31 Ocak 2015 Cumartesi

Ezan (3)


Ezanı,yani Allah tarafından olan ilahi daveti konuşuyorduk.

Bir yakınım anlatıyor: ''İstanbul'da arkadaşımız  vardı, Doretti isimli İngilizce öğretmeni ve Hristiyan. Bu kadın ne zaman ezan okunsa, derhal sohbeti işi bırakır, pencereyi açar ezanı dinlerdi. Yine yolda yürürken okunsa, hemen bir kenara çekilir,bitene kadar tabiri caizse hazır ola geçerdi.''

Yoruma gerek var mı ? 

Doretti ezana olan bu hürmeti sebebiyle inşallah Müslümanlıkla da şereflenmiştir diye dua ederek kaldığımız yerden devam edelim.  


"Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah"


Yine şahitlik ederim ki Muhammed - Sallallahu Aleyhi Ve Sellem- Allah'ın elçisidir.Kur'anı Kerim'in beyanatıyla O son elçi, benim tek örneğim, biricik önderim, Peygamberim, gözümün aydınlığı,Allah'dan sonra en çok sevdiğim, Sevgilim, yoluna can verilecek, izinin tozuna yüz sürülecek olan...

''Ahmed-ü Mahmud Muhammed Mustafa derler sana, (Sallallahü Aleyhi Ve Sellem)
Efdal-i mevcud Habib-i Kibriya derler sana...''
(Alvar İmamı Mehmet Lütfi) .

Bu sayılan pak isimlerinden başkaca,bilinen ve bilmediğimiz pek çok isim,sıfat,tabir,nişanları da vardır.
O (sav) anılınca şu ayet meali nasıl akla gelmez:

''Andolsun size içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.(Tevbe suresi:128)

Bir kişiyi dahi kazanmak için,nasıl çırpındığını,cennete gitsin diye kendisini ne çok üzdüğünü,insanlara,hayvan ve bitkilere,hatta bize göre cansız gibi duran taşlara,dağlara,şehirlere...kısaca dünyamıza nasıl şefkatli,merhametli olduğunu siyer okuyanlar göreceklerdir.
O (sav) Alemlere Rahmet...Rahmetenlil alemiyn...O, (sav) aşk havzının gül kokulu bülbülü...Nezaket timsali,insanları kırmayan,güzel ahlakı tamamlamak için dünyamızı şereflendiren...

O, (sav) Anam babam canım sana feda olsun Ya Resulallah derken,gözlerimizin derununda gizli bir hasret. ''Fedake ebi ve ümmi Ya Rasulallah...''

Bu yüzden ezan-ı şerifte adı geçince : Karret bike Ya Rasulallah.(Gözüm seninle aydın oldu/olsun.)
Gözümün nuru canım Efendim diyerek iki el baş ya da şahedet parmaklarını, O'nun (sav) mübarek ellerini ziyaret ediyor gibi öper,öperiz...

Hz.Bilal (ra) aşkla gözyaşı dökmeyi,Onsuz kalışın ıstırabı ile Medine'yi ve ezan okumayı bırakıp,Şam'a kadar teselli aramaya çıkacak bir muhabbetimiz yoksa da,biz ahir zaman günahkar ümmetleri olarak; cismen görme bahtiyarlığına erişememiş olmanın, fakat ruhen görmüşcesine bir imanla ''kardeşlerinden'' olabilirsek,bahtiyarlar zümresinin bir ferdi olarak mesrur olacağız.

Hz.Bilal,müezzinlerin ilki ve efendisi.Ve aynı zamanda Peygamberimizin (sav) hazinedarı...Zahirde hazineden sorumlu ama gerçek hazineye,sırlara aşka ermiş bir kutlu kişi.Başta Ebu Cehil olmak üzere İslam'ın ilk yıllarında, sırf Allah ahad, ''bir'' dediği için müthiş işkenceler çekmiş köle ile...Daha sonra Alemlerin Fahrine,Sevgili Peygamberimize (sav) azad kabul etmez bir köle olarak derinden aşkla bağlı.

Efendimizin (sav) ahireti şereflendirmesinin ardından,Medine Ona dar gelmiş ve Şam'a göç etmişti.O Peygamberin (sav) baş aşıklarından, aşkla şakıyan bülbülü artık ezan da okumuyordu.Gül'süz bülbül susmuştu.

Birgün rüyasında Sevgilisi (sav) Ona: ''Bu ne vefasızlık ki, ziyaretime gelmiyorsun?''diye sitem edince,Medine'ye gelerek Efendimizin makber-i şerifinde katıla katıla ağlar.Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin (ra) Efendilerimizin ısrarı ile mescidin damına çıkıp ezan okuduğunda Medine'de hayat durur. 

Deprem etkisi yapar.İnsanlar seslerle ağlaşarak kendilerini sokaklara atarlar.Sanki Hz.Peygamber (sav) kısacık da olsa kabr-i şerifinden kalkarak aralarına teşrif etmiştir. Hatıraları ayyuka çıkar.Aşk rüzgarları eser Medine'de...Gözyaşlarından bir sızı,ırmak...

Ezan yalnız namaza,kulluğa değil, aşka çağıran bir davettir.Allah kulunu sevdiği için,huzuruna istiyor.''Kulun Allah'a en yakın anı secde halidir.''

Ezan ilahi vuslata davet eden,yakınlığın,aşkın sedası...

Şehrinin bırak valisi, polisinden davetiye alsan,tıpış tıpış gidiyorsun da...




30 Ocak 2015 Cuma

Ezan (2)

Önceki yazımızda Ezan-ı Muhammedi (sav) bende ne ifade ediyor diye,satırlar üzerinde kendimce düşüncelerimi görmek istemiş ve bunu da siz dostlarla paylaşmıştım.

Bazen okunan ezanlar çok kısa geliyor bana,doymuyorum. Hele merkezi sisteme tamamen karşıyım. Her cami kendisi okumalı.Ezan okumanın kötüsü olamaz, ezanın bizatihi kendisi güzeldir. Adam makam bilmese,sesi güzel olmasa bile. Her minareden ayrı bir müezzin okuyacak.Fark şu ki, mesela sabah ezanı vakti,oldukça geniş. Birbirine yakın camilerde biri biterken,diğeri başlayacak, ya da Üsküdar'da olduğu gibi camiler paşlaşacak,ezanı karşılıklı okuyacaklar,bir biri, bir diğeri...Bazı yerlerde de,bir minarenin sesi çok kısık olabilir, diğeri normal açık.Böylelikle karışmamış olur.Hoş karışsa bana da o da ayrı hoş...Kuş cıvıltısı gibi ruhuma...Güzel kokuyu,güzel kokuya karıştırmak gibi...

Ezan nasıl doğdu konusuna giriş dahi yapamadan Allah-u Ekber'in anlamını yakalamaya çabalamıştım.

Kısaca, namaz vaktini duyurmak için sahabe hazeratı bazı teklifler getirmişlerse de, Efendimiz (sav) başka din/inanç mensuplarına benzerlik teşkil ettiği için uygulatmamıştı. Derken bir sahabi rüyasında kendisine hem ezanın hem de kametin talim ettirildiğini Efendimize (sav) söyleyince, Efendimiz (sav) rüyayı hakla tasdiklediği sırada Hz.Ömer (ra) Efendimiz'de yeminle aynı rüyayı gördüğünü ama arkadaşının önce gelip anlatmasının nasip olduğunu söylediğinde, Peygamberimiz (sav) :''Elhamdulillah, sağlam oldu'' buyurarak,makamlı talimin ilk eğitimini de verirler.

Hele ezan bahsinde Hz.Bilal (ra) Efendimiz ve Peygamberimizden (sav) sonraki hali nasıl anılmaz.İnşallah nasip olursa ilerde anarız.Şimdi ezanın ikinci kelimesine bakmaya çalışalım:

"Eşhedü en lâ ilâhe İllAllah" (2 kere)


Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Bu konuda benzer yazılar yazmıştım.Kısaca: Yaratan,yaşatan,doğa ve sosyal hayatın kanunlarını tespit eden yegâne gücün,ortak kabul etmez sahibi Allah'dır.

Hakimiyet kayıtsız şartsız Allah'ındır.

O'nun dışındaki ilahlar, kendilerini-haşa- Allah'ın yerine koyan her şey,şahıs,zümre,otorite,tağut için LA diyerek reddedişle,şahitliğe başlar; ancak Allah ve O'nun otoritesi/kanunları vardır.Biz yalnız O'na boyun eğer ve itaat ederiz.

Vitir namazındaki Kunut duasında : ''...ve lâ nekfüruk ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.''
''Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakır,onlardan hem kalben hem de fiilen uzaklaşır,onları desteklemez,peşlerine düşmez,başımıza geçirmeyiz'' Anlamında yakardığımızın bilinci ile müezzinle birlikte ezanı tekrarlarız. (İslam dünya işlerine,siyasete karışmamalı diyenlere ithaf olunur.Namazın içinde söylüyoruz hem de..!) 

Allah düzeni dışındaki rasyonel aklın ürünü tüm rejimleri,izmleri,ideolojileri,felsefeleri kesin olarak reddererek,kanun koyucu olarak Allah'ı ve Allah'ın yetkilendirdiği Peygamberi tanır ve iman ederiz.

''Bu benim hayatım,dilediğimce yaşarım!'' cümlesinin İslamilikten uzak şeytani bir düşünce olduğu bilinci ile ezanı dinlerken,aklına şu ayet gelir:

''Allah ve Rasulü bir şeye hükmettiği zaman; ne mü'min erkekler için ne de mü'min kadınlar için artık işlerinde bir seçme hakkı olamaz. 
Kim de Allah'a ve Rasulüne isyan ederse; şüphesiz ki apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.''           (Ahzap suresi:36)

Hakikatin şahitleri olarak seçilen Müslüman, kendisine yapılan bu ilahi seslenişe nasıl kayıtsız kalabilir.Namaz ile Allah, kulunu günahlardan korumayı murad ettiği için günün 5 ayrı vaktine dağıtarak,zamanını (hayatını) namaz eksenli ve planlı hale getirmiş oluyor.

Dünya yuvarlak ve güneşe göre ikâme edilmesi istenilen namaz ile, uzaydan bakılınca öyle bir sahne oluşuyor ki; her dakika namaz kılınan bir gezegen.İl,il,ülke,ülke,kıta,kıta her an secdede, rükuda,kıyamda Allah'ı anan, Allah'a secde eden iman ehli. Ne muhteşem bir manzara...
Bu halkadan olmaktan seni alıkoyan şey ne ? Hakkıyla namazı ikâme eden kişi, bu seçilmişler halkasındaki cennete serilen seccadesindeki yerini almış demektir.