22 Eylül 2026 Salı

Daha ciddi önermeler lüffen

"Yıldızlar cıvıldaşmak için göğümüzde,
Nazar eylemeni bekliyorlar aşkla...
Tıkla sana özel gelsin beni bu dizelere götürdü. Harika, ba yıl dım. Daha okumadığımız ve kitap olarak çıkartmadığınız ne hazineler var bloğunuzda.... "

*
Diye haketmediğim övgülerle devam mailinizden sonra ilk kez ezgi/ilahi benzeri bir Suno çalışması yaptım. Ve okuduğunuz şeyin altına videoya nasıl olduysa blog izin verdi.Fena da olmadı sanki. Vesile oldunuz, teşekkür ediyorum. 

*

 "Şairim, güzel bir haberim var. Onlarca güzel sözleri olan şarkılarınızı kanalınızda görünmez yaptınız ya, onları daha geniş kitlelere duyurmanın zamanı geldi. Alem fm'e gönderiyorsunuz, tüm dünya dinliyor. Nasıl ama... Sadece 'bencilliği bırakıyorum' demeniz yeterli. 😍"

*

Canlarım, 
Benim şarkı yapıp, oradan yürümek gibi bir amacım yok ki. 
Suna'da bile herkese açık paylaşmıyorum. 
Kanalımdan kaldırma sebebimi yazmıştım. 
Çok canım sıkılınca Suno ile oyalıyorum arada kendimi. Zaten yakında orası da ne olur bilinmez. Ücretliye geçme, açık paylaşma, takip yapma. Kısıtlarlar adamı ve gidersin. 

Bendeniz de hergün Tıkla sana özel gelsin'e uğramayı seviyorum. (Web sürümünden) Şarkılardan şansıma gelsin gibi. Böylelikle hem etiketlenecek bir şey çıkabiliyor, 
hem de çok beğenmediğim bir şeyi siliyorum. 
Emekli olduğumda karşımda daha derli bir blog olsun. Bloğa kısaltmadan video yüklemeyi de çözdüğüm için arada ona da bakabiliyorum. 

Dediğinizi yapıp, ünlü olup sosyalleşemem:) Böyle iyiyim. Zaten adım başı şarkı, türkü... Ve hızlı tüketim maddesi... 

*

Gezilere de gitmiyorum. Biri git için açılsın demişti de... Herkesin bir arkadaşı var, sohbetle gidiyor, ben sap gibi onlara bakıp moralimi bozmak için üste para ve yol yorgunluğu mu haha daha ciddi önermeler lüffen... 😎

*

"Doğru dürüst iki lafı bir araya getiremeyen insanlar biliyoruz, mevki makam sahibi. Hani bir şakanız vardı ya 'harcandık' diye... Vallahi siz kendinizi harcamışsınız Murat beyciğim. 
Fazla fedakâr, fazla mütevazı. 
Şu kartvizite sizin bildiğimiz özelliklerinizi yazdım, sadece bu kartvizite inanarak yaşasaydınız, her şey farklı olabilirdi."

Sağolun... 
Bu dediğinize itiraz edemem. 
Garip biriyim belki de tuhaf. 
Bu dünyaya biraz yabancı ama niyeti hep iyiydi dersiniz... 


21 Eylül 2026 Pazartesi

Bizdik yanlış olan

Sen miydin, ben miydim yanlış olan? 
Ne zaman ve nereden baktığıma bağlıydı;
Sana kızınca ben, 
Bana kızınca sendin yanlış olan... 
Tüm gün ben, 
Gün batımında sendin yanlış olan...
Ateşe koşan pervaneler gibi, 
Aşka susamış çöller gibi, 
Yana yıka kor olsak da
Bizdik yanlış olan
Aşkta tek doğrum Rüveyda oldu, 
O da zaten bir kitabın içinde var oldu... 






20 Eylül 2026 Pazar

Issız akşamlar


ıssız akşamları
bana miras bıraksan da
çok seviyorum seni...



Unutuş değil bu

Unutuş değil, 
Bu sessiz kalış,
Unutuş değil,
Vazgeçiş hiç değil,
Anla bunu!
Bunun adı, 
Düpedüz
Umutsuzluk...
Uçurumlar kadar,
Işıksız kapkara geceler,
Yağmur yüzü görmeyen 
Çöller,
Ağırlaştırılmış mahpusluk,
Devası olmayan,
Belki de aranmayan bir dert,
Unutuş değil,
Umutsuzluk...
Yanık bir susuzluk...







19 Eylül 2026 Cumartesi

Aynı şarkıda

Söz de uçtu, yazı da
Güz de geçti, yaz da
Çok bekledim gelir diye, 
Döndüm durdum bir yazgıda
Sordum durdum o kırık aynada... 

Sözlerim kifayetsizdi, 
Ömrüm bir mevsimlikti. 
Beklemek kaderimdi. 
Ağladım durdum aynı şarkıda. 
Aradım durdum aynı yollarda... 





Dedikçe arttı mesafeler

Ayın kaçı dedim, takvimler kaçtılar!
Saate baktım, pili bitmiş...
Şarkı dinlesem, hüzzam.
Şiir okusam, hasret...
Yol var, dermanımı kaybettim.
Sen demiyorum, 
Dedikçe arttı mesafeler...
Bari hâyâlin benimle kalsın...



18 Eylül 2026 Cuma

Şiirlere şarkılara

 



Senin gidişin, 
Şiirlerin gelişi oldu... 
Sen diye sarıldım şiirlere.
Sen diye şarkıları örttüm, 
Sönmeyen yasımın üzerine... 

Senin gidişindi benim bitişim!
Ehliyetsiz bir mirasyedi gibiydi,
Hüznü bonkörce tüketişim... 
Ne gelmeni istedim,
Ne de gidişine alışabildim...

Senin gidişin diye bir şey yoktu aslında, 
Bu can bu tende durdukça,
Ahraz bir adamın savruluşlarıyla,
Sarılırım sadrımda hecelediğim adına...
Sarılırım seni anlatan şarkılara...
 



Yazık bir güruh!

Onlar içimizdeki dış kafalardır! 
Moda, sanat, futbol, markalar, tarzlar, geziler, yemekler, içecekler,.. Kısacası sefaya, sufli zevklere, hedonizme dair ne varsa hepsinde varlar, bilirler, ilgilenirler. 
Onlar içimizde bizden sandığımız batı hayranlarıdır. 
Seküler, laik ve ilericidirler. 
Bu saydıklarımızı önemser, savunur ve bunun için yaşarlar. 
Bir batılı kadar bile ezilmişlerin mesela Filistinlilerin yanında olmayı, değerli bulmazlar. 
Boykot, onlar için Gezi kalkışması ya da sol bir eylemden öte anlam taşımaz. 
Masumların kanlarını kahve diye, kola diye içerken, zerre vicdanları yoktur. 
Haber dinlemezler. Dinleyenleri de kendileriyle aynı hedonist dünya görüşüne sahip o bildik kanallardır. 
Davaları kursakları, kıbleleri hevaları, dinleri izmleridir. 
 "Velev ki ibneyim, nolmuş!?"
"Benim bedenim, benim kararım!" diyenlerle, kürtajı savunan cenin/bebek katilleriyle aynı safta slogan atmaktan geri kalmazlar! 
Çoğu açık etmese de iman etmezler. İmansızlıklarını gizleme gereği duymayanlarıysa "Huzur İslâm'da"  mottosuna karşı Huzur İsyanda diyebilecek kadar nasipsizdirler. 
Son yeni örnek; Ed Sheeran'ın turnesinden Filistin'e destek mesajları nedeniyle çıkarılan ABD'li rapçı Macklemore'deki vicdan ve merhamete dudak bükerler. 
Gözleri kulakları batıdadır ama batıdan çıkan vicdanın sesini görüp duyacak kalpleri yoktur. 


17 Eylül 2026 Perşembe

Ümitsiz aşk

Gelmeyeceğini bile bile umut yanığı bir bekleyişin ne demek olduğunu bilir misin sen? 

Bu beklemenin bir ütopyanın kıyısına varamayacağının hicranını asla bilemezsin sen... 

Asla'dan neşet eden sonsuz ümitsizliğin bir kalpteki onulmaz sancısının, yaşarken ölmek olduğunu tahmin bile edemezsin sen... 

Ve kalbe düşmüş aşktan öte bir hayata dokunamayacağını bilerek, ölüme yürümeyi hiç anlayamazsın sen... 

*



16 Eylül 2026 Çarşamba

Senden önce


Tünel

Gün benden bir şey beklemiyor artık, ben de günden. 
Sevenler, sevdiklerim çok uzaklarda. 
Doğan güneş bile aslında aynı değil, inanmazsan gece aya sor. 
Sağlıkla akşama erince, sakince geceyi ihya edince bin şükür. 
Gerisi büyük hayal, değil erişmek, istemek haddim değil. 
Gani gönlüm nasibine razı, sahibinin eşiğinden kovulmadığına sevinen bir köpecik... 
Gün benden bir şey istemiyor, ahımı duymasa yetiyor. 
Ben artık karıştırdım günle geceyi, 
Hayatla mematı... 
Farketmiyor, yeter ki takvimimin yaprakları çabuk azalsın... 
Yeter ki unutuş tüneline girmişken, kimselere yük olmadan çıkalım... 





15 Eylül 2026 Salı

Bir Mebrure yorumu daha!


"Mebrure hakkında bugün sayfasından da yararlanarak bir takım bilgilerden sonra:
Bu işler kolay görünmüyor
Öyle söylediği yazdığı gibi
Ardında bir ordu var
Çalışma arkadaşları ona destek olan yakın eş dost  emek veren fotoğrafçısından prodüktörüne…
Ve bir eş ona desteğiyle yol açan
Sadece görünen ses ve bestelerini biliyoruz, bence o görünmeyen kahramanlar onu şu anki konuma taşıyan…
Görünmek istemiyor, iyi de kendi değil yapay zekâylâ işleyen bir döngüde ne kadar sahici olabilir ki? 
Bu benim görüşüm…
Ve aynı zamanda
70’ler
80’ler
90’lar da değiliz
...çünkü tüketim günlerindeyiz. 
Çok çabuk balon gibi sönen şöhretin sarhoşluğunda kayıp insanlar kervanına aday olmak ne kadar mantıklı sorgulamaktayım…
A.T. hatırlarsanız gençlere hitap ile sallamıştı bir dönem zirveyi…
Şimdi sadece ismini hatırladık
Onu da unutucaz…
S.A. hâlâ şarkı yapıyor niçin yapay zekâdan destek almadı
Kadın zaten zirve ihtiyacı yok…
............
O yüzden insanlar seni sahici tanısın…
Yazdıklarınla
Kitap mantıklı
Şiirler derlenmeli
Toplanmalı
Yayına sunulmalı…
Siz aslında kendi kıymetinizi bilmiyorsunuz
Çok değerli oluşununuzu
Emek var ve heba ediyorsunuz
Sözleriniz çok derin
Kaleminiz derin
Siz derin
Bence yazmalısınız…
Ve görünmelisiniz…
Bir Nurullah Genç'den ne eksiğiniz vardı…
Onu izledim
Dinledim sahnede
Sizi de dinledim
Yıllardır izledim
O dil üslup tarz kat be kat üstündü
Bunun siz farkında değilsiniz…
............ 
Bu önyargı değil
Yalnızca yaşanmış tecrübedir
Saklanmak işe yaramaz bilakis güvensizlik oluşturur…

Hisleri hissetmek derin kalplerin işidir
Var olan da o hislere sahip insanlarla yolda yürümektir…
Gerisi geçici hevestir…
Naçizane fikrim bu…

Ve her başarılı insanın ardında ona yürekten inanan derin duygular besleyen eş sevgili dost vardır…"

*
Mutlaka insanı destekleyen birileri özellikle şarkı beste ve icra/sanat dalında başarılı olmak zor. Eskilerden bir Barış Manço'yu bilirim, şarkısını yazar, okur ve müziğini de tek başına yapabilecek kabiliyetteydi. Evinde stüdyosu vardı. Hemen her enstrümanı çalabiliyordu. Eseri istediği gibi olana kadar üzerinden geçip son şeklini verebiliyordu, keza Orhan Gencebay, o da istese orkestra kullanmaksızın eserlerini icra edebilecek bir kabiliyet. İşaret ettiğiniz gibi, yakın çevrenin desteği çok önemli. 

Tekrar altını çizeyim, N. Genç hocanın çırağının çırağı olamam. Mebrure hanım ile de kıyaslanamam, her daim haddimi ve yerimi bilirim. 
Şair denmesi nefsimi memnun etse de, bendeniz müteşairim. Tamam kendimi pazarlama işine ehemmiyet vermedim, çünkü kendi mütevazi dünyamın sınırlarının dışında olmak istemedim. 
Kişi önce kendisine inanacak, ben şairim, yazarım vb. diyecek ki rolüne uygun bir hayatı yaşayabilsin. 
Sonuçta sevdiğim iş yazmak, sözlerimi bestelemek YZ vesilesiyle minicik bir hobi dedikten sonra;
Mebrure'nin Şu Gönlüm şarkısı bana gelsin, en bi sevdiğim☺️ 

Dibin notu: Suno aylık 3969,90₺ aidat ile en iyi sürümü vaat ediyor ya da senelik en iyi indirimle 15.509 lira diyor 😅 1200₺ falan da var. Ay hâlâ gülüyorum. 
Hele benim gibi kolay vazgeçebilen biri için. Bu adam  yemek yerken başta Gazze, Sudan olmak üzere açlıkla, zulümle mücadele eden ezilmişlerden utanırken, kalkıp müzik hobisine... Kuruş vermem, hele de insanları eğlendirmek için!.. 
Alıştırana kadar ücretsizdi, derken ufak ufak kısıtlamalarla... 



Mebrure "değilim"

"-Murat Bey
Son şarkılarınız yine harikaydı. Niçin kanalınızda ve İnstagram'da paylaşmıyorsunuz. Video kısmında amatörlüğe bir çeki düzen verseniz Mebrure'ye rakipsiniz;) "
 
Mebrure, zannederem bu yıl başlarında ürünlerini paylaşmaya başladı. Ne demiş: "Yapay zeka değilim. İsmim müstear. Sözler, beste ve ses bana ait. Resmim avatar. Umduğum kadar başarılı olana kadar görüntü yok, ses var."

Yani 
başarı hedefine ulaşana kadar düşüncesi bu. Eserleri başarılı olmasına rağmen, daha 100 bin takipçiyi bile aşamamasının sebebi, tam da bu kendisini göstermemesi! 

Maalesef insanımız sanatsal takdirden uzak. Görselliğin kanımıza zerk edildiği şu zamanda, müşteri pardon talep, yok sanatsever diyeyim, görsel olmadan asla noktasında! (Rezil, pespaye şeyler paylaşan ucuzların milyona varan takipçi meselesi bahsi diğer.) 

"Marifet iltifata tabidir." 

Bence son durum, yani takipçi sayısı Mebrure'nin canını sıkıp şevkini kırıyordur. Zekâ ürünü duygusu yüksek güfteler yaz, bestele, seslendir, aranje vb. emek ver ama karşılığını, insanımızın görsel tutkusıu/takıntısı yüzünden umduğun noktada alamamanın kırgınlığı ve küskünlüğünü yaşa. 
(TV dizisinde, radyolarda eserlerinin duyulması geçicidir, o büyük resme bakar.) 

Sanat insanı, şairler, şair ruhlar böyledir. İlgi, takdir edilmek, anlaşılmaktır onların ödülü, 
teşvik/motivasyon kaynağı. 
Mebrure, aniden yok olursa şaşırmam. Hakettiği ilgiyi göremediği için gider. Tabii bu tamamen benim hissiyatım ve düşüncem, yanılmış olabilirim. (Ben öyle yapardım.) 

Bu uzun girişten sonra, bendeniz de onun gibi kendimi fiziken öne çıkarmadım. Ayrıca Mebrure ile kıyaslanamam. Sıradan bir müteşairim küçük dünyamda. Kendime "bir yudum teselli"yim. (Ses olarak da videolar etiketinde bir kaç şiirim var.) 
Kitabım satılsın diye imza günü teklifini başından istemedim. Okur beni merak ediyorsa, yazdıklarımda saklı olan ruhta görsün. 

Sonuç olarak, dediğinizi ben almayayım. Blog sınırlarını aşmayayım. Çok kıymetli, vefalı, siz okurlarımın 15 yıla yaklaşan takibi, ilgisi bana yeter. Çok teşekkür ediyorum, var olun. 


14 Eylül 2026 Pazartesi

Göğsünde uyut beni

Göğsünde uyut beni,
Çocuk gibi sev beni,
Ninnilerin şiir olsun,
Gülüşlerin şarkı...
   
   Göğsünde uyut beni,
   Sözlerinle büyüt beni...
   Göğsün gülistan olsun,
   Gülistanında der beni...

Göğsünde uyut beni,
Irmaklarına kandır beni,
Geceleri uzat e mi,
Sır gibi sakla bizi...

(23.11.23)


     Bu ilk versiyon. 

 
      Bu da v6 Suno ile farklı bir versiyonu


13 Eylül 2026 Pazar

karanfilin kaderi 2 / Bahtına musalla

Güle özenmekle insanın kaderi değişmiyor. 
Her gülün bir bülbülü var mıdır bilemem ama 
Her bülbül bir gül aşkına yaşar...
Ah benim canımın canı karanfilim!
Çaresizlik mi senin payına da düşen...
Öyle güzel kokmana kimseler aldırmadan,
Seni ölmüş bir hikâyenin eşiğine mi attılar...
Bülbül güle ağıtta,
Senin bahtına musalla...

(30.12.22) 


İnsan ne ile ilgilenirse ve isterse, o alanda gelişme gösterir. Şahsen aşk dışında ilgi konusunda dünyaya tam dikkatimi verip, yoğunlaştığımı söyleyemem. Mesela çift erkek sesi vokal vb isterdim, oysa sorsam YZ ya anında bilgi akacak. (Nitekim ilk denememi yukarıda sunmuş bulunmaktayım.) 

Hayata ve hadiselere gözucuyla bakmak bu olsa gerek. Bir de işbu müzik yapma işinde iyi olmak istemiyorum:) Bir Mebrure ablamız yeter. Hobi olarak sadece blog günlüğümde sizlere ve kendime hatıra. 




Mecburi


Sonra mecburiyetler girer koluna! 
Alıkoyarlar seni yolundan...
Çekip götürürler idam sehpasına!
Ölümlerden seçenekler atıverirler avuçlarına..!

Mecburi virajlarda patinaj yapsan da
Bir şeylere isyana benzer karşı koyuşlarla 
Direnip çaresizce haykırsan da
Acımaz mecburiyet denilen zabıta...

Oysa iki mecburiyet arası bir kaderi taşırsın 
Doğmak ve ölmek arasıdır sevmek, yaşarsın.
Vedalar, susuşlar da mecburidir, alışırsın...
Hazin bir hikâyede solarken, sebebini kendine bile açıklayamazsın..!



Hiç bir şey Rüveyda gibi olamıyor demiş şarkı. 



12 Eylül 2026 Cumartesi

Hadi gel de

Hadi gel de tut ellerimden
Hadi gel de aşkla
Götür beni sana
Götür beni sana
En kıymetli yerinde sakla
Hadi gel de tut kalbimden
Hadi gel de şefkatle
Götür beni sana
Götür beni sana
En kıymetli yerinde sakla
En kıymetli yerinde sakla








11 Eylül 2026 Cuma

Ötenin ötesi

Renkten öte renk, 
Zevkten öte zevk var... 
Yarattığı her zerreyi
Zerresine kadar bir bilen var... 

10 Eylül 2026 Perşembe

Değişmeliyiz

"Değişmeliyiz! 
Yol bitiyor! 
Yakında dünyanın rüya olduğunu anladığımızda bu dünyada olmayacağız!" dedi anda ruhum... 




Bitti'yi şarkılı paylaşmıştım. Dün Suno 6 v. İle hizmet sununca, işte istediğime yakın erkek vokal sesi ve müzik tarzı dedim. 
Bu tempoyla geceler ve ülkelerce yol gidebilirim. 
Demek ki teknik bilgi ve paralı sürümünde neredeyse her şey istenildiği gibi olurmuş ama o zamanda bunu iş edinir, boş işlere abone olurum diye sadece bu kadarla kısıtlıyorum içimdeki çocuğu... 



Alışmak yok

Gidenlerin yokluğuna, 
Günlerime düşen hasrete, 
Alışmak yok! 
Bir hüzün, soldurmadan, 
Nasıl yaşatılacaksa, 
Öyle kavuşacağım, 
Son nefesime... 





9 Eylül 2026 Çarşamba

Biz birbirimizi çok iyi anlıyoruz

Bunaltan, gürültücü, koca bir yaz mevsimini aşmayı bekledim, sararmış hüznünde dinlenmek için... 

Sen yapraklarını, ben günlerimi, biz ömrümüzden kaybederken, aşk ufuklarda kızıl tonlarıyla bize el sallamakta... 

Biliyor musun, sokaklarda kaldırımlarda, parklarda sarı yapraklarının savruluşu canımı çok yakıyor...Mümkün olsa üzerlerine basılmasın diye hepsini toplardım. 

Sen Eylül, ben Bay Hüzün, 
Sevgili olsak bu kadar uyumlu, bu kadar candan öte olamazdık. 
Biz birbirimizi, çok iyi anlıyoruz. 


8 Eylül 2026 Salı

Seni severken


Seni severken,
dört mevsimi bir anda yaşadım!
Ayaz oldum!
Avaz oldum! 
Araf oldum!
Ateş oldum!.. 
Üşürken yandım!
Yanarken dondum! 
Gülerken ağladım!
Ağlarken dağıldım!
Seni severken, çocuk oldum!
Çocuğum oldun... 
Ve sen gittin!
Yokluğuna sarıldım!
Anılara tutundum,
Şarkılarla avundum.
Ve artık,
Gülüşlerinin gölgesinde,
Son nefesimi bekliyorum...




7 Eylül 2026 Pazartesi

Bitti


Şiir bitti, 
Gidilen yollar, bitti... 
Ömrüm bir kuştu
Uçup gitti... 

O kadın gitti, 
Şiir bitti... 
Kalem kırıldı
Gönlüm daha çok... 

Artık yazmak sarmıyor
Acıtıyor, sarsıyor!.. 
Şiir ve şarkı 
İki hasım gibi
Hançerliyor, boğazlıyor! 
Parmaklarımı kırsam, 
Yüreğim durmuyor... 
Şiir mi bitti? 
Mürekkebim mi? 

Şiir bitti, 
Zaten hiç şair olamadım! 
Ama güzel aşıktım... 
Kendimce içimde derin yaşadım. 
Hiç de pişman olmadım... 
Kavuşamamak zarar değildir, 
Aşkı tadamamaktır zayi olmak. 
Şiir bitti, bitti mi? 
O kadın sahiden gitti mi? 







6 Eylül 2026 Pazar

Şiir, şiir

Şiir okumadan büyüyor çocuklar!
Çiçekleri, kedileri, kelebekleri nasıl sevsinler!
Şiir yazmadan seviyor gençler!
Kadınları incitmeden nasıl yoldaş edinecekler?
Şiir dinlemiyor kadınlar!
Eşlerini nasıl mutlu edecekler?
Kitab'a, edebiyata uzak insanlar!
Korkarım insanlığı unutacaklar!





Yalnızlığın içinde tek başına!

Bazen tek başınalığım yalnızlığa aşinalığımdır, geçinir gideriz. 
Bazen de yalnızlığım, sitemlerimin nazını çeker... 
Yalnızlık mecburiyet, tekbaşınalık tercih derler. 
Bazen onlar da yer değiştirir, derken koca  bir ömrü tüketiriz... 


5 Eylül 2026 Cumartesi

Bugün de büktün boynumu!

Bugün de büktün boynumu!
Semtine gönderiyorum, 
Çöl yangını dudaklarımdan,
Hasretin en koyusu öpüşlerimi...
Ağlardın, 
Duyabilseydin hasretine ağıtlarımı!
Tutardın yorgun ellerimden, 
Sarardın ruhumu, silerdin göz yaşlarımı... 
Bugün de büktün boynumu, 
Öksüz zamanlar sardı yine her bir yanımı...
Görseydin gönlümün yangınlarını!
Kelebeğin kanadına dokunur gibi,
Öperdin sancısından sana aşık kalbimi... 



Nicedir beklemiyorum

Nicedir beklemiyor, 
Bekleyemiyorum... 
Aşktan ve sevgiden yana ne varsa
Her hakkı mahfuz olamadan
Her hakkı heba olarak tamamladım, 
Şu bir daha gelinemeyecek
Telafisiz ömrümün son sayfasına...
Aşk bana el olmadı ama elin oldu. 
Ellerim boş, kalbim aşkla doluydu... 
Artık beklemiyor, 
Bekleyemiyorum... 
Yalnızlığıma dokunacak ne varsa, 
Uzağına kaçtım. 
Terasüstü kulemde, 
İçimdeki uçsuz bucaksız yollara vurdum yüreğimi... 



4 Eylül 2026 Cuma

Boşluk

Yokluğunun olduğu yerde, kocaman bir boşluk ve o boşlukta üç nokta, tamamlanamamış bir hikâyenin hazin izbesi gibi... 

Çaresizliği, özlemeyi, istemeyi aşan bir şey, yokluğunun olduğu yerde dönüp duran o kocaman boşluk... 

Hâyâl gibi uzak, nefes kadar yakın, sahile vuran hırçın dalgalar kadar gerçek, savrulup duruyordu o kocaman boşluğun ortasında... 

Yokluğunun olduğu yerde, yoksun bir adam, yaşanamamış bir geçmişi yaşarken, eceline sürüklenirken, yazık bir hikâye ile veda edecekti hayata... 



3 Eylül 2026 Perşembe

Masalıma çocuk oldum



Anıların ardından dalgın bakan bir çift yorgun göz oldum...
Kayboldu kalabalıklar, ıssızlığa yaren oldum...
Gelmeyeceğini bile bile, ayaklarına yol oldum...
Seni, kendime anlatmanın ağırlığına terazi oldum...
Çaresiz zamanlarda, sana çarpan saat oldum...
Sermayesini harcayamamış, fakir bir tüccar oldum...
Sevilerim içimde büyüdü, içime gömüldü, kendime mezar oldum...
SevdimSeni, gerçek miydin bilemeden, masalıma çocuk oldum...
Ah bu kızıl ikindiler, sizin müptelanız oldum...
İmkânsız bir hikâyeye aşk oldum...
Aşk diye diye aşka aşık oldum...

Göz oldum, yaren oldum, yol oldum, terazi oldum, saat oldum, tüccar oldum, mezar oldum, çocuk oldum, müptela oldum, aşk oldum, aşık oldum...
Ben böyle vuruldum...



     Tamamı 4:13 dakika... Tadımlık... 




2 Eylül 2026 Çarşamba

İnayete muhtaç bir aşktı bu!


İcazeti alınamamış bir aşktı bu!
Eşitsiz, zamansız, kifayetsiz!
Adil de değildi üstelik!
Ne sana sordu ne bana..!
İstilacı gibi geldi girdi kalbimize!
Galiba biraz da umarsızdı!
Üzer mi bizi diye, 
Hiç kaygı duymadı!
Çaresizlik içinde zamanlarca kıvrandı!
Ağladı, yalvardı, yakardı!
Sendeledi, yuvarlandı, hiç kalkamadı!
İnayete muhtaç bir aşktı bu!
Bir tek salası okunmadı!
Onu da anlamadı!





1 Eylül 2026 Salı

İçimde bir eylül mahzunluğu

İçimde bir eylül mahzunluğu, 
Gönlüm yaşanamamışlığın yorgunu.
Dallarda yapraklar, içimde kırıklıklar, 
Sarıya direnmiyor artık alnımdaki kırışıklıklar... 
Soğuk rüzgârlar pencerelerime sökün etti, 
Mavi desen, çok uzaklara göç etti. 
Geceler artık daha soğuk ve gri... 

İçimde bir eylül mahzunluğu, 
Her oda, kelimelerin harman yığını. 
Yüzüme yüzüme çarpıyorlar, 
Kaybolan hayatımı... 

İçimde bir eylül mahzunluğu, 
Parklar çocuk cıvıltılarıyla vedalaşıyor, 
Parklar yaprak ölüleriyle ağlaşıyor! 
Koca bir yıl, göz açıp kapayıncaya kadar kışa koşuyor? 
Annemin seslenişleri kulaklarımda çınlıyor! 
Artık ismimi bana hiç bir ağız duyurmuyor... 
Sanki yol bitmiş, hadi diyecek bir ışık gözleniyor... 
İçimde bir eylül mahzunluğu, 
İçimde, yarım bir ömrün mahrumluğu... 
İçimde bir hasretin avuntusu...