İnsan enteresan bir varlıktır.
Sürekli ve yakınında olanları, zamanla görmez olur.
Erişimi kolay ya da mütevazı olanı fazla önemsemez.
Kıymet hükmünü daha ziyade uzakta, yabancı olandan yana olumlu kullanmaya meyyaldir.
Yakın olmak çoğu zaman risklidir. Bu, bazen padişahın veziri vb için; bazen de cevherden gaflete düşme hatası için elverişlidir!
Balığın deryadan habersiz oluşu gibi.
Yakın hakkıyla görülse, kavimleri peygamberlere (as) zulm etmezlerdi.
Yakınlarımız bizi görmezler, değil komşu, kardeşleri Hz. Yusuf as görseler, görebilselerdi, değil kuyuya atmak, çukur yollara set olur onu tozdan bile korurlar, saygıda kusur etmezlerdi
.
Yusuf as yalnız Züleyha'nın huzurunda mı parmak kestirecek kadar güzeldi, hayır...
Peki kardeşleri niçin o güzelliği göremediler, kalplerini perdeleyen şey neydi?
Ebu Cehil, alemlerin efendisine Peygamberimize (sav) :"Senden daha (haşa) çirkin yüzlü görmedim!" deme nasipsizliğinden habersiz daha sonra gelen
Hz Ebubekir (ra) : "Ya Resulallah, ne kadar güzelsiniz, güneş gibi parlıyorsunuz" dedirten şey neydi?
Tarih şahittir ki, önemli şahsiyetler, genel olarak yaşadıkları devirde idrak edilip, anlaşılamamış, (hatta hadre uğramışlar) kıymetleri öldükten çok sonra anılır olmuştur.
Not: İlginç bu yazı kaç gündür taslakta duruyordu. Bugün 7 Ağustos 2026 ve dünyada büyük ses getiren büyük bir olay oldu. Türkiye, Arabistan ve Pakistan Mekke anlaşmasını imzaladılar. Yani Erdoğan, İslam natosunun temelini attı. Birileri rüşvet, uyuşturucu, fuhuş çarkında boğulurken, birileri de yaklaşmakta olan siyonist-yunan ittifakına ters köşeyi başardı. İnşallah bu 3 devlete zaman içinde katılanlar olacak ve bir daha kimse Müslümanlara zulm edemeyecektir.