Sen de eksildin birer birer çıktığın yokuşlardan..
Oysa ne emekti o yollar…
Ne gözyaşı
Ne alınteri
Ne duygusal anlamlar
Yüklediğin heybene…
Yazık ettin kendine…
Rüveyda diye diye…
Aşk bu değildi…
Baktın ama göremedin…
Yaşadın sandın
Yenildin Murat Mesut…
Oysa sen ne güzeldin şiirlerinle…
Ama sen severken yazıyordun
Öyle değil mi?
Aşk bitti yapı paydos dedin…"
"Yazık ettin kendine…
Rüveyda diye diye…
Aşk bu değildi… "
Aşk tam da buydu...
Garip olan, daha çok daha derin yazacaklarımı burada satırlarda değil de sadrımda yaşıyor olmam...
Yazmaktan ve yaşamaktan yorgunum çünkü...
Ve facemi kasıtlı açmıyor değilim!
Sorunu bildirdim, düzelirse yine devam ederim, düzelmezse dostlarım için üzülürüm. Yoksa kaybetmelere aşinayım, face nedir ki...
Başka hesap aç üstad diyenler çoğalıyor, onu ayrıca düşünürüm. Nasılsa düşüp düşünüp kalkmaya da aşinayız:)
Youtube'de ilk sildiğim videoyu kanal telif melif deyip engelledi! Aynı şiiri arkadaşım farklı video formatıyla ama o engellenin aynısı olarak gönderdi, bu defa kanal short yerine video olarak yayınladı! Kendi prensipleriyle çelişen yapay zeka alt edilmiş oldu, bir usta elin yeni düzenlemesiyle... (Her soruya detaylı cevap vermek zorunda hissetmek de ayrı bir aşk çilesi))
"Yazık ettin kendine…
Rüveyda diye diye…
Aşk bu değildi… "
Bu kısmı çok sardı beni. Tam şiirlik tema:)
Meczuplara da öyle der akılla yaşayanlar; yazık etti kendine...
Ve itirazım; yaşadım ben aşkı hem de ruhumun iliklerine kadar...
Heybem boş değil, ziyan olan bir şey yok. Aşk vuslat değil, aşk ruhsat ile azimet arasında bir yolculuk.
Varamadıkça eksilmedim, çoğaldım, biriktim...
Ve ömrümün en güzel oruç ayını geçirdim. İnzivanın zirvesinde, kendi fildişi kulemde...Güzel olan şeyler çabuk bitiyor...
Oradan bakınca acıklı bir hikâyenin acınası bir dilencisi gibi görünüyorsam, söyleyin bu halime de ayrıca ağlayayım.:)
Değerliydi mektuplarınız, teşekkür ediyorum.