31 Aralık 2016 Cumartesi

''iyi bilirdik''


uzaklardan gelen nazlı sabah ezanının,
ılıklığı gibi gelse bana ölüm,
bir sarı sonbaharda yerler kuruyken, 
toprak üşütmezken,
ardımdan kimseler ağlamasa,
insanlar ''iyi bilirdik'' deyip,
günlük yaşamlarına yaslansa...
''iyi bilirdik'' kötü niyeti yoktu, 
çocuk hallerine rağmen,
''iyi bilirdik''iyilik yapmayı çok severdi,
bile bile bir can'ı incitmezdi, 
iyi insan olmayı çok isterdi...
''gerçekten iyi miyim, Hak nazarında,
ölürken belli olacak...'' derdi, 
iyi birisin sen denildiğinde...
bu yüzden ''nasılsın?'' hitabında gizli,
matematik sorusunu hiç sevemedi,
hesaba çekişi anımsatırdı,
olmayan keyfi kaçardı...
''bilmiyorum ki, nasılım,
Hak katında..!?'' diye iç çekerdi...
sabah ezanlarında doğmuşum,
annem öyle derdi,
sabah ezanlarına dolanarak gidesim var,
bir sarı sonbahar günü,
yağmur yağmasın,
yerler ıslak olmasın,
insanlar üşümesin, 
ayakkabıları çamurlanmasın,
''iyi bilirdik'' derken...
çok tanıyanım da yok zaten,
şairin dediği gibi inanmış dört adam yeter,
tabutumu yeşil renkli arabaya atmak için...
sonrası zaten ölmeye gör,
düşmanın bile komaz cesedini orta yerde...
''iyi bilirdik'' deyin ne olur,
en azından iyi biri olmaya çabaladım,
''iyi bilirdik'' deyin ki, 
şehadetinizi Rab makbul saysın...
sarı sonbaharda, 
yerler kuruyken,
sarı yapraklar dallarından koparken,
sabah ezanı yanık yanık uzaklardan okunurken...
''iyi bilirdik,iyi olsun gittiği yerde'' deyin...