30 Mart 2012 Cuma

mecaz aşklara...



Sadece ruhlarımız dokundu birbirine şimdiye kadar...
Ne elim elinin sıcaklığını, ne de tenim nefesinin sıcaklığını tanımadı.
Sesin defalarca aktı kulaklarıma
Ve ben onu kalbimde hapsettim,ezberledim...
Ne gözbebeklerim gözbebeklerinde kayboldu, ne de seni seviyorum diyen dudaklarının kıpırtısını görebildi gözlerim...
Bir fincan kahve içemedik,sakin bir kır kahvesinde.
Simit satan bir çocuktan simit alıp martılarla paylaşamadık, şen kahkahalarla.
Ne sana ''biricik aşkım'' diyerek sarılabildim, 
Ne de sen benim dizlerime koydun o parmaklarımın arasında kaybolamadığı saçlarını.
Nasıl bir kadınsı kokun var, doyamayısıya içime çekemedim..
Sensiz senli gecelerin, hicran sabahlarına uyanırken, yanımda olamamanın hasretini sen nereden bileceksin...
Sahi hissettin mi bu beni bitiren bu sensizliği ?
Ben her geceye hayallerinin yollarına dökerken gözyaşlarımı; aşk şarkılarının her makamından sana güfteler yazarken, sahi sen duyabildin mi sensizliğimin o akıllara ziyan haykırışlarını..?
Kolay mı sanırsın benden gitmek?
Ve gerçekten gittiğini mi sanırsın..?
Sen benden gidebilecek misin sahi..? 
Mesafeler...mesafeler sana kopmaz zincirlerle bağlanmama engel olabilir mi sanırsın? 
Sen de sever gibiydin ve belki de sevdin..! 
Ama sen kendine, kendince bir dünya kurmuştun sevgili..
Ve senin dünyanda benim yerim sadece mecaz bir hobi olmaktı...