12 Eylül 2026 Cumartesi

Hadi gel de

Hadi gel de tut ellerimden
Hadi gel de aşkla
Götür beni sana
Götür beni sana
En kıymetli yerinde sakla
Hadi gel de tut kalbimden
Hadi gel de şefkatle
Götür beni sana
Götür beni sana
En kıymetli yerinde sakla
En kıymetli yerinde sakla








11 Eylül 2026 Cuma

Ötenin ötesi

Renkten öte renk, 
Zevkten öte zevk var... 
Yarattığı her zerreyi
Zerresine kadar bir bilen var... 

10 Eylül 2026 Perşembe

Değişmeliyiz

"Değişmeliyiz! 
Yol bitiyor! 
Yakında dünyanın rüya olduğunu anladığımızda bu dünyada olmayacağız!" dedi anda ruhum... 




Bitti'yi şarkılı paylaşmıştım. Dün Suno 6 v. İle hizmet sununca, işte istediğime yakın erkek vokal sesi ve müzik tarzı dedim. 
Bu tempoyla geceler ve ülkelerce yol gidebilirim. 
Demek ki teknik bilgi ve paralı sürümünde neredeyse her şey istenildiği gibi olurmuş ama o zamanda bunu iş edinir, boş işlere abone olurum diye sadece bu kadarla kısıtlıyorum içimdeki çocuğu... 



Alışmak yok

Gidenlerin yokluğuna, 
Günlerime düşen hasrete, 
Alışmak yok! 
Bir hüzün, soldurmadan, 
Nasıl yaşatılacaksa, 
Öyle kavuşacağım, 
Son nefesime... 





9 Eylül 2026 Çarşamba

Biz birbirimizi çok iyi anlıyoruz

Bunaltan, gürültücü, koca bir yaz mevsimini aşmayı bekledim, sararmış hüznünde dinlenmek için... 

Sen yapraklarını, ben günlerimi, biz ömrümüzden kaybederken, aşk ufuklarda kızıl tonlarıyla bize el sallamakta... 

Biliyor musun, sokaklarda kaldırımlarda, parklarda sarı yapraklarının savruluşu canımı çok yakıyor...Mümkün olsa üzerlerine basılmasın diye hepsini toplardım. 

Sen Eylül, ben Bay Hüzün, 
Sevgili olsak bu kadar uyumlu, bu kadar candan öte olamazdık. 
Biz birbirimizi, çok iyi anlıyoruz. 


8 Eylül 2026 Salı

Seni severken


Seni severken,
dört mevsimi bir anda yaşadım!
Ayaz oldum!
Avaz oldum! 
Araf oldum!
Ateş oldum!.. 
Üşürken yandım!
Yanarken dondum! 
Gülerken ağladım!
Ağlarken dağıldım!
Seni severken, çocuk oldum!
Çocuğum oldun... 
Ve sen gittin!
Yokluğuna sarıldım!
Anılara tutundum,
Şarkılarla avundum.
Ve artık,
Gülüşlerinin gölgesinde,
Son nefesimi bekliyorum...




7 Eylül 2026 Pazartesi

Bitti


Şiir bitti, 
Gidilen yollar, bitti... 
Ömrüm bir kuştu
Uçup gitti... 

O kadın gitti, 
Şiir bitti... 
Kalem kırıldı
Gönlüm daha çok... 

Artık yazmak sarmıyor
Acıtıyor, sarsıyor!.. 
Şiir ve şarkı 
İki hasım gibi
Hançerliyor, boğazlıyor! 
Parmaklarımı kırsam, 
Yüreğim durmuyor... 
Şiir mi bitti? 
Mürekkebim mi? 

Şiir bitti, 
Zaten hiç şair olamadım! 
Ama güzel aşıktım... 
Kendimce içimde derin yaşadım. 
Hiç de pişman olmadım... 
Kavuşamamak zarar değildir, 
Aşkı tadamamaktır zayi olmak. 
Şiir bitti, bitti mi? 
O kadın sahiden gitti mi? 







6 Eylül 2026 Pazar

Şiir, şiir

Şiir okumadan büyüyor çocuklar!
Çiçekleri, kedileri, kelebekleri nasıl sevsinler!
Şiir yazmadan seviyor gençler!
Kadınları incitmeden nasıl yoldaş edinecekler?
Şiir dinlemiyor kadınlar!
Eşlerini nasıl mutlu edecekler?
Kitab'a, edebiyata uzak insanlar!
Korkarım insanlığı unutacaklar!





Yalnızlığın içinde tek başına!

Bazen tek başınalığım yalnızlığa aşinalığımdır, geçinir gideriz. 
Bazen de yalnızlığım, sitemlerimin nazını çeker... 
Yalnızlık mecburiyet, tekbaşınalık tercih derler. 
Bazen onlar da yer değiştirir, derken koca  bir ömrü tüketiriz... 


5 Eylül 2026 Cumartesi

Bugün de büktün boynumu!

Bugün de büktün boynumu!
Semtine gönderiyorum, 
Çöl yangını dudaklarımdan,
Hasretin en koyusu öpüşlerimi...
Ağlardın, 
Duyabilseydin hasretine ağıtlarımı!
Tutardın yorgun ellerimden, 
Sarardın ruhumu, silerdin göz yaşlarımı... 
Bugün de büktün boynumu, 
Öksüz zamanlar sardı yine her bir yanımı...
Görseydin gönlümün yangınlarını!
Kelebeğin kanadına dokunur gibi,
Öperdin sancısından sana aşık kalbimi... 



Nicedir beklemiyorum

Nicedir beklemiyor, 
Bekleyemiyorum... 
Aşktan ve sevgiden yana ne varsa
Her hakkı mahfuz olamadan
Her hakkı heba olarak tamamladım, 
Şu bir daha gelinemeyecek
Telafisiz ömrümün son sayfasına...
Aşk bana el olmadı ama elin oldu. 
Ellerim boş, kalbim aşkla doluydu... 
Artık beklemiyor, 
Bekleyemiyorum... 
Yalnızlığıma dokunacak ne varsa, 
Uzağına kaçtım. 
Terasüstü kulemde, 
İçimdeki uçsuz bucaksız yollara vurdum yüreğimi... 



4 Eylül 2026 Cuma

Boşluk

Yokluğunun olduğu yerde, kocaman bir boşluk ve o boşlukta üç nokta, tamamlanamamış bir hikâyenin hazin izbesi gibi... 

Çaresizliği, özlemeyi, istemeyi aşan bir şey, yokluğunun olduğu yerde dönüp duran o kocaman boşluk... 

Hâyâl gibi uzak, nefes kadar yakın, sahile vuran hırçın dalgalar kadar gerçek, savrulup duruyordu o kocaman boşluğun ortasında... 

Yokluğunun olduğu yerde, yoksun bir adam, yaşanamamış bir geçmişi yaşarken, eceline sürüklenirken, yazık bir hikâye ile veda edecekti hayata... 



3 Eylül 2026 Perşembe

Masalıma çocuk oldum



Anıların ardından dalgın bakan bir çift yorgun göz oldum...
Kayboldu kalabalıklar, ıssızlığa yaren oldum...
Gelmeyeceğini bile bile, ayaklarına yol oldum...
Seni, kendime anlatmanın ağırlığına terazi oldum...
Çaresiz zamanlarda, sana çarpan saat oldum...
Sermayesini harcayamamış, fakir bir tüccar oldum...
Sevilerim içimde büyüdü, içime gömüldü, kendime mezar oldum...
SevdimSeni, gerçek miydin bilemeden, masalıma çocuk oldum...
Ah bu kızıl ikindiler, sizin müptelanız oldum...
İmkânsız bir hikâyeye aşk oldum...
Aşk diye diye aşka aşık oldum...

Göz oldum, yaren oldum, yol oldum, terazi oldum, saat oldum, tüccar oldum, mezar oldum, çocuk oldum, müptela oldum, aşk oldum, aşık oldum...
Ben böyle vuruldum...



     Tamamı 4:13 dakika... Tadımlık... 




2 Eylül 2026 Çarşamba

İnayete muhtaç bir aşktı bu!


İcazeti alınamamış bir aşktı bu!
Eşitsiz, zamansız, kifayetsiz!
Adil de değildi üstelik!
Ne sana sordu ne bana..!
İstilacı gibi geldi girdi kalbimize!
Galiba biraz da umarsızdı!
Üzer mi bizi diye, 
Hiç kaygı duymadı!
Çaresizlik içinde zamanlarca kıvrandı!
Ağladı, yalvardı, yakardı!
Sendeledi, yuvarlandı, hiç kalkamadı!
İnayete muhtaç bir aşktı bu!
Bir tek salası okunmadı!
Onu da anlamadı!





1 Eylül 2026 Salı

İçimde bir eylül mahzunluğu

İçimde bir eylül mahzunluğu, 
Gönlüm yaşanamamışlığın yorgunu.
Dallarda yapraklar, içimde kırıklıklar, 
Sarıya direnmiyor artık alnımdaki kırışıklıklar... 
Soğuk rüzgârlar pencerelerime sökün etti, 
Mavi desen, çok uzaklara göç etti. 
Geceler artık daha soğuk ve gri... 

İçimde bir eylül mahzunluğu, 
Her oda, kelimelerin harman yığını. 
Yüzüme yüzüme çarpıyorlar, 
Kaybolan hayatımı... 

İçimde bir eylül mahzunluğu, 
Parklar çocuk cıvıltılarıyla vedalaşıyor, 
Parklar yaprak ölüleriyle ağlaşıyor! 
Koca bir yıl, göz açıp kapayıncaya kadar kışa koşuyor? 
Annemin seslenişleri kulaklarımda çınlıyor! 
Artık ismimi bana hiç bir ağız duyurmuyor... 
Sanki yol bitmiş, hadi diyecek bir ışık gözleniyor... 
İçimde bir eylül mahzunluğu, 
İçimde, yarım bir ömrün mahrumluğu... 
İçimde bir hasretin avuntusu...