2 Kasım 2026 Pazartesi

Tüccar değiliz!


"Niçin herkes bir şeylerden şikayetçi…?
Niçin bir yıldız kadar güzel olamıyoruz? 
Ya da gökyüzü kadar sonsuz... 

Karamsarlık kararttı kalpleri
Hep başkalarını suçluyoruz... 
Kendimizde neyi eksilttik, 
Bakmıyoruz, 
Dönüp içimize…
Değerli olanı kenara ittik
İyi hissettireni nasılsa orada o
Dedik…
Vefayı elimizin tersiyle ittik…
Menfaate çevirdik…
Kendini güzel pazarlama devri;
Kimi sözlerle kimi eylemlerle... 
O gönül hissedarlığı yerini
Yalana bıraktı…
Merhamet o zaten bitti! 
Elimizde ne kaldı? 
Sevmek derdi..
Sevilmeye ihtiyaç
Ve çağımızın derdi
Yalnızlığa tutunduk …

Bunu biz yaptık..
El birliğiyle…
Şimdi tutuşmuş gönüller
Kim nerede…

Eserimi ayakta alkışlıyorum…"

Bitter 

Derin bir mektup... 
Teşekkür ediyorum. 

Kalplerimizin açlığını unuttuğumuzu, nefislerimizin mızmızlanmasının, egomuzun açlığını önceleyip, dert edindiğimizin hakikatine vurgu yapan bir mektup... 

Evet, sevilmek istedik, hiç değilse sevildiğimiz kadarına razı mı olduk? 
Sevildiğimizden çok sevmekten de korkmadık oysa... Çünkü bu bildik bir alış veriş değildi. Karşılık bekleyen tüccar değildik. Sevgimiz bilinsin yeterdi, hatta bilinmese de olurdu. Biz biliyor ve o sevgiyi içimizde yaşatıp büyütüyorduk ya... O sevgi ile varlığımızın anlamı çiçekler açıyordu ya... 

Yeter ki "O gönül hissedarlığı yerini
Yalana bırakmasındı..."

Yeter ki sevgimiz gadre uğramasın, horlanmasın, yok sayılmasındı... 
Yok sayılsa da yok sayan yokluğa düşerdi de sevgimize yine de yara alsa da zeval gelmezdi ki... 

Tüccar değiliz, tüccar gibi sevmeyiz, hesapla, menfaatle, karşılıkla işimiz olmaz bizim... 

Nasıl ki en sevdiğimiz ölünce, sevgimiz de ölmüyorsa ve ölüm ötesi bir sevgiyi birlikte yaşatıyorsak, sevmenin kutsal bir pınardan ruhumuza saçılmış konfeti olduğunun şükrüyle sevmekten düşmeyeceğiz... 

[MM]


1 Kasım 2026 Pazar

Kalbime mektuplar [46]

Meğer şiir yazmanın da bir mevsimi varmış kalbim... 
Hayat, yaşama sevinci usulca ellerinden kayıp gidince, 
O eller şiir için kımıldayacak gücü de bulamıyormuş. 
Gönül desen, tarumar bir ülkeden, yorgun dönen imlâsı kayıp bir hükümsüz... 
Meğer, dolu dolu, coşkuyla sevip, şiirlere, şarkılara koşmanın da  delikanlı çağları varmış kalbim... 
Kim derdi, dizelerden dizüstü çöküp, ıssız günlerin koynuna gireceğini... 
Terasta senfoni, ruhun defterinde yazılmamış şiirler bir vakte mahsus gökkuşağının renkleriymiş... 
Gri bende güzel demiştim ya bir zamanlar;
Gri mübarek olsun kalbim, 
Mübarek olsun...