25 Ocak 2021 Pazartesi

Anlaşılmak hakkında kısa bir kelam!


Bilmiyorum sanırım dünya edebiyatında da ''anlaşılmak'' tema olarak iyi bir hacme sahip. Bizde de gerek aforizmalar, gerekse şiir olarak gündemden hiç düşmez. Herkesin, hepimizin derdi ''anlaşılmak'' anlamak mı o sonra ki mesele (!) hele siz önce beni bir anlayın, anladığınızı da ''beğenilerle'' ispat eyleyin, sonra bakarız sizi de anlamaya sıra elbet bir gün gelir!

Biri çıkıp sorsa ve dese ki; ''İyi ironi yaptın da usta, sen de anlaşılmak için kalem oynatmıyor musun bu meydanda?''  

Samimi olarak şunu ifade etmeliyim ki, birilerinin beni anlaması için bir çabam hiç olmadı. Çünkü uzun zamandır bendeniz kendimi anlama derdindeyim! Bunu bazen şimdi olduğu gibi yazılı, çoğu zaman da içimin odalarında aynalardan duvarlar arasında seslice yapıyorum! O kadar sesli volümlü ki dışımdan biri duysa sağır olur belki de terazisi bu sikleti çekmezdi! 

Elimden başkası gelmiyor. İyi bir yazar değilim, (bir kitap çıkarmakla, bir iki dergide makalesi yayınlanmakla insan yazar olmaz) şair desen hiç değilim şiire ilgim sevgim var diye rahatsız ediyorum şiiri kalemceğizimle... Eskiden resim, karikatür çiziktirirdim, sonra canım istemedi. Kelimeler arasında bir mananın, sanki bir sırrın izini, kokusunu arıyorum. Tıpkı bir müzisyenin notalar arasında hiç icra edilmemiş bir beste arayışı gibi... 
Bulurum bulamam ne gam! Ne demişler büyükler, ''Bulanlar ancak arayanlardır!'' Bunu bazen yazarak, bazen kitap okuyarak, bazen gökyüzü tuvaline bulutların çizdiklerinde aramaktayım. Kimi zaman bir melodi, kimi zaman dışarıdan gelen kedilerin sedası... Bazen de gece ayazında sessizce birbirine çarpmadan yeryüzüne inen lapa lapa karların ahenkli melodisinde... Aranan şey azizse, arayan onu bulamasa da azizlerden olur. 

Esasen ''anlaşılmak'' çaba ve kaygısı öncelikle Peygamberlere ait bir olgu diye düşünüyorum. Onlar da işbu ''anlaşılmayı'' insanlara olan şefkatlerinden ve kendilerine Allah tarafından yüklenen görev sebebi ile isterler. Yani bir Peygamber, bir veli, insanlar hidayette olsunlar diye anlatır ve anlaşılmak isterler. Davası kutsal bir tebliğ olanları, insanlığın anlaması, bizatihi kendi menfaatlerinedir. Anlaşılmak son kertede İslam davetçilerinin meselesidir.  

Son paragraf; anlaşılmak gibi bir derdim olmadı, diyelim birileri anladı, sonra..? 
Benim gibi milyarlarca ruhun içinde sıradan birini kim ne için anlamalı, bunu ne için arzulamalıyım!?
Evet sonra ne olacak, anlayan ne kazanacak, anlaşılan ne kâr edecek? 
Ne anlatıyorum, neye davet ediyorum da anlaşılmak isteyeyim? 
Bunun getirisini bilsem belki ben de anlaşılmak isterdim... 
Neyse hele bir kendimi anlamaktan mezun olayım da, anlaşılmak beri dursun!