Hıncal Uluç ve Engin Ardıç'tan makaleler okudum...
Hıncal Uluç, yazmayı çok seven, adeta yazı şehvetine tutkuyla bağlı, uzun yazıları, detaylarla yazmayı üşenmeyen bir yazardı. "Benim manzaram insan." der ve insanı yazardı...
Engin Ardıç, amiyane tabirle, argoyu, laf çakmayı çok iyi yapardı yazılarında. (TV.'de anahaber sonrası yorumculuk geçmişi de vardı.)
Denk geldiğim makalesinde 70'i geçtiğini, unutkanlığını, iğne olduğunu ve bahardan, Yaren leylekten söz ediyor, 2033'ü göremem diyor ama 2028'den ümitliydi. 27 Mayıs 2021'de 71 yaşında dünyasını değiştirdi.
O da her fani gibi unutuldu gitti.
Hıncal Uluç, 83 yaşında 20 Kasım 2022'de vefat etti.
71'e de varsan, 83'e de varsan, 110'da olsan o mutlak netice illa her canlı gibi başa gelecek!..
Ölüm hiç bir canlıyı, mikroorganizmalara kadar asla unutmuyor!
Hüzünle okudum onları...
Ölüm merakı, ölüm korkusu sızıyordu bazı satırlarından...
Ahmet Kaya'nın "Şafak türküsü"nde dediği gibi:
" Ölmek ne garip şey anne! "
Şükür ki iman etmişiz, en büyük nimet nasip. Bu iman ile ümitliyiz...
Bu iman ile sonunda cennetteyiz.
Sevdiklerimizleyiz.
İman etmeyenler için aslında cehennem, aslında azap bu dünyada başlıyor. Neronların ışıltısı, şöhret, zenginlik, kapatamıyor o içerdeki yalnız zifiri ve umutsuz korkuyu karanlığı...
İman etmek ne güzel şey anne...
Sana kavuşabilmenin, iman ettiğim şeyleri görebilmenin biricik anahtarı...
Ben ölünce, bloğum kalırsa, (yani blogger bu uygulamayı kapatmazsa) ardımsıra özleyip okumaya gelenler olacak mı? Arama motorundan, farklı ülkelerden farklı insanların şu an geldiği gibi...
İnsan galiba, unutulmaya razı olmuyor. Vefa istiyor, bekliyor. Oysa nice sultanlar, cengaverler, ünlüler geldi geçti. Kemikleri bile kalmadı. Namları unutuldu. Malları binlerce kez el değiştirdi.
Gökkubede nice sedalar, hıçkırık ve nedamet makamında deveranda...
Madem Ahmet Kaya'yı da andık. Sesinden anonim bir dörtlükle bitirelim.