25 Ağustos 2016 Perşembe

Ordu

Karadeniz turunda en sevdiğim şehirlerden biri Ordu oldu. Bana ferah geldi uzayıp giden sahilleriyle...Grup teleferikle tepeye çıkarken, ''yalnız adam'' ayrıldı. Önce ve hep önce cami-mescid bulmalıydım. Namaz dinin direği, kulun Rab ile birebir yakınlığı, gezilere kurban edilmesi akla bile gelse,öldürün beni..! Evet mücrim biriyim ama namazın yeri başka. Namazsız bir vakit düşünemem asla.Namaza layık olamasam da, değil mi ki, secdeye O, izin veriyor,sonsuz şükür.
Bursa'da uzun bir teleferik macerası yaşamış biri olarak,te böyle resmini çekmekle yetindim. 

Sahil kenarında kondurulmuş öyle güzel, öyle şirin bir camiye denk geldim ki, zevkle ağır çekimde abdest aldım, sular buz gibi akarken, sıcakta huzur duydum.
 Aslında içini videoya çekmiştim lakin, size nasip olmadı. Klima ve benzeri şeylere hiç ihtiyacı olmayan bir cami. Nasıl esiyor,püfür püfür.Uzun süre burada kalasım geldi.
 Bu resimde solda gördüğünüz adamın elinde bir ağ var, onu ortaya atıyor ve ipinden çekiyor, genelde her seferinde balık yakalıyor,insanlarla birlikte ben de bir süre onu izledim.Karadeniz insanı çok zeki ve bazen bu zekâları size sıradışı gelebilir. Şöyle bir baktığımızda Karadenizden başbakan, cumhurbaşkanı,ünlü diğer isimler,sanatçılar çıkmış.Azimli ve çalışkan insanlar.
Son derece gelişmiş caddelerini de görmek kısmet oldu. Tabi hızlandırılmış tur ile bir şehri bir kaç saatte görmüş,tanımış olamazsınız.


Bu da sanki fotoşop ile yapılmış gibi değil mi...Sanırım yazılalı çok olmamış. Dalgalar(zaman) henüz silememiş.Bana çekmek kaldı. Seni Seviyorum...