13 Haziran 2026 Cumartesi

Asıl aşık adam sınanır

"Belli, senin şiir falan okuduğun yok. Eğer şiir okusaydın bilirdin ki aşık adam sınanmaz." (Beş Şehir)

*
Yani aşık adam zaten kaç sınanmayı geçmiş adamdır diyor... 
Aşık adam sınanmaktan çekinmez... 
Bilir ki aşk başlıbaşına büyük bir sınama...
Aşığın her ânı, kulakların duymadığı şiirlerden bir dize... 
Ve yine bilir ki, 
Ayrılıklar içinde hasrete mahkum olunsa da aşk zaten böyle bir şey... 

*
İnsanla insan arasında aşk, aşkı mecaz... 
Eskiden hiç aşık olmamışları dergaha talebe kabul etmeyen tekkeler varmış. 
Aşkı mecazı tat ki, aşkı hakiki için gönlün önden kavrulmuş olsun. Duyguları canlı insanın, kalbinin ölmediğine işaret bu hal, aşkı yaratana yol aramada kabiliyetli, meşrep ve mertebe sahibi olsun... 

*

Aşık adam niçin sınanmasın? Bilakis aşığın sınanması "ahsenül kasas" olarak evveliyetle hoş olur. Aşık sınanır, kuyulardan, dünya zindanlarına, cemalden, parmaklardan akan kana...Fetretül vahiyden, kolkola girmiş Sevr ve Hira'da damağa dayanan sırlarla akıtılan gözyaşlarında... 
Bilakis aşıklar özel bir sınama ile sınanırlar. 
Gecenin sessizliğinde ah çekişlerini bir duyan vardır. Gönüldeki dualarını melek bilmez, şeytan gafilken, bir icabet eden vardır. 
İsmali bir teslimiyete lebbeyk diyen bir Hz. İbrahim'in kanları aşkın rengi olmasa kolay bir sınav mıdır canı Canana kurban vermek... 

Hz. Eyüp peygamberde aşkı hakiki olmasa onca zorlu sınamadan biiznillah muzaffer çıkabilir miydi... 

Hz.Veysel Karani'nin eşikteki miski amber kokusu, Uhud'daki şehid edilmiş dişe feda edilen dişler aşk değilse nedir? 

Bu meydanda söz bitmez, ruh doymaz. Ne yazan ne okuyan derununa varamaz... 


(*) Geçen gece ilk yıldız yani paragrafta yayınlayıp sonra hemen geri almıştım. Bu gece birden ilave yazasım geldi. Sahi yaşadıklarımızın ne kadarı bizim irademizin eseri? 





12 Haziran 2026 Cuma

Yazmak üzerine

"Öyle zamanlar oldu ki varlıklarını, uydurdukları şeylerin arkasına gizleyebildikleri için bütün yazarları kıskandım."
Margit Schreiner / İnsan doğası

Bendenizi yazardan sayarlar mı bilmem ama şöyle bir geriye dönüp baktığımda, varlığımı yazdıklarımın arkasına, arasına gizlemedim. En azından böyle bir amacım hiç olmadı. Zaten sade, duru, basit cümleleri olan biri istese de saklanamaz... 
Günlük hayatımda nasıl politik, stratejik olmadım ve böyle olmaktan uzak durduysam, yazarken de kalbim kalemimin ucundaydı... 
İnanmadığım hiç bir şeyi yazmadım. 
Kelimeler canlıdır. 
Yazarken onlara ne kadar ruh katabiliyorsak, o kadar uzun ömürlü olurlar... 
Kendimi saklama maharetim olmadığı için, pek çok şeyi ya yazamadım ya da yazmışken sildim siz okuyamadınız... 
Onlardan biri de tadamadığım babalık duygusu idi, diyerek noktalayayım...