20 Ağustos 2026 Perşembe

Cins kafa olmak!

Beni de "Şiir yazamama hastalığı"mı mahvetti..? 
Ruhum mu orada?
Şiirler beni bu yüzden mi çağırıyor? 

Acaba, evli ve mutlu olsaydım, şiirlerin davetini yine duyar mıydım? 

Dünya tarihi bize göstermiştir ki, pekçok ünlü yazar, şair, filozof, sanat insanları hatta psikologlar, üstad Necip Fazıl Kısakürek'in deyimiyle "cins kafa"dır. 
Bir sıradışılık, alışılmadık bir tarz... Hatta içlerinde psikiyatri desteği alanlar, intihar edenleri de  var ne yazık ki... 

O derece aklı gerip, kalbi yorunca insanın manevi bir rehberi de yoksa varacağı yerin akıl hastanesi olması beklenen hazin netice... 

Bendeniz ömrümü şiire adayacak kadar bunamadım tabii. 
Zaten şairlik iddiam cidden olmadı. Beğendiğim şiire benzer şeylerim olsa da istisna kaldıkları için, 
kapıcı odası müteşairlikte bulduk tesellimizi 
Yazarlık yönümün daha baskın olduğunu kabul ediyorum. 

Tekraren altını çizmeliyim ki, hayat edebiyata ya da bir aşk hikayesine adanacak kadar basit ve ucuz değil! 
Ve bu adam bir şiir ya da makaleyi tek oturuşta yazıp, hataları da yayınladıktan sonra, yani kervanı yolda düzenleyecek yapıda biri... 

Ahmet Telli'nin "yarım kalmış şiirlerimi tamamlamalıyım" dizesi gibi hiç olamadım. 
O andaki ruh halimle şiir doğar ve biter. 
Sonradan uğraştığım bir şiir, benim açımdan zorlama bir çalışma olur. Belki kalitesi artar ama ya ruhu!.. 

Sonuç olarak, ne vakit ilhamiye gelirse tel yanımda, yazar taslaklara atarım. 24 saat ne şiir okurum ne de aman iyi bir şiir yazayım modunda... 

Bununla beraber, şiir gibi yaratılmış muhteşem şeyleri tabii ki de okurum. 

Bu görseldeki gibi, yani gece 00:00'da yazıp yayınlıyor değilim. Gündüz planlanın günü saatini kurabiliyorum. 
Özellikle kış aylarında ben uykudayken yazım, kurduğum zaman diliminde yayına girmiş oluyor.