Kavuşmak, aynı göğe bakmakmış.
Ayrılık ise, aynı yıldızın altında
yalnız üşümek.
Rüzgâr her gelişinde
birkaç yaprak eksiltmedi ağaçtan.
Biraz da beni aldı.
Biraz sesimi.
Biraz, adımı söylerken titreyen harfleri...
Şimdi hangi güle eğilsem, diken avucumu tanıyor...
Kanarya Banu Dağ
*
KİMSE AYNI KALMIYOR
Bir gün dost dediğin insanın avucuna bakıyorsun.
El değil.
Rüzgâr.
Tutmaya uzandığında çoktan başka bir mevsime göçmüş.
Çok geç anlıyorsun, yakınlık mesafeyle ölçülmüyormuş.
Bazı insanlar göğüs kafesinin içinde bile gurbet.
Ben, en çok "biz" derken yalnız kaldım.
...
Çocukken hürriyeti gökyüzü sanırdım.
Büyüyünce öğrendim:
İnsan bazen kendi nefsinin boynuna taktığı tasmayı kolye diye seviyor.
...
Annem, "İlkelerini kaybetme." derdi.
Şimdi vitrinde etiketi değiştirilmiş ilkeler görüyorum.
İndirimde vicdanlar.
İki alana nice kul hakkı bedava!
...
Vefa, eski bir semtin yıkılmış çeşmesi gibi.
Suyu çekilmiş.
Önünden geçen herkes susuzluğunu başka yerde unutuyor.
Cefa ise inatçı bir sarmaşık.
Kapıyı çalmıyor.
Ah hırsız! Evin içine kadar büyüyor.
...
Eşya...
Ne tuhaf.
Bir sandalye, üzerine oturanlardan daha sadık çıktı.
Bir fincan benden daha uzun süre sakladı annemin dudak izini.
İnsanlar unutmayı öğrendi.
Eşyalar beklemeyi.
...
İnsi de gördüm.
Cinni de.
En çok da ikisinin aynı bedende oturduğu zamanlardan korktum.
Çünkü kötülük, her zaman bağırarak gelmiyor.
Bazen çok nazik konuşuyor.
...
Bir nida var içimde.
Kimse duymuyor.
Belki de kalbin sesi kulakların anlayacağı bir dil değildir.
...
Beşikle mezar arasında bize ömür dedikleri şey,
bir avuç emanetle bir avuç pişmanlığın aynı cebe konulmasından ibaret.
Ve ben,
her sabah kendimi yeniden toplamaktan yoruldum.
Akşam olunca da
eksildiğim yerleri yıldız sananlara gülümsemekten.
Kanarya Banu Dağ
*
BANA HEP SEN
Uzaklarda,kimsenin işitmediği
bir neyin makamına tutulur kalem.
Taşlara ay çarpar
revaklara rüzgâr.
Bana,
hep sen.
Sanki asırlarca buhur tüttürülmüş
eski bir dergâhın eşiğinden
ruhum geçer de
ardında ürperen bir koku kalır.
Ne adını çağırabilirim
ne yokluğunu inkâr
Dilsizim.
Kanarya Banu Dağ
*
Göç eden kuşlardan çok, yuvasını içinde taşıyan insanlar yoruyor göğü.
Hem bilmiyor musun?
Sonbahar, o eski sonbahar değil.
Bahâne döküyor insanlardan...
Kanarya Banu Dağ
*
"Hoşçakal ey hayat,
bütün ömürler gibi bitiyor işte bizim de ömrümüz…
Bir vedâ divanının solgun sayfalarıdır dökülen bu yapraklar…🍂"
Ahmet Telli [1946-2026]