18 Mart 2026 Çarşamba

İki mesele

Ramazanı şerifle ilgili iki zorluk ve nasip... 
Onların yanında açlık susuzluğun lafı bile olmaz;
Ramazan ayı nasipli talibini dönüştürür...(Geliş gayelerinden biri budur.) 
Bundan zoru da o dönüşümü, yani ruhun kazanımlarını, kuvvet bulmasını, manen zenginleşmesini bir sonraki ramazanı şerife kadar muhafaza ederek yaşayabilmektir...Bir ay boyunca tamir ve tadilat evresi bitip, ruhu tedvin safhası başlar. 

Bu ayın gelişine sevinen ve hürmet eden insanlara kalan ömründe uçabilsin diye bu kutlu ayda bir çift kanat takarlar, pek çoğumuz o kanatları kısa sürede düşürüp kaybederiz... 

Her yeni gelişinde, giderken bıraktığı gibi bulmak ister bizi. 

*

Namazı eda ve namazı ikâme etme meselesine de işaret edersek;
Namazı vakti içinde kılmak yani eda etmek büyük bir nasip iken, yine o eda esnasında bir çift kanat takarlar ve bu miracı manevi olur. 

Yine pek çoğumuz o kanatları diğer vakit girene kadar kaybederiz! Çünkü namazı eda ile ikâme etmek arasındaki anlam ve hayat farkını bilmeyiz. Namazı, vakti girince belli fıkhi şartlara uyarak eda etmek sanırız. Kur'anın "namazı ikâme ederler" mealli ayetlerinin- merak edip- tefsirine bakmak hiç aklımıza gelmez. (Bugün bak olur mu?) 

Namazı ikâme etmek, namazlar arası ve son nefese dek sürecek olan büyük nefis cihadıdır ki, namazları vaktinde eda da ancak bu şekilde yerini, manasını bulur.
Namazı ikâme etmek, bir ömür sürecek sınavda agâh olmak ve nefse yüz vermeme disiplinidir. Kuldan beklenen ahlaki olgunluk/ güzelleşme, dürüstlük ancak o zaman mümkündür. 

Not: Orucun yeri ayrı, namazın yeri ayrı; günlük yaşamın yeri ayrı dediğin anda, bu konuyu anlamaktan zerrece nasibin yok demektir!