Bir zamanlar dertleştiğim kişiye, aşktan kaçış sebebim olarak:
"Ben aşık olunca sümüklü oluyorum…
Sonra yıllarca atamıyorum o yıkımı..
Ayrılıkta…"demişim.
Bunu hatırlattıktan sonra devam etmiş:
"Şu an o söylediğin sen aşık Murat kendi hezimetini aşamıyorsun…
Kalbin orada aklın hayır diyor…
Neden bu kadar kendinden eminken bir kez daha onunla denemiyorsun…
Pişmanlıksa böyle olsun..
Yaşamak varken yaşayamamanın muallağını ölene kadar kalbine aklına yük edemezsin…
Dene şansını...
Çünkü artık hiç kimseyi onu sevdiğin gibi sevmeyeceksin…
Başkalarına da haksızlık yapma hayatına alarak..
Sen aşık bir adamsın…
Başka gözlere ona baktığın gibi bakmayacaksın…
Ona beslediğin hâyâlleri başkasında yaşayamazsın…
Bunu seni çok seven bir kadın söylüyor…
Hisler asla yanılmıyor…"
*
Dene şansını...
Belki de şansım değil, vermem gereken sınavımdı...
Ben de mezuniyet yerine...
O sınavda gönüllü kalmayı seçtim...
Şansım olsa,
Şu an koynumda bir kedicik olurdu...
Mırıl mırıl evimde gezinirdi...
Şu dünyada en önce ve en çok bana bakardı...
Uykusunda bile elleri ellerimi arardı...
Beni sevdiğini sayıklardı...
Gün onun yüzüne değmeden sabah olmazdı...
Günün en güzel saatleri başlardı...
Şu sefil dünyanın sefası başlardı...
Şansım olsa, kadınım olurdu...
Sınavmış...
Kendime biçtiğim hezimet belki de
Ve aşmayı aklım emretse de
Her defasında gönüllüce yenik düşer kalbime...
Halimden memnunum...
Ondan habersizsem de, henüz taşa dönüşmedim.
Ondan kalanları besliyorum...
Büyütüyorum ki daha çok özleyeyim.
Özlüyorum ki, bu özleyen kalbimle öleyim...
Bir Rüveyda masalı diye bir şiir okudun mu?
Hani ilkokulda; "orda bir köy var uzakta/ gitmesek de görmesek de/ o köy bizim köyümüzdür."diye eskiden bana saçma gelen o türküyü yıllar sonra yaşamak düştü bahtıma...
Galiba saçma dememin cezası...
Gidip göremediğimiz nasıl bizim demiştim çocuk aklımla...
Hem belki de o köyde çoktan yeni taze bir düğün de yapılmıştır!
Ne gördüm, ne duydum, ne gittim.
Benim köyümdür dedim sadece ve hep sevdim...