10 Mart 2026 Salı

Gecenin İçinden Geçen Su

Kar yağıyor üsareye, sırrını döküyor tüm aynalar.
Şehirde Meryemi sükût, 
herkes kendi kalbinin kapısını içeriden kilitliyor.
Hatıralar tablo gibi asılı
duvarı olmayan her evde, yarım bırakılmış bir tuval!
Yüzümde kuruyor yıllar.
Annem söylüyor; 

"İnsan kendi kalbini taşırken yoruluyor. İşte o zaman suya bakmalı."

Onun için ben suya bakıyorum
bazı geceler.
Dağ başı kadar yalnız oluyor insan.
İntizar, kurak bir kuyuda bekleyen suya benziyor.
Üryan bir kabuğun kırılışı bu, dinmek bilmeyen gece sisi.
Yeryüzünün eski hikâyeleri dolaşıyor zihnimde.
Harut ile Marut’un gölgesi değil
insan kendi hilelerinde tâlim ediyor büyüyü.
Öyle ince tuzaklar kuruyor ki
Şeytan bile, yanında toy!

Bir söz dolaşıyor iki kalbin arasında
Şüphe ve gölge!
Daha dün su olan iki insan
şimdi kezzap birbirine.
Aşkın hezimeti başlıyor
gözler gözlere değmeden döşeniyor gurbet rayları.
Şehirler uzak değil
insan hayın, yollar mayın.
Bozuk saatler işliyor
boğuk bir nağme dolaşıyor sokaklarda.
Herkesin içinde notasız makam, çöken akşam.

Kendi hikâyesine inanmayan bir kalp çarpıyor.
Eller el oluyor kendi ellerine.
Kimse kimseyi tutmuyor
Ah herkes kendi düşüşünün tanığı.
Koşuyoruz, Burak sandığımız umutların ardından.
İnsan, bir ceylanın karnındaki miski bile kirletiyor.

Hatıra odunları, gözyaşlarından kör kütük ıslak!
Tutuşmuyor esrik hülyalarda,
kül bile sâdık değil ateşe.

Suyu bırakıyorum
Karı bırakıyorum
Dağ başlarını bırakıyorum
İçimde bir şey kalıyor
Bozuk saatler gibi işliyor
Boğuk bir nağme gibi sürüyor
Notasız bir makam gibi çöküyor.

İnsan ne dost, ne hasım.
Yalnızca iki büyünün arasında kalan
yaralı bir kalp.
Kar yağıyor üsareye
Su hâlâ akıyor
Gözlerimde ceylanın ürkekliği
Her fısıltı bir yara
Her bakış külliyat
Bir ölüm gerçek
Bir ölüm!

Ve ben çıkıyorum aynalardan.

Kanarya Banu Dağ