2 Şubat 2020 Pazar

Biraz susabilseydik!


Biraz susabilseydik, ruhumuzun nefsimizden neler çektiğini duyup, huzura yol almanın sırrını keşfedebilecektik belki...

Biraz susabilseydik, neler söylediğini duyabilecektik, kuşların, gökyüzünün, yaprakların, ezanların, kısaca kâinatın...

Biraz susabilseydi dünya insanı; içinde vicdan ve merhamet diye bir hazine olduğunu yeniden keşfedebilecekti... Afrika'dan  daha fazla aç bir hırsa düşmeden, zulmettiği, sömürdüğü Müslümanlardan özür de dilerdi belki...

Biraz susabilseydi anneler-babalar-hocalar; çocukların dünyasından nice temiz saf iyilikler öğreneceklerdi...

Biraz susabilseydi devletleri yönetenler; az da olsa refah ve adalet içinde olacaktı ülkeler ve gezegenimiz.

Biraz susabilseydi çocuklar, büyüklerinin tecrübelerini bedavaya kendilerine rehber edinebileceklerdi.

Biraz susabilseydi insanlar, duyabileceklerdi insanların nasıl insanca yaşamak istediğini...




1 Şubat 2020 Cumartesi

Alışmak ve aşk denklemi!


insan dünyada yaşadıkça,
her şeye alışır...
acılara, sevinçlere,
sevilmemeye, sevmelere....
''ben seni sevmeye alışmak istemiyorum!''
alışmak, aşkı şefkate çevirir,
sorgularsın; aşk mı daha güçlü,
alışmak mı, diye...
aşk zaten çakan bir şimşek!
alışmak garip bir duygudur,
aşksız yaparsın ama alıştığından ayrı yapamazsın.
ve kolay kolay
alıştığımız şeylerin değişmesini istemeyiz,
sadece duygusal anlamda değil.
bir eşya da bile,
eski bile kalsa, yenisini tercih etmek,
her insana göre değil...
alıştığım model telefonumun
daha iyisi ile değişimini bile düşünürüm,
eskiden bu kadar değildim,
yaş ilerledikçe
yeni şeylerden ürküyor insan..!
yeniden aşık olmaya da...
zaten bizim yaşlarımızda aşk,
öyle kolay kolay gönle düşebilecek bir şey değil,
''hoş kadın, güzel kadın'' dersin,
ama ''ben ona deli gibi aşık oldum''
''çok aşık oldum''
''onsuz yapamıyorum, yapamam!'' diyemezsin.
zaman her şeye alıştırır insanı,
alışmaya bile alışırsın,
en kolayı da budur zaten...
belki de tüm hikâyelerin gizli galibi alışmak,
görünen gaibi aşktır...