20 Haziran 2026 Cumartesi

Ben hırsız değilim!

"Kitabınızda dil akıcı ve bazı yerlerde gerçekten iyi cümleler var, özellikle alıntıya uygun parçalar çıkmış. Ama genel bütün olarak baktığımda bende "kitap" hissinden çok sosyal medyaya uygun metin derlemesi hissi bıraktı. Bu yüzden tam olarak beni yakalayan bir okuma olmadı.

Genel olarak emeğe saygı duyarım . Lütfen yanlış anlamayın kötüdür demiyorum bende derin izler bırakmadı yalnızca."

*
Herkes her kitabı beğenecek ya da her kitap herkeste aynı etkiyi bırakacak diye bir kural yok. 
Ben Dosto'nun Suç ve Ceza'sını, Oğuz Atay'ın Tutunamayanları'nı, Kafka'nın Dönüşümü'nü elime alıp alıp bırakıyordum. Bir yıl sonra Suç ve ceza'yı sesli tiyatro olarak okumuş oldum. 
Bazen bir kitabın havasına girecek havamız da olmayabiliyor, bu nokta da önemli. Tutunamayanlar ve Dönüşüm'e sesli kitap olarak dahi tahammül edemedim. Bu girişten sonra;

Sondan başlayalım: 
"Genel olarak emeğe saygı duyarım."
Ama bu defa istisnai olarak saygı duymayıp, üstüne bir de "derleme" diye iftira atacağım mı demiş oluyor okur!? Çok üzüldüm, ilk kez böyle bir ithama muhatap oldum. 

Yapay zeka pek kullanmam ama derlemeyi ona sordum, beklediğim cevabı verdi:

*Derleme* = farklı yerlerden toplanıp bir araya getirilmiş metin, bilgi, veri.

3 ana anlamı var:

1. *Edebiyat/Yayıncılık*: Bir yazarın dağınık yazılarını, şiirlerini, makalelerini tek kitapta toplamak.  
   Örnek: _Orhan Veli'nin bütün şiirlerinin derlemesi_  
   Burada derleyen kişi orijinal yazarı değil, sadece toplayıp düzenleyendir.

2. *Bilgisayar*: Kodun makine diline çevrilmesi. "Compile" kelimesinin karşılığı.  
   Örnek: _Programı derlemek_

3. *Genel anlam*: Farklı kaynaklardan parça toplayıp bir eser oluşturmak.  
   Örnek: _Bu kitap derleme, yani alıntılardan oluşuyor._

Senin görseldeki konuşmada 1. anlam kastedilmiş: "Bu kitap gibi durmuyor, sosyal medya metinlerinin derlemesi gibi duruyor" → yani orijinal bir bütün eser değil, toplanmış parçalar hissi vermiş.

*

Yani orijinal olarak yazarın duygularının kaleme aktarılması değil, sosyal medyada rastladığımız gibi, 3-5 şiiri ekranda yanyana koyup, kelime, sözcük değişimi, dizeleri karma değiştirerek, ekleyip, çıkararak şiir yazdım deyip altına ismini ekleme utanmazlığı, emek ve duygu hırsızlığı! 

Ben sosyal medyada iken takip eden dostlarım çok iyi bilir. Bunu yapanlarla gerek yorumlarda gerek özel mesajlarda çok tartışmışlığım ve onları arkadaşlıktan çıkartmıştığım olmuştur... 

Hatta bir keresinde hiç unutmam, çok ünlü bir şairin şiirlerinin altına kendi ismini yazan birisini ikaz ettiğimizde "onları ben yazıp gönderdim ona" diyebilmişti. Sözün bittiği yer! 

Okurumuzun iş bu derleme iftirası cümle içinde geçmeseydi bu kadar üzülmez, üzerinde de durmazdım. Tabbii iddia sahibi iddiasını ispatla da mükelleftir! 
Sadece şöyle bir tavsiyede herkese bulunmuşumdur ömrümce:

Mesela bir tanıdığımız yeni sıfır araba alıyor çevresindeki insanlardan birisi çıkıp ona: "neden bu markayı aldın şu markayı alsaydın!"diyor.
Ya adam artık almış sana düşen iyi günlerde güle güle kullan demekten başka bir şey değil.  
Aracı almadan evvel sana gelip şu markayı alacağım fikrin nedir diye sorarsa o zaman ne biliyorsan söylersin ama aldıktan sonra gönül kırmak hadsizlik ve nezaketsizlik değilse kıskançlıktır... 

Kitabıma derleme diyen kişiye, kitabımın öykündüğü Kafka'nın Milana'ya Mektuplar'ını ya da Dönüşüm'ü nasıl bulduğunu sorsam, muhtemelen olumsuz yorum yapmayacaktır. Çünkü o Kafka, ünlü olmuş bir yabancı! 

Mütevazı bir insan olarak, Rüveyda'ya Mektuplar'ın, Milana'ya mektuplardan çok daha iyi bir kitap olduğunu söyleyebilirim...(Milana'yı zorla okumuş, sıkılmıştım. İçinde alıntılık aforizmalar ki, zaten 2 düzine var yok, onlar da ezberimizde ve çok güzeller... 

Ya Dönüşüm... Okan Bayülgen onu sesli kitap okumuştu. Eh komediye yatkın adama denk bir kitap seçimi... 

Bir önemli nokta da şu; kitabımın çıktığı yayınevi sahibi İsmail Bey son derece entelektüel bir ağabeyimizdir. Kitabı redakte eden hanımefendi de bir dönem Ankara'da Kültür
Bakanlığında çalışmıştır. 
Kitabı ilk götürdüğümde ikisi de beni ikna edip siz bundan daha fazlasını yazabilirsiniz demişlerdi pek gönülsüz eve dönüp her mektubun üzerinden yeniden geçmiştim. Şayet kitabımda derleme/ intihal ya da hırsızlık kokusu alsalar, onlardan asla kaçmaz ve bana söylemekten çekinmezlerdi. 

Bu yazıma gelecek mail ve yorumları bu yazımın altına ekler miyim bilmiyorum! Ama bildiğim bir şey varsa işbu derleme iftirasına okurumun sert tepki göstereceği...
Zira Rüveyda'ya Mektuplar'ı zamanında okurlarımla birlikte yazmıştık. Bu sebeple meselenin uzayıp,kalplerin daha fazla kırılmaması adına mecbur kaldığım bir şey olmadıkça aşağıya eklemeyi düşünmüyorum. 

 BEN HIRSIZ DEĞİLİM! 




Her kalp içindekini sızdırırmış

Senin ay gibi tebessümün her geceyi bayram eder Sevgili... 
Gül yüz Sendedir. 
Gönüller seninle şenlenir... 
Avuçlarından taşar gülistanın kokusu... 
Sana uğramayan yollar yol değil... 
Sana râm olmayan hayat, hayat değil... 
Seni bilmeyen bilim, bilim değil... 
Rüyalar seni bekler, 
Günler seni özler... 
Ancak Seni gören gözler bayram eder... 
Hergüne bir başka güzelsin... 
Benim canım Peygamberimsin... 

       Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed...