21 Şubat 2026 Cumartesi

Bilginize!

 Kanalımdaki videoların büyük bir kısmını günler içinde kapatacağım.

 Kendine özel dinlemek isteyenler indirebilirler... 

16 Şubat 2026 Pazartesi

Sakın kendini suçlama

Sakın kendini suçlama! 
Sevilmek için varsan, 
Ve çok sevilmişsen, 
Kavuşmak yazılmamışsa, 
Bu niçin senin suçun olsun ki... 
Annem de bilemezdi,
Beni senin için doğurduğunu,
Günlerin ayrılıkla yoğrulduğunu. 
Sakın kendini suçlama! 
Çok uzun bir romanın, 
Ön sözünü yaşadık diye... 
Benim ömrüm kısa kaldı, 
Senin gözbebeklerine... 
Yakışırdık yanyana gelemesek de
Bu sessizlik, azap gibi saplı içimde. 
Diyemem halimi hiç kimselere... 
Küskünlüğüm sıkışır yorgun kalbime... 
Sakın kendini suçlama! 
Kapanmayacak bir yaraya dokunma... 




14 Şubat 2026 Cumartesi

Aynı şarkıda

Söz de uçtu, yazı da!
Güz de geçti, yaz da!
Çok bekledim gelir diye!
Döndüm durdum bir yazgıda!
Sordum durdum o kırık aynada!

Sözlerim kifayetsizdi!
Ömrüm bir mevsimlikti!
Beklemek kaderimdi!
Ağladım durdum aynı şarkıda!
Aradım durdum aynı yollarda..!



13 Şubat 2026 Cuma

Sırr-ı Bekā Olurdu


Gülüşün dindirirdi sahranı, yanık gönle gülşen olurdu
Sinede gizlenen o sessiz nâr, himmetinle nur olurdu
Dile mühürlenen o kadim lâl, çözülür de zikir olurdu
Sonra, sonra beni küllerimden, savursan da olurdu..

Nazarın dindirirdi hicranı, Mansur’a nurlu dâr olurdu
Zulmetin ortasında her bir put, yıkılır da har olurdu
Alnıma kazılmış o kara yazı, silinir bahar olurdu
Sonra, sonra beni aşkın oduyla, yandırsan da olurdu..

Nefesin dindirirdi nefsi, rüzgâra muti râm olurdu
Karanlıkta kalan şu dar kuyu, Yusuf’a makam olurdu
Kalbime saplanan her diken ucu, vuslatta bayram olurdu
Sonra, sonra beni dilsizce, sustursan da olurdu..

Hayalin dindirirdi perdeleri, miraçta Burak olurdu
Sidre-i Münteha’da bu garip can, menzile durak olurdu
Ruhuma dokunan her acı zehir, elinde bal olurdu
Sonra, sonra beni zemheride, dondursan da olurdu..

Sözün dindirirdi kâl-ü belayı, ruha ezelden ses olurdu
Katrede saklanan o koca derya, taşar da tek nefes olurdu
Gözüme çekilen o kesif perde, aralanır da fer olurdu
Sonra, sonra beni ıssız yollarda, unutsan da olurdu..

Cemalin dindirirdi sürgünleri, bekā yurdu ayan olurdu
Şu virane gönlümün tek virdi, seninle vuslatın tadı olurdu
İçimde inleyen bu yaralı ney, üflenir de sükût olurdu
Sonra, sonra beni bir hiçliğin koynuna, daldırsan da olurdu..

Lütfun dindirirdi cehennemleri, İbrahim’e serinlik olurdu
Aşkınla tutuşan her bir zerre, meleklerin neşesi olurdu
Zamanın durduğu o kutsal an, ebediyetin penceresi olurdu
Sonra, sonra beni bir lahzada, öldürsen de olurdu..

Hükmün dindirirdi her isyanı, rızaya beraat olurdu
Aklın dar kalıbı kırılır baştan, kalbe binbir kanat olurdu
Ayrılık denen o taşınmaz yük, visal yolunda rahat olurdu
Sonra, sonra beni ebedi garipliğe, mahkûm etsen de olurdu..

İsmin dindirirdi harareti, çölde vaha, tende kar olurdu
Yıkık dökük bu harabe gönül, sayende yeniden imar olurdu
Ten kafesinde çırpınan şu kuş, uçar da hür-ü var olurdu
Sonra, sonra beni bir başıma, sahipsiz bıraksan da olurdu..

Gidişin dindirirdi bütün renkleri, kainat tek bir boya olurdu
Varlığın o devasa raksı, seninle en kâmil ahenk olurdu
Ruhumun bu son seferi, vuslatınla nihayet denk olurdu
Sonra, sonra beni toprak altında, çürütsen de olurdu..

Vuslatın dindirirdi kıyameti, mahşerde sükûn olurdu
Kaf Dağı’nın ardındaki o sır, kalbe aşikâr kün olurdu
Can kuşum ten kafesinden çıkar, sende ölür de gün olurdu
Sonra, sonra beni varlığından, silsen de olurdu..

Varlığın dindirirdi benliğimi, bende "O"ndan gayrı ne olurdu
Aynaya baksam sen görünürdün, suretim aşkınla fena bulurdu
İki cihanın kavgası biter, sende ölmek bekā olurdu
Sonra, sonra beni hiçliğin içinde, yok etsen de olurdu..
.
Sonra, sonra beni mevsimsiz...
Soldursan da olurdu..

                                                      "Kes'tim" soluğumu 

Şerife Akarsu Şahan ✍️


MAHŞER-İ SEVDA

Mecnunun gözüyle / Leyla’ya baktım,
Deli divaneyim / çöl bana ne etsin?
Kerem’in harına / Aslı’ca düştüm,
Tel tel yakan ateş / beni de bulsun.

Yürekte biriken / bu kadim sızı,
Kurutur deryayı / görse bu közü,
Kül olmayı seçen / o arsız arzu,
Eserse fırtına / yel bana ne etsin?

Ferhat’ın gürzüyle / indi her vuruş,
Dağlar yarılsa da / bitmedi yokuş,
Kaderim aşk ile / olmuşsa sarhoş,
Zindan olsa dünya / dar bana ne etsin?

Gözünün karası / bir ömür hapis,
Tenin güneş bana / gayrısı nefis,
Viran gönlüm artık / tutmaz ki meclis,
Baharlar gelse de / kar bana ne etsin?

Yollar biter elbet / sızım hiç bitmez,
Senden başka hayal / bu akla yetmez,
Aşkın mührü candan / ölse de gitmez,
Diller sussa bile / ah bana ne etsin?

Saçının teline / gurbet sinmişse,
Her bir adımın ki / cennet demişse,
Vuslatın müjdesi / cana inmişse,
Toprak beklese de / yer bana ne etsin?

Mühürdür yüreğe / kazıdım seni,
Giderken bıraktın / viran bu teni,
Mahşerde seninle / görsem gölgeni,
Narlar yansa bile / kül bana ne etsin?

Kalemim kağıda / derdimi yazar,
Gönül bu sevdada / mezarın kazar,
Dostun imzasında / saklı bir nazar,
Dünya fani ise / hal bana ne etsin?

                                
                              Kerem-i Vuslat & Mecnun-i Feryat

Şerife Akarsu Şahan 



10 Şubat 2026 Salı

Yarım

Kendisi olup, kendisinden taşamamıştı... 
Korkaklığı cesarete tercih etmişti. 
Hep yarım hep mi yaralı olurdu bir hayat... 
İstemese de olmuştu... 





9 Şubat 2026 Pazartesi

Sevmeseydim

- Ne güzel sevmişsin hocam, dedi. 
Şükür, Yaradan o gönlü ikram etmiş diye cevapladım. 

Yalnız insanı değil, 
Gördüğüm ne varsa
Canlı cansız hem de... 
Görünen görünmeyen, 
Bilinen, henüz gidilemeyen... 
Sevmek hamurumuzda, 
Şefkat ve merhametle yoğrulmuş, 
Gözyaşıyla karılmış, 
Visali, menfaati gözetmeden, 
Sevdim, hep sevdim.. 
Sevmeseydim ölürdüm. 


8 Şubat 2026 Pazar

Kahr-ı Vakt

Bir ceset gibi çağ suskun, merhamet kanamazsın.
Kalpsizlik aşısı yemiş bu devri sınayamazsın.

Ulu sancılar taşır içim, kuş tüyü hislerim var,
Işk gölünde çöl sıcağı, serinlik bulamazsın.

Karınca yuvasındaki mahremiyet kadar derin
Esâtîrü’l-evvelîn sanırsın, sırra varamazsın.

Keşkenin kekremsi zehri sinmiş her duaya,
Ben sustum artık gülüm, sen de kurtaramazsın.

Elest bezm-i ahitte çözülmez bir ahit var,
Safderûn gönül bildi, yazgıdan cayamazsın.

Tütün basığı yarayım, havar gecemde çile,
Nefesim ok, içim sadak, say desen sayamazsın.

Pusu kurmuş dilemmanın küfü sinmiş zamana,
Kemankeş kader çeker, menzile varamazsın.

Kartalın gözleriyle gördüm dünyayı tepeden,
Yükseklik kurtarmaz seni, alçaktan kaçamazsın.

Merhamet sürgün yemiş, vicdan rehin verilmiş,
Bu pazarda insan kalıp kendini satamazsın.

Ben yolumu topladım, veda bile fazladır,
Bu çağda diri kalıp bir kendin kalamazsın.

Kanarya Banu Dağ


7 Şubat 2026 Cumartesi

6 Şubat 2026 Cuma

Sensiz günlerim için


Sevdimseni derken seni en çok da yarınlar için sevmiştim...
Senli zamanlarda seni sevmemek zaten muhal bir şeydi...
Ben seni, en çok da senden sonrası için sevmiştim...
Biliyorduk, an gelecek ve aniden gidecektik!..
Ben seni, en çok da bugünlerim için biriktirmiştim...
Seni, seninle sevmemek zaten muhal bir şeydi...
Ben seni,  en çok da sensiz günlerim  için sevmiştim...
Ben seni, bu yarım bıraktığımız hikâyemizde sensiz günlerim için sevmiştim...
Ben seni, en çok da kalan ömrüm için sevmiştim...
Ben seni, ne güzel sevmişim...




Yaramızı sevdik


Belki de zamanla yaramızla yaşamaya alışacakken biz bir de sevdik yaramızın derininde sakladıklarımızı...

Her şarkı, her dokunaklı söz taze tuttu onu ve biz bir çiçeği ölmesin diye sular gibi gözyaşı döktük üzerine...



5 Şubat 2026 Perşembe

Seninle biz çok sevdik


Ateşlerde boğulduk, sularda yandık.
Yazlarda üşüdük, zemheride kavrulduk.
Geceleri uykularımız dinlencemiz değildi.
Gündüzlerimizse gecelerimiz gibiydi...
Çok sevmiştik,
Seninle biz...

Dolunayın med-cezirleri bile,
Bizden istikrarlı idi.
Ne sevdiğimiz belliydi,
Ne de -haşa- sevmiyoruz diyebildik.
Ruhlarımızda doruklara çıkarken,
Bedenlerimiz için ayrıca kıvranıyorduk...
Biçare çırpınışların girdabında,
Hasretin gazap kamçısında ağlaşıyorduk.
Çok sevmiştik,
Seninle biz...

Böyle böyle hasrete yazılmış
Bahtsız bir hikâyenin ecelini beklesek de,
Öleceğimize de inanamıyorduk çünkü
Çok sevmiştik,
Seninle biz...


https://youtu.be/4PLs9XbXF6w?si=yEvfGrmB2xfL4lXv

İnsanların yoğun saatlerinde paylaştım ki yabancılar göremesin. 

4 Şubat 2026 Çarşamba

Belki de sen

Belki de sen, 
Ömrümün son suçu, 
Son dokunuşu, 
Son günahı olmalıydın!.. 
Senden sebep gönüllüce mahkum olduğum müebbet 
yerini bulmalıydı... 




1 Şubat 2026 Pazar

Nicedir

Nicedir insanlarla konuşmayı da sevemez oldum... Sanki aynı kelimenin sürekli tekrarı gibi bir şey!..

Yaşamak


Yaşama sebebinden, yaşama sevinci eksilince, yaşamak tadı alınmış bir yaşamak oluyor...