10 Haziran 2026 Çarşamba

Yağmurdan Sonra Değil

Yağmur, göğün en eski mektubudur.
Her damla, toprağın alnına düşen bir hasret harfi.

Ben seni, dağın omzunda yıllarca susmuş kar gibi bekledim.
Ne güneş eritebildi beni, ne de kış unutabildi ismimi.
Bir çığ koptu sonra içimde.
Sessizliğin bile ağırlığı vardır, öğrendim.
Bazı ayrılıklar bağırmaz,
Dağları yerinden oynatır...

Lotus, çamurun utancını taşımadan açtı yüzünü.
Bana da öğretti:
Kirden doğan her güzellik,
Kirle tarif edilmez...

Denizin koynunda bir sedef,
Yabancı bir kum tanesini yıllarca incite incite
İnciye çevirdi.
Acının en zarif ismiydi sabır.

Dinle beni!
Yağmur toprağa nasıl kavuşursa,
Nehir denizi nasıl bulursa,
Rüzgâr yuvasını dağların sessiz omzunda nasıl ararsa,
Ben de seni öyle bekledim.
Şimdi biliyorum
Vuslat, iki yol ve iki kolun birleşmesi değildir yalnız.
Vuslat, insanın içindeki gurbeti
Can alıcı tek bakışla susturabilmesidir.

Gel...
Bir damla ol bulutumdan,
Bir tomurcuk ol çamurumdan,
Bir inci ol sedefimde,
Bir kar ol doruğumda.
Ben seni sevmeyi değil
Sende mevsim olmayı diledim...

Şâyet bir gün bütün çiçekler susarsa,
Yağmurlar yönünü şaşırır,
Dağlar karını unutur,
Deniz sedefini kaybederse...
Ben yine senin nöbetinde olacağım.
Şafağa yazılmaz bazı takvimler.
Onlar toprağın yağmuru beklediği kadar kadim,
İncinin sedefe emanet edildiği kadar sessiz,
Lotusun sabaha açıldığı kadar vakurdur...

Kanarya Banu Dağ