17 Temmuz 2025 Perşembe

İki nabız arası / Karavan

Her tarafı kötüler sardı,
Ondan mı? 
Fazla güzelsin,
Gözlerin fazla derin,fazla ondan mı? 
Tüy hafifliğin nasıl da ağır;
Boğazımdasın…

Sana bakınca, bir gül dalı gibi kırılıyor içim.
İnsan seni severken kendinden eksiliyor biraz.
Saklı bir yıkım var bakışında,
Bir felaket nazlılığı.

Suskunluğunla konuşuyorsun,
Sesin kalbimin kıyısında dalga.
Ne zaman gelsen
Gitmelerin ürperiyor içimde.

Her tarafı bir suskunluk bastı.
Söz geçirmeyen bir karanlık gibi…
Ve sen;
Bir yerlerde fazla güzel kaldın.
Kendine bile ağır gelen bir hafiflik gibi
İnce, ince,
Boğazıma takıldın.

Sen kelime değilsin
Cümle değil
Nesir 
Şiir
Destan değil.
Yüzün,
tarihi unutulmuş bir efsanenin yankısı.
Bir gül değil 
Gülün tam açtığı ânın temâşâsı.

Kötüler çok, evet.
Ama sen;
Sana bakınca anlıyorum,
İyilik sadece bir güzellik değil,
Bir imtihan.

Senin yerin,
iki nabız atışı arası.
Bir "acaba" ile bir "keşke"nin ortası.

Her tarafı kötüler sardı
Ondan mı?
Boğazımdasın...

Kanarya Banu Dağ



KARAVAN 

Başımı sana yaslamayı,
bir ömrün en sessiz hicreti saymıştım.
Karavanı, yollar için seçmedim,
insan bazen göç etmekten yorulur da
yalnız bir kalbin içinde konaklamak ister ya hani...

Dışarıda rüzgâr,
eski haritaları yırtıp duruyordu.
İçeride zaman,
ellerini dizlerine koymuş
uzun zamandır ilk defa susuyordu.
Konuşsaydım şayet, 
ağzımdan kelimeler çıkmayacaktı.
Yarım kalmış mevsimler dökülecekti.
Çocukluğumun kırık aynaları,
annemin yüzünde unuttuğum dua,
adını koyamadığım bütün gurbetler...

İnsan, sevdiğine başını yaslayınca
omzuna değil,
kendi sürgününe varıyor meğer.
Ben sana varınca
yedi kıta küçülecekti.
Çünkü sevgili, hasretin coğrafyası,
haritaların bilmediği bir yerdi.

Ve belki hiçbir çiçek açmayacaktı.
Lâkin toprağın,
çiçek açmaktan daha eski bir sabrı vardı.
Biz de o sabrı bölüşecektik tek parça kalarak.

Karavanın küçük camında
akşam, usulca yüzünü yıkarken,
dünya yine dönecekti.
Bir tek biz,
nihâyet yetişecektik-yetecektik  birbirimize...

Kanarya Banu Dağ