8 Mayıs 2026 Cuma

Kalbi benzeşme

“İsrâiloğulları günahlara daldıklarında, âlimleri onları nehyettiyse de onlar işledikleri günahları terketmediler. 
Bu defa âlimleri de onlarla birlikte oturdular, beraberce yediler, içtiler. Bunun üzerine Allah Teâlâ da onların kalblerini birbirine benzetti. Dâvûd ve Meryem oğlu İsâ’nın diliyle onlara lânet etti. Bu onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyle idi.” (Tirmiz) 

  • Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Açıktan işlenen günah ve kötülüklere engel olmak, yöneticilerin ve âlimlerin görevidir.

2. Yöneticiler ve âlimler kötülüğe göz yumar ve onu kendileri de işlerse, toplumun çürümeye ve çöküntüye gidişi hızlanır.

3. Kötülüğe ses çıkarmamak, kötülüğü teşvik ve yayılmasına vesile olmaktır.

4. Kötülükleri ortadan kaldırmak sadece sözle veya kalben buğz etmekle mümkün olmaz. Elle de müdahale şarttır, zulmü mutlaka önlemek gerekir. Bu yapıyı teşekkül ettirmek, müslümanlar için bir vecibedir.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları / İslâm ve insan

*


Osmanlı'da ve önceki İslam devletlerinde bu görevi ifa için muhtesipler ve hisbe teşkilatları vardı. Emirler ve alimleri de bu grupta sayabiliriz. 

Bunu şunun için belirtiyorum; hele şu zamanda, kişinin evladına sözünü geçiremediği zamanda, yarım yamalak bilgiyle iyiliği tavsiye, kötülükten sakındırma konusunda fiili bir mecburiyet yoktur. Hele ki yan baktın cinayetlerinin çokça işlendiği günümüzde...(Ayrıca nerede o Rabbinin yoluna güzel söz, tavır ve hikmetle davet edenler! Vasıfsız elemanlarız.) 

Bu makalede altını çizmek istediğim konu; kalben benzeşmek... 

Kötü, şerli, açıktan günaha devam eden fasık, dinde reformcu, bidatçı kalplere meyil ile böyle kimselere benzeme tehlikesi vardır. Çünkü "Kişi arkadaşının dini/yolu üzeredir" Bu, kalp için büyük bela, büyük nifaktır, Allah hepimizi korusun. 

O halde öyle kişileri sevelim ve hayranları olalım ki, "Kişi sevdiği ile beraberdir" müjdesine erişebilelim. 

Bu yazıyı okuyan sen! Yazının konusundan hoşlanmadıysan kendini sorgulamaya başlayabilirsin. Bazen insan aslında -haşa- Allah'tan hoşlanmadığını kendisine konduramaz ama bu dediğim bir turnosol kağıdıdır! 

Allah'a yakın dostlarının yokluğunu da, bahane edemezsin. Öyle bir kervan geçmiş ki bu dünyadan, gitmeden muhteşem kitaplar, eserler bırakmışlar. Onları okumak, onlarla tanışmak demektir. 

Akaid, fıkıh, tasavvuf ve tefsir... Sahih eserler en büyük desteğin, hocalarındır. Yeter ki onlarla samimi gönül bağı kur, bak neler oluyor!.. 


7 Mayıs 2026 Perşembe

Böyle olacakmış

Böyle mi olacaktı! 
Her şey dört tarafı çevrili çerçevelerin içinde mi kalacaktı..! 

Böyle mi olacaktı! 
Gönlümün gamı, dört duvar arasında mı yosun tutacaktı..! 

Böyle mi olacaktı! 
Gözyaşlarım gözlerimden saklı mı akacaktı..! 

Böyle mi olacakmış benim hikâyem..? 
Kelimelerle avunup, yalnızlığın koluna mı girip gidecekmişim...?