25 Eylül 2017 Pazartesi

Rüveyda'ya mektuplar (8)

Sevgili Rüveyda,

Bilmem size de olur mu ?  Ben insanların aldanıp,hazırlıksız yakalandıkları şu mevsim geçişleri zamanlarına bayılırım. Yaz ile kış arası, gelmekte olan mevsime alıştırma dönemi...
Caddelerde, yazlık giyenlerle, kışlıklar armonisi,zıtların çekimini hatırlatır.  

Hazırlıksız yakalanış, en çok da bir aşka yaraşır. Hava açıkken, aniden bastıran sağanak gibi...Usul usul, sessiz sessiz gelse de, anidir...Bulutlar hanidir toplanmış grilik artmış ama, yine de şemsiye almaz insanlar, nasılsa görünürde yağış yok diye...

Eylülü de kaybetmek üzereyiz. Ağaçlarda, vedaya hazırlanan yapraklar, ayrılıkların türküsünü söylerken, aklıma yine siz düşüyorsunuz. Belki de biz zaten hiç kavuşmadık ki, ayrılıktan söz edilsin diyebilirsiniz. 


Kavuşmak nedir ?  Yıllardır aynı evde, aynı yatakta,aynı hayatı birlikte kulaçlar gözüken, nice iki kişilik ayrılıkları, şartlar gereği mecburen sürdürenler kavuşanlar mıdır ? 

Kumarbaz isimli kitapta :

''Sizi hiç umudum olmaksızın seviyorum, 
bundan sonra bin kez daha fazla seveceğimi de biliyorum.'' diye geçer ya...

Benim sizi sevmek için umutlanmaya da ihtiyacım yok,kavuşmaya da... 

Aşkın imkansızlığı, ömrünü uzun kılar. Zaten aşk ölmez, onu içimizde öldürdüğümüze inanarak, kendimizi kandırıp, yeni bir sayfayı çevirmeye çabalarız. Aşk, kelebeğe dönüşen tırtıldır ancak...

İşte bu mevsim geçişleri cümlesindeki ''geçiş'' kelimesi ruhumu acıtıyor. Çünkü ben sizden geçemem, faraza geçmişsem, selâmı okusun müezzinler. Benim nefeslendiğim sizsiniz, adınızı telaffuz ettikçe kalbimin dili; taze bir hayat gibi dolaşır damarlarımda...Yüksek dağların, çamlıklarında,çiçek tarlalarının kıyısında derin derin nefeslenmektir varlığınız.

Hangi mevsimde, ayda olursam olayım :  

''senin iklimindeyim 
senin mevsiminde
senin renklerinde
senin ülkende..''  size bazen ''sen'' diye hitap etmezsem, sanki o duygunun hakkını vermemiş, tam yaşayamamış gibi oluyorum, mazur görünüz.

Öğleden sonra kendimi, biraz çiçeklerin çokça olduğu, tepelere atacağım. Belki salıncakta sallanırken size rastlayacağım. Adınızla sesleneceğim : Rüveyda...! Adınız :

''Sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
bütün sevdiklerimin adları gibi..'' 

Bugün hüznüm koyu mu ne ? Böyle zamanlarda size yazmamalıyım. 
Benim yüzümden hiç bir can üzülüp,elem duymamalı,hele siz asla...
Böyle zamanlarımda insanlardan daha fazla kaçarım. 
Sizden kaçmak mümkün olmuyor, yazıyorum işte yine...

Aynı meoldiyi kaçıncıya dinliyorum : 

''If you wait for me then I'll come for you
Beni beklersen eğer senin için geleceğim...''

Rüyalarındaki Rüveyda'sının Murat'ı...