24 Mayıs 2026 Pazar

Bir isim versem

Zengin gönüllü
Fukara adamım
Bir isim versem 
Bu ayrılığa
Birden fazla
Karadan kara
Nurdan nur
Zevalden önce
Seherden sonra
Kağıttan keskin
Kaleme müştak
Bir isim versem 
Bu ayrılığa
Kalem ağlar
Kâğıdın canı yanar
Bir isim yetmez
Ömür isminsiz yürümez




23 Mayıs 2026 Cumartesi

Epeydir okumuyordum



Kısa süre için kanalıma da attım. Oradan ses olarak indirmek istiyorum, başka yol bilmiyorum da... 

Fon müziğini Suno'da yaptım, çok güzel bir fon yaptık zilliyle:) fon kışkırttı okumam için, yoksa okumak aklımda yoktu. Yeniden bulaşmış oldum Suno'ya... 

*

Annemle bazen tatlı şeyleri kaçırınca; "içkimiz mi var, kumarımız mı"der (bir Suno, bir bloğum var yalnızlığıma arkadaş) basardık kahkahayı. Ben kilo bahsi geçince espirinin dozunu acımasız bir ironiye yükseltip:

- Bırakın kadını ne istiyorsa yesin, şişman ve mutlu ölsün! derdim. (Pisim kabul) 

İyi ki de öyle yapmışız. Sevdiği şeyleri hiç kısıtlamamıştım anneciğimin. Derdi ki:"Bu evde en çok ne hoşuma gidiyor, biliyor musun?" Ne diye sorardım. 

"- Akşam oturmalarımız, çay sefalarımız, senin sunumların." derdi. Kalkar şılap diye öperdim. Ona gündüz göstermeden buzdolabına zula ettiğim sürpriz tatlıyı servis edince, çocuklar gibi sevinirdi. "Bunu ne ara aldın, hiç görmedim. "

Aklımda bunları yazmak yoktu, yine parmaklarımın duygularımla işbirliğinin kurbanı oldum.