihtiyacım zaten yoktu...
Şu gökkubbe altında güzel dostlar biriktirme sebebim oldu. Bundan âlâ kazanç mı olur.

Sonsuz teşekkürler, sevgiler,selamlar.


14 Ekim 2021 Perşembe

Teşekkür


Ne güzel, ne zarif dostlarım var! 

Sevdiklerine kitabımı hediye eden...

Sevgili arkadaşıma bu jesti için mahcup bir gönül ile
Sonsuz teşekkürler. ⚘

22 Eylül 2021 Çarşamba

Teşekkür!


Bir yazar arkadaşım göndermiş! 

Kitabımın çıkış fiyatı rafta 29£ idi. İnternette 21 liraya kadar satıldığını görmüştüm.

Bu konuda daha önce burada yazmış biri olarak bu rakama (41.21._) değmem, sakın almayın demiştim.


Uzun zamandır bilgisayar açmıyorum. 
Açsam da en fazla yarım saatte çıkıyorum. 
Bloğa bakmışken mutfağına da düştü yolum, bir bakayım dedim gelen giden dostlarımda azalma var mı diye. 
Vefanız, ziyaretleriniz için sağ olun var olun. 
Kırık kalemime moralsiniz, bir yudum teselli'me itici güçsünüz. 
Vasat kelimelerime sevgisiniz. 
Seviyorum sizi.  




14 Haziran 2021 Pazartesi

Kitaplar üzerine...

 

Önceleri zengin sayılabilecek bir kütüphanem vardı! 
Altı çizilmiş cümleler, dip/kenar notu düşülmüş kitaplarımı özledikçe elime alır, çizip not düştüğüm yerleri tekrar okurdum. 
Kitaplar benim, ekseriya önünde diz çöktüğüm üstatlarım, hocalarımdılar. 
Okumalarım gerekli saygı ve hassasiyet atmosferinde olurdu. 
Kuvvetli bir sevgi bağı...
Sonra bir gün öleceğimi ve kitaplarımdan da ayrılacağımı düşündüm! 
Belki lâyık olmayacakları ellere düşeceklerdi! 
En iyisi dedim sağlığımda onları baş göz edeyim! 
Kitap sevdalısı insanlara denk geldikçe vedalaştım onlarla...
Belki artık içeri girdiğimde mis gibi kitap kokulu bir odam yok ama o kitaplara benden daha layık insanlar var. 
''Birilerine altı çizili kitaplarınızı vermek, 
yaralarınızı emanet etmektir bir bakıma'' demiş ya Nazan Bekiroğlu...
Bir bakıma da neye ne kadar önem verdiğinizin göstergesidir. 
Kitaplar bizi müelliflerine götüren davetiyelerdir. 
Kitaplar zaman makinesinde bizleri gezdiren, bu günü ve dünü kuşbakışı bir rakımdan görmemizi sağlayan ''iyisi'' en güzel en iyi dostlarımızdır. 
Sizler de kitap okurken bir işaret ekleyin, altını çizin, not düşün! Bu hem sizin kitabı daha bir rikkat ve dikkatle okumanıza, zihninizin uyanık kalmasına sebep hem de sizden sonra okuyacakların dikkatine ipuçları verir. 
Eskiden yakın dostlarım altını çizdiğim kitaplarımı benden sonra okumaya can atarlardı! 
Selam olsun onlara ve onlarla geçen güzel anılarımıza...

_____________

Not: 1981 basımı Necip Fazıl Kısakürek'in Çile şiir kitabını görsel olarak çektim. 
 


5 Haziran 2021 Cumartesi

Eskisi gibi gitmiyor ayaklarım Kent parka..!


Kitabımda geçen Kent park ile kitabımın resimlerinin olmadığından yola çıktım bugün...
Eskisi gibi gitmiyor ayaklarım Kent parka..!
Umudum mu buruk Rüyeyda'dan yana?
Can mı çekişmedeyim sevdamdan..?

19 Mart 2021 Cuma

Şiir kitabı meselesine cevap!



Eylül 2019!
Rüveyda'ya Mektuplar'ın görünür hale geldiği zaman...

Yazarı gibi marjinal olacağı ilk baştan belli olsa da, okura verilmiş bir sözün ifası dışında, 
hiç bir maddi ölçüye gelmeyen kitaba dönüşmüş halinin gözlerimin önündeki lezzeti çok güzel...

Çok okunsun diye sosyal medyadaki dostlarımın çırpınışları, emeklerine minnettarım.
Bu konuda da garip bir adamım!
Takipçim çok olunca, kitap diyelim binler satınca ne olacak? 
Tanınmak isteyen birisi değilim bu bir, kitabın maddi gelirine şükür ihtiyacım yok iki...
Ne imza günü ne şu bu  bana göre değil. 
Kendi dünyamda, kelimelerle gönlümü oyalıyorum!
Balık tutmasını bilmem, koleksiyon merakım yok, spor salonuna gitmem, araba istemem! 
Salgından önce arada bir kendimi zorlar, gezilere giderdim. Artık ona da bahanem var.  
Kendi karantinamda (akvaryumumda) belki tıbben sağlıksız bir ruh tanısı ile Mesut olan ironi kısmıma yaslanarak ''bir yudum teselli'' diye bir türkü tutturmuş inişe geçen anneciğimin ardı sıra gidiyorum işte..! 

Gelelim sadede; şiir kitabı çıkartmak gibi bir şey düşünmüyorum dostlarım. 
Bu konuda sağ olsunlar bir yayınevinden teklif aldım. Kendilerine teşekkür ettim. 
Şiiri şairler yazsın! Bize ruhumuzun saçmalıkları yetişir.

Aksaray'a da selamlar, sevgiler gönderiyorum.

 

25 Şubat 2021 Perşembe

Güzel bir şiir kitabında yer almışım!

  

Çok güzel bir amaç için yola çıkan güzel insanların arasında bir sevgili arkadaşımın sürprizi ile yer almanın mutluluğu ile kitabı size takdim ediyorum: 


Geliriyle okul kütüphanesi kurulacak harika bir proje dediğimde sizlerin de bu güzelliğin içinde -kitabı alarak- yer alacağınıza inanıyorum. 

İçinde 5 şiirimle yer almanın kıvancı ile emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. 




İletişim adresi: 

Birlikte Kitaplar Yayınevi

Fatih Sultan Mah. Aslı sokak. No: 7 D: 12

Derince / KOCAELİ 

Tel: 0 532 503 93 68 

birliktekitaplar@gmail.com






12 Şubat 2021 Cuma

Ümmiliği mucizelerindendir.

"Kasidei Bürde' de İmamı Busayri beytinde:
"Ey Nebii Zişan!
Yetim büyüdüğün, cahiliyet devrinde ümmi bulunarak yaşadığın halde, bu kadar yüksek ilim sahibi olmaklığın, sana mucize olarak yeter." demiştir.

Ümmilik, yani hoca görmeyip, okuma yazma bilmemek bizim için bir kusurdur. 
Fakat Sevgili Peygamberimiz için şereftir. 
Çünkü Onun (sav) hocası Mevlayı müteal yani Hz. Allah (azze ve celle) olmuş oluyor. 
Kullardan Ona hocalık yapacak yoktur. Hiç okur yazar olmadığı halde kainata hocalık yapmak büyük bir mucizedir. 
Ümmi olmakla beraber alemi aciz bırakan bir kitabı getirmek en büyük mucizedir. ![*]

[*] Amentü Şerhi, N.Kurtulmuş, 1971 basım,sh: 290

5 Şubat 2021 Cuma

Boş ver yaşı başı

 


Mina Urgan'dan sonra, içinde yaşlılık temasının geçtiği ve bende iz bırakan başka kitap var mı, şu an hatırlamıyorum. Arzu Denizyaran'ın iktibaslarla beslediği 96 sayfalık deneme eseri de hafızamda kalacak. 

Annesinin aşırı kilo problemi sebebi ile düşen yaşam kalitesini çözümlemek için büyük bir kararlılıkla yola çıkan bir evladın (Arzu Denizyaran'ın) bu çerçevede araştırmaları, uygulamaları neticesinde istenilen neticeyi elde ettiğine tanıklık ettiğimiz bir anı kitabı aynı zamanda. 

Kitabın 60. sayfasında da altı çizildiği gibi: ''Günümüzde yaşlılara yönelik bir hizmet maalesef yok. Huzurevleri ya da  evde hastabakıcı  adı altında temizlik ve bakım yapan kişiler mevcut. Yeni bir sektör oluşturulmalı, yaşam koçluğunun başka bir çeşidi ama yaşlı değil, yaşlılık rehberi gibi.''

Kitapta ilk altı çizilecek paragraf budur. Bu teklif ülkeyi yönetenlerce ciddiyetle değerlendirilmeli ve bu konuda ihtisaslaşabilmeleri için ya okullarda bir ders/branş ya da belediye benzeri resmi kuruluşların  öncülüğünde uzun bir eğitim-öğrenim süresini kapsayan kurslar açılmalıdır. 

Bunun dışında kitap, yaşlı bir insana empatiyi, nasıl yaklaşıp yönlendirmemiz gerektiği konularında yazarın kendi annesinden yola çıkan örneklendirmelerle okuyucuyu hem ebeveynleri hem de gelecekte kendisini bekleyen aynı akibet karşısında alacağı tavır hakkında da tefekküre sevk ediyor. 

Bilinçli beslenme ve ilerlemiş yaşlarda cinsel yaşama dair ipuçlarını da bulabileceğiniz kitabı sıkılmadan ve ilgi ile iki nefeste bitirdiğinizin farkına bile varmıyorsunuz. 

Bu yılın adıma imzalı 2. kitap hediyesini sizlerle paylaşırken, zahmet edip gönderen Arzu Denizyaran hanımefendiye de çok teşekkür ediyorum.  




13 Ocak 2021 Çarşamba

Yeni yılın ilk hediye kitabı mutlu etti.


Kitap ve şiir dostu ortak kıymetlimiz yine bir güzellik yapmış. Daha önce bendenizin kitabını Değerli kalem Beyhan Uygur hanımefendiye armağan etmişti, şimdi de gördüğünüz gibi. 

Birlikte Kitaplar Yayınevi'nden Kasın 2020'de çıkan 160 sayfalık  çiçeği burnunda taze bir şiir kitabı. Sanırım şair arkadaşım ile ortak noktamız ''annelerimiz.'' Kitapta ilk göze çarpan güzellik anneye düşkünlük pırıl pırıl yıldız gibi gözlerinizi kamaştırıyor. 


''SEN GİTTİN!''
Kitabı açtığımda, kitap ayracının olduğu yeri okumuştum ilkin. 
Böyle tevafukları kendime bir mesaj gibi, hani tavşanın kutudan çektiği niyet gibi saydığım çok olmuştur. Bu sayfayı da o sebeple burada zikretmek istedim. 


Ve tabi kitabın arka kapağı. ''Hem az hem çok'' Nasibi olana az görünende nice çoklar saklıdır. 
Okuru ve anlayanı çok olsun. 
Bizleri tanıştırıp buluşturan ortak arkadaşıma ve Beyhan Uygur'a sonsuz teşekkürler.


1 Kasım 2020 Pazar

Birden fazla konu ve bir soruya cevap!

Önce bir soruya cevap vereyim, bir dost dedi ki: ''O arkadaşınızı (Cihat Erboğa'yı kastediyor) kompleksiz övüp, seslendirdiği şiirleri paylaşıyorsunuz. Başkası olsa kıskanır....''  

Çok şükür insana dair kıskançlık haset gibi basit duyguları hiç yaşamadım. Arkadaşımız gerek teknik, gerekse ses rengi ve kullanımı olarak kıyaslanamayacağım bir ligde. Ayrıca ondan şiir dinlemek bana cidden keyif veriyor. Özgüvenli sesiyle gazete okusa şiir olur. Bunu abartısız her yerde söylerim. Umulur ki, bu haklı tespitlerimiz zaman içinde zayi olmaya! Malum ne zaman birini övdüysem, sonumuz hüsran oldu:))  Belki bu sebeple aynı şehirde olmamıza rağmen, şahsen tanışasım yok. Hatta mecbur kalmadıkça mesaj bile... Uzaktan iyiyiz böyle, o enfes yorumluyor, bizler de keyifle dinliyoruz. Son cümle; bendeniz yerimi haddimi bilirim. Bizim ki telefona acemi kayıtlar... 


Bir de kendisi okuduğu halde, Rüveyda'ya Mektuplar'ı fazlaca alıp eşe-dosta hediye eden güzel dostlar da var. Müteşekkir ve mahcubum. Hatta gerekli değilse lütfen külfete girmeyin diyesim var. Kitabımı alanların okuması ve kendi hesaplarında paylaşması tanıtması kâfi. Teşekkürü yetersiz buluyorum. 

*  

Ekran başına kilitlenince, kurtarma çalışmalarını ve kayıpları, yaralıları, evsiz kalanları, canla başla kurtarma çalışmasında yorgun düşmüş ekipleri gördükçe, tadı kaçmış bu dünyada ''bir yudum teselli'' babından Kitap'tan sonra, şiirlere, şarkılara tutunuyoruz.  

Yine tekrar büyük geçmiş olsun İzmir. 

*

Ve inşallah Azeri kardeşlerimiz işgal edilen topraklarını tezce kurtarırlar, dileyelim ve dua edelim ki zafer yakın olsun. 

*

Korona artık daha yakınlarda, üst makamlarda canlarımızı üzüyor ve alıyor. 
Yakalananlara da acil şifalar diliyoruz. 


26 Ekim 2020 Pazartesi

Ayşe Gezer'den Rüveyda'ya Mektuplar incelemesi

okuyan.zebra Ayşe hanım İnstagramda [bookstagram] sayfa sahibiymiş ve okuma gurupları yöneticisi. Kendisine  kıymetli yorumu ve emeği için çok teşekkür ediyorum.
 
İnstagram'da (sosyal medya hesaplarında) kitabımın daha çok tanınması için çaba sarf eden herkese ayrı ayrı şükranlarımı arz ediyorum. İşte o video yorumun linki:



İnstagram'da çevrimdışıyım desem yeri var. Aktif değilim. Paylaşım yapmıyorum. Adıma açılmış sayfaları takip etmek için oradayım.

Değerli Ayşe hanımdan videoyu kanalımda, bloğumda, face'de vs yayınlama iznini sevgili rüveydaya_mektuplar adminesi vasıtası ile almış bulunmaktayım. 

Kısacası güzel insanlar, Mektuplar için güzel bir çaba içindeler. Borçlu hissettiğim için de şu notu düşmeliyim: Ne zaman sıkıldınız, nasıl ki başlarken bu adama sormadınız, ''buraya kadar!'' dediğinizde de sormayın. Öylece bırakın ya da silin, size olan sevgimde zerre değişiklik olmaz.