O, haftada en az 3 gün uzun yürüme kararımın arasındaki dosyalar arasında kaybolmuş. Ben unuttum ama okur soruyor, düğün davetiyesini ne zaman göreceğiz diye...
Ah! Olabilirdi de haydut devletin kibirli başının Venezuela'ya çökmesi moralimi bozdu. Bu yıl o iş olmaz artıken...
Yahu o yazı zaten özel bir sebepten ötürü yazılmıştı.
Yalnız ve özgür...
Bu düzenimi niye yok yere bozayım.
Bu konuyu tamamladığımıza göre sizi güzel bir şiir ve şahane bir İstanbul görseliyle başbaşa bırakabilirim. Filiz hanım fotoğrafçılıkta usta oldunuz...
"Gökyüzü bu kadar mavi miydi?
Neden mis kokuyor sabahlar
Altından elmalar gümüşten bardaklar,
Uyumak bu kadar sıcak mıydı?
Neden sarmalıyor rüyalar?
Niye yoktu tüm bunlar?
Seni tanımadan önce...
Korkusuzluk kolay mıydı böyle?
Açlık ve hiçlik arkadaş
Niye tokuz sürekli ilgiye
Gökyüzü bu kadar huzur muydu?
Ve rüyalar bu kadar güzel
Ellerin ve gözlerin bu kadar benim miydi?
Olasılıklar içinde ismin bana denk gelir miydi?
Seni tanımadan önce...
Demiş ya şair;
'Mevsimleri hep kaçırdım.
Çiçek açan yaprak döken
Resim yapmayı sevdim,
Denizin mavisinin,yaprağın yeşilinin her mevsim değiştiğini
Bilemedim.
Seni tanımadan önce'...
İşte öyle bir şey seni sevmek,
İşte öylece..."
Süeda