Soru :"Murat Mesut'un eşi olsa nasıl kıskanırdı?" şeklinde gelince, basitleştirerek kısadan cevaplamak isterim.
• Övülen ve yerilen kıskançlık
• Kıskançlık türleri ve hased ilişkisi.
Gibi üst başlıklar etrafında mini kitapçık (risale) yazılır ve yazmışlardır. Bazı kalın ciltli eserlerde de ayrı bir bab açılıp detaylı incelenmiştir.
Mühür Gözlüm türküsündeki gibi hastalıklı bir kıskançlık değil! "Seni doğuran anandan" (Mübalağa sanatı) Bu türden bir kıskançlıkta sevgi-saygı güven kısa zamanda ölür ve bunu hiç bir normal kadın/erkek yaşamak/yaşatmak istemez.
Karşı tarafı bunalıma itip, birlikteliği uçuruma atarsınız.
Kıskançlığın sınırlarını aşmadan kıskansanız da günümüzde anlaşılası değil! (Zaten kastettiğim mânâdaki bir kıskançlığı günümüz kadınları şiddetle reddediyor ve öyle bir ilişkiye şans vermiyorlar! Sınırsız özgürlüğe zinhar gelenekçi bir kıskançlık pranga vuramaz!)
Net anlaşılması için örneklendirirsem: Murat Mesut, eşinin poz poz fotoğraflarının internet ortamında dolaşımına kesinlikle razı olmazdı. Hele o öpücüklü mucuklu pozlar!..
Ne diye yaban gözler bana ait olanı diledikleri zaman, diledikleri kadar izleyip, incelesin ki...
"Ne güzel gözleri, dudakları var" diye iç geçirişlerini düşünmesi bile, kocaman bir mutsuzluk/huzursuzluk sebebi olmalı.
Yalnızca profil fotoğrafından örnekledim, varın gerisini siz kıyaslayın!
Nasıl yani mi dediniz: Bana ait olan (kadının) gözbebekleri yabancı biriyle konuşması gerekiyorsa; yere, sağa-sola baksın ama karşı göze değmesin.
Konuşmak dedik; işve, naz, kahkaha, (mimikler) yalnızca bizbize olunca...
Hele oyuncuların yaşamları... Oraya hiç girmeyelim! 2saat önce eşin rol gereği başkasıyla... Neyse, sinir bozucu bir konu!
Böyle biri olunca da haliyle zor adam yaftası ile ödüllendirilirsiniz.(!)
Seni ben göreyim,ben izleyeyim, fotoğraflarını ben çekeyim, ben beğeneyim, ben bileyim, ben öveyim.
Bu, sana yetmiyorsa, zaten görünmeyen kocaman bir eksiklik, yarım kalış var demektir...
Biz birbirimize yetmiyor, tamamlayamıyorsak, fantazilerimizi doyuramıyorsak, boşluklar büyüyorsa...
Orada birliktelik gibi görünen iki kişilik yalnızlık var demektir ki, sonun başlangıcı...
Konuyu, görüşümü desteklemek, beslemek adına dini kaynaklardan, düşünür/uzmanlardan iktibas yapmadım, çünkü düşüncesizce/bilgisizce yapılan itiraz, kişi için manevi kayba sebep olur/uz...
Son cümle: Kadın için en hayırlı şey, mecbur kalmadıkça görmemesi ve görünmemesidir, der ait olduğumuz medeniyet.
Not: Çok ekstrem bir şey gelirse aşağıya ekleyebilirim. Soru 1 haftadır cevaplamayı bekliyordu, gecikme için özür diliyorum.
~~~
Evet yorumlar geliyor. Son cümle dediğim o veciz kadim söze şiddetle itiraz etmeden önce kopyala ve arama yap, bakalım seni nereye götürecek!
Ve tavsiyemdir; İslâm'ı yaşamak başka, kalbinde hiç bir sıkıntı duymadan itikat edip iman etmek başka... (Bu satırların yazarı da yaşamada vasat bir Müslüman ama iman hususunda zerre tereddütüm, itiraz ve pazarlığım yoktur, olamaz.)
Bu yüzyılda bize enjekte edilen felsefe, izm ve ideolojilerle dumura uğrayıp, saffetini kaybetmiş bir zihin ile İslâm nizamını anlamak sanıldığı gibi kolay değildir! Çünkü paradigma kayması yaşıyoruz!
*
Teşekkür ediyorum.
*
Kadın, toplumda var olacağım diye kendisini erkeklerin sömürü aracı haline getirmemeye dikkat etmelidir vesselam...
*
Tarihi arıza yaşayan bir milletin,150 yılda anlayışını, algısını değiştirdiler. Öyle sinsi bir çalışmaydı ki, artık oryantalistlere iş kalmamıştı! Onların içimizdeki aparatları ile adı Müslüman, sanı ateist/deist bir güruh İslâmi değerleri küçümseyebiliyor, hatta alaycı bir dille hakaret edebiliyordu.
*
Hep aynı yöntemin yaldızlı kelimeleri: Özgürlük, çağdaşlık, erkek egemen toplum, bağnazlık, feminizm, her cinse/cinsiyetsizliğe eşitlik, kadın hakları, hümanizma...