Çok kolayca telaffuz edip, senaryo gereği saçılan paralar!
Az makul olun, bari lira deyin ki, o bile anormal, 100 milyon lira!
Çanta dolusu Eurolar...
İnsanları bir yönüyle suça teşvik eden menfi sahneler bunlar.
Sonra en "küçüğü" (!) kazı kazan etrafında, ümidini o kağıtta kazıyan insanlar! Sanal kumarda, fonlarda zenginlik hırsıyla batan hayatlar da "büyüğe" örnek.
*
Farkındasınız diziler genellikle holdingli, yatlı, yalılı, köşklü, belki çoğumuzun ömründe görmediği araçlardan geçilmiyor...
Koruma ordusu ki abartının dibi. Bakanlar, başkanlar öyle korunmuyor!
*
Öpüşme sahneleri...
Etrafında sette görevli ekipten, yönetmenine kadar insan olsa da...
Sonuçta öpüşüyorsun ve illa bir şeyler hissediyorsun. Hoşuna gidiyor, zevk alıyorsun. (Hatta böyle sevgili olanları da duyuyoruz.)
Ya da
Öpüştüğün "rol arkadaşın" evli oluyor.
Eşleri o sahneleri seyrederken neler hissediyor diye düşünmüşümdür. Eşin, annen-baban, kardeşlerin. Varsa çocuğun!
Hepsi senin o mahrem anlarını, yalnızca karın/kocanla yaşayacağın anları hayal etmezken, görüp izliyor!
Ne rezil bir utanmazlık!
Sorarsan sanat, san'at... Sen at! Biz yeriz!
*
Cinsel hayatımızı bile yabancı pornografik filmlerle dejenere edip bozmadılar mı? (Kelimeler bile bize yabancı; erotik, porno vb.)
Onların hayvandan aşağı pislik sahneleri orgazmı daha iyi başarmak adına taklit edilmedi mi?
Evlilik içi haramlar da böyle çoğaldı.
Normal olanın yerine anormal olana bulaşıp alışılınca, sapkınlıklar, sapkın nesiller ve zihinsel yapılanma arttı.
Kıskanmanın ne olduğunu bilmeyen, kıskanmayı eşi üzerinden okumayı aklına getirmeyen zavallı biçare nesiller türedi.
Sonuç olarak, mazbut kelime ve kavramının insan/aile yaşamını güzelleştiren dünyasını günbegün kaybetmeye başladık.