27 Ağustos 2026 Perşembe

Şiir niyetiyle açmıştım ki

Hiç bir canlıyla alay etmek asla aklıma gelmez. 
Hor ve küçük görmem. 
Kibrin zerresine düşmekten ödüm patlar. Kibir konusunda özellikle kendimi çok kontrol ederim. 

Yalan dilimden, yalancı benden uzak olsun! 

İftiraya uğramaktan, hasta olup insanlara yük olmaktan, ahirette rezil olmaktan, Allah'ın gazabına uğramaktan, imansız ölmekten çok korkar ve Allah'a sığınırım. Yanlış anlaşılmak da sevimsiz bir durum. 

En sevilen Peygambere ümmet oluşuma, ehli sünnet ve iman nimetine, salih rüyalara güvenip rehavete kapılmam. Bilirim ki nefs ve şeytan pusudadır. Enaniyet insana kaybettirir. Ki şeytana kaybettirdi. O alim ve abid oluşuna çok güvenmişti. 

Nankörce bir iç geçiriş, haddi aşmış bir fiil, Allah'ı (öfkelendirebilir) gazaplandırabilir. Emin olmak yok. Son nefeste, melekler iyi, güzel gelip gideceğim yeri görene dek (cennet) emin olmak yok. 

Her daim korku (havf) ve ümit (reca) arasında, ümide az daha yakın... 

Zikirse dildeki tespih sayılarından, kalbin her fillde ve sonra sakin (eylemsiz) halinde bile Allah'tan gafil olmama hali...Öyle ki, uyku arasında bile nüfus etsin. 

Ve arifin dediği gibi:
Allah hakikaten var. 
Ve her yarattığının her halinden, içinden geçenlere kadar her an, aynı anda haberdar (habir). Buna çokça şahit oldu bu mücrim. (Önemli dualarımı sadece kalben söylerim ki şeytan duyup rüyamı ifsat edemesin.) 

"Rahmeti gazabını geçmiş Allah'a" sonsuz zerreler adedince şükürler olsun... 

Not: Küçük sevinçlerim var benim başlığı altında güya şiirimsi yazacaktım, yine kontrol benden  gitti bu yazı ortaya çıktı.