toplayın / dökülen sıvaların arasından / o kırık oyuncakları
bir yetim rüzgar / evlerin damarlarında / o sızıyla geziyor
beş yaşında / kalbim / oysa cebimde bin yıllık masallar / hani...
bir kedi tırmalıyor / vaktin duvarlarını / süt kokusuyla karışık / barut isi...
biz çocuklar / hani terliklerimizi karıştırırdık ya / karanlık sığınaklarda
hani...
artık / yalın ayak yürüyoruz / gökyüzünün o en kalabalık caddesinde
bir top yuvarlanıyor / duruyor bir umudun tam kalbinde
annemin tülbentine sarılıp / uyumak vardı / o eski sedirde...
ama...
kuşlar uçtu / kafesler parçalandı / şehir bir tabutun içine sığdı...
insan kolileri diziliyor / yan yana / her birinde yarım kalmış bir gülüş...
ben altı yıl yaşadım teyze / altı koca asır gibi ağır / ve yorgun...
kumbara feryatları biriktiriyorum / bayramda şeker yerine hüzün dağıtanlara...
bir kurşun sesi / bölüyor uykuyu / sayıyorum birden bine kadar / acıyı...
hiç mi salkım düşmez / bu toprağa / hiç mi üzüm tanesi değmez dudağımıza?
yıkılmış duvarların gölgesinde / bir child hala / çizgi film izliyor hayalinde...
annesinin saçlarını okşuyor sessizce / "anne" diyor / "kazlar da gelecek mi?"
biz...
cennetin bahçesinde / kuşlara buğday verirken meleklerle...
dünyayı bir battaniyeye sarıp / dışarı çıkaracağız bütün kederleri...
çünkü devler aslında cüceymiş / biz sarılınca kocaman olurmuş gölgemiz...
şekerler ellerimizde erimeden / salıncaklara kuracağız o kayıp şehri...
artık olmayan kapıları çekip arkamızdan / yürüyoruz ışığın bittiği yere...
her birimiz / birer çiçekli kefen / her birimiz toprağa gömülen bir bayram sabahı...
ve Hind...
evin damarlarında dolaşan / o son gün ışığı gibi...
altıdan geriye sayıyor şimdi / hiç yaşanmamış / o üç yüz elli yılı...
söylesene teyze / balıklarımıza akvaryum / bulduğumuz o günler nerede?
bir kutu ev cıvıltısı / biraz telaş / o telaşı bile özledim...
bugün hiçbir şey olmasa da / saçlarım yarın uzayacak sevinirim...
demiştim ya...
sığınaklarda terliklerimiz karışınca / üzülmeyiz nasıl olsa / yalın ayak gömüleceğiz masallara...
biliyorsun teyze / biz hiç küstürmedik cüceleri...
çayırlar bize kalacaktı / şekerler atlara / salıncaklara koyacaktık şehri...
bebekleri uyutacaktık / buydu planımız...
ama...
şimdi / yıkılmış evlere dağıldık...
bir yetim / annesinin saçlarıyla oynuyor / "anne bak kazlar nasıl yürüyor"
farkında değil...
bir top yuvarlanamıyor / cesetlere çarpmaktan...
sular dolmuyor / kırılmış bardaklara...
sandalyelere acı oturmuş / masanın altında / hayat bilgisi kitabından bir sayfa...
kuşlara buğday vermiş melekler / çoktan...
telefon uzaktan çalıyor / sessizliği...
Hind...
son gün parçası gibi...
artık olmayan bir evin kapısını çekiyor...
gölgesi / kocaman bir adama benzer mi acaba sarılsa diğer çocuklara?
teoride...
kumbara paralarımızı biriktiriyoruz / son nefeslerimizi topluyoruz kuruşu kuruşuna...
sırf yaşamak için...
bütün bunlar olurken...
altıdan geriye sayıyor bir kurşun / bir salkım kurşun...
içinde hiç mi üzüm tanesi yok?
en fazla beş tanesini sayabiliyor / kalan 350'sini / hiç yaşamadığı yıllar...
baksana anne / kazlar da bizimle...
bizimle cennete gelecek mi?
gazze 'nin solan şekerleri
ve masumca susan
altı yıllık bir rüya...
Şerife Akarsu Şahan