4 Nisan 2025 Cuma

Diyet

Muhtemelen,
Üstüme vebal bir şeylerin diyetini ödüyorum!..
Ne söylenir, ne susulur!
Bir insanın kendisinden şekvacı,
Bir düşmüşün kendisinden davacı olduğu çikekeş bir demdir bu dem...
Ne anlaşılır, ne anlatılır!
Geç de olsa öğrendim,
Hayatta pek çok şey gibi,
İyi olmaya çabalamanın da diyeti var!
Sevmenin olduğu gibi...


3 Nisan 2025 Perşembe

Çırpınış

Ne bileyim işte;
Ters giden birşeyler var!
Yoluna koymam, toparlamam lazım diyorum. 
Ama nasıl yapılır, ne yapmam gerekir, 
Bilmiyorum...

Fezada kaybolmuş gibiyim,
Gökyüzü kocamanmış, 
Çırpınan tek kuş benmişim, yorulmuşum,
Konacak bir yerim bile yokmuş gibi..

İçimdeki yalnızlık, 
İnsandaki vefasızlık duygusunu başka nasıl anlatırım!
Yolum açılsın, ulaşayım, 
Yetişeyim diye çıkışa doğru koşmuşum da
Sonunda duvara çarpmışım gibi bir his...
İçimde çırpınan, ölümcül bir huzursuzluk...

Ölsem de kurtulsam diyorum bazen,
Sonra bakıyorum da ölen de kurtulmuyor...

Mine Gülşen

2 Nisan 2025 Çarşamba

Kabak tadı veren soru!

"Sevdiğin kadınla niçin ayrısın ya da evlenmiyorsunuz?"sorularına son kez kısa bir açıklama şart oldu...

Rüveyda'ya Mektuplar'a başlarken, melankolik bir ruhla, roman yazar gibi, hayali bir karakter oluşturuldu. Gerçekte var olan bir kadın yoktu...(Kitabın yazılma sebebi ön sözde zaten var.)

Yazarlığın, müteşairliğin ve şarkı sözü yazarlığının ortak yönü, melankoliden, hayalden, ütopyadan vb.beslenmeleridir. Bu bazıları için çok kolay, bazıları için çilekeş bir uğraştır. Bazıları bir şiiri, nesiri, makaleyi 15-20 dakikada döktürür, bazıları için bir kaç saat hatta gün olabilir.

Murat Mesut an itibariyle bağımsız, özgür, annesiyle yaşayan yalnız bir adamdır. Hayatına almayı istediği bir kadın yoktur ve olmasını da istememektedir. (Biraz basın açıklaması gibi oldu, sanki avukatım adıma beyan ediyor.)) Minik bir espirik:) 

Hüzünden, melankoliden beslenen kalem ehlinin ahvalini bilmem ifade edebildim mi?  Fiilen yaşamamız gerekmiyor. Kalben/ ruhen inanmak ve inandığını yaşamak, yazmak için yeterli. Gerisi ilham ve ne kadarsa kabiliyet ve samimiyet...

Bundan sonra devam edecek yakıştırma/senaryo ve maillerle ilgilenmediğimin bilinmesini dilerim.


1 Nisan 2025 Salı

Sessizlik [25]


Sustuğun yerdeki sessizliğin verdiği acıyı, hiçbir şey tarif edemiyor...

Bilmiyorum cehennemde sessizlik vadileri var mıdır ama burada yaşadığımın başka bir anlatımı yok!..

Senin sustuğun yerde haykırıyor sessizlik...


Video yeni bir sessizliğe ilham oldu...Teşekkür ediyorum güzel insan...


31 Mart 2025 Pazartesi

30 Mart 2025 Pazar

Okur müteşairinden şair olunca


Yasemen

Kaybolan mucizelerin ortasında hükümlü bir yıldız gibisin.
Eridikce canhıraş bir sevdaya yenilen.
Sevmelerin ellerinle yapılmış bir bahar gibi.
Kokladıkça toz olup ciğerine dökülen...
Susmaların eli belinde hüküm veren bir gardiyan gibi,
Bir kere içten bir kere garip bin kere senden.
Yalvardıkça aksine esen bir rüzgar gibi ahvalin.
Ve sen bu evrende açılmamış bir yasemen gibisin.
Kavlin kalmamış aşktan yana bir hayli yorgun düşlerin.
Hasretten libasların üzerinde içinde yok hiç yenilerin...
Batılı bir kenara bırakmış sevmeye niyaz eder gibisin.
Bir hayli zorlu nazenin gülümsemelerin.
Sen bence dünden acı çeken birisin.
Merhametin buz tutmuş ellerinle boğmuşsun gözlerini,
Demlenmiş yaralarının üzerine tuz basar olmuşsun.
Kim diye sormuyorsun ezeline ahirine.
Bence sen, kendi yüreğine bir pusu kurmuşsun...
Kimin elinde seni böylesine yitirmek,
Böylesine sevenin öylesine kaybı olur.
Demeyi unutmuşsun...

Süeda


Bir bayram dilerim

Bir bayram dilerim; yeryüzünde kimse zulüm görmesin!..
Bir bayram dilerim; evi aşı olsun herkesin...
Bir bayram dilerim; hasreti dinsin sevenlerin...
Bir bayram dilerim; sevinçlerle gelsin, müjdelerle gitsin...


Bilemezdim!

Boşluk olmamalı hayatımda!
Yoksa hemen sen çıkıyorsun karşıma!..

Müzikten de zinhar uzak durmalıyım,
Her melodide ayrı dağlıyorsun yüreğimi...

Bilemezdim aşkın kara sevdaya evrilebileceğini,
Bilemezdim bir veremli gibi yataklara düşebileceğimi...

Bilemezdim hasretinin böyle yakacağını...
Bu iç yangınına çaresiz kalacağımı...
Bilemezdim, ardın sıra hayat hikayemin son bulacağını...

Hey!
Mezar taşım elimde!
Kimseler görmüyor!..


29 Mart 2025 Cumartesi

Ey!

Ey dilediği mânâları,
Dilediği kalplere,
Dilediğince döken!..

*

Ey Kerem kapısının,
Kapıkullarını
Hiçbir zaman
Gönlü boş çevirmeyen!..

*

Ey cömertliğine ulaşılamayan!..

*

Ey merhametindeki sırlar çözülemeyecek kadar sonsuz olan!..

*

Ey yarattığı her mahlukatın, fiillerinden önce, kalplerinden geçenleri istisnasız duyan!..

*

Ey kendisine iman eden kalplerin ilhamı!..

*

Ey hakiki aşkın saklı rengi!..

*

Ey kapısındaki dilencilerini vezir muamelesiyle taltif eden!..

*

Ey cenneti, 
cemali için arzu edilen!..


28 Mart 2025 Cuma

Ya yolun sonunda da böyleysen 4

Oysa yolun başı ne kadar güzeldir. Renklidir, heyecan, umut doludur. 
Beklentiler tavan...
Özlemler tarife sığmaz...
Yolun başı, 
Adı, tarifi üzerinde...
Fazla tanımıyor, fazla bilmiyorsun.
Merak ediyorsun.
Görmeye, konuşmaya can atıyorsun...

Hey!
Yolun sonunda da böyleysen!
Sana son henüz uğramamış demektir!



Şarkı sözü yazdım [7]

Bıraktık,
Aşkı, hasreti; şiire, şarkıya,
Hüzün demlemeyi; çaya,
Hatırda biriktirmeyi; kahveye,
Yine de gönül hafiflemedi...
Yine de gönül hafiflemedi...

[Nihavent çok iyi gitti🎵🎶 
Uzun bir ud giriş taksimi, ardından çağırsın kanun arkadaşlarını]


Orada bir köy var, uzakta!

Bir zamanlar dertleştiğim kişiye, aşktan kaçış sebebim olarak:
"Ben aşık olunca sümüklü oluyorum…
Sonra yıllarca atamıyorum o yıkımı..
Ayrılıkta…"demişim. 

Bunu hatırlattıktan sonra devam etmiş:
"Şu an o söylediğin sen aşık Murat kendi hezimetini aşamıyorsun…
Kalbin orada aklın hayır diyor…
Neden bu kadar kendinden eminken bir kez daha onunla denemiyorsun…
Pişmanlıksa böyle olsun..
Yaşamak varken yaşayamamanın muallağını ölene kadar kalbine aklına yük edemezsin…
Dene şansını...
Çünkü artık hiç kimseyi onu sevdiğin gibi sevmeyeceksin…
Başkalarına da haksızlık yapma hayatına alarak..
Sen aşık bir adamsın…
Başka gözlere ona baktığın gibi bakmayacaksın…
Ona beslediğin hâyâlleri başkasında yaşayamazsın…
Bunu seni çok seven bir kadın söylüyor…
Hisler asla yanılmıyor…"

*

Dene şansını...
Belki de şansım değil, vermem gereken sınavımdı...
Ben de mezuniyet yerine...
O sınavda gönüllü kalmayı seçtim...
Şansım olsa, 
Şu an koynumda bir kedicik olurdu...
Mırıl mırıl evimde gezinirdi...
Şu dünyada en önce ve en çok bana bakardı...
Uykusunda bile elleri ellerimi arardı...
Beni sevdiğini sayıklardı...
Gün onun yüzüne değmeden sabah olmazdı...
Günün en güzel saatleri başlardı...
Şu sefil dünyanın sefası başlardı...
Şansım olsa, kadınım olurdu...

Sınavmış...
Kendime biçtiğim hezimet belki de
Ve aşmayı aklım emretse de
Her defasında gönüllüce yenik düşer kalbime...
Halimden memnunum...
Ondan habersizsem de, henüz taşa dönüşmedim.
Ondan kalanları besliyorum...
Büyütüyorum ki daha çok özleyeyim.
Özlüyorum ki, bu özleyen kalbimle öleyim...
Bir Rüveyda masalı diye bir şiir okudun mu? 
Hani ilkokulda; "orda bir köy var uzakta/ gitmesek de görmesek de/ o köy bizim köyümüzdür."diye eskiden bana saçma gelen o türküyü yıllar sonra yaşamak düştü bahtıma...
Galiba saçma dememin cezası...
Gidip göremediğimiz nasıl bizim demiştim çocuk aklımla...
Hem belki de o köyde çoktan yeni taze bir düğün de yapılmıştır!

Ne gördüm, ne duydum, ne gittim.
Benim köyümdür dedim sadece ve hep  sevdim...


27 Mart 2025 Perşembe

Yolun sonu! 3

Yolun sonu!
Altına başka hiç bir şey yazılmasa dahi dur ve düşünce ufkuna yelken aç...
Nerelere gitmez insan...
Adeta varlıktan yokluğa ve yine varlığa...
Geçişken kısa evrelerden fevç fevç büyük havzaya akış...
Sonra yine sağa ve sola ayrılış...
500 yıl vedalaşma faslı...

İnsanın hikâyesi zordur. 
Bu zorluk içinde saklı bir kolaylık (çıkış) bahşedilmişse de emredildiği gibi dosdoğru bir sabra malik olanlar, bu kolaylığa birincil adaylardır. O kolaylığın nelerin yekûnu olduğunu siz araştırın. (Telefonda böyle, kısa temas)

Yolun sonu!
Öldüğümde buraya ait meraklarımdan biri de "en son yayınladığım" şey neydi ve taslaklardakiler kaldı, düşüncesi... 

Bir de buradan sadakai cariyelik işlerin azıcık da olsa çıkıp çıkmayacağı..? (Tersi olmasın da!)

Yolun sonu!
Bir ilişkinin, bir arkadaşlığın, yoldaşlığın nasıl sonu olabilir. Bunu şahsen gönlüm hiç kabullenmez. 

Bir kaç yıl önce çok sevip değer verdiğim çocukluk arkadaşımla yollarımızı ayırmıştık. Benim onu sevip saydıģım gibi sevmediğini fark ettiren o meşum olaydan sonra büyük hâyâl kırıklığı ve kederini üzerinden atmam, uzun zamanıma mâl oldu...

Yolun sonu! 
Hüzündür, ayrılıktır, iç yangınıdır.
Zamanla nasır tutar ve alıştığınıza ikna edersiniz kendinizi. Oysa her şeye rağmen içten içe özler, kanarsınız...Ve alışmak bu babta aslında yoktur. Acı bir öğretiden başka...

Yolun sonu!
Dünya sahnesinden çekiliş...
Bir daha asla geri gelmemecesine gidiş...

Hey!
Benim şu dünyaya söylemeye değer bulduğum kelam evim burası. 
Mezarıma gelirsen, son yazımı bana oku olur mu? 


26 Mart 2025 Çarşamba

Yol 2

Herkes bu hayatta bir yol tutturmuş gidiyor!
Peki, benim yoluma ne oldu?
O nereye gitti?



25 Mart 2025 Salı

Yolun bitişi 1

[*] "En büyük" genellemesine şerh düşerek...

Ölmek, 
Yolun bitişi, 
Yeni bir yolun başlangıcı...
Buraya kadar belli...
E benim yolum niye bitmiş gibi duruyor? 
Renklerim, mevsimlerim, 
Yeni giysilerim, yeni cümlelerimle, Dünyada niçin görünemiyorum?
Niçin sürekli dünyanın karanlık yüzünde volta atıyorum? 
Ben de gelen bayrama yeni ayakkabı heyecanı istesem, alacak babam yok! 
Annemin yaşlı ve titrek ellerinde derman...
Zaten bayramlar da isimlerini bırakıp, babamın peşi sıra gittiler...
Yeni ayakkabı sevinci gibiydiler!

*

Ev desen, hastane gibi...
İlaç takipleri annemin nefes alış verişlerini, adımlarını izlemede...
Bugün de düştü...Yine ucuz atlattık!

*

Anca bu saatlerde kendimin edebiyatına kaçabiliyorum...

Kulaklıkta melodi, tek parmakla tuşların götürdüğü yerlere, geceleri...

Bu replikleri versem, eski Rus yazarlar roman teması olarak kurgularlardı...Dosto, Gogol, Çehov, Tolstoy, Puşkin, Oblomov... aklıma gelenler. Romanla da aram pek yoktur ya...detaylar, tasvirler zaman kaybı gelir bana. Sadede gel hadi derim içimden...oysa adı üstünde roman başka türlü yazılmaz...

*

Şiirde de günlük dilimi aynen kullanırım. Sade, yalın, halk dili...Zengin olsun diye bir kelimenin farsça ya da arapçasını yazmayı tercih etmiyorum. Nasıl konuşuyorsam öyle...Nadiren...

Sade ama anlayana derin olsun. Samimi olsun, kalbimin izdüşümü olsun yeter.

Uzattım, şiirimsi final gelsin:

Ve pişman olmadığım,
Olamadığımsın...


24 Mart 2025 Pazartesi

Matlaşmışsa

Şefkati, 
Özlemi...
Matlaşmışsa bir insanın...
Azalmaya yüz tutmuştur aynası...
Kaybolmuştur, 
Görünür olsa da
İnsan yanı...



Sevmek istiyorsan

Bir şeyler yazıyorum, sen oku yeter!
İçinde ruhum olsun, sen ol yeter...
İçinde melodi olsun, ama herkes duyamasın, sen duy yeter...
İçinde gözyaşları olsun, sen sil yeter...
İçinde küsmüş bir çocuk olsun, sen okşa yeter...
Bir şeyler yazıyorum, okuyor musun?
İçinde yetim, öksüz ve başı okşanmamış duygular var...
Şefkate aç bir adamın dramı, hatta hırçınlığı...
Sevmek istiyorsan, önce anlamaktan başlamalısın...


[*] Burada "sen" bu bloğa uğrayıp muhatap olan herkes...Şiirleşmesi başka türlü mümkün değil o "sen" olmazsa... Çok ince eleyenler için bu dip not

23 Mart 2025 Pazar

Koşmayı bırakalı çok oldu!

Koşmayı bırakalı çok oldu,
Dünyaya ait şeylerin peşinden...
Yürüyor gibi yapıyorum artık,
Ondan da emin değilim...
Uzun soluklu nefesler alıyorum,
Çok uzun iç çekişlere dönüşen,
Sana fazlaca yer açılsın diye...


22 Mart 2025 Cumartesi

Biz kaybettik, Aşk da kazanmadı!

"Çocuklar, topraklar, zeytinlikler nasıl?
Ya kardeşlerim?
Memur oldu mu hepsi?
"Her biri öğretmen olacak"
derdi babam
"Aç kalırım ama onları kitapsız koymam"
demişti bir gün"

*

"Sizden kılıç - Bizden kan
Sizden çelik ve ateş - Bizden et ve can
Sizden yeni bir tank - Bizden taş
Sizden gaz bombası - Bizden yağmur
Bizim üstümüzde de sizinki gibi gök ve hava
Hissenizi alın kanımızdan, çekip gidin!"

*

"Çatışma ortamında, çocuklar adam doğar"

*

"Yıllarca içimizde taşıdık hüznü, sabah olmadı bir türlü..."

*

Ertelenmiş bir günde, oynaşırken prangalarımızla
Kaybettik durmadan, aşk da kazanmadı hiçbir şey...

*

"Gece bir kurttur anam!
Gurbetçiyi nereye kaçsa sıkıştıran
ufku karaltılara açan
kana susayan aç mı aç bir kurttur!
Ve söğütlük rüzgârla sarmaşdolaş hâlâ
Günahımız nedir anam?
Bir kez hayattayken ölüyoruz
bir kez de ölürken!
İki kez ölmemizin nedir sebebi?"

*

"Çıkıp gidin toprağımızdan
denizimizden, karamızdan
buğdayımızdan, tuzumuzdan,
taşımızdan defolun her şeyimizden."

*

"Madem ki yabancısıyım artık anılarımın ve evimin
neden elveda diyeyim?"

*

"Saçların hâlâ daha mı uzun ömrümüzden? Yaşamak için göğü sana uzatan bulut ağacından daha mı uzun hâlâ?"

*

"Biz kaybettik, aşk da kazanmadı hiçbir şey Çünkü sen aşksın ey aşk, nazlı bir çocuksun! Kırıyorsun göğün biricik kapısını, söylemediğimiz tüm sözleri Çekip gidiyorsun Nice gülleri göremedik bugün. Zincirlenmiş yüreğin sıkıntılarını yıkıp geçemedi nice caddeler."

*

"Yarayla büyüdüm ben
Asla söylemedim anneme..."

*

"Az sonra buluşacağız güzelim..
Bir yıl sonra
Bilemedin iki yıl
Bir nesil sonra..."

*

"- Evlenecek miyiz?
 - Evet
- Ne zaman? 
- Askerlerin miğferlerinde menekşeler göverdiğinde!"

Biz kaybettik, Aşk da kazanmadı / Mahmud Derviş



21 Mart 2025 Cuma

Yaşamak


Yaşamak; yaşamamakla yaşamak arasında kararsız kalmış buralarda...
Yaşamak; bakınca, ne yaşamaya benziyor, ne de ölüme...
Sanırsın zincirler içinde sürgünde...
Sanırsın hiç bahar gelmemiş ömrüne...
Yaşamak, belli ki hiç yaşamamış  buralarda...





Amin


20 Mart 2025 Perşembe

Eşref Rüya - Murat Rüveyda

" Bilmiyorum dizi izler misiniz? Bu gece Eşref Rüya isimli yeni başlayan dizinin hiç olmazsa 1. Bölümünü seyredin. Orada sizi ve Rüveyda 'nızı göreceksiniz. Ağlama garantili ona gòre!"

*

- Değişik konuda bir mektup...Evet dizilere vaktim olursa, yan gözle biraz bakıp, çabuk sıkılan biriyim. Belki bir diziye/kediye çiçeğe bağlanmaya da korkuyorumdur. Gamofobi ile karıştırılmasın. Bu daha farklı bir şey, belki tanımını bilimsel olarak bendeniz armağan ederim dünyalılara. Giderken gökkubbede yalnız müteşairliğimizden seken ahlar mı kalsın! (İçim muzur çocuk gibi gülerken, yüzüm mostralık.) Bunun da psikolojide tanımı vardır, nevrotik kişilik falan olabilir. 
Madem ağlamalı enstantaneler var, en azından ilk bölümüne bakabilirim
"Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden..." 
Kalbi kurak bırakmamalı...
Teşekkürler 

*

"Bazıları doğuştan şanslı.
Bazıları ne yapsa suçlu!
Bazıları verici ama hep kaybeder!
Bazıları el üstünde tutulur kıymet bilmez!
Bazıları çok sever ama hiç sevilmez!
Bazıları bencillikten kalpleri kör sağır 
Bazıları vefayla sadakatle suskun...
Böyle uzar gider...
Denge olmalı her yerde herşeyde.
Arkadaş, dost, akraba, eş, sevgili ne olursa olsun.
İnsan çok sevse de karşılık olmayan hiç bir sevgi mutluluk vermez acılar sevene kalır."

*

- Hüzün veren bir mektup...
Bu dedikleriniz de insanoğlunun imtihan soruları işte ve dengeyi tutturmak öyle yazıldığı kadar kolay olmuyor. Bazı imtihanlar çok yıpratıcı olabiliyor. İnsan ummadığı şeylerle sınanabiliyor ve " dert birdir, şekvacı olursan iki olur" demişler. Beterin beteri olduğunu bilinciyle, Allah bu günlerimizi aratmasın, imtihanımızı kolaylaştırsın, duasıyla, Allah'a emanet olun. 

Not: Bu blogda hâlâ aşk üzerine bir şeyler çiziktiriyorsam, bu hadsizliğim ve bir yudum tesellimdir. 
Ne yazık ki pek hobisi olan biri değilim. Yazı, kelimeler yoldaşım. Onlarla hemhal, onlarla oyalanır, yol beklerim. Beklerim, giderim demedim. Yol bana gelir...Ben bir türlü yola gelemedim...(Yine kelime oyunu)


19 Mart 2025 Çarşamba

Yeter ki

Ben susarım,
Türkü basarım yarama,
Karanfiller serperim yadına,
Yeter ki sen ağlama...






18 Mart 2025 Salı

Boş yapmayın!


Önce gönderdiğiniz;
"onlar boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler" yani bloğumu okuyup bana cevap yetiştirme çabasıyla zamanınızı heba etmeyin ve şahsımı vurmak istediğiniz ayeti kerimeye önce siz uyun derim!

Takip edenler bilir (siz de onlardan birisiniz), yazılarım genellemeden uzak kendi halinde, iddiasız mütevazı kısa metinlerdir. İddiasını yaptığım mevzuyu da mutlaka ispat eden biriyimdir.

Genelleme yapmadan, özellikle erkek psikolojisinden bir örnek verip, latifeyle harmanladığım bir yazıya bu orantısız tepkinizin arka planında yatan, yaşanmışlığınızı anlayacak olgunluğa sahip olmasam burada konu edinmezdim.

"Kadına şaka olarak acı veren erkekler!"kadın/insan ruhundan anlamıyorlarsa bunun vebalini, günahını öderler. 

Yazımı biraz dikkatli okusaydınız, madalyonun yalnızca görünen kısmına işaret ettiğimi anlardınız.
Tabii bunu anlamak için de kişinin, mazinin acılarından kurtulması, arınması lazım.

"Boş yapmayın!"hakaretinize kızmadım da kırılmadım da...hatta tebessüm ettim.

Ve tavsiyem;
Bundan sonra siz boş yapıp burayı takip edip, mail yazmayın!


Kıskançlık üzerine kısa bir detay

Bazen eşler birbirlerini kasıtlı, kızdırmak için kıskandırırlar! Biraz neşe olsun kabilinden...

Sevgili olanlar da bunu yapar...

Genel olarak erkek eşini kıskandırdığında, kadın tatlı bir agresiflikle, hırçınlaşır ve eşine ilgisi çaktırmak istemese de daha çok artar. Kendisinin bir şeyleri ihmal ettiği vehmine kapıldığı da olur...

Kadın kocasını kıskandırdığında ne olur? Erkek kadın gibi düşünmez, içi soğumaya ve sinirlenmeye başlar. Yapısı böyledir. ''Erkek''diyorum tabii.. Günümüzde gördüğümüz, kendisini bilmem kaç kere boynuzladığı halde, ''seviyorum evine çocuklarına dön!''diyen şeylerden söz etmiyorum!

Ne diyorduk; erkek eşinin/sevgilisinin başka bir erkek aracılığı ile isterse bu ekranda bir dizi oyuncusu olsun kendisinin kıskandırılmasından nefret eder! Bu sürekli olursa da eşinden soğuyup, kalben uzaklaşır...

Konuya denk bir dipnot da; sakın bu kıskandırma eyleminize kadın olarak, cinselliği katmayın, gerek kendiniz, gerekse eşiniz, erkek üzerinden...O zaman bittiğinizin resmidir.

Erkek ruhu, aklı, biyolojisi, kadından işbu kıskançlık konusunda da farklı çalışır, algılar ve tepki verir. Araya ego girer, gurur girer, şeytan girer, aynalar, perde olur ve son perde...bir bakmışsınız ayrılık!..


17 Mart 2025 Pazartesi

Yön ve yol

Yönde hiç tereddüt yaşanmamıştı da
Sevgiliye giden yollar kararmıştı!..




Ask sen demekmiş 3 / Sırlar ve gerçekler


Geçen yazımda kitabım geldi demiştim. Ön söz dışında henüz okuyamadığım için bahsetmemiştim. İsmini, nereden geldiğini merak edenler olmuş...

Serinin ilk 2 kitabından burada söz etmiştim. Hatta kitabı okurken not düşmüştüm: "Bu kitabı okurken, insan aşık olmak istiyor!" diye...

Serinin son kitabındaki sırları ve gerçekleri okumak için sabırsızlanıyorum. Sevgili arkadaşım Arzu Denizyaran'a hiç değilse bu defa ödemeli göndermesini rica etmiştim, yine armağan etmiş. Okuru çok olsun dilek, teşekkür ve sevgilerimle...


16 Mart 2025 Pazar

An gelecek 16

An gelecek, 
Anılar sinsice her köşeden hücum edecek...
Gün batımından, gece karanlığına, dolunaydan, yıldızlarını kaybetmiş dağınık gecelere...
Haince arzıendam eden şiirlere, apansız çalan şarkılara, soğuk yataklara kadar...
Her bir yerden saldıracak anılar...
Karşı koymak için mecalim de olmayacak...
Tek silahım; gönül yaşı ile teslimi kalp olacak...





15 Mart 2025 Cumartesi

An gelecek 15

An gelecek, 
Yalnızca ismin hatırıma uğrayacak...
Hatıraları derin unutkanlık tüketecek!..
Belki de bastonuma bu sebeple uzun uzun bakıp dalacağım ve sebebini kimseler bilemeyecek...



Annemin rüyası

Annem az önce anlattı. Madem bloğum günlüğüm, ileride (nasip olursa) tebessüm kabilinden, burada saklayayım.

Rüyasında, odamda bir kaç tane kadın varmış. Ben muzurluk peşinde soruyorum; "Kaç kişiydiler? 🤭😅"
"Bir kaç kişiydi!"diyor. "Az ama neyse sonra noldu?" diyorum.
"Çok olsa ne yapacaksın ki!?"dedikten sonra zavallı misafirlere ne dese beğenirsiniz!:
"- Hadi herkes geldiği yere pasaklılar! Benim oğlum her işi yapıyor!😅"

Bu saatte bastım kahkahayı, "her işi" kısmı su götürse de en azından
 "pasaklılar " demiş ya "ruspikler" dese daha ayıp olurdu.😅 [Gülmeye çok aç kalmışım.]

Gergin ve zor gecenin sabaha eren finali böyle oldu. Yok seni sormadım o da var mıydı demedim. Zaten kadın ileri derecede demans ve alzheimer. Çoktan unutmuştur seni...Darısı kalbime!...

[Sonunda lafı iyi çaktım yine bir çuval espirikin...artık biraz uyumalı]

Yine şiir üzerine



Önceki yazıma bunları gönderen değerli okuruma çok teşekkür ediyorum.  🌹
[Wp de bu şekilde paylaştım.]

*

- Yok ben Ahmet Telli gibi şairlerin şiir yazdığı gibi yazamadığım gibi, öyle " yarım kalan" şiirleri sonradan tamamlamak gibi bir özelliğim de yoktur. Hatta kervanı yolda düzenler sınıfındanım desem yeri var; yani yazar yazmaz yayınlar, sonra redakte eder ekler çıkarırım. Sabırsız müteşair...

Şairlerin işi

"Kibritten önce sönüyorsa 
Bir kadının gülüşleri,
Üşüsün o zaman, 
Bütün şairlerin elleri!.."

Edgar Allan Poe

Şairlerin işi bir kadının yüzünü, gönlünü güldürmek... 
Ve övmek, kelime cümle, mısralarla o kadını tasvir etmek...
Renk cümbüşüyle kelimelerden gökkuşağı çizmek...(Var öyle kadınlar, olmasa şiir diye bir şey olur muydu?)

Şairlerin ellerinden önce gönülleri üşüdüğü için, şiire kaçarlar. Şiirlerde ararlar " bir yudum teselli " yi...

Ve her kadın, kendisi için şiirler yazılmayı sonuna kadar hak eder...
O zaman bir kadının gülüşleri kibritten önce sönmez. 
Ruhu okşanan her kadın, ormanlarca tebessümle mutlu olur...

*

Bir dakika!
Şairlerin işi yalnızca kadınlara seranat kelimeciklerden mürekkep bir sanat gibi dar alana mahkûm Poe aldanışı bizi yanıltmamalı!..
Bu, aynı zamanda şiire de hakaret ve şiirin işlevini, kapsamını anlamamak olur...

Şair ve şiir üzerine eski yazılarım, dahası şairler sultanı ünvanlı Necip Fazıl Kısakürek'in poetikasına yer verdiğimi hatırlıyorum...



14 Mart 2025 Cuma

Keşke

Hayat eksiği yokmuş gibi,
Yarım yamalak,
Ağır aksak, yeknesak değilmiş gibi yaşanıyor işte!..
Ne var yani, 
Hayat dediğin salt senin aşkın üzerine bina edilmedi ya!
Hem ne demişler:
- Hiç kimse vazgeçilmez değildir...

         Keşke
     bunlar 
kalbime ait olabilseydi!



13 Mart 2025 Perşembe

An gelecek 14


Çok gururlanma Sultanım!
An gelir,
Senin ateşinden daha büyük bir ateş gelir ve sen içinde kayboluverirsin!..


Nokta

Kimsenin kimseye  tenezzülünün,  saygısının, sevgisinin, hatırının, hatırasının, vefasının...kısaca ve kabaca eyvallah'ının (müdânâ) kalmadığı/olmadığı; "unum aşım ondan mı geliyor"a kadar seviyesi düşmüş şu nankör çağda, bir de bana niçin inziva hayatı yaşadığımı, asosyal hücremde günbegün azaldığımı sorduklarında, uzun izahlar yerine, "zor adamım, insanı üzebilirim!" diye geçiştirmek daha kolayıma gidiyor, dedikten sonra nokta neredeydi şimdi o lazım, 
hah buldum işte şurada.


12 Mart 2025 Çarşamba

Yol bitti!

Yol bitti!
Bir yol nasıl bitmez, bitemezse,
Bütün seçeneklere inat, yol bitti!
Çıkmaz sokak tabelası boynunu bükmüştü,
Suçluyu da bulmuştuk!
Civatalarından biri düşkündü, düşmüştü, fark edemedik...
Yol bitti!..
Bir yol nasıl bitemezse, bu yol öylece bitti!..
Uzun soluklu bir maratondu,
Yormazdı da bizden biri mi yoruldu,
Muammasıyla, mümkünüyle, müşkülüyle işte yol bitti!..
Uzun gecenin hiç uyanmak istenilmeyen,
Uzun metrajlı tatlı rüyası gibi...
Yol bitti!.. 
Gök yüzüne bakmaya doyamadığım, 
Orada gördüğüm yıldızları, baharları, benleri, tebessümleri, çiçekleri gözyaşlarımla suladığım günlere dalmışken,
Yol bitti!..
Artık ne sokaklar ne de yürünecek yol kalmadığına göre,
Öğrenilmesi gereken tek şey;
Anıları, yol'a rağmen canlı tutup, ellerini bırakmamak...
Sen yarım kalan şiirim,
Aralıksız dinlediğim şarkım, 
Son nefesimde bile tamamlanmayacaksın...
Yol bitti diyordu ya bir müteşair,
Tam da öyle işte,
Aşka varamadan,
Yol bitti!..

[*] Ahmet Telli'nin sevdiğim şiirlerinden birini referans alarak, yine yaptım müteşairliğimi. 

11 Mart 2025 Salı

Bazı şeyleri bilemeyeceğiz

Bazı şeyler vardır, 
Hiç bir zaman bilmek mümkün olmaz...
Meçhulün zirvesinde, 
El değmemiş bir masumiyet...
Hep mahrem, 
Hep merak edilecek olan...
Hiç bir zaman bilemeyeceğim...
Bilemeyeceksin...
Bilemeyeceğiz...
Hiç bir zaman...
Hiç bir zaman...
Bu dünyada...


10 Mart 2025 Pazartesi

Bir sarılma isteği

Bir sarılma isteği,
Öyle böyle değil!
Yağmurları sözlerden,
Goncaları kalpten...

Bir sarılma isteği,
Tarif edilesi değil,
Yangını kalpten, 
Sakiliği gözlerden...

Bir sarılma isteği,
İştiyaktan öte,
Esaretten ileri,
Sancısı günlerin...

Bir sarılma isteği,
Yeri doldurulamaz,
Karşı konulamaz,
Kalp içinde bir avaz...

Bir sarılma isteği,
İhtiyaçtan çok fazlası,
Yarım olanın tamamlanması,
Tamam olanın manası...

Bir sarılma isteği işte
Bir sarılma isteği...
Hastalığın şifası
Hasta kalbin duası...

9 Mart 2025 Pazar

Gönlümüzün intizarı

Gitmek isteyip de gidemediğimiz yollara serpildi gönlümüzün intizarı...
Söylenememiş cümlelerin tohumları kaldı kalbimizin derinlerinde...
Bir gül kokusunda buldum saçlarını, avuç içlerinde saklıydı kavuşmaların tılsımı...
Gitmek isteyip de gitmediğimiz yollara döşendi gönlümüzün çaresizliği...
Ölmeden bir kez kokulu kokulu öpmeliydim avuç içlerinden...
Sonrası kolay olurdu, ölebilirdim sevinçten...
Avuç içlerin, şelalerimize havza olur, belki bizde içinde sır olurduk...
Kimseler bizi bulamazdı, bir masal, bir efsaneye göre diye diye...


8 Mart 2025 Cumartesi

Hayalin kanat çırparken

Hayalin hakikat gibi kanat çırparken gönlümün ufkunda, 
Görmedikçe, sarmadıkça güneş batar mı sanırsın ufkumda...




Aciz

Sonu hüsranla biten,
Kurumuş unutulmuş saksı çiçekleri...
Sararmış siyah beyaz fotoğraflar,
Kara hasret ölgün dağlar,
Bitti bitecek sefil derecikler,
Yola kaçıp bir kamyonun patlattığı topun içindeki umutlar,
Bir türlü havalanamayan uçurtmanın kopan kuyruğu,
Ya akşamüstü sancıları!
Mahmud öğretmenin udunda tellendirdiği zaafı!
Çamaşır asıp toplamaktan,
Kat kat yerleştirmelerden...
Kalp çarpıntısının bir türlü nihayete varamayan atakları...
Karaciğerle bir de utanmadan çıldırtan külhanbeylikleri...
Odaya savrulan gürültüleri.
Bastırılmış çığlıkların peşine düşülmüş günlerin yorgunluğu...
Dikişe gelmeyen sökükler,
Yamalar aciz adamım, aciz, anla artık!


7 Mart 2025 Cuma

Ey aşk

Ey aşk odunda kavrulan yelpaze, 
Bahis Rüveyda'ya gelince, 
Nafile say-u gayret eyleme, 
Aczini bil de dilini lâl eyle...
Kim diyebilir bu hayata hakikat?
Kim reddebilir aksini, heyhat!
Ele avuca sığmayan bir lahza,
Az sonra yarın kapısında kaybolacak...
Kim diyebilir bu hayata yalan?
Kim ermiş sırrına Allah aşkının...
Ben Rüveyda derim, O Şems!
O Şems der Cenabı Mustafa'dan içer...[sav]
Aşk olmasa yeme içmekle neye benzerdik?
Firak bağının gülleri eylemeseydi ol Yezdan,
Gübre misali göçerdik şu dünyadan...
Ey aşk!
İçinde değilsem de 
Büsbütün dışında da değilim...
Şems değilsem de Celaleddin pirin eşiğini bilirim...
Ey aşk!
Dile ki bu gece ölebilirim...

6 Mart 2025 Perşembe

Çok söz götürür


1.
"Rüveyda'ya Mektuplar'ı bir daha okudum.
Rüveyda hayal ürünü bir karakter, var diyemeyiz yok da diyemeyiz arada bir yerde. 
Belki bazen birinde rastlanılıyor, ama o olamıyor. 
Fakat ulaşılmaz hayallerdir insanı ayakta tutan. Eğer Rüveyda ya kavuşulsaydı Rüveyda o denli özel ve tüm kadınlardan güzel olmazdı. Yazarı ayakta tutan bence buydu kavuşamamak."

*
2.
"Hayali bir kadın olmaz ki zaten sen ne kadar öyle olduğunu söylesen de.
Kavuşsan zaten aşk bitmiştir.
Şanslı diyelim, bizde olmayan şans...
Keşke aşklar sevgiler karşılıklı olsaydı."

                        * * * 

"Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su" demiş Fuzuli 

Belki de Rüveyda, hayalle hakikat arası arafta bir dilberdi...
Rüya mı yakaza mı? 
Öyle bir şey işte...
Tam gerçek diye koşarsın, çölde serap gördüğünü anlarsın. 
Rüveyda, çok söz götürür. 
Rüveyda çok söz öldürür...

Ve aşk karşılıklı olmayı sevmez, hemen uzaklaşır oradan. O insanı çile fırınında pişirendir. Emekleri hiç edendir. Nice yiğitleri delirtendir!..

*

Mektuplarınıza teşekkür ediyorum. Evet bir ara bendeniz de Rüveyda'ya Mektuplar 'ı tekrar okumak istiyorum. Önce, dün sevgili arkadaşımdan gelen kitaba başlamalıyım...

 

İnsan bazı şeyleri öğrenemiyor

İnsan bazı şeyleri bilse de, öğrenemiyor...
Mesela;
Susmayı, 
Sessiz kalmayı...
Aklına hükmedip düşünmemeyi,
Kalbine rest çekip, sevmekten vazgeçmeyi.. 
Anılardan kaçmayı...
Akşam şarkılarına karışmamayı,
Geçenlere ağlamamayı,
Hasreti dağlamamayı,
İnsan bazı şeyleri bilse de, gereği gibi davranamıyor...
İnsan her mevsimde yenilecek bir şeylere bağlanıyor...
İnsan bu, çabuk unutup, çabuk aldanıyor...



5 Mart 2025 Çarşamba

Güzel insanlar var

Güzel insanlar var,
Her zaman gülecek bir şeyler buluyorlar, 
Hem de aramadan...
Kederi büyütüp gam eylemeden,
Ayrılıklara ölüm demeden...
Tebessüm edecek bir şeyleri var...
Her dem bahşedilen hayattan,
Nasiplerini içiyorlar, az demeden...
Gülerken daha da güzelleşen...
Güzel insanlar var.

4 Mart 2025 Salı

Kara

Deniz bitti!
Öyleyse kara nerede? 
- Kara dedim, 
Karanlık geldi!
Belki de hiç gitmemişti
Hep pusuda bekler idi...

Denizim bitti, karam yok
Bu dünyada yerim yurdum yok...
Bir şefkat büker boynumu
Bir de mahrumiyet...

Hikaye bitti
Deniz bitmişti...
Kara desen hiç bilinememişti!
Karadan kara bahtıyla adam
Bir mechule çekilmişti...