"Sevdiğin kadınla niçin ayrısın ya da evlenmiyorsunuz?"sorularına son kez kısa bir açıklama şart oldu...
Rüveyda'ya Mektuplar'a başlarken, melankolik bir ruhla, roman yazar gibi, hayali bir karakter oluşturuldu. Gerçekte var olan bir kadın yoktu...(Kitabın yazılma sebebi ön sözde zaten var.)
Yazarlığın, müteşairliğin ve şarkı sözü yazarlığının ortak yönü, melankoliden, hayalden, ütopyadan vb.beslenmeleridir. Bu bazıları için çok kolay, bazıları için çilekeş bir uğraştır. Bazıları bir şiiri, nesiri, makaleyi 15-20 dakikada döktürür, bazıları için bir kaç saat hatta gün olabilir.
Murat Mesut an itibariyle bağımsız, özgür, annesiyle yaşayan yalnız bir adamdır. Hayatına almayı istediği bir kadın yoktur ve olmasını da istememektedir. (Biraz basın açıklaması gibi oldu, sanki avukatım adıma beyan ediyor.)) Minik bir espirik:)
Hüzünden, melankoliden beslenen kalem ehlinin ahvalini bilmem ifade edebildim mi? Fiilen yaşamamız gerekmiyor. Kalben/ ruhen inanmak ve inandığını yaşamak, yazmak için yeterli. Gerisi ilham ve ne kadarsa kabiliyet ve samimiyet...
Bundan sonra devam edecek yakıştırma/senaryo ve maillerle ilgilenmediğimin bilinmesini dilerim.