O kadar derin, inceler incesi bir mevzu ki...
Üzerine kitap yazılır...
Hey!
Bu birine aşık olmak değil!
Daha baştan mevzuyu anlamadık!
Aşık bir karşı cinse tutulur.
Bir üst basamak, mürşidine...(Fena fiş şeyh)
Bir üstü (fena fil rasul) Hz. Peygambere (sav)...
Daha bir üstü Allah azze ve celleye... (Fenafillah)...
Gönlü bağlamak onlardan farklı!
Burada ruh yok, nefs var! Hatta şeytan!..
"Dünyaya gönül bağlama" derken Şahı Abdülkadir-i Geylani hazretleri (ks) Gunyesinde..Futuhul Gayb'ında...
İhyasında ayrı bir bab açıp "Dünyanın zemmini" nefis bir tertiple gözlerimizin önünde canlandırırken İmamı Gazzali hazretleri (ks)...
Dünyaya gönül bağlamanın zararlarından, insanı asıl istikametten, yolculuğun pusulasını şaşırtmasından, ahireti unutturup, umursamaz kılmasından söz ederler...
Dünyaya ve sefasına bağlı gönül, ölümü çirkin görür ve hatırlatan her şeyden kaçar!..
Hatta pekçok ateist/deist sırf ölüm ve sonrası korkusundan ne yazık ve acıdır ki kâfir olmuşlardır!
Dünya kumuna, arzularına başını gömmekle ölümün onları göremeyeceği yalanı ile bir müddet oyalanırlar...
Oysa ölüm hiç bir canlıyı unutmaz! Vakti gelince bu gönlünü bağladığı dünyadan çeker alır!..
Dünyaya gönlün ne kadar çok bağlıysa, ölüm anı o kadar zor yaşanacaktır.
Musibetin başı dünya sevgisidir ki insanı bencil, hasis ve çoğu kez merhametsiz, vicdansız yapar.
Dikkat edin, çok zengin olanların çoğu böyledir! Dini konulardan, ölümü hatırlatan şeylerden köşe bucak kaçar, adeta yok sayarlar ki, ağızlarının tadı, keyifleri kaçmasın!
O yüzden hep demişimdir; çok zengin olmak istemem, o zaman insan ölmek istemez ve ölüm çok zorlu olur diye...