17 Mayıs 2026 Pazar

Benim sevgim ikimize de yeter!

- Olsun sevmesin, benim sevgim ikimize de yeter! 
- Ya benimsin ya toprağın! 
- Zamanla sever! 

Acaba bu zavallı, maço, despot, yoz düşünce, yalnızca bizim ülkemiz insanına mı ait? 
Yok yani... 
Sevginin karşılığı yok... 
Bunu bildiğin halde, bilmezden gelmek, bu hastalıklı ısrar, nasıl bir anlayış, iz'an? 
Bir de... 
Eski Yeşilçam filmlerinde çokça işlenmiş olan bu konunun, günümüzde de hâlâ dizilere kadar bilincimizde bir kültür olarak nüvelenmesi, yaşatılmış olması aslında toplumsal bir vakıa olarak işin uzmanlarınca tamiri gereken sorunlarımızdan. 

Yazımın başında verdiğim örneklemeler içinde zavallı, maço, despot, yoz olmayan bu kategori üzerinden bir kaç cümle ile noktalayalım. 

Olsun sevmesin, benim sevgim ikimize de yeter! 
Dediğin yerde, sevdiğini ısrarınla bunaltmıyorsan, hah işte o zaman senin sevgin sana yeter. Şahsen özellikle aşk bağlamında bir sevgim var ve aynı tonda cevap alamıyorsam; ya uzaktan sessizce sever ya da aşk bağlamından uzaklaşarak, sevgimle o anlamı noktalarım. 

Aşkına karşılık bulamadığı ve karşısındakini kaybetmek istemediği için, ilişkisini arkadaşlık noktasında devam ettiren insanlar az değil... 

Ve bir Rüveyda deyip, ona kaçan, ona sığınan, yeniden başlamamak için onu sebep gösteren, onu sevmeyi cana nimet bilenler de... 



16 Mayıs 2026 Cumartesi

Meğerse...

Meğerse yolun tamamını yalnız yürümüşüm... 

Yeni mi fark ettim tenhalarımla çekişen ıssızlığımı... 
Hayır! 
Yalnızlık hissiyle çocukken, babaannemle aynı odayı paylaşırken tanışmıştım... 
Onu en çok sabah namazını kılarken uyuyor gibi yaparak izlemeye bayılırdım. Duaları, yakarışları öyle güzeldi ki... 
Benim için günün en güzel saati olurdu. 

Yalnızlık diyorduk; 
Yakışıyor bana yalnızlık... 
En azından birilerine hatır için tebessüm, tiyatral kahkaha mecburiyeti yok... 
Yalnızken kendime güzel, samimi latifeler de yapıp, mis gibi gülüşüyoruz... 

Alo! 
Ruhumdan, bedenime! 
Hadi iyisin, annemle uyandırıldın geceye...