14 Ekim 2025 Salı

Adım Bağırılmadan


Adım Bağırılmadan

Annemin gidişi evdeki en büyük oda,
içinden geçerken üşüyorum.
Sesim ona benzedikçe
kendimden uzaklaşıyorum
Ve zamandan daha ağır  kayboluyorum.
Bir kimlik taşıyorum içimde,
herkes giysin diye soyunuyorum.

Bir kimlik,
başkalarının ağzında eskisin diye verilmiş bana.
Çocuk kalbim hâlâ dizlerimde,
düştüğü yeri unutmadı.

Kimi teslimiyet
biraz kandırılmakmış meğer.
Ben iyi niyeti
çok erken ciddiye aldım.

Şöhret,
adımı çiğneyerek büyüyen yabani bir ot, seraptan sofra.
Herkes seni yer, sen aç kalkarsın.
Işık vurur üstüne
gölgen sana düşman kesilir.

Alkış,
duyulduğu kadar varmış.
Affetmeyi denedim. 
Kin, Annemin öğrettiği bir dil değildi ve ben 
kin taşıyacak kadar güçlü değildim.
Affetmeyi denedim...

Küskünlüğüm sessiz,
yerini bilen bir sızı,
kabullenişe benzeyen bir suskunluk.
Beni atların yelesine asın,
koşsunlar;
rüzgâr karar versin kim olduğuma.
Ne unvan kalsın bende
ne de yapış yapış alkışlar.
Ve eğer bir yerde duracaksam,
adım bağırılmadan;
ardımdan yalnızca
kalpten çıkan bir Fatiha dolaşsın.
Beni atların yelesine asın, koşsunlar...

Kanarya Banu Dağ


Ey ömrün ikindi serinliği,
Ey akşamın eşiğinde geciken sevinç!
Ey güven gibi duran kuşku,
Ve ey yanışın merhametli asâleti!
Seni bulmak;
Kayboluşun zarif cüretidir...

Kanarya Banu Dağ


ADINI SÖYLEMEM

Akşam iner;
göğe değil, göğsüme.
Zaman çözülür, saatler kanar.
Hatırlamak bir an değildir artık,
Kaderdir bir yerinden yırtılmış.

Adını söylemem;
çünkü adı anılan acı uslanır.

Ve bilirsin
Bir yarım kalış yeter insana;
tam olan şeyler hatırlanmaz...

Kanarya Banu Dağ